Başbakan Yıldırım: MHP ile Anayasa değişikliğini yapacağız, başkanlık sistemini hayata geçireceğiz (3)
BAŞBAKAN YILDIRIM STK TEMSİLCİLERİ İLE BULUŞTU
Başbakan Binali Yıldırım, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi'nde sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi. Burada konuşan Başbakan Yıldırım, 15 Temmuz'da milletin hem darbecilere darbeyi vurduğunu, hem de ekonomiye gereken katkıyı sağladığını belirterek, "Darbenin olduğu günün sonrasında vatandaş 2.5 milyar doları bozdurdu, bankalara verdi. Ne olur ne olmaz, ihtiyaç olur diye. Takip eden bir ay içerisinde 12 milyar dolar parayı eliyle götürdü bozdurdu ve bankaya yatırdı. Böyle millet nerde var? Geçmiş dönemde de darbe girişimleri oldu. O zamanki yöneticiler şapkalarını alıp gittiler. Ama onların hesabı yine aynı olacaktı. Biz darbe yapacağız, onlar ceketlerini alıp gidecekler. Ama yanlış hesap ettiler. Ne dedik; biz kefenimizi giyerek bu yola çıktık. Üzerimizden geçmeden bu milleti, bu emaneti alamazsınız. Ceketini alıp şapkasını alıp gidenlerden olmadık. Bu darbecilere darbeyi vuran aziz millete şapka çıkaranlardan olduk. Bu millete şapka çıkardık" dedi.
'CHP İKTİDARA GELEMEDİĞİ İÇİN KONUŞMADA UZMAN'
CHP'ye yönelik eleştirilerde bulunan başbakan Binali Yıldırım, ana muhalefet partisinin bir süredir Yenikapı ruhunu terk ettiğini belirterek şunları söyledi:
"Varsa yoksa AK Parti'nin işleri. AK Parti ne yapıyor? AK Parti'nin, hükümetin yaptığı iş orada. Ovit Dağı'na tünel, boğazın altında araçlar için tünel yapıyor. Dünyanın en büyük havalimanını yapıyor. Osmangazi, Yavuz Sultan Selim köprülerini yapıyor. Zigana'ya Ovit'ten daha uzun tünel yapıyor. Cankurtaran'da, Ilgaz'da tünel yapıyor. 600 kilometreden fazla devam eden tünel işi var. Hızlı trenler yapıyor. Havalimanını halkın yolu yapıyor. Rize'ye denizin ortasına havalimanı yapıyor. Size laf yetiştirecek vaktimiz yok ki. Herkesin o uzmanlığı var. CHP iktidara gelemediği için konuşmada uzman. Biz çalışmada uzmanız. Biz çalışa çalışa millete hizmet ediyoruz, onlar konuşa konuşa milletin kafasını yoruyor. Az laf, çok iş. Laf üstüne taş değil, taş üstüne taş koyacaksın. Bu memlekette taş üstüne taş koyan herkesin başımız gözümüz üstünde yeri var. Bizim için siyaset hizmettir. Hizmete vesile olmazsan vatandaşın sevinci, güveni, olmazsa o hizmet varsın olmasın. İnsanı yücelt ki; devlet yücelsin. 600 yıl ecdat bunu söylemiş. Boşuna söylememiş. Değişik kıtada değişik kültürdeki insanları kardeş yapmış. Herkes beraber barış içinde yaşamış. Türkiye'nin yarını, bugünde daha güzel olacak. Ne terör, ne uluslararası tezgahlar Türkiye'nin önünü kesemeyecek. İlk günden itibaren siyasi ve ekonomik istikrarı gözümüz gibi korumayı temel önceliğimiz gördük. Başardıklarımızla asla yetinmeyeceğiz. Hep daha iyisini gerçekleştirmek için çalışacağız. Kimse boş hayal görmesin. Bugüne kadar ne yaptığımızı görmek istiyorlarsa her şey ortada. Onların hayal edemediklerini, hayallerinin erişemediği her şeyi gerçeğe dönüştürdük. Bizim derdimiz Türkiye'nin bugüne değil, aynı zamanda geleceğidir."
KOBİ'LERE DESTEK MÜJDESİ
Asgari ücreti 2016 yılı başında bin 300 lira olarak belirlemelerinden dolayı işverenlere prim ve vergi desteği vermeye başladıklarını hatırlatan Başbakan Binali Yıldırım, "Şimdi işverenler ve esnaflar merak ediyor. Bu destek ne olacak? İşverenlerin yüklerini hafifletmek için bir yıllığına destek vermiştik. Rize'den tüm Türkiye'de KOBİ'lere müjde vermek istiyorum. 2017 yılı boyunca da bu destekler devam edecek. Vatandaş 15 Temmuz'da bizim yanımızdaydı, biz de vatandaşın yanında olacağız. Bu destek 7.5 milyar tutuyor. Helal olsun. 15 Temmuz başarılı olsaydı, bunları konuşabilecek miydik? Milletten gelen millete gidecek. Bizim işimiz milletin derleyip topladığını adil şekilde ülkenin ihtiyacı olan yerlere tahsis etmektir. Sizin emanetinize hıyanetlik yapmamak, sahip çıkmaktırö dedi.
'FETÖ'CÜLERİN AVUKATLIĞINI YAPACAĞINA MİLLETİN NE DEDİĞİNE BAK'
Türkiye'nin geçmişte yaşadığı sıkıntıları yaşamaması için üzerindeki bütün ağırlıklardan kurtulması ve sistemdeki sıkıntı ve arızaların giderilmesi gerektiğini ifade eden Başbakan Yıldırım, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir Rize ziyareti sırasında, 'Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilmesi ile ortaya çıkan fiili durum mevcut anayasayla uyuşmuyor. Bunun mutlaka düzeltilmesi gerekir' yönündeki ifadelerini hatırlatarak konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Bu sözler üzerine, 'Ne demek fiili durum, anayasaya uymuyor' diyerek kıyamet kopardılar. Siz değil misiniz Cumhurbaşkanını seçtirmeyen. 2007 yılında 367 icadını yapan siz değil misiniz? Bizde gittik vatandaşa, 'Bize Cumhurbaşkanı seçtirmediler, size geldik' dedik. Referandum yaptık ve milletin Cumhurbaşkanını seçmesi kuralı geldi. Hal böyle olunca Cumhurbaşkanı artık siyasi sorumluluğa sahip. Bütün yaptığı işlerden dolayı, en azından vatandaşa karşı sorumluğu var. Süre bitiminde ne diyecek vatandaşa, ne mazereti olacak? İşte anayasa öyleydi, böyleydi. En büyük gücü veren millettir. Anayasa'yı da millet yapar. Anayasa milletin üzerinde değildir. En üstün irade millet iradesidir. Şunu bir de CHP'ye anlatabilsek her şey düzelecek. Her şeye sığınıyor da millet iradesine gelince nutku tutuluyor. FETÖ'cülerin avukatlığını yapacağına milletin ne dediğine bak. Onlar yapacaklarını yaptılar. Karşılığını mahkemelerde görüyorlar. Sana ne. Şimdi bu işi de halledeceğiz. Anayasa'da gerekli değişiklikleri yapmak için teklifimizi kısa sürede Meclis'e getireceğiz. Meclis'in taktirine sunacağız. Meclisimiz gerekli görüşmeleri yapıp oradan da sizin önünüzde getireceğiz. Siz de her zaman olduğu gibi bu işi halledeceksiniz. Vekillerin halledemediği işi asıllar halleder, millet halleder. Biz partilere, 'yeter ki biz vekiller olarak bu sorunu milletin önüne götürelim, hiç değilse bunun için gelin görevinizi yapın' diyoruz. Meclis'te bu değişikliğe katkı sağlayın. Başka bir şey istemiyoruz. Son kararı millet verecek. Biz millet adına nasıl karar verebiliriz? Milletin verdiği kararda başımızın gözümüzün üstünde yeri vardır. İnşallah Türkiye'nin gündemini meşgule eden bu meseleyi de kısa sürede gündemden çıkaracağız."
'ONE MINUTE VAR, BİR DE TWO MINUTE VAR'
20 Aralık tarihinden boğazın altından ikinci bir yol açacaklarını hatırlatan Başbakan Binali Yıldırım, "Boğazın 106 metre derinliğinde Avrasya tüneli. Gidiş geliş 2 dakika. Biliyorsunuz bir one minute var. Bir de two minute var. One minute'u Recep Tayyip Erdoğan söyledi. Two minute'u da İstanbul'da yine Recep Tayyip Erdoğan ve onun tayfaları söylüyor" dedi.
Salondan bir kişinin şehir hastanelerinin durumunu sorması üzerine Başbakan Yıldırım, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'ı göstererek, "Hastanelerin patronu buradaö dedi ve şunları söyledi:
"Polis istiyorsan Süleyman Bey'e, yol tünel istiyorsan Ahmet Bey'e, esnafa kredi istiyorsan Faruk Bey'e, gençlik, spor, gezme, tozma istiyorsan Çağatay Kılıç'a başvur. Hizmet istiyorsan burada. Vakıf, hayır hasenat istiyorsan Veysi Kaynak. Hemen kaynak ol. Onun ticaretle işi yok. Onun işi vakıf, garip gureba, mülteci. Kimsesizlerin sesi, sessiz yığınların sesi Recep Tayyip Erdoğan."
Başbakan Binali Yıldırım'ın bu sözleri salonda uzun süre gülüşmelere neden oldu. Başbakan ve beraberindekiler bu konuşma sonrasında salondan ayrıldı. Helikopterle Trabzon'a gelen Başbakan Binali Yıldırım ve bakanlar, saat 19.50 sıralarında Başbakanlığa ait uçakla Ankara'ya hareket etti.
Görüntü Dökümü
-------------------------
Salondan görüntüler
Haber-Kamera: Fatih TURAN,
===============
Ramazan'ın ailesi, Adli Tıp'tan gelecek sonucu bekliyor
GAZİANTEP'te, terör örgütü DEAŞ'ın kına gecesine yönelik düzenlediği saldırıda yaşamını yitiren 9 yaşındaki Ramazan'ın ailesi, Adli Tıp Kurumu'ndan gelecek sonucu bekliyor. Ramazan'ın dayısı Gazali Ayhan, kendilerine görüntü kayıtları gösterilen son cesedin Ramazan'a ait olabileceğini söyledi.
Gaziantep'te geçen 20 Ağustos günü Doğu illerinden göç edenlerin yoğunlukla yaşadığı Beybahçe Mahallesi'nde, Besna ve Nurettin Akdoğan çiftinin kına gecesine terör örgütü DEAŞ'ın canlı bomba saldırısında 5 çocuğundan 3'üncü kaybeden Emine Ayhan, Adli Tıp Kurumu'nun otopsi sonrasında kendisine gösterilen cesedin, oğlu 9 yaşındaki Ramazan'a ait olmadığını savundu. Emine Ayhan'ın, oğlu Ramazan'ın saçının, kendisine gösterilen cesetten daha kısa, el ve ayaklarında ise ameliyat izi bulunduğunu söyleyerek cesedi kabul etmedi. Ancak ceset Yeşilkent Mezarlığı'ndaki kimsesizlerin defnedildiği bölümde '25' numara ile toprağa verildi.
Bunun üzerine savcılık talimatıyla Adli Tıp Kurumu tarafından mezar açıldı ve yeniden DNA örnekleri alındı. Adli Tıp Kurumu'na gönderilen örneklerin, ikinci verilen raporda da cesedin yüzde '99.99' ihtimalle Ramazan'a ait olduğu belirtildi. Emine Ayhan ikinci rapora karşın yine cesetlerin karışmış olabileceğini söyledi.
Bu kez de Ankara'dan görevlendiren özel ekip, '25' numaralı mezarı tekrar açtı ve yeniden DNA örnekleri aldı. Adli Tıp Kurumu, baba Sıddık ve diğer kardeşlerle karşılaştırılarak incelenen örneklerin bir kez daha küçük Ramazan'a ait olduğunu belirledi. Alınan son numunelerin fotoğraf ve video kayıtları aileye gösterilerek teşhis edilmesi istendi. Aile de cesedin oğulları Ramazan'a ait olabileceğini söyledi, ancak ilk olarak gösterdikleri cesedin son gösterilen ceset olmadığı savundu.
ANNESİ: BİZ HAKLIYIZ
Anne Emine Ayhan, "Biz mezarlığa gittik. Dediler ki 'Tahlil alacağız.' Tahlil adılar. Önce baktım 'Bizim değil' dedik. Sonra tahlil alıp 3 gün sonra çıkacağını söylediler. Amcasına ayağını ve elini göstermişler, yüzünü göstermemişler. Bize daha önce gösterilen cesedin saçı uzundu, yaşı benim oğlumdan biraz daha büyüktü. Ankara'dan gelen savcı tahlil aldı. Biz haklıyız. Biz önceden 'Haklıyız dedik.' 'Yok illa sizin, illa sizin' dediler" diye konuştu.
DAYISI: BU CESETTE AMELİYAT İZLERİ VAR GİBİ
Ramazan'ın dayısı Gazali Ayhan ise, kendilerine son gösterilen görüntü kayıtlarındaki cesette ameliyat izleri bulunduğunu ve kıyafetlerin yeğeninin üzerindekiler ile örtüştüğünü anlattı. Gazali Ayhan, video kayıtlarındaki cesedin Ramazan'a ait olabileceğini ifade ederek gelecek son sonucu beklediklerini söyledi. Gazali Ayhan, şöyle konuştu:
"Patlamayı gördüm, hemen bir yaralıyı aldım, hastaneye götürdüm. Olayın sabahına tanıdıkları cesetleri belli olanları gömdük. Emine'nin 2 çocuğu, kardeşim Ayhan'ın 2 çocuğu tanınmaz haldeydi. Onları DNA için aldılar. Kardeşim ve Emine'nin çocuklarının diğer gün teşhis ettik. DNA sonuçları çıktı, gömdük o çocukları. Bize dediler 'Bir ceset daha var, büyük ihtimal bu ceset de sizindir.' Ben gittim baktım, 'Bu ceset bizim değildir, kız çocuğuna aittir. Savcı 'Hayır bu kız çocuğu değildir, bu erkektir' dedi. Bu defa annesi Emine ile gittik baktık. O da 'Bu çocuk bizim değildir' dedi. Yine DNA'yı aldılar, gönderdiler ve gelen sonucu göre 'Bu çocuk yüzde 99 sizin dediler', biz kabul etmedik. Biz yine kabul etmeyince bize raporu verdiler ve 'Emniyete başvurun' dediler. Emniyete raporu imzaladık verdik, o çocuğu gömdüler. Sonra bize bir mezar daha açacaklarını söylediler, açtılar. Gittik, baktık bizim çocuğa benziyordu. Video gösterdiler. Üzerinde mavi elbise vardı çocuğun. Doğduğunda 6 parmaklı doğdu çocuk, ameliyat olmuştu. Bu cesette ameliyat izleri var gibi. Şimdi otopsi sonucunu bekliyoruz."
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------------------
Mezarlık
Mezarlıkta dua edenler
Emine Ayhan'ın konuşması
Gazali Ayhan'ın konuşması
Genel ve detay görüntüler
Haber: Mücahit YOLCU-Kamera: Ahmet SOYDOĞAN -GAZİANTEP-DHA)
=====================
Son Dakika › Güncel › Dha Yurt Bülteni - 13 - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.