Ankara Sanayi Odası, Türkiye İhracatçılar Meclisi, HAK-İŞ, BASK, turizm, tekstil, otomotiv ve nakliye sektörü temsilcileri 2009 yılını değerlendirdi ve 2010 yılından beklediklerini açıkladı. 2009 yılının kriz nedeniyle sıkıntılı geçtiği konusunda hem fikir olan ekonomi çevreleri, 2010 yılı için özellikle ikinci yarıdan itibaren bazı ekonomik göstergelerde toparlanma gözükse de, istihdamın artırılması, işsizlik sorununun çözümü ve sosyo-ekonomik politikaların geliştirilmesi noktasında iyileşme beklemediklerini ifade etti. Ekonomi çevreleri, iyileşmenin 2011 yılında olacağı konusunda görüş birliği yaptı.
Ekonomi çevreleri, sektör temsilcileri ve sendikalar ANKA'ya 2009 yılı değerlendirmesinde bulunup, 2010 yılı beklentilerini açıkladı. 2007 yılında ilk etkisini gösteren, 2008 yılı itibariyle dünya geneline yayılan küresel ekonomik krizin, Türkiye açısından 2009 yılını "kayıp bir yıla" dönüştürdüğü noktasında birleşti. 2010 yılında bazı makro ekonomik göstergelerde iyileşme yaşanacağı noktasında görüş bildiren ekonomi çevreleri, bazı sektörlerin 2010 yılının ikinci yarısında toparlanmaya başlayacağını dile getirdi. İstihdamın artırılması, işsizlik sorunun çözümü ve sosyo-ekonomi politikalarının üretilmesi noktasında 2010'un pek parlak bir yıl olmayacağına vurgu yapan sektör temsilcileri, Türkiye ekonomisinin kriz etkilerinden tamamen 2011 yılında kurtulacağını ifade etti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi başta olmak üzere tekstil ve konfeksiyon sektörü temsilcileri, uluslararası rekabet için 2010 yılında kurun 1.50'nin altına inmemesi, girdi maliyetlerinin azaltılması gerektiği noktasına vurgu yaparken, tekstil ve hazır giyiminin kriz öncesindeki durumuna gelmesi için en az bir yıla ihtiyaç olduğuna dikkat çekti. Ekonomi yönetimini, krizin teşhisi ve tedavisi noktasında geciktiği yönünde görüş bildiren Ankara Sanayi Odası Başkanı Nurettin Özdebir, ekonomi yönetiminden reel sektöre öncelik vermesini istedi.
-ASO BAŞKANI NURETTİN ÖZDEBİR: ''EKONOMİ YÖNETİMİ, REEL SEKTÖRE ÖNCELİK VERMELİ''-
Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, 2007 yılında başlayan küresel krizin asıl etkisinin 2009 yılında hissedildiğini söyleyerek, bu dönemde yaşanan gelişmelere bakıldığında 2009 yılında ekonominin yaklaşık yüzde 6 küçüleceği ve işsizlik oranının yüzde 15'lere yaklaşacağını tahmin edildiğini vurguladı. Bu rakamların küresel krizin Türkiye'ye maliyetinin ne kadar yüksek olduğunu göstermekte olduğunu söyleyen Özdebir, sözlerine şöyle devam etti: "Ekonomik kriz en derin etkisini reel kesimde, özellikle sanayi üretiminde göstermiştir. 2008 Ağustosunda düşmeye başlayan sanayi üretimi Şubat 2009'da dibe vurmuş ve ancak Ekim ayında bir önceki yılın üzerinde bir üretim düzeyine ulaşabilmiştir. Ancak, sanayi üretimindeki toparlanmanın niteliği ve sürdürülebilirliği konusundaki endişelerimiz devam etmektedir. Bu endişelerimizin temelinde kredi kanallarının hala tıkanık olması yatmaktadır. Bankalar, büyük işletmelere düşük faizlerle kredi verirken KOBİ'lere kredi vermemekte, kredi verseler bile çok yüksek faizler talep etmektedirler. Ayrıca Kredi Garanti Fonu'nun etkili bir biçimde çalışmaması da finansman sıkıntısı içindeki KOBİ'lerin sorunlarını ağırlaştırmaktadır. KOBİ'lerin finansman kanalları açılmadıkça, sanayide güçlü ve yaygın bir toparlanma beklemek aşırı iyimserlik olur. Bu nedenle bankacılık kesiminin KOBİ'lere kredi açmak için öne sürdükleri şartları yumuşatmaları ve KOBİ kredilerinin yeniden yapılandırılmasında daha esnek bir tavır sergilemeleri gerekmektedir. Aksi takdirde sanayideki kan kaybı 2010 yılında da hızlanarak devam edecektir. Türkiye ekonomisinin 2010 yılındaki performansı esas olarak dünya ekonomisindeki gelişmelere bağlı olacaktır. Eğer dünya ekonomisi 2010 yılında toparlanmaya başlarsa Türkiye ekonomisinin de buna paralel bir gelişme sergileyeceğini tahmin ediyoruz. Ancak, küresel krizden çıkışın nasıl olacağı ekonomistler arasında da tartışma konusudur. Bazı ekonomistler krizden çıkışın yavaş ancak sürdürülebilir olacağını düşünürken bazı ekonomistler krizin çift dipli olacağını yani ekonomideki toparlanmanın geçici olduğunu ve küresel ekonominin yeniden resesyona gireceğini ifade etmektedir. Eğer çift dipli bir kriz yaşayacaksak işlerin yeniden nasıl ve ne zaman bozulacağını kestirmek güçtür. Önümüzdeki dönemde finansal piyasalarda yeni sürprizler yaşayabiliriz. Ama biz, çift dipli resesyon olasılığını göz ardı etmemekle birlikte ihtiyatlı iyimserliğimizi koruyor ve küresel ekonomideki toparlanmanın, yavaş olmakla birlikte devam edeceğini düşünüyoruz."
-EKONOMİ YÖNETİMİ KRİZİN ETKİLERİNİ TEŞHİŞ VE TEDAVİDE GECİKTİ-
ASO Başkanı Özdebir, 2009 yılının ilk yarısında Türkiye ekonomisi hızla küçüldüğünü anımsatarak, bu nedenle, 2010 yılının ilk yarısında ekonomik büyüme hızının pozitif olmasının doğal bir süreç olduğunu vurguladı. Ekonomik büyümenin 2010 yılında çok sınırlı kalacağını, toparlanmanın oldukça yavaş olacağını dile getiren Özdebir, "Ekonomi yönetimi, kanımızca, küresel krizin Türkiye üzerindeki etkilerini teşhis ve tedavide geç kalmış, ekonomik tedbirlerin alınmasındaki gecikme krizin maliyetinin yükselmesine neden olmuştur. Örneğin, "kısa çalışma' sürelerinin uzatılması ve ödeneklerinin artırılması yönündeki önerimizin uygulamaya konması dört ay almış ve bu süre içinde birçok işyeri üretimlerini durdurarak işçilerini çıkarmak zorunda kalmıştır. Kredi Garanti Fonu uygulamasının güçlendirilmesi için gerekli düzenlemelerin yapılması bir yılı aşkın bir süre almıştır ve Fon'un çalıştığı hala söylenemez. Ekonomide güven artırıcı tedbirlerin alınmasındaki gecikmeler, tüketici ve reel kesim güveninde toparlanmayı da geciktirmiş ve geciktirmektedir. Ekonomi yönetimi, ekonomik toparlanmayı hızlandırmak ve işsizliğin sosyal maliyetlerini düşürmek için ekonomik politikalarda reel sektöre öncelik vermelidir. Ancak, daha da önemlisi, gerçekleştirilecek yapısal reformlarda reel sektör üzerinde yoğunlaşılmasıdır. Reel sektörün rekabet gücünü artıracak, iş yapma ortamını iyileştirecek, üretim, yatırım, istihdam ve ihracatın önünü açacak yapısal reformlar mutlaka gerçekleştirilmelidir" dedi.
TİM BAŞKANI MEHMET BÜYÜKEKŞİ: "2009 KÖTÜ BAŞLADI, ANCAK İHRACATTAKİ ARTIŞ TRENDİ UMUTLANDIRDI"
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mehmet Büyükekşi, dünyadaki küresel finansman krizinin, 2009 yılında özellikle ihracatçı açısından büyük sıkıntı yarattığını söyleyerek, "2009 yılı kötü başladı, ancak artış trendiyle umutlandık" dedi. TİM Başkanı Büyükekşi, "Yaratılan sıkıntılar, gelişmiş ülkelere talep daralmasıyla karşımıza çıktı. İhracatımızın yüzde 55'ini AB ülkelerine yaptığımız için, o taraftaki ihracat olumsuz etkilendi. İhracatçı firmaları yeni pazarlar bulma arayışına yöneltti. Bu pazardaki yüzde 35-40 oranındaki ihracat düşüşünü, pazar kaybını nasıl kapatacağımıza baktık. Son aylarda ülke gezileri başlattık. Brezilya, Şili, Çin, komşu ve çevre ülkelere gittik. İhracatımıza komşu ve çevre ülkelerde yapılan çalışmaların olumlu katkısı oldu. Özellikle ihracatın 2008'e göre yüzde 100 arttığı Mısır başta olmak üzere, Cezayir, Libya, Türkmenistan ve Suriye'ye yönelik ihracat artışları sevindirdi. Bu artışlarla birlikte özellikle Ekim ayından itibaren ihracatta bir artış başladı. Aralık ayında ihracatta yüzde 20-30 artış bekliyoruz. Yıl sonu itibariyle beklentimiz ihracatta 100 milyar doları aşmak. Böylece "100'ler kulübünde' yine kalacağız. Bu da bizim 2010 yılına daha umutla başlamamızı sağlıyor" dedi.
-2010'DA KURLAR, 1.50'NİN ALTINA İNMEMELİ-
2010 yılına ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Büyükekşi, 2010'da özelliklerin kurların 1.50'nin altına inmemesi gerektiğini söyledi. Kurların 1.50'nin altına inmesinin uluslararası piyasalarda rekabeti engelleyeceğini her fırsatta dile getirdiklerini anımsatan Büyükekşi, "En büyük beklentimiz, Türk Lirasının istikrarını korumak. Kur 1,50'nin altına inmemeli. Dalgalı kur politikasından sapma olsun demiyoruz. Bizim amacımız kurun istikrara kavuşturulması" dedi. Yeni pazarlarla ilgili çalışmaların hükümetle sürdürüldüğünü belirten Büyükekşi, "2010 yılı için yeni pazarları belirliyoruz. Komşu ve çevre ülkeler, Latin Amerika, Afrika ülkeleri öncelikli pazarlarımız olacak" diye konuştu.
-İHRACATÇININ 2010 YILI HEDEFİ 111 MİLYAR DOLAR-
Girdi maliyetlerinin düşürülmesi için önlemler alınması gerektiğini vurgulayan Büyükekşi şu değerlendirmelerde bulundu: "Eskiden beri söylüyoruz, ihracatın miktarının yüzde 1'i kadar 1 milyar dolarlık destek istiyoruz. İhracatın navlun, Ar-Ge Katma değeri yüksek ürünler ihracatına yönelmeyi sağlayacak inovasyon ve Ar-Ge yapılmalı, bunun için de destek gerekli. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerle rakip olmak için, moda ve marka navlun çok önemli. Önümüzdeki yıllarda da 2010 yılından başlayarak ihracatın artış trendine gireceğini düşünüyoruz. 2023 yılında 500 milyar dolara nasıl gideriz diye çalışma yapıyoruz. Hükümet 2010 yılında 107.5 milyar dolar ihracat hedefliyor. Bizim hedefimiz 111 milyar dolar ihracat."
TGSD BAŞKANI AHMET NAKKAŞ: "TEKSTİL KRİZDEN ÖNCEKİ DURUMUNA ANCAK BİR YIL İÇİNDE ULAŞABİLİR "
Tekstil ve hazır giyim ihracatının Türkiye'nin genel ve diğer sektörler ihracatı gibi küresel krizden olumsuz etkilendiğini söyleyen Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği Başkanı (TGSD) Başkanı Ahmet Nakkaş, Türkiye'nin ihracatının 2009 yılında yaklaşık yüzde 25 oranında azalarak 98 milyar dolar seviyelerinde gerçekleşeceğini dile getirdi. Nakkaş'a göre 2008 yılında 6.8 milyar dolar olan tekstil ihracatı yaklaşık yüzde 20 gerileyerek 5.5 milyar dolar ve yine 2008 yılında 15.7 milyar dolar olan hazır giyim ihracatı da yüzde 15 azalarak 13.5 milyar dolar seviyesinde olacak. Pazarlarımızdaki yavaş ve kademeli iyileşmeye bağlı olarak tekstil ve hazır giyim sektöründe 2008 yılı ihracat seviyelerine ancak birkaç yıl içinde yeniden ulaşılabilecek.
-YENİ DÖNEMDE İÇ VE DIŞ PAZARLARDA TALEP KADEMELİ OLARAK ARTACAK-
Firmaların yeni dönemde iç ve dış pazarlarda yavaş ve kademeli genişleyecek bir talep ile karşı karşıya olacağını belirten Nakkaş, "İç ve dış pazarda rekabet artmaya devam edecek ve içeride üretim maliyetleri üzerindeki yükler de sürecek. Böyle bir ortamda firmaların tasarruf ve verimlilik tedbirlerini azami kullanmaları, yeni ürün ve yenilikçiliğe ağırlık vermeleri, aktif pazarlama ile yeni pazarlara ulaşmaları, değişen tüketici davranışlarını ve eğilimlerini iyi analiz ederek fiyat farklılaştırmalarına gitmeleri, kendilerini her yönü ile yeniden konumlandırmalı" dedi.
-KAMU, FİRMALAR ÜZERİNDEKİ YÜKLERİ AZALTMALI-
Nakkaş, "Kamu kesimi iktisadi faaliyetlerdeki canlanmanın içerde ve dışarıda yavaş ve kademeli olacağı öngörüsüne bağlı olarak firmalar üzerindeki yüklerin azaltılması, bürokratik işlemlerin hafifletilmesi ve hızlandırılması, kredi garanti fonuna işlerlik kazandırılması, yeni pazarlara ulaşılmasında ilave teşvikler verilmesi, Eximbank olanaklarının iyileştirilmesi ve özellikle hazır giyim sektörünün teşvikli dördüncü bölgeye taşınmasını cazip kılacak ek düzenlemelere ağırlık vermesi yerinde olacak. Başta kıdem tazminatı ve bölgesel asgari ücret uygulamaları olmak üzere istihdam piyasasında iyileştirmelere ihtiyaç duyulmakta" diye konuştu.
-2010 YILINDA İHRACAT SINIRLI BİR GENİŞLEME İÇİNDE OLACAK-
Tüm dünyada ekonomideki yavaş ve kademeli iyileşmeye bağlı olarak dünya ticaretinin de daha yavaş olarak genişleyeceğini ifade eden Nakkaş, "2008 yılında 15.9 trilyon dolar olan dünya mal ticareti 2009 yılında 12 milyar dolara gerileyecek. 2010 yılında ise 12.7 trilyon dolar olarak öngörülmektedir. Bu çerçeve içinde tüm sektörlerde ve tekstil ile hazır giyim sektöründe de ihracat sınırlı bir genişleme içinde olacaktır. Buna bağlı olarak Türkiye'nin tekstil ve hazır giyim sektörleri ihracatı da daha sınırlı ve yavaş bir büyüme içinde olacak.
Yeni dönemde tekstilciler krizi, kitle üretiminden kişisel üretime geçişle aşacaklardır. Tekstilciler teknik tekstiller alanında yapacakları Ar-Ge çalışmaları ve bu yönde ortaya koyacakları ürünlerle fark yaratabilecekler, bununla küresel pazarlarda özellikle Avrupa ve Amerika pazarlarında kendilerine yer bulabileceklerdir" diye konuştu.
-İTKİB BAŞKANI GÜLLE: "2009 KÖTÜNÜN İYİSİ BİR YIL OLDU"-
İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri (İTKİB) Başkanı İsmail Gülle, 2009 yılını "kötünün iyisi bir yıl olarak" değerlendirdi. 2009 yılında diğer sektörlere üretim ve iş kaybı açısından bakıldığında, tekstil ve hammadde sektörünün diğer sektörlerden daha az etkilendiğini söyleyen Gülle, "Diğer sektörlerde ihracat, kapasite kullanımı yüzde 30 gerilerken, bizde yüzde 18 düzeyinde gerileme yaşandı. Bu açıdan çok etkileneceğini beklediğimiz sektör, bu sınavdan daha az zararla çıktı. Bizim için kriz 2008 senesinde yaşandı. Elektrik başta olmak üzere tüm girdi maliyetleri çok zamlanmıştı. Türk Lirası değer kazanmıştı. 2009'a gelindiğinde kurlar yukarı çıkınca, biz yapamadığımız işleri yaptık" dedi.
-2010'DAN EN BÜYÜK BEKLENTİ KURLARIN DÜŞMEMESİ-
Sektör olarak 2010 yılında en önemli beklentilerinin kurların bugünkü konumunda aşağı düşmemesi olduğunu söyleyen Gülle, "Türk Lirasının değerli olması ithalatı artırıyor. İhracat yapma yeteneğini düşürüyor. Biz 2008-2009 yıllarında ihracat açısından büyük bir sınav geçirdik. 2010 yılında dengeli bir kur politikası izlenmesi zorunlu. Kredi Garanti Fonu'nun işlerliği henüz yok. Bunun bir an önce çalıştırılması gerekiyor. Kredi faizleri geçen seneye göre çok cazip gözüküyor. Buna karşın birçok firma finansmana ulaşmada zorlanıyor. Rekabetçilik açısından girdi maliyetleriyle çok oynamamak gerekiyor. 2010 yılında ihracat için, üretim için uygun bir ortam yaratmak lazım. Türkiye'de rekabetçiliği geliştiren, ihracatı artıran tedbirler alınmalı" diye konuştu.
2010 yılında istihdamla ilgili çok önemli bir gelişme olacağını düşünmediğini söyleyen Gülle, firmaların az kişiyle verimli çalışmayı öğrendiğini, bu nedenle işsizliğin büyük bir sorun olarak gündemi meşgul edeceğini bildirdi.
(ANKA/SÜRECEK)
Son Dakika › Güncel › Ekonomi Çevreleri ve Sendikalar 2010 Beklentilerini Açıkladı (1) - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.