Genel Af ve Özerklik Açıklaması - Son Dakika
Son Dakika Logo

Genel Af ve Özerklik Açıklaması

Genel Af ve Özerklik Açıklaması
11.12.2014 20:01

Başbakan son sözü söyledi

Başbakan Ahmet Davutoğlu ve İtalya Başbakanı Renzi ortak basın toplantısı yaptı..

Başbakan Davutoğlu şunları söyledi:

TÜRK-İTALYAN ÜNİVERSİTESİ

İtalya Türkiye'nin dördüncü önemli ticari ortağıdır. Ekonomik ilişkileri daha da genişletmek için karşılıklı olarak yatırımları teşvik etmek ve üçüncü ülkelerle birlikte projeler geliştirmek konusunda da bugün birlikte ele aldık. Ayrıca Türkiye'nin Milano EXPO'suna katılma kararını da tekrar değerli dostumla paylaştım. Biz de kendilerini Antalya'daki 2016 Botanik EXPO'suna bekliyoruz. Ekonomik ilişkilerdeki sağlam temel savunma sanayi başta olmak üzere birçok stratejik projede de kendini gösteriyor. O alanlarda da bundan sonra birlikte çalışacağız.

Türkiye –İtalya arasında Türk-İtalyan üniversitesi kurma fikrini de paylaştık. Böyle bir üniversitenin kurulması tarihi iki köklü imparatorluk geleneğinin yeni nesillerini de bir araya getirecektir.

KIBRIS KONUSUNU DETAYLI ELE ALDIK

Kıbrıs konusunu detaylı olarak ele aldık. Ayrıca bölgesel sorunlar bağlamında da özellikle Libya ortak ilgi alanımız olarak ve son derece de önem verdiğimiz ülke olarak gündemimizin en önemli maddesini oluşturdu. Bu çerçevede genelde Akdeniz sorunları, özel de özellikle illegal göç ve mülteciler konusunda birlikte çalışma ekipleri kurma fikrinde de mutabık kaldık.

LİBYA'DAKİ BARIŞ VE İSTİKRAR TÜRKiYE, iTALYA VE AKDENİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ

Libya Destek Grubu toplantısı Roma'da yapılmıştı. Ben de Dışişleri Bakanı olarak katılmıştım. Bir dahaki toplantı İstanbul'da yapılacak. Dolayısıyla biz o vakte kadar Türkiye ve İtalya olarak ekiplerimiz birlikte çalışıp Libya'da bütün tarafların katıldığı, kuşatıcı bir uzlaşma sürecinin olması için çaba sarf edeceğiz. Libya'daki barış ve istikrar Türkiye için, İtalya için ve Akdeniz için çok önemlidir.

SURİYE'DE KALICI ÇÖZÜM İÇİN GÖRÜŞLERİMİZİ PAYLAŞTIK

Yine Suriye konusunda görüşmelerimizi paylaştık. Türkiye'nin üstlenmiş olduğu mülteciler bağlamında insani sorumluluklar konusundaki takdirlerini ifade etmesine memnuniyet duyuyorum. Yine Suriye'de kalıcı çözüm için neler yapılması gerektiği hususunda da görüşlerimizi paylaştık.

SURİYE REJİMİ SÖZÜNE SADIK KALMADI

Daha önce de birçok kez Türkiye öncülüğünde başka ülkelerle birlikte ateşkes yapılması konusunda çok çaba sarf ettik. Ancak, maalesef Suriye rejimi hiçbir zaman verilen bu sözlere sadık kalmadı. Dondurulmuş bölgeler eğer Suriye'de kalıcı bir statüko oluşturma yönünde olacak olursa, bu hem doğru değil, hem de elde edilir bir şey değil, daha doğrusu; sürdürülebilir bir şey değil. Ama insani gerekçelerle ve barış perspektifi olacak şekilde bir süreç işletilecekse tabi bunları değerlendiririz. Özellikle Halep ve çevresinde son derece ağırlaşmış bir insani durum var. Bu insani duruma hep beraber yardımcı olmak için yapılabilecek her çalışmayı Türkiye olarak destekleriz.

MÜLTECİ AKIMI ENGELLENİR

Güvenli bölge ise, özellikle insani konularda kitlelerin kendilerini güvenli hissettikleri belli alanların oluşması, geçici bir dönem değil de belli alanlarda, o bölgede bir şekilde güvende olmaları ve mülteci akımlarını bu anlamda kesilmesi.

TÜRKİYE BU KONULARI EN GENİŞ KAPSAMIYLA ELE ALACAK

G-20 zirvelerinde en az dünyanın yüzde 2 oranında büyümesi öngörüldü ama hala buraya ulaşmış değil. Dünya ticaretindeki artış da normal artış düzeyinin çok gerisinde. Her sene yüzde 6'lık artış yüzde 3'lere gerilemiş durumda. Dolayısıyla bütün gelişmiş ülkelerin ve gelişmekte olan ülkelerin hep beraber dünyada talebin artırılması ve bu talebi artırırken enflasyonu kontrol edecek şekilde, bir disiplin içinde bu talebin artmasını sağlayacak araçlar bulmak. Biz de G-20 dönem başkanında kalkınmaya ağırlık veren bir gündemi muhafaza edeceğiz. Ve bu kalkınma bağlamında da dünya nüfusunun büyük çoğunluğunun da bu sürecin parçası kılınması için G-20 ekonomilerinin diğer ekonomi ilişkilerine olan önemini vurgulayacağız. Önemli olan şuan bütün dünya ekonomilerinin bir arada ortak bir kader içinde olduklarını görerek takip ettikleri politikaları senkronize etmeleri ve dünyada tekrar büyüme trendinin yukarı doğru seyretmesini sağlayacak tedbirler almaları. Türkiye dönem başkanlığı süresince bütün bu konuları en geniş kapsamıyla ele alacak. Hep beraber bu küresel krizden çıkış yollarını bulmak durumundayız.

ŞİDDET VE NEFRET DİLİNDEN UZAK DURULMALI

İki şeyden uzak durulması lazım. Birisi; her ne olursa olsun şiddet ya da şiddet dilinden, nefret dilinden uzak durulması lazım. Geçen günlerde üzerine özellikle vurguladığım husus buydu. İş güvenlik reformu bağlamında da kesinlikle iç güvenlik reformu özgürlüklerin korunması içindir. Toplantı ve gösteri yapma hakkı herkesin hakkıdır. Ve bu hakkı sağlamak devletin görevidir. Herkes barışçıl her türlü gösteriyi yapabilir. İstediği sayıda kişiyi toplayıp, kendi görüşlerini ifade edebilir. Ama şiddete başvurduğu andan itibaren bu bir suçtur. Ve yeni yasada da toplantı ve gösteri güçleri teminat altına alınıyor ve herhangi bir grubun şehirlerde, meydanlarda şiddet kullanarak diğer insanların gösteri yapma hakkını ortadan kaldırmasına da imkan vermemek açısından bazı tedbirler öngörüyor. Dolayısıyla her şeyden önce bu süreçte başarı isteniyorsa burada şiddet dilinden herkesin uzak durması lazım.

GENEL AF VE ÖZERKLİK

İkincisi de; yürüyen görüşmeler, yapılan görüşmelerle ilgili basına çok fazla yorumda bulunmak doğru bir yöntem değil. Her görüşmeden sonra sürekli gündemi meşgul edecek yorumlar yapmak yerine önemli olan iticiye odaklanmak. Bahsettiğiniz konular kesinlikle bu görüşmeler esnasında gündeme gelmemiştir. Ne genel af, ne özerklik gibi konular. Dolayısıyla gündeme gelmemiş konuları sanki gündemdeymiş gibi ele almak, tartışmak bunlar sürece zarar verir. Hepimizin öncelikle iç barışı sağlayacak ve bütün toplumda genel kabul görecek şekilde bu süreci benimsetecek bir yöntemde mutabık kalmamız lazım. Kesinlikle bu tür konularla basın üzerinde tartışılmamış konuların, tartışılmış gibi konuşulması da doğru değil. Bundan sonra önümüzdeki dönemde de inşallah bu konuda mesafeler alındığında basına veya kamuoyuna verilmesi gereken bilgileri gerektiğinde biz veririz.

TÜRKİYE AB'DE OLMUŞ OLSAYDI...

Şartlar ne kadar değişirse değişsin Türkiye'nin AB üyeliği stratejik bir konudur. Türkiye Avrupa'nın ayrılmaz bir parçasıdır. Ve Avrupa Birliği hedefinde bu anlamda herhangi bir değişiklik olmamıştır. 15 sene öncesine göre Avrupa Birliği'nden bizim ekonomik beklentimiz fazla yok. Aksine Avrupa Birliği'nin bizden ekonomik beklentileri olabilir. Küresel krizden sonra Türkiye 6 milyon istihdam yarattı. Avrupa'da ise neredeyse buna yakın bir istihdam kaybı oldu. Eğer Türkiye AB'de olmuş olsaydı belki de istihdam nispeten denk hale gelebilirdi. Ama her ne surette olursa olsun Türk ekonomisi Avrupa Birliği ekonomisinin bir parçasıdır, gümrük açısından. Dolayısıyla aynı gemideyiz. Lokomotif tren ilişkisi yok. İlişkilerimiz uluslar arası ilişkidir. El ele bütün Avrupalılar olarak geleceği birlikte inşa etme yolunda yürüdüğümüz bir ilişkidir. Biz geçmişte de böyle bir lokomotif vagon çerçevesinde görmedik, bugün de görmüyoruz. Hep beraber Avrupa'nın içinde bulunduğu bu ekonomik krizden çıkması için çaba sarf etmeliyiz. Hep beraber Avrupa kıtasında barışı sağlamak ve Avrupa'nın çevresinde özellikle Akdeniz'de, Kuzey Afrika'dan, Ortadoğu üzerinden Ukrayna'ya kadar giden kuşakta Türkiye ile Avrupa Birliği'nin ortak meydan okumalarıyla karşı karşıya. Eğer Türkiye Avrupa Birliği'nin içinde olmuş olsaydı bu konularda çok daha fazla etkin politika takip etmek her iki taraf için de mümkün olabilirdi. Dolayısıyla Türkiye ile Avrupa Birliği ilişkisi herkese kazanç sağlayacak bir ilişkidir. En önemlisi de bütün dünyaya ciddi bir kültürel barış ve uyum mesajı verecek bir üyeliktir. O bakımdan siyasal olarak da Avrupa'nın bir parçasıyız, ekonomik olarak da Avrupa'nın bir parçasıyız, kültürel olarak da Avrupa'nın bir parçasıyız ve Avrupa Birliği üyeliğimiz bu konuda ısrarla takip edeceğimiz bir konudur. İtalya'ya da teşekkür ediyoruz. Çünkü İtalya her zaman bizim yanımızda oldu bu yolda. Bugün Avrupa'nın doğduğu Akdeniz medeniyetinin iki büyük geleneğinin temsilcileri olarak Avrupa'da birlikte olacağız inşallah.

Kaynak: AA - AkHaber.com

Son Dakika Güncel Genel Af ve Özerklik Açıklaması - Son Dakika


Advertisement