Haber: Tenzile AŞÇI
(İZMİR) – Kamuoyunda "kooperatif davası" olarak bilinen, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON A.Ş.'de, taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma kapsamında açılan davanın duruşması devam ediyor. Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer savunmasında, "Lehlerine dolandırıcılık yaptıgˆım iddia edilen üçüncü kis¸ileri hiç tanımıyorum. Bu dava konusu süreçlerde de gizli saklı hiçbir s¸ey yapmadım. Tüm süreçler Meclis'ten bas¸layarak herkesin gözü önünde gerçekles¸ti. Gizli kapaklı, hakikate aykırı hiçbir s¸ey söylemedim, yapmadım" dedi.
Kamuoyunda "kooperatif davası" olarak bilinen, İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON A.Ş.'de, taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddiası üzerine başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan ve İzmir Büyükşehir Belediyesi önceki dönem Başkanı Tunç Soyer, CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu ile İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya'nın da aralarında olduğu 11'i tutuklu toplam 65 sanığın İzmir 23. Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılandığı davanın ilk duruşmasında sanıkların savunmaları devam ediyor.
Hakimden UYAP uyarısı...
Soyer'in savunması öncesinde mahkeme hakimi, UYAP sisteminde yapılan güncelleme nedeniyle oturumun 17.30'da sona ereceğini söyledi. Tutuklu sanık avukatları, savunmaların sanıklar ve ardından müdafileri olarak verilmesi ve tutukluluk hallerine gün içinde karar verilmesi talebini yineledi. Mahkeme hakimi, bugün seri savunma alınacağını ve talebin ilerleyen günlerde değerlendirileceğini söyledi.
Avukatlar ayrıca, duruşmanın seri günlerde yapılmasının avukatlar ve sanıkları mağdur ettiğini belirterek, davanın İzmir Adliyesi'nde görülmesi taleplerini yinelediler. Mahkeme, avukatların yer değişikliği talebini reddetti.
Soyer'in savunması
Tunç Soyer, savunmasında şunları söyledi:
"Biraz ironik belki ama bugün bu salonda biz kooperatifçiligˆi savunurken Sayın Cumhurbas¸kanı 'Türkiye Kooperatifçilik Stratejik Eylem Planı 2025- 2029 Programını' açıklayacak. Bu harika olur. Hiç olmazsa artık kimse mahkeme salonlarında kooperatifçilik ve faydalarını anlatmak, kooperatifçiligˆin dolandırıcılık olmadıgˆını savunmak zorunda kalmaz.
I·ddianamedeki 4-5 iddianın ana hattını olus¸turdugˆunu görüyorum. Kooperatif insanların ortak bir ihtiyacı kars¸ılamak veya ortak bir amacı gerçekles¸tirmek için kendi iradeleriyle bir araya gelip olus¸turdugˆu organizasyondur. Atatürk daha Cumhuriyet ilan edilmeden hatta Kurtulus¸ Savas¸ı zaferle sonlanmadan çok önce, 27 Eylül 1920'de TBMM'ye "Kooperatif S¸irketler Kanunu Tasarısını" sunuyor ve Mecliste kabul ediliyor. Atatürk 'Kooperatif s¸irketlerin ülkemizde de kurulmaları ve çogˆalmaları milletimiz için bas¸lı bas¸ına bir iktisadi zafer olacaktır' diyor. 1935 yılında CHP Programı 4. Büyük Kurultay tarafından kabul ediliyor. Kooperatifçilik Cumhuriyet'in ilk yılarında önemli bir sermaye birikim biçimi olarak görülüyor. 1961-1980 döneminde, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ile belediyelerin konut kooperatiflerine ortak olmasının önü açılıyor ve konut kooperatifçiligˆi yasal düzenlemelerle daha kurumsal bir niteligˆe kavus¸uyor. Gelelim I·zmir'e. Toplu konut imalatında kooperatifçilik I·zmir'in tarihinde, kültüründe önemli bir yer tas¸ıyor. 1984-1989 tarihleri arasında Burhan Özfatura'nın ilk döneminde, Ege-Koop adıyla kurulan kooperatifler Birligˆi, bünyesindeki 41 kooperatif ve 8 bin 500 ortakla 8 bin 500 konutun imalatını bas¸latıyor. 1989-1994 yılları arasında görev yapan Yüksel Çakmur bas¸ka partiden olmasına ragˆmen neyse ki Burhan Özfatura'yı dolandırıcılıkla suçlamayıp, kamuda devamlılık esastır diyor ins¸aatları durdurmuyor devam ettiriyor.
I·ki sayısal veriyle 2002-2024 tarihleri arasındaki degˆis¸imin nereden nereye vardıgˆını, söylediklerimin nasıl gerçegˆe dönüs¸tügˆünü ortaya koymak isterim. Birinci veri… TUI·K'in yayınladıgˆı 'Yapı Kullanma I·zni Belgesi I·statistiklerine' göre, 2002 yılında kooperatifler tarafından imal edilen binaların sayısı toplamın yüzde 31,97'si iken yani konutların 3'te biri kooperatif eliyle yapılırken bu oran 2024 yılında yüzde 1.15'e düs¸müş. 2019'da Belediye Bas¸kanı seçildikten sonra daha ilk aylarda I·zBB bünyesinde Deprem ve Afet Daire Bas¸kanlıgˆı'nı kurdurdum. Korktugˆum bas¸ımıza geldi ve deprem I·zmir'de 118 canımızı aldı. Enkaz bas¸ında geçen günleri ve geceleri asla unutamadım. 30 Ekim depreminden sonra bütün önceligˆim Deprem ve afetlere dirençli bir kent yaratma hedefi oldu. O arada Kentsel Dönüs¸üm Daire Bas¸kanlıgˆını da Deprem ve Afet Daire Bas¸kanlıgˆı'na bagˆlayarak deprem öncelikli bir bakıs¸ açısını hakim kılmaya çalıs¸tım.
"Bu model, katılımcı, demokratik bir modeldir"
Depremden 19 gün sonra 18 Kasım 2020'de I·zmir Büyüks¸ehir Belediyesi meclisi olarak 10 yıldır bekleyen kentsel dönüs¸üm sorunu ile ilgili tarihi bir adım attık ve oybirligˆiyle bir Meclis Kararı aldık. Bu karar ile I·zBB ve belediyemiz s¸irketi olan I·ZBETON arasında yapılan protokol oybirligˆiyle kabul edildi. Böylece 10 yılı as¸kın süredir evlerini bekleyen hak sahiplerinin oldugˆu ve tamamen kilitlenmis¸ kentsel dönüs¸üm süreçlerini tekrar bas¸latmıs¸ olduk. Digˆer taraftan bazı kentsel dönüs¸üm ihalelerine I·ZBETON s¸irketini sokarak, müteahhitleri ihaleye girmeye tes¸vik ettik. Görev sürem içerisinde, önceki dönem bas¸layan Uzundere 2. Etap ve Örnekköy 1. Etap ins¸aatlarını tamamladık. I·halesini gerçekles¸tirdigˆimiz Örnekköy 2. Etabın da ins¸aatını bas¸latıp bitirdik ve hak sahipleri güvenli konutlarına geçtiler.
Depremden sonra çaresiz kalan binlerce orta hasarlı binanın yıkılıp yeniden yapılmasını mümkün kılacak bir kooperatifçilik modelini Halk Konut'u o günlerde hayata geçirdik. 2025 sonunda 5 kooperatif ins¸aatının da bitmesiyle 160 aile daha güvenli konutlarına yerles¸ecekler. Ortaya koydugˆumuz bas¸arı hikayesi, kentsel dönüs¸ümde kooperatifçilik modelini uygulamamız konusunda bizi cesaretlendirmis¸ti.
Bu model her türlü hukuki tartıs¸maya ragˆmen, çok sagˆlam hukuki temeller üzerine oturan, müteahhit karını ortadan kaldıran, en düs¸ük maliyetlerle ins¸aat yapılmasını mümkün kılan, s¸effaf, hesap sorulabilir, katılımcı, demokratik bir modeldir. Bu modelin; ins¸aatlardaki gecikmeler ya da hak sahiplerine yapılan kira ödemelerinin kamu zararına sebep olması gerekçe gösterilerek suçlanması, itibarsızlas¸tırılması memleketimizin ve s¸ehrimizin gerçekleriyle bagˆdas¸mayacaktır.
Sayın Cumhurbas¸kanı'nı yanlıs¸ bilgilendirmis¸ler. 'TOKI·'yi geçmek' iddiasıyla bu is¸e kalkıs¸tıgˆımızı ifade etti kendileri, bu dogˆru degˆil. Biz, bizden önce bas¸latılan ve bizim sorumlulugˆumuzda olan kentsel dönüs¸üm alanlarında tıkanmıs¸ bir süreci kooperatif modeliyle as¸maya çalıs¸tık. Üzerimize düs¸eni, yani yasanın üzerimize yükledigˆi görevi hukuka uygun s¸ekilde yapmaya çalıs¸tık.
Ben, göreve gelmeden önce vaat ettiklerimin yüzde 87'sini yapmakla gurur duyan bir bas¸kan oldum. Kentsel Dönüs¸üm de o vaatlerim arasındaydı ve 30 Ekim Depreminden sonra bu mesele çok daha büyük bir aciliyet ve önem kazandı. Göreve geldigˆimde kentsel dönüs¸üm alanları olarak belirlenmis¸ yerlerde belediyenin ofisleri açılmıs¸, projelerin çizimi, hazırlıgˆı yapılmıs¸, hak sahipleriyle uzlas¸malar bas¸lamıs¸ durumdaydı. Ancak 10 yıl önce bas¸layan bu çalıs¸malar müteahhitlerin karlı görmemeleri nedeniyle ihalelere girmedikleri için yürümüyordu. Kamuda devamlılık esas diyerek yeni alanlarda çalıs¸mak yerine öncelikle mevcut alanlardaki sorunları çözmemiz gerektigˆine karar verdim. Çözüm için müteahhitlerle birçok görüs¸me yaptık, hatta mevcut projelerde meclis kararı alarak tadilat yapıp uzlas¸ma süreçlerini güncelledik ancak ihalelere giren yine de olmadı. Kilitlenmis¸ kangren olmus¸ bu meseleyi çözmek için denenmemis¸, yeni yaratıcı ve hukuka uygun çözümler bulmak zorundaydım ve bu nedenle elimi tas¸ın altına sokmaya karar verdim.
"Lehlerine dolandırıcılık yaptıgˆım iddia edilen üçüncü kis¸ileri hiç tanımıyorum"
I·ddia makamının iddianamede ifade ettigˆi gibi, ben ve arkadas¸larım bu süreçlerde kis¸isel bir çıkar ya da menfaat elde etmedik. Kooperatif ortaklarına ya da üçüncü bir s¸ahsa da menfaat sagˆlamadık. Emniyet Müdürlügˆü'nde; bana artarda sorulan onlarca ismi tanımadıgˆımı söylemis¸tim. Daha sonra o isimlerin kooperatiflerin yöneticileri ya da onların is¸ verdigˆi s¸irket temsilcileri olduklarını söylediler. Bu durumda ortaya s¸öyle bir tablo çıkıyor. Buraya özellikle dikkatinizi çekmek istiyorum; Ben I·zmir Büyüks¸ehir Belediye Bas¸kanı olarak büyüks¸ehir belediyesinin ilgili daire bas¸kanlarını, bürokratlarını aldatıyorum. Yetmiyor, büyüks¸ehir meclis üyelerini aldatıyorum. Yetmiyor, Dünya Bankası, Fransız Kalkınma Ajansı gibi uluslararası finans kurulus¸larını aldatıyorum ve binlerce kis¸iyi, herkesin gözünün içine baka baka hile ve desise ile kandıracak bir tezgah, bir oyun kuruyorum. Bu kadar çetrefilli ve alengirli bir oyunu kendim için de kurmuyorum, çünkü iddianame 'kis¸isel çıkar ve menfaat yok' diyor. Peki bu oyunu kimin için kuruyorum? I·s¸te orada büyük bir sorun var! Çünkü lehlerine dolandırıcılık yaptıgˆım iddia edilen üçüncü kis¸ileri hiç tanımıyorum.
Bizim bütün kastımız, bas¸ından itibaren büyük bir çıkmaza girmis¸ kentsel dönüs¸üm süreçlerini tamamlamaktı. Bas¸ka da bir derdimiz yoktu. Olus¸turdugˆumuz modelin uygulanmasında onu hayata geçirmeye gayret edenlerle onu engellemek isteyenler arasında çatıs¸malar ortaya çıktı. Bizim modelimizin eksiklerinden kusurlarından çok, ins¸aat birim maliyetlerinin 3 yılda 10 misli artmıs¸ olmasının ve yas¸anan krizlerin gecikmeye sebep oldugˆu görmezden gelinemeyecek kadar açıktır.
Uyguladıgˆımız modeldeki asıl büyük magˆduriyetler, ins¸aatların durdurulması nedeniyle dogˆmus¸tur. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde aday gösterilmemem sonrasında, yeni yönetim tarafından fiilen durdurulan ve nihayet Temmuz 2024'te sözde bakanlık talimatı nedeniyle tek taraflı olarak iptal edildigˆi bildirilerek kapısına zincir vurulan ins¸atlar, tamiri her geçen gün zorlas¸an bir tablo yaratmaktadır. Bakanlıkların yerel birimlerinin, belediyeler üzerinde bir hiyerars¸ik üstünlügˆü yani bir emir-komuta zinciri yoktur. Her kurumun kendine özgü mevzuatı vardır. I·ns¸aatların durdurulması ancak ve ancak mahkeme kararı ile olabilecekken; üstelik, I·ZBB Hukuk Müs¸avirligˆi'nin 'devam edilmesinde hukuki bir engel olmadıgˆını' belirten hukuki görüs¸ü ortadayken, I·ZBB mevcut yönetimi, Çevre S¸ehircilik I·l Müdürlügˆü'nün 1 yıl önceki yazısını gerekçe göstererek 'Bakanlık talimatı' diyerek ins¸aatları durdurma kararı vermis¸tir. Benim görev sürem bitene kadar hiçbir kooperatif yapılan protokoller, sözles¸meler ile ilgili hiçbir adli süreç bas¸latmadı. ve görev sürem devam etseydi s¸uan bazılarında anahtar teslimi yapmıs¸ bazılarında sona yaklas¸mıs¸ olacaktık.
"Mustafa Kemal hayatın olagˆan akıs¸ına rıza gösterse bugün savunmalarımızı Yunanca yapmak zorunda kalabilirdik"
Maalesef durdurma iradesi bir yandan kooperatif ortakları için bir hukuki kördügˆüme dönüs¸ürken bir yandan da örnegˆin, Uzundere 3 ve 4 etaplarda 15 yıla uzanan magˆduriyetlerin daha da uzaması anlamına gelmektedir. Bu karanlık tablo kars¸ısında yapılacak s¸ey son derece net ve basittir; I·zBB, I·ZBETON ve kooperatifler yöneticileri degˆis¸se de kurumsal olarak mevcudiyetlerini korumaktadırlar. Meclis kararları ve protokoller varlıklarını sürdürmektedir. Bu nedenle süreçler devam ettirilmeli ve dönüs¸üm tamamlanmalıdır.
İddia konusu olan kooperatiflerde de bu denetim mekanizmaları is¸ledi ve kooperatif genel kurulları yöneticilerini ibra etti. I·çis¸leri Bakanlıgˆı Mülkiye Bas¸müfettis¸ligˆinin 31 Temmuz 2024 tarihli raporun sonuç bölümünde 'kooperatifler ile yapılan sözles¸melerde I·ZBETON AS¸'ye III. Etap'tan 4 tane, IV. Etaptan ise 2 daire bırakıldıgˆı, I·ZBETON AS¸'nin bu is¸ten herhangi bir karının olmamasının hayatın olagˆan akıs¸ına aykırı oldugˆu' ifade ediliyor. I·ZBETON'un bir belediye s¸irketi olarak kar amacı gütmeden kamusal hizmet üretmesinin hukuka uygunlugˆu bir tarafa müfettis¸lerin ve benim hayatın olagˆan akıs¸ına bakıs¸ımızın çok farklı oldugˆunu anlıyorum. Hayatın o olagˆan akıs¸ına uygun davransaydım ne I·ZBETON 6 daire için büyük yüklerin altına girerdi, ne de biz bugün hapiste olurduk.
Bazen hayatın olagˆan akıs¸ına kars¸ı çıkmak suç sayılır. Hatta bazıları, o kars¸ı çıkıs¸larının bedelini canlarıyla ödemis¸lerdir. Hakkında idam fermanları çıkartılan Mustafa Kemal hayatın olagˆan akıs¸ına rıza gösterse bugün savunmalarımızı Yunanca yapmak zorunda kalabilirdik.
"Bu dava konusu süreçlerde de gizli saklı hiçbir s¸ey yapmadım"
15 yıllık belediye bas¸kanlıgˆım sırasında dev bütçeler yönettim, I·zmir tarihinin en büyük yatırımı Buca Metrosunu ben bas¸lattım. Hem de pandemi döneminde, yurt dıs¸ından yüzde 3,2 faizle 4 yıl geri ödemesiz 12 yıl vadeyle 4 bankayı bir araya getirip bir sendikasyon kredisi yaratarak 490 milyon euro getirdim.
Belediye bütçesinin yüzde 40'a yakınını her yıl yatırıma harcayarak, yurt dıs¸ından kaynak yaratarak 5 yıl içinde onlarca hizmeti kamuya kazandırdık. 5 yılda hayata geçirdigˆimiz yatırımların yaklas¸ık tutarı 2,1 milyar euro yani bugünkü kurla yaklas¸ık 102 milyar lira ediyor. Bu süreçlerde defalarca denetlendim, sorus¸turuldum. Adeta mercekle kusur aranan tüm bu sorus¸turmaların hepsinden aklandım. Ne aldatma kastı ne tek kurus¸ menfaat temini ile ilgili tek bir kusur, tek bir husus tespit edilemedi. Çünkü hayatım boyunca kimseyi aldatmadım, tek kurus¸ haksız menfaat elde etmedim, kimseye haksız menfaat sagˆlamadım. Bu dava konusu süreçlerde de gizli saklı hiçbir s¸ey yapmadım. Tüm süreçler Meclis'ten bas¸layarak herkesin gözü önünde gerçekles¸ti. Gizli kapaklı, hakikate aykırı hiçbir s¸ey söylemedim, yapmadım."
Tunç Soyer, Hakimin "Gecikmelerde kusurunuz var mı" sorusuna, "Gecikmelerin bir kısmı bize ait olacak. Mesela 6. katın yıkılması. Ama onun dışında bize atfedilecek bir kusur yoktur" yanıtını verdi.
Son Dakika › Güncel › 'Kooperatif' Davası...Tunç Soyer: 'Gizli Kapaklı, Hakikate Aykırı Hiçbir S¸ey Söylemedim, Yapmadım' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.