Meclis'te Mekke Anlaşması mesaisi: Saldırıya ortak savunma ve 10 yıllık çekilme kısıtı tartışıldı - Son Dakika
Son Dakika Logo
Son Dakika Uygulamayı yükle! YÜKLE

Meclis'te Mekke Anlaşması mesaisi: Saldırıya ortak savunma ve 10 yıllık çekilme kısıtı tartışıldı

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Meclis\'te Mekke Anlaşması mesaisi: Saldırıya ortak savunma ve 10 yıllık çekilme kısıtı tartışıldı

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın Mekke'de imzaladığı ortak savunma anlaşmasının onayına ilişkin teklif TBMM Genel Kurulu'nda ele alındı. Metne göre taraflardan birine yönelik silahlı saldırı üç ülkeye yapılmış kabul edilecek. Muhalefet, ilk 10 yılda olağan yoldan çekilmeyi engelleyen hükmü ve askeri yükümlülüklerin belirsizliğini sorguladı; MHP destek verirken DEM Parti karşı çıktı.

TBMM Genel Kurulu'nda Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşması'nın onaylanmasına ilişkin kanun teklifi görüşüldü. İYİ Parti milletvekilleri Lütfü Türkkan ve Metin Ergun, anlaşmanın 10 yıl boyunca olağan çekilme mekanizmasını devre dışı bırakmasını ve Türkiye'nin üstleneceği askeri yükümlülüklerin belirsizliğini eleştirdi. Yeni Yol Partili Hasan Karal, asker gönderme ve Meclis denetimine ilişkin hükümlerin açıklığa kavuşturulmasını istedi. DEM Partili Ceylan Akça Cupolo ise "Gözümüz kapalı bir şekilde savaşa gitmeyi reddediyoruz" dedi. MHP'li Kamil Aydın ise anlaşmaya destek vereceklerini açıkladı.

TBMM Genel Kurulu'nda, Türkiye Cumhuriyeti, Pakistan İslam Cumhuriyeti ve Suudi Arabistan Krallığı Arasında Ortak Savunma İçin Mekke Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi'nin tümü üzerindeki görüşmelere geçildi. Görüşmelerde siyasi parti grupları adına milletvekilleri söz aldı.

10 YIL BOYUNCA ÇEKİLME YOLU KAPALI

İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, anlaşmanın yalnızca üç ülke arasındaki savunma iş birliğiyle sınırlı olmadığını, Türkiye'nin milli güvenliğini, dış politika tercihlerini, askeri yükümlülüklerini ve gelecekte karşılaşabileceği savaş risklerini de ilgilendirdiğini söyledi.

Türkiye'nin Pakistan ve Suudi Arabistan ile dostane ilişkiler geliştirmesine, savunma sanayisinde iş birliğine, ortak askeri eğitimlere ve istihbarat paylaşımına karşı olmadıklarını belirten Türkkan, "Ancak dostluk başka şeydir, Türkiye'nin geleceğini belirsiz askeri yükümlülüklerin altına sokmak bambaşka bir şey. Bizim itirazımız iş birliğine değil, Türkiye'nin milli çıkarlarını yeterince güvence altına almayan, hukuki ve askeri sonuçları açıkça tanımlanmamış bu anlaşmanın mevcut halinedir" dedi.

Anlaşmada ilk genel sekreterin Pakistan vatandaşı olmasının öngörüldüğünü hatırlatan Türkkan, bunun Türkiye açısından doğuracağı kurumsal ve siyasi sonuçların yeterince tartışılmadığını ifade etti.

Anlaşmanın 16'ncı maddesindeki süresiz yürürlük hükmüne ve tarafların ilk 10 yıl boyunca olağan çekilme mekanizmasını kullanamayacak olmasına tepki gösteren Türkkan, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Ne kadar ucube bir madde bu. Taraflar on yıl boyunca olağan çekilme mekanizmasını da kullanmayacaklar, on yıl boyunca. Düşünün, Orta Doğu'da on yıl içinde kaç tane savaş olabilir, kaç hükümet değişebilir, kaç ittifak kurulup dağılabilir, Pakistan ile Hindistan arasındaki bu ilişki hangi noktaya gelebilir, Suudi Arabistan'ın bölgesel politikaları nasıl değişir, Türkiye'nin öncelikleri nasıl değişecek, nasıl şekillenecek? Bütün bunlar belirsizken Türkiye neden on yıl boyunca bu anlaşmadan doğal yolla çekilmeyeceği bir yükümlülük altına giriyor?"

BİR ÜLKEYE SALDIRI ÜÇÜNE YAPILMIŞ SAYILACAK

İYİ Parti Muğla Milletvekili Metin Ergun da anlaşmanın içeriğine ilişkin soru işaretleri bulunduğunu belirterek, partisinin iktidardan gelen her düzenlemeye kategorik olarak karşı çıkmadığını söyledi.

Ergun, "Biz İYİ Parti olarak iktidardan gelen her şeye kategorik olarak 'hayır' demiyoruz ama birileri gibi her şeye 'evet' de demiyoruz; inceliyoruz, bakıyoruz, bizim birikimlerimize göre doğru ise 'Evet.' diyoruz, yanlış ise 'Hayır.' diyoruz yani yeminli evetçi veya yeminli hayırcı değil İYİ Parti, inceliyoruz" dedi.

Ergun, "Muhteremler, Türk'ün Mekke'yi, Medine'yi savunması için anlaşmaya ihtiyacı yok, öncelikle bunu söyleyeyim. Yani herhangi bir anlaşmaya ihtiyacımız yok bizim, biz bunu tarih boyunca yaptık ve yapmaya da devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin uluslararası savunma ve güvenlik iş birliklerine karşı olmadıklarını ancak bu tür anlaşmaların yeterli hukuki güvence, demokratik denetim ve stratejik değerlendirmeyle hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Ergun, anlaşmanın ortak savunmadan terörle mücadeleye, istihbarat paylaşımından askeri konuşlanmaya, savunma sanayisinden lojistik desteğe kadar geniş bir iş birliği öngördüğünü kaydetti.

Ergun, anlaşmanın neden Milli Savunma Komisyonu'nda görüşülmediğini sorgulayarak şöyle konuştu:

"Baştan sona askeri, bütün kelimeleri, bütün hükümleri askerle alakalı olan bir anlaşma niçin Türkiye Büyük Millet Meclisinin Milli Savunma Komisyonunda görüşülmedi? Buna bir açıklık getirilmesi gerekir diye düşünüyorum."

Anlaşmanın bir tarafa yönelik dış kaynaklı silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış sayılmasını öngördüğünü belirten Ergun, askeri yardımın kapsamının ise tarafların imkan ve kabiliyetlerine bırakıldığına dikkati çekti. Ergun, "Bu durumda, Türkiye hangi koşullarda askeri destek vermek zorunda kalacaktır, açıklanmalıdır. Desteğin sınırı ne olacaktır? Hangi durumlarda askeri, siyasi ya da lojistik katkı beklenecektir? Bu sorulara cevap verilmelidir. Çünkü güvenlik anlaşmalarında yalnızca siyasi irade değil, bu iradenin doğuracağı somut yükümlülükler de öngörülebilir olmalıdır" diye konuştu.

MHP DESTEK VERECEĞİNİ AÇIKLADI

MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın ise partisinin kanun teklifine destek vereceğini açıkladı. Türkiye'nin dünya siyasetindeki yerinin merkez, yönünün ise insanlığın olduğu her yer olduğunu belirten Aydın, Türkiye'nin kaos ve çatışmaların yaşandığı dünyada güven ve istikrarın limanı olmasını hedeflediklerini söyledi.

Aydın, 7 Ağustos 2026'da Mekke'de imzalanan anlaşmanın taraf ülkeler arasındaki güven, iş birliği ve dayanışmayı artıracağını, bölgesel sorunların çözümünde dış müdahalelerin etkisiz kılınmasına katkı sağlayacağını savundu. Anlaşmanın bölgesel sahiplenme anlayışı temelinde stratejik iş birliği diyaloğunu, karşılıklı güvene dayalı birlikte çalışma kültürünü ve kolektif caydırıcılığa dayalı güvenlik yaklaşımını güçlendirmeyi amaçladığını ifade eden Aydın, tarafların birbirlerinin bağımsızlığını, toprak bütünlüğünü ve egemenliğini korumak şartıyla iş birliği yapmayı taahhüt ettiğini belirtti.

Kolektif savunma hükmünün kendiliğinden devreye girmeyeceğini savunan Aydın, bu konuda istişareler sonucunda mutabakata varılacağını söyledi. Aydın, anlaşmanın terörizm dahil tarafların ortak değerlendirmesiyle savunma ve güvenliklerini etkilediği belirlenen tehdit ve saldırılara karşı kolektif caydırıcılığı güçlendirmeyi hedeflediğini belirterek, "Bu hedef doğrultusunda tamamen savunma odaklı olan bu anlaşma herhangi bir ülkeyi hedef almadığı gibi; bölgesel barış, istikrar ve güvenliğe katkıda bulunma arayışında olan, uluslararası hukuka saygılı ve toprak bütünlüğü, egemenlik, eşitlik ve içişlerine karışmama ilkelerini benimseyen tüm bölge ülkelerinin katılımına da kapı aralamaktadır" dedi.

Anlaşmaya ilerleyen yıllarda diğer ülkelerin de katılabileceğini belirten Aydın, "Yani ilerleyen yıllarda isteyen ülke bu şartlara uyduğu sürece bu oluşum içerisinde yer alabilmektedir" ifadelerini kullandı.

ASKER GÖNDERME VE MECLİS DENETİMİ SORUSU

Yeni Yol Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Hasan Karal, kanun teklifinin Dışişleri Komisyonu'nda değişiklik yapılmadan kabul edildiğini, tali komisyon olan Milli Savunma Komisyonu'nun ise teklifi görüşmeyeceğini yazılı olarak bildirdiğini söyledi. Karal, böylesine önemli askeri taahhütler içeren bir anlaşmanın Milli Savunma Komisyonu'nda ele alınmamasını ciddi bir eksiklik olarak değerlendirdi.

Türkiye'nin Suudi Arabistan ve Pakistan'la savunma alanındaki iş birliğini önemsediklerini belirten Karal, anlaşmanın mevcut iş birliğinin ötesine geçerek üç ülke arasında uzun vadeli karşılıklı savunma taahhüdü getirdiğine dikkati çekti.

Dışişleri Bakan Yardımcısı'nın komisyonda anlaşmanın herhangi bir ülkeyi hedef almadığı, askeri yardımın otomatik olarak devreye girmeyeceği ve kararların ülkelerin ortak değerlendirmesiyle alınacağı yönündeki açıklamalarını hatırlatan Karal, "Ne var ki bizim onaylayacağımız metin, Bakan Yardımcısının açıklamaları değil anlaşmanın kendisidir" dedi.

Anlaşmanın 2'nci maddesine işaret eden Karal, bir ülkeye yönelik silahlı saldırının üç ülkeye yapılmış sayılacağını ve derhal yardım öngörüldüğünü belirterek, "Peki, bu yardımın kapsamına kim, nasıl karar verecek? Ülkeler arasında görüş ayrılığı çıkarsa ne olacak? Türkiye hangi şartlarda askeri sorumluluk üstlenecek? Bunların açıkça belirlenmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Anlaşmadaki tehdit ve tehlikelere ilişkin hükümlerin Birleşmiş Milletler Şartı'nın çizdiği sınırların dışına taşmaması gerektiğini savunan Karal, bir ülkenin kendi çatışmasını tırmandırmasının Türkiye'nin peşinen askeri destek vermesi sonucunu doğurmaması gerektiğini söyledi.

Dışişleri Bakan Yardımcısı'nın Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yurt dışına gönderilmesinde Anayasa'nın 92'nci maddesine uyulacağını ifade ettiğini aktaran Karal, bu hükmün uygulamada nasıl işletileceğinin açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Anayasa'nın 92'nci maddesi ile 2941 sayılı Kanun'a işaret eden Karal, her asker gönderme işleminde mutlaka ayrı bir Meclis tezkeresi gerektiğini savunmadıklarını belirterek, "Dolayısıyla her asker gönderme işleminde mutlaka ayrı bir Meclis tezkeresi gerektiğini söylemiyoruz ancak hangi görevlerin doğrudan bu anlaşma kapsamında değerlendirileceğinin, hangi durumlarda Meclis iznine başvurulacağının açıkça ortaya konulmasını istiyoruz" diye konuştu.

DEM PARTİ: SAVAŞA GİTMEYİ REDDEDİYORUZ

DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Ceylan Akça Cupolo, Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasındaki savunma anlaşmasına karşı olduklarını belirterek, dünyada yeni bir savaş dönemine girildiğine ilişkin uyarılarda bulundu.

Ukrayna, Libya, İran, Gazze, Sudan ve Yemen'deki çatışmalara işaret eden Cupolo, birçok uzmanın dünyanın gözler kapalı veya uyurgezer biçimde üçüncü dünya savaşına doğru ilerlediğini söylediğini belirtti. Bölgesel ve küresel ölçekte büyüyen çatışmaların yeni askeri paktlarla daha da derinleşebileceğini savunan Cupolo, şöyle konuştu:

"Bu savaşlara gitmenin yolu tıpkı İkinci Dünya Savaşı'nda yaptıkları gibi birçok paktı imzalayıp, savaşa hazır olup yani bir nevi boks öğrendikten sonra o yumrukları kullanmayacağınızın garantisi yok, bu pakt yapıldıktan sonra o savaşın yapılmayacağının garantisi yok"

Anlaşmaya karşı çıkışlarının gerekçesini bölgesel ve küresel barış vurgusuyla açıklayan Cupolo, "Şimdi bir kez daha Almanlar kaybedince biz kaybetmemiş sayılmamak için, yoksullar kaybedince Suudi Arabistan kazanmasın diye, Yemenli yoksullar ölünce Pakistanlı savaş lordları kazanmasın diye, Beluçlu yoksul çocuklar öldüğünde Pakistanlılar kazanmasın diye, Sudanlı yoksullar öldüğünde Suudiler kazanmasın diye, bölgedeki petrol zenginleri zenginleşince yoksullar ölmesin diye, hegemonlar kazanmasın diye bölgesel ve küresel barışa olan bütün inancımızla bu paktı reddediyoruz" dedi.

Bugünün 4 Kasım olduğunu hatırlatan Cupolo, 4 Kasım 2016'da HDP'li siyasetçilere yönelik operasyonların gece saatlerinde gerçekleştirildiğini belirterek, anlaşmanın görüşmelerinin de gece saatlerine bırakılmasını eleştirdi.

Cupolo, anlaşmanın olası sonuçlarının en çok yoksul kesimleri etkileyeceğini savunarak şu ifadeleri kullandı:

"Bu pakt da yine en yoksulların, Türkiye'nin en yoksullarının savaş meydanlarına sürüleceği ve hiç yere ölecekleri ve bazen bir komisyon toplantısında 'Bakın, biz Libya'ya da tezkere çıkardık, bir ölen de olmadı' dediklerinde ölümünün haberi yapıldı diye gazetecilerin tutuklandığı, bazı istihbaratçıların, bazı memurların bile bahsinin edilmeyeceği savaşlar çıkmasın diye bu paktlara karşı olduğumuzu söylüyoruz"

Cupolo, "Gözümüz kapalı bir şekilde savaşa gitmeyi reddediyoruz. Bu kürsüyü halkın barış hakkını, yoksulların barış hakkını savunmak için kullanmaya devam edeceğimizi söylüyorum" diye konuştu.

Kaynak: ANKA

Sizin düşünceleriniz neler ?

1000

    Yorumlar (1)

  • brskili brskili:
    en mantıklı açıklama dem den gelmiş helal olsun 0 0 Yanıtla
  • SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.