Yavuz Ağıralioğlu: Cumhurbaşkanlığında kimin oturması gerektiğini değil, neyin oturması gerektiğini konuşacağız - Son Dakika
Son Dakika Logo

Yavuz Ağıralioğlu: Cumhurbaşkanlığında kimin oturması gerektiğini değil, neyin oturması gerektiğini konuşacağız

Google algoritmasına bırakmayın, okuyacağınız haberi siz seçin! Tıkla ve ekle
Yavuz Ağıralioğlu: Cumhurbaşkanlığında kimin oturması gerektiğini değil, neyin oturması gerektiğini konuşacağız

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti. Ağıralioğlu, "'Cumhurbaşkanımız yeniden adayımızdır' diyorlarsa bizim bunun karşısında şu adaydır demekten daha önemli bir sorumluluğumuz var. Cumhurbaşkanı'nın karşısında nezaket, merhamet, plan, program, kalkınma stratejisi, ciddiyet adaydır. Partili partisiz ayırmadan herkesi kucaklama üslubu adaydır. Memlekette her rengin temsilcisi olabilecek bir asalet adaydır. Memlekette kendine oy vermeyenlerin de hakkını hukukunu muhafaza edilecek bir anlayış adaydır. Yani bir elbise dikeceğiz. Cumhurbaşkanlığında kimin oturması gerektiğini değil, cumhurbaşkanlığı makamında neyin oturması gerektiğini konuşacağız" dedi.

(ANKARA) - Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel'i ziyaret etti. Ağıralioğlu, "'Cumhurbaşkanımız yeniden adayımızdır' diyorlarsa bizim bunun karşısında şu adaydır demekten daha önemli bir sorumluluğumuz var. Cumhurbaşkanı'nın karşısında nezaket, merhamet, plan, program, kalkınma stratejisi, ciddiyet adaydır. Partili partisiz ayırmadan herkesi kucaklama üslubu adaydır. Memlekette her rengin temsilcisi olabilecek bir asalet adaydır. Memlekette kendine oy vermeyenlerin de hakkını hukukunu muhafaza edilecek bir anlayış adaydır. Yani bir elbise dikeceğiz. Cumhurbaşkanlığında kimin oturması gerektiğini değil, cumhurbaşkanlığı makamında neyin oturması gerektiğini konuşacağız" dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, bugün YENİ Parti Genel Merkezi'ni ziyaret ederek Genel Başkan Özgür Özel ile görüştü. YENİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Özgür Ceylan, Ağıralioğlu ve beraberindeki heyeti kapıda karşıladı. Saat 14.30 itibarıyla başlayan görüşme bir saat sürdü. Görüşmede Özel'e, Genel Başkan Yardımcısı Gizem Özcan ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer eşlik etti. Görüşmenin ardından iki lider ortak basın açıklaması düzenledi.

Ağıralioğlu ziyarete ilişkin şöyle konuştu:

"Memleketin gündemi çok değişiyor ama sorunlar hep aynı. 2002'de Sayın Cumhurbaşkanı'nın AK Parti'yi kurarken memlekete çözme sözü verdiği, bunların hepsini çözeceğim Allah'ın izniyle dediği 25 yıl sonra biz aynı sorunları çözme vaadiyle memleketin ümit ufkuna kuruluyoruz. Yani Sayın Cumhurbaşkanı 2002'de neyi çözmeyi söz vermişse biz 2027 önümüzdeki seçime bunları çözme sözü veriyoruz. Enflasyonu çözme sözü veriyoruz. Faizi indirme sözü veriyoruz. Yolsuzlukla, yoksullukla mücadele sözü veriyoruz. Özgürlük sözü veriyoruz. Adaletle kalkınma sözü veriyoruz. Nepotizmin olmadığı bir ülke sözü veriyoruz. Planlama kapasitesi sözü veriyoruz. Devletin kurumlarını koruma sözü veriyoruz. Cumhuriyeti kurma sözü veriyoruz. Ne sözler veriyoruz. Bu sözleri biz verdiğimize göre 25 yıllık iktidar verdiği sözleri tutamamış demektir.

"ELİMİZDE 25 YILLIK BİR TOMOGRAFİ VAR"

Dolayısıyla memlekette nöbet değişim süreci aslında gibidir bu. Süreç 2002'ye benzemektedir. Türkiye'de süreç 2002'ye benzemektedir. Seçmen hissiyatı açısından da sorunlar açısından da 2002'ye benzemektedir. 2002'de nasıl büyük bir değişimi doğurmuşsa şartlar 2027 ya da 28'de yapılacak seçimde memleket büyük bir değişim enerjisini biriktirmektedir. Sandık patlamak üzeredir. Sandıkta sonuçlar memleketin ümit ufkuna kurulacak bir plan, bir hareket, bir strateji beklemektedir. O yüzden bizim şöyle bir kavlimiz var. Çok da tecrübemiz oldu, sağ olsun. Bu hükümetin bizi çok idmanlı hale getirdiği bir şey. Memleketin hangi sorunlarını nasıl konuşursak memleket ne bulur bize öğretti. Neyi yanlış yaparsak başımıza ne geliyor, neyi ihmal edersek biz ne bedel ödüyoruz bize öğretti. Elimizde 25 yıllık bir tomografi var. Bu tomografi bir partiye karşı rekabetin değil memleketi önümüzdeki dönem güçle kuvvetle ayağa kaldırabilmenin reçetesini arayanlara muazzam bir tomografi sonucudur bu. Bu tomografi sonucu ne yapacağımızı değil ne yapmayacağımızı bize imkan olarak verebilen bir tomografi sonuçtur.

"PARTİ KAVGASI VERMEYECEĞİZ"

Biz parti kavgası vermeyeceğiz. Biz şahıs kavgası vermeyeceğiz. Şu anda en büyük sorunumuz şudur. Genel Başkanım nezaket gösterdi, sağ olsunlar, ben takdimi böyle yapmak istiyorum: Şahsın devletleştiği, devletin şahıslaştığı bir hengamede devleti devlet yapabilme imkanına yürüyeceğiz. O yüzden meselelerimizi konuşurken şahıslaştırmayacağız. Şahıs konuşmayacağız. Sistem konuşacağız, plan konuşacağız, program konuşacağız, gelecek konuşacağız. Bütün bunları konuşurken de mevzuyu bir şahsın ya da şahıslar etrafındaki bilek güreşinin kurbanı yapmayacağız.

"TÜRKİYE NEFES ALMALIDIR"

Millet parti kavgasından yoruldu. Parti münakaşasından yoruldu. Bu şahsi şahsın etrafında yani Tayyip Bey varlığında belki bizim bu söylediğimiz çok görülmüyordur. Ama görülecek olan şey şudur: Bugün fonla ilgili süreçte de aynı şeyi yaşadık. Efendim Cumhurbaşkanımızın BM'deki yaptığı konuşmayı herkes izlemiştir. Kıymetli güzel bir konuşma çerçevesi doğru bir konuşma falandır, doğrudur. Sayın Cumhurbaşkanı'nın BM özelinde ayağını BM'nin keyfiliğine basarak söylediği her şeyi Türkiye'ye teklif ediyoruz efendim. Kıymetli bir şey söylüyorum. Cumhurbaşkanı diyor ki dünya beşten büyüktür. Biz de diyoruz ki dünya beşten büyüktür doğru, Türkiye de AK Parti'den büyüktür. Türkiye'de bir adamın siyasi olarak merkezde olduğu bu yönetim metodunun Türkiye'ye yaşattığı sorunların bize söylettiği bir şeydir bu. BM için söylediğiniz şeylerin tamamı Türkiye için de geçerlidir efendim. Türkiye'de tektikleşmenin, Türkiye'de hesapsız hesapsız davranmanın, şeffaf olmamanın, güç dengesini, farklılıkları, farklı görüşleri temsil edebilmenin imkanları bulunmalıdır. Türkiye nefes almalıdır. Türkiye önümüzdeki dönem bundan çok daha iyi olabilir mi muhasebesine yeni bir strateji, yeni bir gayret, yeni bir plan bulmalıdır, imkan bulmalıdır. İstişarelerimizin merkezinde hep bu var.

"BİZ BİR KIŞLA HAYAL ETMİYORUZ"

Kıymetli bir ziyaret bizim için. Kıymetli bir istişare bizim için. Her konuda aynı olmak zorunda değiliz. Bir memleket hayalimizi kışlaya çevirmedik. Biz bir kışla hayal etmiyoruz. Herkesin aynı şeyi söylediği, herkesin emir robot ilişkisi içerisinde olduğu bir memleket hayalimizi yok. Farklılıklarımızı zenginlik sayan, farklılıklarımızla büyük Türkiye olacağımızı inanan, farklılıklarla 86 milyonu bir ve beraber tutabilecek bir siyasal üslupla siyaset yapacağız. O yüzden her konuda aynı olmasak da her konuda aynı şeyi söylemesek de memleket geleceği için ortak bir hayalin, zengin bir Türkiye idealinin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni nice yüz yıllar ayakta tutabilmenin üzerimize düşürdüğü sorumlulukla ne yapmamız gerekiyorsa onu yapacağız."

"DENETİM MEKANİZMALARININ NİÇİN ÇALIŞMADIĞININ İZAHI LAZIM"

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Ağıralioğlu "500 binden fazla yatırımcının etkilendiği  ifade edilen bu borsa soruşturması ve fon kriziyle ilgili soruşturma devam ediyor. Cumhurbaşkanı Danışmanı Oktay Saral konuya ilişkin 'Ucu nereye giderse gitsin, kime dokunursa dokunsun bu mesele üzerinden Cumhurbaşkanımızı yıpratmaya yönelik siyasi hesabın milletimizin mağduriyetinin önüne geçilmesine izin verilmemelidir' dedi. Nasıl değerlendiriyorsunuz" sorusuna şu yanıtı verdi:

"Sadece bu fon ve yaşadığımız süreçteki denetimsizlik, keyfilik bu işe bulaşan isimlerin yahut ismi bu mevzuda konuşulanların vazifeleri varken vazifelerini yapamamışlığı yahut bu kadar göz göre göre bu kadar hudutsuz zararlara sebep olabilecek bu kadar mübalağalı bir para ve bedeli bu millete ödetebilecek bu yokluk zamanında bu süreç sadece bu tecrübe ettiğimiz sistemin bizim açımızdan ne anlama geldiğini göstermeye yeter. Yani 18,5 milyar dolar dönüyor. 457-458 bin kişi dönüyor. 18,5 milyar dolar bir de borsanın kayıp değeriyle yani borsanın kaybettiği değerlerle bunun iki üç katına varan bir kayıptan bahsediliyor. Bütün bunların bizi bir sorumluluk mevkine çektiğini bu sorumlulukta vazifesi bu işleri denetlemek olanların niçin vazifesini yapmadığının ifade edilmesi gerektiğini söylüyoruz. Bedeli yine millete ödetmeden, doğru konuşulsun diye söylediğimiz bir şey var. Bu uyarısı Mehmet Şimşek daha önce sanki sadece uyarı yapmak zorundaymış gibi davranmasını da anlamsız buluyoruz da, 2025'te konuşmuşsunuz mesela. Niçin müdahale etmiyorsunuz efendim? Yahut müdahalenizi engelleyen şey nedir efendim? Mehmet Bey aslında bir fon yöneticisi biliyorsunuz. Yani siyasete girmezden evvel de bir fon yöneticisi. Bu fonlardaki şişkinliği, spekülasyonu, bu fonlardaki tarihin en büyük sazan sarmalı diyorlar buna, yani 457 bin 458 bin kişiyi buraya bir sazan gibi çekebilen bir mekanizma. Daha fazla hudutsuz kazanabilme hevesine kurban gitmiş köpek balıkları bulunacak efendim. Birinci hassasiyetimiz şu: Bu tarihin en büyük sazan sarmalıysa bu sazanları buraya çekip üstlerine bir daha 500 sene o değere gelmeyecek hisseleri boca edip kazananlar kimdir bunlar açıklanacak. Yani bu aralarda bire bin, bire iki bin, bire üç bin, bire beş bin kazanıp çıkanlar kimdir bunlar açıklanacak. Bir de bu mekanizmada denetim mekanizmalarının niçin çalışmadığının izahı lazım.

"KÖPEK BAKILARI KİMLER ONLARIN ORTAYA ÇIKMASI LAZIM"

Adalet Bakanımız şimdi pek çok mevzuda operasyon yapıyor. İşte sahaya, mafyaya, çeteye, sokağa, hale, her tarafa operasyon yapıyor, arınma gibi operasyon yapılıyor. Arada dikkatten kaçmasın diye arz ediyorum, AK Parti kendi geçmişini operasyon yapıyor gibi. 25 yıldır iktidarda duruyorsunuz. Bu sizin 25 yıllık iktidarınızın aslında biriktirdiği sorunlara operasyon. Dolayısıyla bu sorunlar konuşuluyor. Dolayısıyla burada birkaç şeyin bir arada yapılması lazım. Denetim mekanizmaları niye çalışmadı? Buna sebep olan şey nedir hesabı. Bu işlerden para kazanma azgınlığıyla kazanıp çıkanlar kimler, köpek balıkları kimler onların ortaya çıkması lazım. Efendim bir de bir milyon yatırmış diyelim, işte 25 milyon olmuş, parasını 25 milyon üzerinden görmeye çalışıyor. Ana paralar üzerinden bu işlerin hesabı ne kadar? Bunların bir ortaya çıkması lazım. Yani bizim doğru bilgilere ulaşmamız lazım."

"DAHA ÖNEMLİ SONUÇLARA İHTİYAÇ VARDIR"

Ağıralioğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan BM toplantısı için Amerika'da. Dün de ABD Başkanı Trump'ın Erdoğan'a ilişkin övgü dolu sözleri oldu. Önemli başlıklara ilişkin açıklama gelmedi. Nasıl değerlendiriyorsunuz?" sorusuna da şu yanıtı verdi:

"Dolayısıyla bu NATO Finlandiya süreci genişleme sürecine girerken İsveç üzerinden ben Anahtar Parti Genel Başkanı olarak da daha evvel memleketinin bir evladı olarak da şöyle bir şey dedim: Bize vermeleri gereken silahları Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanlarına verenlere şimdi bir şey demeniz gerekmiyor mu? Yani NATO'nun güney kanadını biz besliyoruz. Kuzey kanadında güvenlik endişesi çekiyoruz diye genişleme talebinde bulunuyorsunuz bize, Bizden onay istiyorsunuz. Güney kanadını tehlikeye düşürüyorsunuz. Dolayısıyla epeyce zamandır bunu bekliyoruz ama F-35 programından biliyorsunuz temenniler düzeyinde sadece iltifat görüyoruz. Efendim Türkiye çok iyi bir ülke, çok güçlü bir ülke. Sayın Cumhurbaşkanımız çok büyük, çok güçlü, çok çetin bir ceviz falan bunların hepsi söyleniyor. Ama iş uygulamaya gelince İsrail'e binlerce ton silah veriliyor. Hem de bunlar droneların taşıyabileceği silahlar. F-35'lerimiz bize hem programa dahil edilmiyoruz hem bize teslim edilmiyor. F-16'ların modernizasyonuyla ilgili biliyorsunuz genişleme sürecinde Dış İşlerimiz açıklama yapmıştı bununla ilgili. F-16 modernizasyon ile ilgili bir mutabakatımız var. O bile sağlanamadı. Dolayısıyla ne uçak motorundan ne F-35'lerden ne bize verilmesi gereken silahlardan haber yok. O yüzden bu diplomasinin çok büyük lidersiniz, çok karizmatiksiniz, inanılmaz güçlüsünüzden daha önemli sonuçlara ihtiyacı vardır.

"İSRAİL GELECEK DİYE BİZİ ÖCALAN'A RAZI ETMEYE ÇALIŞIYORLAR"

Öcalan Meclis'e gelecek propagandasının içerisinde muhalefeti bir paranteze alırken şöyle dedi hükümet. Öcalan'ı Meclis'e getirecek bunlar. Öcalan Meclise gelmesin diye Türk milletini fakirliğe ve yüksek enflasyona razı ettiler. Şimdi de İsrail gelecek diye bizi Öcalan'a razı etmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla bu siyasi metodolojinin devamlı kendisini mağdur konumuna düşürdüğü bu alan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin kapasitesine, gücüne yakışmamaktadır. Dünya liderliği adına BM'deki konuşmanın çerçevesini beğeniyoruz ama aynı konuşmanın Türkiye özelinde ne ifade ettiğini muhasebe edilmesini istiyoruz. Türkiye büyük bir potansiyelin üstünde bu kapasitesini doğru kullandığı zaman NATO ile ilişkilerinde, Avrupa Birliği ile ilişkilerinde, bölgedeki ilişkilerinde çok rahatlıkla yönetebilecek güçlü bir ülkedir. Bu ülkenin büyüklüğüne uygun siyasi olarak bir vizyonun beraberinde hariciye kapasitesinin, beraberinde uluslararası ilkeleri tanzim edebilme iradesinin sonuç alması lazım. Sonuç alamıyoruz.

"KAPASİTEMİZİN DOĞRU KULLANILMADIĞINA İNANIYORUM"

Trump'ın övgüleri. Sayın Cumhurbaşkanı çok kudretli bir insan. Sayın Cumhurbaşkanı büyük bir lider. Ben onun kadar kudretli ve büyük bir lideri hiç görmedim. Peşine de sonra ekleyiveriyor. Diyor çok kudretli ama benim her dediğimi yapıyor. Yani telefon açıyorum diyor mesela, telefonum hatırımı hemen sayıyor, papazı 30 yılla yargılıyorlardı diyor, hemen gönderdi oraya diyor. Peşinden iltifat ederken, iltifatın peşine başka bir şey ekliyor. Bize bir şey demeye çalışıyorlar. Dolayısıyla gücümüzün böyle iltifatlardan daha fazlasını hak ettiğine inanırım ben. Ben Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin, Türk milletinin bundan çok daha fazlasını yapabildiği bir iradeyi taşıdığı için burada devlet olduğuna inanırım. O yüzden kapasitemizin doğru kullanılmadığına inanıyorum. NATO'nun bize davranışının bir standart olduğuna inanıyorum. Ama burada bizim pazarlık kapasitemizle alakalı sorun yaşadığımızı düşünüyorum."

"PARTİLER GEÇMİŞİ DEĞİL GELECEĞİ KONUŞMAYI BECEREBİLMELİDİR"

Ağıralioğlu, "'İktidarla ittifak kırmızı çizgimizdir' demiştiniz. Muhalefetle ittifak ve gelecek cumhurbaşkanlığı seçiminde olası ortak adayda ortaklaşma noktasında nasıl tutum alacaksınız?" sorusuna da şöyle yanıt verdi:

"Geçen seçim yaşandı. Geçen seçimin muhasebesi doğru yapılması lazım. Benim seçimle ilgili hassasiyetlerim bugün biraz daha doğru anlaşılabilir hale gelmiştir. Yani butlan sürecinden sonra biraz daha belki netlik kazanmıştır. Bu süreçte bugün işte butlan sürecinde tercihi böyle olanların geçen seçimde hangi koordinatlarda bizim hangi eleştirilerimizin odağı olduğu doğru anlaşılmıştır. Ama şunun yapılması lazım seçmenin taraf olmasını anlıyoruz. Seçmenin hayal kırıklıklarını anlıyoruz. Bu kadar soruna rağmen değişim umudunun yetim kalmasından doğan huzursuzluğu anlıyoruz. Ama artık partiler geçmişi değil geleceği konuşmayı becerebilmeliler. Türk milleti için artık ufka bakabilen geleceği konuşabilen bugün bulduklarımızdan çok daha fazlasını bulabileceğimiz bir Türkiye için çalışabilen bir vizyon konuşmalıdır. Geçmişe takılıp kalmak, geçmişte yapılan hataları tekrarlamak, geçmişi muhasebe alanı olmaktan çıkarıp bilek güreşi yahut birbirinin aleyhine pozisyonlanmak avantajına çevirecek bir siyasi alanda tutmak bize hiçbir şey kazandırmayacak.

"CUMHURBAŞKANI MAKAMINDA KİMİN DEĞİL NEYİN OTURMASI GEREKTİĞİNİ KONUŞACAĞIZ"

Aslında bir siyasetin tuzağı vardır. O tuzak şudur. Eğer AK Parti bizim tek adayımız Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dır diyorsa eğer Cumhur İttifakı kaldıysa Cumhur İttifakı bence siyasi olarak geçen seçim milletle yaptıkları mukavelenin tersini yaptıkları için Cumhur İttifakı da kalmadı. O yüzden adayları Recep Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanımız yeniden adayımızdır diyorlarsa bizim bunun karşısında şu adayıdır demekten daha önemli bir sorumluluğumuz var. Yani biz cumhurbaşkanının karşısına Sayın Cumhurbaşkanı'nın karşısına adaysa şu adaydırı konuşmak yerine Cumhurbaşkanı'nın karşısında nezaket adaydır, merhamet adaydır, plan adaydır, program adaydır, kalkınma stratejisi adaydır, ciddiyet adaydır. Partili partisiz ayırmadan herkesi kucaklama üslubu adaydır. Memlekette her rengin temsilcisi olabilecek bir asalet adaydır. Memlekette kendine oy vermeyenlerin de hakkını hukukunu muhafaza edilecek bir anlayış adaydır. Yani bir elbise dikeceğiz. Cumhurbaşkanlığında kimin oturması gerektiğini değil, cumhurbaşkanlığı makamında neyin oturması gerektiğini konuşacağız daha çok."

"HÜKÜMET KENDİ AVANTAJLI OLDUĞU ZAMANI KOLLAYACAKTIR"

Yavuz Ağıralioğlu, ABB Başkanı Mansur Yavaş için cumhurbaşkanı adaylığı senaryolarının sorulması üzerine ise şöyle konuştu:

"Önümüzdeki dönem için daha erken. Bir bir buçuk senede kadar zaman var. İşte biraz erken yapılınca Kasım, zamanında yapılırsa nisan diyorlar, 18 nisan diyorlar. Hükümet kendi avantajlı olduğu zamanı kollayacak görünüyor. Hükümet için bence ben daha ehvenim demeye hakkı kalmadı. Yani ben biraz hassasiyet göstermiştim. Süreç içerisinde AK Parti'ye, MHP'ye oy vermiş iktidar seçmeninin gönlünü kazanmayı stratejik olarak çok daha makul bulurum ben. Yani 30 bin dolarlar hayali kurulmuş. 500 milyar, bir trilyon dolar ihracat hayali kurulmuş. Hazine dolu, enflasyon yok, faiz yok, işsizlik yok. Bir masal ülkesi hayali kurulmuş. Karşı karşıya olduğumuz karne bu. Şimdi bu karne hükümetin sicili. Bunun üstüne bir de geçen dönem millete denmiş ki biraz fakirliğinize sebep olduk, biraz yoksulluğa sebep olduk. Kabul ediyoruz ama çocuklarınızın katillerine de umut olmadık. Çocuklarınızın katillerinin canını okuyacağız, efendim gerekirse bu bölücülere nefes aldırmayacağız. PKK'nın meclisteki siyasi uzantısı diye tonlayarak, konuşarak, parmak sallayarak Selahattin'i çıkaracaklar, Öcalan'ın da Meclis'e getirecek misiniz diye kızarak seçim kazandılar. Geçen seçim zaman zaman hükümetin kurmayları söyler, biz milletimizi hiç kandırmadık, kandık ama kandırmadık, geçen seçim kandırdınız. Geçen seçim milletinizi kandırdınız. Milletinize umut olup çocuklarınızın katillerinin kabusu olacaktınız. Sonra seçimi kazandınız. Çocuklarınızın katillerine umut hakkından bahseder oldunuz.

"BİZ HÜKÜMETİN 'BEN DAHA EHVENİM' STRATEJİSİNİN APARATI OLMAYACAĞIZ"

Ben daha ehvenim deme hakkını kaybetti hükümet. Niye daha ehvendiniz? Fakirliğinize sebep olduk, yolsuzluk oldu, yoksulluk oldu, biraz para kamu mali disiplini bozuldu ama evelallah sizi vatansızda bırakmadık, devlet millet düşmanlarına da gülmedik, PKK'lılarla yürümedik diye bir şey dediler. Şimdi Öcalan'ın umuda, Selahattin yuvaya, Ahmetler makama diye kafiye yapıyorsunuz. Öcalan'a villadan bahsediyorsunuz. Dolayısıyla hükümet artık ben daha ehvenim deme hakkını kaybetti. Bir de üstüne üstlük elimizde bir karne var. Bu karne de hükümetin karnesi. Bizim siyasi üslubumuz şu: Bir seçimden evvel hükümet bu son tercihleri de bunu daha bir kere daha teyit etmiştir ki biz hükümetin ben daha ehvenim stratejisinin aparatı olmayacağız. Anahtar Parti böyle bir siyasi gündemin öznesi muhatabı değildir. Biz müstakil bir iradeyle yürüyoruz. Cumhurbaşkanlığı denkleminde benim partim adına da milletim adına da verdiğim söz şudur: Teröre deyen terörle mesafesini ayarlayamayan bu kırmızı çizgide üniter yapıyı haleldar edecek, Cumhuriyet'i hasarlı hale getirecek, memleket bütünlüğümüzü sıkıntıya sokabilecek hiçbir denklemin müsaade edeni olmayız biz. O denklemin içinde olmayız. Hassasiyet merkezimiz bu."

Kaynak: ANKA

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.