HEYBELİADA RUHBAN OKULU
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, basın toplansında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Erdoğan bir gazetecinin Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasıyla ilgili sorusuna, Yargı süreci uluslararası hukuka yansıdı ve gerekçeli kararı istettik. Bu gerekçeli kararın gelmesinin ardından, hemen burayı kendilerine teslim etmeye hazır olduğumuzu Fener Rum Patriği Bartholomeos'a söyledim. Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış ile Milli Eğitim Bakanı Nimet çubukçu, bu konudaki çalışmaları sürdürüyor. çözüme yönelik çalışmalarda bir netice alacağımızı ben umut ediyorum. Bunun umudu içerisindeyim. Olumlu bir yaklaşım içerisinde olduğumu da burada ben söylüyorum. üzerinde çalışıyoruz. Temenni ederim ki; burayı da kısa zamanda bir neticeye bağlarız. Ama ben de Sayın Papandreu'dan Atina'da Fethiye Camii'nin restorasyonu için müsaade istedim. Eğer bunu sağlarlarsa, çok isabetli olur diye düşünüyorum" dedi.
'BİZ PATRİK'İ ATAMIYORUZ'
Batı Trakya'da seçilmiş müftü olmadığnı belirten Erdoğan, "Atanmış müftü var. Burada seçilmiş olan müftü olması lazım. Bu konuda biz, özellikle Yunanistan'ın aynı şekilde yaklaşımını bekliyoruz. Diyoruz ki; seçilmiş olan müftüyü Yunanistan hükümeti onasın ve bu şekilde de oradaki vatandaşlarımız huzur içinde olsunlar. Eğer bazı sıkıntılar varsa, bunların da zaten oturulup konuşularak giderilmesi mümkündür. Şu bir gerçek; nasıl ki patriği seçme hakkını kendimizde bulmuyorsak, aynı şekilde de oradaki Müslümanların dini liderlerini tabii ki Yunan Hükümetinin seçmemesi gerekir. Bu ciddi bir yanlıştır diye düşünüyoruz ve bunun da giderilmesi gerekir diye inanıyoruz. Bu konuyu oturup konuşup süratle neticelendirmemiz lazım" diye konuştu.
EGE BARIŞ DENİZİ OLSUN
Ege'nin barış denizi olması konusunda silahlanmanın aza indirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan şöyle konuştu:
"Ege'de uçakların adeta bir bombardıman uçağı olarak bombaları muhafaza şeklinde uçmasını biz artık istemiyoruz. Bunlar bağlı olmasın, diyoruz. Eğer tatbikat yapılacaksa, bunlarsız uçsunlar diyoruz. Dolayısıyla bunlar barışın adeta bir simgesi olsun. Zaman içerisinde bunlar hiç uçmasın. Bu hale geliyoruz. Bunu başaralım. Savunma sanayiine yönelik karşılıklı olarak atılan bu adımların hepsi bizi farklı alanlarda yapacağımız yatırımlardan alıkoyuyor. Yani birimiz yapalım, birimiz yapmayalım diye bir şey olmuyor. Bu gerçekleri ben çok açık net konuşmayı severim, açık konuşuyorum. Oralara yapılan bu yatırımlar eğitime, sağlığa yapılabilir. Bu yatırımlar ülkede kişi başına milli gelir olarak yoksul insanlara aktarılabilir. Bizim uçaklarımız bombasız uçuyor. Yunanistan'ın da bombasız uçmasını bekliyoruz. Bunun yanında önemli olan bir diğer adım, ülkemizde Lozan ile bağlantılı olan adımlar var biliyorsunuz. Sensinot Meclisi olayımız var. Bu konuyla ilgili attığımız adımlar var. Ben bunu değerli dostuma, meslektaşıma da söyledim. Kendilerinin de bu noktada bir girişimi oldu. Sensinot Meclisi'nin Türk vatandaşlarından oluşması lazım. Ama şu anda tabii Türk vatandaşlarından oluşmuyor. Dolayısıyla 'Türk vatandaşlığına müracaatla biz bu sorunu çözelim' dedik. Şu anda müracaatları aldık. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki bir iki hafta içinde bu sorunu çözmüş oluruz. Dolayısıyla Lozan'ın gereği olan noktaya da gelmiş oluruz."
KIBRIS KONUSU
Yunan bir gazetecinin hava sahası ihlalleri yönündeki sorusuna ise Erdoğan şunları söyledi:
"Neticelere bağlandığı zaman karşılıklı olarak olumlu adımlar atılmak suretiyle bu çözülür. Ama bunu tek taraflı olarak beklediğimiz zaman, bunu çözmek tabii mümkün olmaz. Az önce bir ifade kullandım. 'Bu uçaklar bomba bağlanarak uçmasın' dedim. Şu anda Türk uçakları bomba bağlayarak uçmuyor. Ama Yunan uçakları bomba bağlayarak uçuyor. Bütün bu uçuşlarda NATO üslerinden bunların takibi yapılır ve oradaki kayıtların hepsinde bunlar vardır. Buradaki ihlaller diye ifade edilen şeyler NATO kayıtlarında ihlal diye geçmez. Oradaki ilgili hava sahası neyse bu sahalardan uçarlar, bu sahalardan giderler, gelirler. Zaman zaman karşılıklı olarak bu tür hava ihlalleri yapılmıyor mu? Ne yazık ki bunlar yapılıyor. Biz bunları tasvip etmiyoruz ve yapılmasını da istemiyoruz. Öncelikle uçaklardan bombaların soyutlanması lazım. Bunların şöyle bir kenara koyulması lazım. Neye karşı, niçin bu bombalar bağlanıyor? Bunu çözmemiz lazım. Silahlı Kuvvetler'in Kıbrıs'a işgali konusuna gelince, bakın biz bir süre önce Annan Planı olayı geçirdik, Annan Planı'nı yaşadık. Bütün hazırlıklar yapıldı. Bütün çalışmalardan sonra geldiğimiz nokta şu oldu: Dediler ki; biz bu işi erteleyelim. Bu teklifte, Sayın Karamanlis ve Sayın Papadopulos karşımızda duruyorlar, ben de şu an Cumhurbaşkanımız olan Abdullah Bey ile duruyorum ve Sayın Annan orada. Sayın Annan bana döndü, 'ne diyorsun' dedi. Ben de Sayın Annan'a dedim ki; 'biz size söz verdik. Bunu artık burada bitirmeliyiz. Gerekli olan referandumu yaparak süreci başlatmalıyız'. Sayın Annan, Sayın Karamanlis ve Sayın Papadopulos'a döndü. Dedi ki; 'bunu artık ertelememiz mümkün değil. Bu adımı atacağız. imzaları atalım'. O gün orada imzalar atıldı. Referandum yapıldı. Ne oldu referandumda? Referandumda Kuzey Kıbrıs tarafı biliyorsunuz yüzde 65 'evet' dedi. Güney Kıbrıs yüzde 75 Annan Planı'na 'hayır' dedi. Halbuki orada Türk Silahlı Kuvvetleri askerlerinin de belli bir takvim süreci içerisinde sayısını da 650 kişiye kadar indirme sözü vardı. Bunları hep orada yaşadık. Ama burada Yunanistan'ın da askeri var. Onlar da belli bir süreç içerisinde bu sayıyı azaltacaklardı. Bütün bunlar orada konuşuldu. Netice, Güney Kıbrıs AB'ye alındı, ama Kuzey Kıbrıs alınmadı. Verilen sözler yerine getirilmedi. Kıbrıs konusunda yoğun bir çalışma yapar, yıl sonuna kadar bu işi çözersek burada adil, kapsamlı, kalıcı çözüme ulaşmak bizim de arzumuzdur, niyetimizdir."
Türkiye vatandaşı olup, yurt dışında yaşayan Rumlar ile ilgili olarak da Başbakan Erdoğan, "Dışişleri Bakanlığı tespitlerine göre 50 bin kadar Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup, Türkiye dışında yaşayan Rumlar'ın olduğunu biliyoruz. Bizim bu noktada Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olup da Türkiye dışında yaşayanlara karşı mesajımız olumludur. Gelip Türkiye'de yaşayabilirler. çünkü zaten Türkiye'nin vatandaşıdırlar. Bizim bu noktada herhangi bir sıkıntımız söz konusu değildir. Biliyorsunuz Türkiye çok kültürlü bir ülke. Buradan bir sıkıntımız yok. Bu konuda rahatız" diye konuştu.
İŞBİRLİĞİ ÖNERİSİ
Başbakan Erdoğan, Türkiye'deki ekenomik kriz zamanında hiçbir bankayı fona devretmediklerini belirterek, "Fakat şu anda reformist bazı kararlar alınıyor, dolayısıyla bu alınan kararların arkasında durulması, burada bir dayanışmanın iktidarıyla, muhalefetiyle yapılması, inanıyorum ki Yunanistan'ın kısa sürede bu sıkıntıdan kurtulmasına vesile olacaktır. Ama burada iktidar ve muhalefetin bu sorunu bir milli sorun olarak görüp, müşterek olarak bunu ele almaları ve bu süreçten bir an önce sıyrılmayı sağlamak. İnanıyorum ki ülkedeki tüm siyasi hareket mensuplarının sorumluluğudur, diye düşünüyorum" dedi.
YUNANCA DA KONUŞTU, "EFHARİSTO POLİ"
Ege Denizi'nin ayrıştırıcı bir deniz olmasını kabullenemediklerini belirten Erdoğan, "Ege Denizi birleştirici bir deniz olsun. Ege Denizi, barışın bir simgesi haline gelsin. Bunu da yine bizler başaracağız. Başkaları gelip de bunu başarmayacak. Biz halledeceğiz. Oturacağız, konuşacağız, bu işi başlatacağız. Onun için bunun da altını çizmek istiyorum ve Yunanistan'da yeniden tekrar bulunduğum için arkadaşlarımla beraber mutluyum, mutluyuz. Komşunuz, kadim dostunuz, hatta akrabalarınız ve hatıralarınızın yaşadığı ülke Türkiye, her zaman yanınızda ve dostluğunu görmeye hazırdır. Tüm Yunan halkına derin hürmet ve sevgilerimi iletiyorum" diye konuştu. Konuşmasını 'çok teşekkür ederim' anlamına gelen Yunanca, "efharisto poli' sözleri ile tamamladı.
İŞADAMLARINA SESLENDİ
Erdoğan, basın toplantısından sonra Hilton Oteli'nde düzenlenen Yunan- Türk İş Forumu'na katıldı ve burada işadamlarına seslendi. Erdoğan konuşmazsında şunlara değindi:
"Komşularla sıfır problem adını verdiğimiz bu yeni stratejiyle tarihin önümüze koyduğu, geçmişin bugünlere taşıdığı, esasen birçoğunu da anlamsız bulduğumuz meseleleri samimiyetle masaya yatırdık ve çözüm arayışlarına giriştik. Bizim, bu yeni stratejide çıkış noktamız şudur, kin gibi, husumet gibi, haset gibi kavramlar, arzu edilmese bile beşeri özellikler olarak görülebilir. Devletler arasında kurulan ilişkilerde ise bu kavramlara yer yoktur, olamaz. Tarihte neler yaşanmış olursa olsun, geçmiş ne şekilde cereyan etmiş olursa olsun, biz, komşu iki devlet olarak geleceğe bakmak, gelecek vizyonuyla hareket etmek zorundayız. Türkiye ile Yunanistan'ın aralarındaki farklılıkları ve benzerlikleri bir liste haline getirseniz, hiç kuşkum yok ki benzerlikler, ortaklıklar kıyas kabul etmez şekilde ağır basacaktır. Her iki ülke de Avrupa ve Balkan coğrafyasında bulunuyor, her iki ülke de Akdeniz kültürünü taşıyor. Yemek isimlerinden tutunuz, musikiye kadar her alanda birbirimize benziyor, ortak kültür ögelerini paylaşıyoruz. Şunu samimiyetle ifade ediyorum, Rembetiko ne kadar sizin müziğinizse, o kadar da bizim müziğimizdir, o kadar Ege'nin sesidir. çiftetelli ne kadar bizimse, o kadar sizindir, o kadar sizin duygularınızı yansıtmaktadır. Ben, Ege'nin bizi ayıran değil, bizi birleştiren bir deniz olduğuna yürekten inanıyorum. Nitekim, bu samimi hissiyatımın bir tezahürü olarak da şu son yedi buçuk yılda Yunanistan'la her alanda ilişkilerimizi geliştirmenin mücadelesi içinde oldum ve mesafe katettiğimi görmekten dolayı da gerçekten mutluyum. 2010 yılının ilk üç ayında, bizim Yunanistan'a ihracatımız 401 milyon dolar olarak gerçekleşti. Bu rakam, geçen yılın aynı döneminde 379 milyon dolar idi. İthalat ise yılın ilk üç ayında 260 milyon dolar oldu. Yunanistan ithalatımız geçen yılın ilk üç ayında 210 milyon dolar olmuştu. Yani dış ticaret hacmimizdeki gerilemenin artık durduğunu ve artışın başladığını görüyoruz. Bu rakamlar, Türkiye ile Yunanistan'ın son dönemde gösterdikleri karşılıklı işbirliği ve iletişim çabalarının bir ürünüdür. Geçmişte yaşanan gerilimlerin yerini diyalog, iletişim ve işbirliği almış, iki ülke de ekonomik olarak bunun faydasını bariz şekilde görmüştür. Bu işbirliğinin her alanda daha da artacağına, dış ticaret hacminin en kısa zamanda 5 milyar dolar seviyesine ulaşacağına tüm kalbimle inanıyorum. Yunanistan hükümetinin de bu hedefe inandığını biliyor ve el birliğiyle bu seviyeleri yakalamanın mücadelesini veriyoruz" diye konuştu.
Daha sonra Erdoğan, Papandreu'nun kendisi için verdiği resmi akşam yemeğine katıldı. Erdoğan, yarında Atina'da çeşitli temaslarda bulunacak.
Lütfü KARAKAŞ-Fırat KESKİNKILIç/ATİNA(Yunanistan), (DHA)
Son Dakika › Dünya › Erdoğan'dan 'Efharisto Poli' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.