(İSTANBUL) - Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı Fatih Karahan, yılın ikinci Enflasyon Raporunu açıkladı. Rapora göre, 2026 yılı enflasyon tahmini revize edilerek, yıl sonu enflasyon tahmini yüzde 26'ya yükseltildi.
TCMB Başkanı Fatih Karahan, İstanbul Finans Merkezi'nde "Enflasyon Raporu 2026-II" bilgilendirme toplantısında küresel görünüm, yurt içi makroekonomik gelişmeler ve enflasyon sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Karahan, 2026 yılına ilişkin ilk öngörülerin paylaşıldığı dönemde küresel dinamiklerin dezenflasyon süreci açısından çeşitli riskler taşıdığına işaret ettiklerini belirterek, "Hemen sonrasında ABD-İsrail-İran Savaşı ile yaşanan jeopolitik gelişmeler, dünya ekonomisini beklenmedik derecede ciddi bir belirsizlik ortamına iterek merkez bankaları açısından zor bir döneme kapı araladı" dedi.
Savaşın özellikle enerji ve ulaştırma hizmet fiyatlarına ve dolayısıyla enflasyona hızlı yansıdığını ifade eden Karahan, "Bölgedeki gerilimin ve enerji arzındaki baskıların ne kadar süreceği en temel soru olarak önümüzde dururken ilgili enflasyonist etkilerin kısa vadede canlı kalacağını değerlendiriyoruz" diye konuştu.
Küresel beklentilerin, gerilimin ve buna bağlı baskıların ağırlıklı olarak kısa vadeli olacağı senaryosu etrafında şekillendiğini kaydeden Karahan, sürecin enflasyon görünümü üzerindeki olası ikincil etkilerinin izlenmesinin önem taşıdığını söyledi. Karahan, "Dezenflasyon sürecinde etkili sonuçlara ulaşmanın formülü yine para politikasında veri odaklı ve ihtiyatlı bir yaklaşım izlemekten geçiyor. Dolayısıyla savaşın bir belirsizlik bulutu eşliğinde dezenflasyon görünümünü etkilediği şu günlerde de kararlılığımızdan taviz vermeyeceğimizin altını çizmek istiyorum" ifadelerini kullandı.
Yaşanan etkilerin orta vadeli enflasyon görünümü üzerindeki yansımalarının para politikası duruşuyla şekilleneceğini dile getiren Karahan, "Önümüzdeki dönem para politikası kararlarında bunu göz önüne alarak temel amacımız olan fiyat istikrarı doğrultusunda tüm araçlarımızı kullanmaya devam edeceğiz" dedi.
Hürmüz Boğazı'nın kapatılmasının küresel enerji arzı açısından risk oluşturduğunu kaydeden Karahan, öncü göstergelerin küresel iktisadi faaliyette yavaşlama, girdi maliyetlerinde artış ve tedarik zincirlerinde aksamalara işaret ettiğini söyledi. Şubat ayı sonunda başlayan savaşla birlikte enerji fiyatlarının keskin şekilde arttığını ve yüksek düzeyini koruduğunu belirten Karahan, "Gerek ham petrol gerekse doğalgaz fiyatları savaş öncesi düzeylerin oldukça üzerinde seyrediyor. Son dönemde azalmakla birlikte petrol fiyatlarındaki oynaklık da tarihsel ortalamasının üzerinde" dedi.
Birçok ekonomide büyüme öngörülerinin aşağı yönlü güncellendiğini belirten Karahan, "2026 yılında küresel büyümenin belirgin şekilde ivme kaybetmesi bekleniyor. Buna bağlı olarak Türkiye'nin dış talebinin de zayıflayacağını öngörüyoruz" diye konuştu.
Enerji fiyatlarına bağlı olarak küresel ölçekte manşet enflasyonun arttığını kaydeden Karahan, bu artışın net enerji ithalatçısı ülkelerde daha belirgin olduğunu ifade etti. 2026 yılına ilişkin enflasyon tahminlerinin hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için yukarı yönlü güncellendiğini söyleyen Karahan, çekirdek enflasyon oranlarının ise şimdilik daha ılımlı seyrettiğini belirtti.
Küresel para politikalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Karahan, savaşın başlamasından bu yana merkez bankalarının ilk tepkisinin sınırlı olduğunu ancak gelişmiş ülkelerde beklenen faiz indirimlerinin ötelenmeye başladığını söyledi. Karahan, "Fed'in yüksek olasılıkla yıl boyunca politika faizini değiştirmeyeceği fiyatlanırken Avrupa Merkez Bankası'nın ise yılın ikinci yarısında politika faizini artırması bekleniyor" dedi.
Karahan, yurt içi makroekonomik gelişmelere ilişkin değerlendirmelerinde sıkı para politikasının hedeflenen sonucu olarak talep kompozisyonunda dengeli seyrin sürdüğünü aktararak, "2025 yılında tüketimin büyümeye katkısının 2023 yılına kıyasla belirgin olarak gerilediğini, yatırımların katkısının ise devam ettiğini görüyoruz" ifadelerini kullandı.
Sanayi üretiminin 2025'in üçüncü çeyreğinde gerilediğini ancak takip eden iki çeyrekte görece yatay seyrettiğini ifade eden Karahan, hizmet üretiminin ise şubat ayı itibarıyla ilk çeyrekte artış gösterdiğini, ulaştırma ve konaklama gibi hanehalkı talebiyle daha yakından ilişkili alt kalemlerde de hizmet üretiminin azaldığını kaydetti. İş gücü piyasasında manşet işsizlik oranının sınırlı gerilediğini söyleyen Karahan, geniş tanımlı göstergelerin daha az sıkı bir iş gücü piyasasına işaret ettiğini dile getirdi.
Talep koşullarına ilişkin değerlendirmesinde Karahan, "Talebe ilişkin veriler bir bütün olarak ilk çeyrekte talep koşullarının dezenflasyonist düzeyde olduğuna işaret ediyor" dedi. Farklı yöntemlerle hesaplanan çıktı açığı göstergelerinin büyük çoğunluğu ve ortalamasının ilk çeyrekte negatif düzeye işaret ettiğini belirten Karahan, yılın geri kalanında dezenflasyonist görünümün korunacağını öngördüklerini ifade etti.
Dış ticaret gelişmelerine de değinen Karahan, küresel ticaret ve jeopolitik koşullardaki zorluklara rağmen nisan ayında ihracatta artış, ithalatta ise azalış gerçekleştiğini söyledi. Orta Doğu ülkelerine yapılan ihracatın kısmen toparlandığını belirten Karahan, Afrika, Avrupa Birliği ve Kuzey Amerika ülkelerine ihracatın arttığını kaydetti. Enerji ithalatındaki artışa rağmen altın ve enerji hariç ithalatta düşüş gözlendiğini ifade eden Karahan, dış ticaret açığının nisan ayında ilk çeyreğe kıyasla gerilediğini söyledi.
Cari işlemler dengesine ilişkin değerlendirmesinde Karahan, cari açığın ilk çeyrekte artmakla birlikte milli gelire oran olarak tarihsel ortalamaların altında kalmayı sürdürdüğünü ifade etti. Savaşın enerji fiyatlarında tetiklediği hızlı yükselişin mart ayında enerji ithalatında belirgin artışa neden olduğunu söyleyen Karahan, "Bütün bu gelişmelere rağmen 2026 yılında cari açığın milli gelire oranının uzun dönem ortalamasının altında seyredeceğini öngörüyoruz" dedi.
Karahan, enflasyon görünümüne ilişkin değerlendirmesinde nisan ayı itibarıyla yıllık tüketici enflasyonunun yüzde 32,4 seviyesinde gerçekleştiğini hatırlatarak, "Mayıs 2024'te ulaşılan zirve ile kıyaslandığında enflasyonda belirgin bir düşüş yaşanmakla birlikte enflasyon yüksek seyrini korumakta" ifadelerini kullandı.
Orta Doğu'da şubat sonunda başlayan gerilimin negatif arz şoklarına yol açarak yakın dönem enflasyon görünümünde öne çıkan ana unsur olduğunu belirten Karahan, enerji yıllık enflasyonunun son iki ayda petrol ve doğal gaz fiyatları öncülüğünde 19 puan artarak yüzde 47'ye yükseldiğini söyledi. Ham petrol fiyatlarındaki artışların ardından akaryakıt ürünlerinde eşel mobil sisteminin devreye alındığını aktaran Karahan, "Bu sistem petrol fiyatlarındaki artışların enflasyona yansımasını önemli ölçüde sınırladı" dedi. Karahan, şöyle konuştu:
"Bir önceki rapor dönemi ile kıyasladığımızda enflasyon beklentilerinin arzu ettiğimiz ölçüde gerilemediğini görüyoruz. Beklentiler halen enflasyon tahminlerimizin üzerinde seyrediyor. Yılın ilk aylarında gıda fiyatları yüksek seyretti. Sonraki dönemde ise Orta Doğu'daki gelişmeler enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açmıştır. Enflasyon beklentilerinde bozulma izledik. Gerilimin ne kadar süreceği enflasyon görünümü açısından kritik bir risk unsuru."
Hizmet enflasyonuna ilişkin değerlendirmesinde kira ve eğitim hizmetlerinin 2025 yılında yüksek seyrin temel unsurları olduğunu ifade eden Karahan, her iki kalemde de geçmiş enflasyona endeksleme eğiliminin etkili olduğunu söyledi. Bununla birlikte yılın ilk dört ayında her iki kalemde de enflasyonda önemli düşüşler yaşandığını kaydeden Karahan, "Bu durum hizmetlerde süregelen ataletin güç kaybetmeye başladığını haber veriyor" dedi.
Yeni kiracı kira endeksinin enflasyonda aşağı yönlü eğilime işaret ettiğini belirten Karahan, eğitim tarafında da fiyat ayarlamalarına ilişkin düzenlemelerde geçmiş 24 ay yerine 12 aylık enflasyonun etkisini yansıtacak değişikliğe gidildiğini söyledi. Karahan, şu ifadeleri kullandı:
"Eğitim tarafında ise fiyat ayarlamalarına dair düzenlemelerde geçmiş 24 ayın enflasyonu yerine 12 ayın etkisini yansıtacak şekilde değişikliğe gidilmesini önemli buluyoruz. Bu değişikliklerin geçmiş enflasyona endeksleme mekanizmasını görece zayıflatarak dezenflasyon sürecini desteklemesini bekliyoruz. Bu düzenleme değişikliğinin 2026 yılı için ima ettiği rakamlar, eğitim tarafında dezenflasyonda belirli bir alan olduğunu gösteriyor. Diğer taraftan jeopolitik gelişmeler neticesinde akaryakıt fiyatlarına bağlı olarak ulaştırma hizmetlerinde fiyat artışları güçlü seyretmeye devam etti. Öncü veriler bu görünümün mayıs ayında da sürdüğüne işaret ediyor.Orta Doğu'daki gelişmeler enflasyon görünümü üzerinde belirsizliğe yol açmıştır. Buna istinaden enflasyon beklentilerinde bozulma izledik."
Para politikası duruşuna ilişkin açıklamalarında Karahan, ocak ayında politika faizinin 100 baz puanlık indirimle yüzde 37 seviyesine getirildiğini hatırlattı. Ancak şubat sonunda başlayan gerilim nedeniyle petrol, doğal gaz ve emtia fiyatlarında yüksek oynaklık ve artış yaşandığını söyleyen Karahan, bu riskleri sınırlamak amacıyla sıkılaştırıcı tedbirler aldıklarını ifade etti. Karahan, jeopolitik gelişmeler sonrası alınan kararlar sonucunda ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinin 3 puan arttığını kaydederek, TL ticari kredi ve mevduat faizlerinin 3 puan, tüketici kredisi faizlerinin ise yaklaşık 4 puan yükseldiğini dile getirdi.
TL mevduatın payının yüzde 59,7 ile güçlü seyrini koruduğunu söyleyen Karahan, kredi büyümesinde ise nisan ayından itibaren bir miktar gerileme görüldüğünü, ticari kredilerde büyümenin hız kesmeye başladığını ve bireysel kredi büyümesinin de 2026 yılında atılan adımların etkisiyle gerilediğini kaydetti.
Son dönemde yaşanan jeopolitik gelişmeler sırasında döviz talebinin büyük ölçüde yurt dışı yerleşikler kaynaklı gerçekleştiğini söyleyen Karahan, hanehalkının ilerleyen haftalarda altın ve döviz satışına yöneldiğini ifade etti. Türk lirası uzlaşmalı vadeli döviz satım işlemlerine başladıklarını belirten Karahan, "13 Mayıs itibarıyla vadesi gelmemiş işlem tutarı 8,1 milyar dolardır" dedi. Jeopolitik gelişmeler sonucu 27 Mart 2026 tarihinde 155 milyar dolara gerileyen brüt rezervlerin takip eden dönemde 17 milyar dolar artarak 8 Mayıs 2026'da 172 milyar dolara ulaştığını kaydeden Karahan, swap hariç net rezervlerin ise 20 milyar dolar arttığını söyledi.
Merkez Bankası'nın 2025 yılı dördüncü rapor döneminde enflasyonun 2025'te yüzde 31 ile yüzde 33 aralığında, 2026'da yüzde 13 ile yüzde 19 aralığında olacağı tahmin edilmişti. MB'nin 2026 yılı ilk raporunda ise enflasyon yüzde 15 ila yüzde 21 aralığında olacağı öngörülmüştü.
Karahan, mevcut rapor döneminde yaşanan olağan dışı jeopolitik gelişmeler nedeniyle varsayım setinde olağanüstü güncellemeler yapıldığını söyleyerek, "Bu doğrultuda 2026 yılı ara hedefimizi yüzde 24'e, 2027 yılı ara hedefimizi yüzde 15'e, 2028 yılı ara hedefimizi ise yüzde 9 seviyesine yükselttik" dedi.
Enflasyon tahminlerine ilişkin Karahan, "Enflasyonun 2026 yıl sonunda yüzde 26, 2027 yıl sonunda ise yüzde 15 olarak gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz. Enflasyonun 2028 yıl sonunda yüzde 9'a geriledikten sonra orta vadede enflasyon hedefi olan yüzde 5 seviyesinde istikrar kazanacağını öngörüyoruz" ifadelerini kullandı. Karahan, enflasyon görünümü açısından öne çıkan değerlendirmelerini şöyle aktardı:
"Savaşın gidişatına bağlı olarak petrol fiyatlarının temel varsayımlara göre daha uzun süre daha yüksek kalması yukarı yönlü risklerin başında geliyor. Diğer tarafta, savaş gidişatının daha ılımlı olması durumunda ise petrol fiyatları temel varsayımlardan daha düşük kalarak enflasyon üzerinde aşağı yönlü etki yapabilir. Doğal gazda ise enerji arz güvenliğine ve Avrupa LNG talebine ilişkin riskler, fiyatlar üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir. Gıda fiyatları tarafında da uluslararası tarımsal emtia fiyatları, iklim koşulları ve arz gelişmeleri önemini koruyor. Arz yönlü şokların son dönemlerde daha sık ve art arda görülmesinin fiyatlama davranışları ve enflasyon ataleti açısından riskler barındırdığını da eklemek gerekir."
Karahan, konuşmasının sonunda, "Son rapor döneminden bu yana yaşanan şok ve yarattığı sis dezenflasyon sürecini olumsuz etkilese de bu durum, fiyat istikrarına ulaşma yolundaki kararlılığımızı değiştirmeyecek" dedi. Fiyat istikrarının sürdürülebilir büyüme ve toplumsal refah artışı için ön koşul olduğunu vurgulayan Karahan, "Ara hedeflerle uyumlu bir seyir içinde fiyat istikrarı sağlanana kadar sıkı para politikası duruşunu sürdüreceğimizi yeniden belirtmek isterim" ifadelerini kullandı.
Son Dakika › Ekonomi › TCMB Enflasyon Raporu Açıklandı - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?