
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, AK Parti Milletvekili Zeyid Aslan'ın CHP Milletvekili Kamer Genç'e yönelik sözlerine ilişkin, "Hangi haletiruhiye ile hangi tepkiyle hangi öfkeyle söylemiş olursa olsun Zeyid Aslan milletvekilimizin sözleri kendisine de yakışmamıştır, partisine de yakışmamıştır. Alenen küfür ve hakaret içeren cümlelerdir" dedi.
Arınç, RTÜK'ün 19. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen etkinliğin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. 1 Mayıs'taki olaylarla ilgili soru üzerine Arınç, yaşananlardan duyduğu üzüntüyü dile getirdi.
Bu olaylara neden olanları kınadığını belirten Arınç, 1 Mayıs'ı önce gün, sonra bayram haline getirenin AK Parti hükümeti olduğunu ifade etti.
Arınç, 1 Mayıs'ın dünyada çalışanların, işçilerin bayramı olarak kutlandığını dile getirerek, bu bayramın Türkiye'nin her yerinde olaysız, coşkuyla ve heyecanla kutlandığını belirtti.
İstanbul'da ise bazı sendikaların, Taksim Meydanı'nda toplantı yapmak istemelerine idari mülkü amirlerin izin vermediğini anımsatarak, "Hem alanın durumu itibarıyla hem de toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin yapılacağı yerler, önceden bellidir. Bu alanlarda yapabilirsiniz. 'Taksim, bunun için ayrılmış bir alan değildir' dediler. Buna rağmen bazı sendika yöneticilerinin, kısmen işçilerin, ama daha çok marjinal ve anarşist grupların Taksim'de kutlama yapmak istemesi, bu kutlamaları bayram olduğu için değil, devlete karşı, hükümete karşı her şeyi yakıp yıkmak amacıyla yaptıklarını mülkü amirler biliyordu. Bu yüzden izin vermediler" diye konuştu.
Arınç, buna rağmen ortaya çıkan olayların üzüntü verici olduğunu dile getirerek, işin içine siyasetçilerin de girdiğini ifade etti.
-"Güvenlik güçleri görevini yapıyor"-
Arınç, 1 Mayıs'ta bu olayların yaşanmaması gerektiğini kaydederek, şunları söyledi:
"Çünkü kanun gereğince burası toplantı gösteri yürüyüşleri yapılacak yerlerden değil. Kazlıçeşme veya başka bir yerde bu toplantının yapılmasına izin ve imkan veriliyordu. Ancak alınan kararlar, idari yargıya bile götürülmemiş, restleşmeye dönüşmüştür. Maalesef sonunda polis, emniyet, güvenlik güçleri görevlerini yapmak zorunda kalmışlardır. Bu sırada meydan gelen olaylarda şüphesiz zarar gören, yaralanan, hayati tehlike içerisinde bulunacak kadar olayların yaşandığını biliyoruz. Ancak unutmayın ki ellerindeki sapanlarla, taşları veya demirleri polislerin üzerine savuran, bir polisimizin de başından, kafatasından yaralanmasına yol açan anarşist grupların yaptıkları televizyon ekranlarından gösterilmiştir. Güvenlik güçleri görevini yapıyor. Bundan sonrada devam edecek."
Buna izin ve imkan tanıyan insanları bir kez daha ikaz ettiğini kaydeden Arınç, "Hukuk devletinin ilkelerine, alınan kararlara ancak yargı yoluyla gidebilirsiniz. Tanımıyoruz, tanımayacağız, istediğimizi yapacağız düşüncesi, elbette düzenin olmadığı, anarşinin hakim olduğu yerlerde geçerlidir" dedi.
Arınç, ana muhalefet lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun "Bırakınız istediklerini yapsınlar, istedikleri yerlerde yapsınlar" sözlerinin bir devlet adamına yakışmayacağını vurgulayarak, "Onların iktidarında böyle bir şey olacaksa Allah öyle günü Türkiye'den muhafaza buyursun. Yaşanan olayların tekrarlanmamasını diliyorum" ifadelerini kullandı.
Bundan sonrası için Taksim Meydanı'nın toplantı ve gösteri yürüyüşlerine açık olup olmayacağına İçişleri Bakanlığı ve valiliğin karar vereceğine işaret eden Arınç, "Bu kararı beğenmezseniz gideceğiniz yer yargıdır. Yargının kararına herkes uymak zorundadır" dedi.
-"Lazın dediği gibi ben de seni tanımayrum"-
"CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun "1 Mayıs'la ilgili "siyasal iktidar bizi tüm dünyaya rezil etti" şeklindeki açıklamalarının sorulması üzerine Arınç, şöyle devam etti:
"Kendisi rezil oldu, siyasal iktidar niye rezil olacak. Kendisi düşünsün. Yarın Başbakanlığa namzet olan bir partinin genel başkanı 'Bırakın canım isteyen istediğini yapsın. Bunlara çok fazla karışmayın' diyebilir mi- Yarın Başbakan olduğu zaman isteyen istediği yerde her şeyi yapabilecek mi- Böyle bir kaos, böyle bir anarşi ortamı, Türkiye Cumhuriyeti, laik, demokrat, sosyal bir hukuk devleti diyen anayasaya uygun mu- Kıbrıs seyahatinde kendisine iyi günler diliyorum. İstanbul'da 1 Mayıs'ta bunlar yaşanırken beyefendi Kıbrıs'taydı. Kendisine yakışmıyor. Çocukların bile hukuk devletinin gereğini bilir. 'Sen nasıl oluyorsun da böyle bir cümle sarf ediyorsun' dediğimde beni ciddiye almadığını ifade eden çok zarif cümleler kullanmış. Ben de seni ciddiye almıyorum. Lazın dediği gibi ben de seni tanımayrum."
-AK Parti'li Aslan'ın CHP'li Genç'e yönelik sözleri-
Arınç, AK Parti Milletvekili Zeyid Aslan'ın CHP Milletvekili Kamer Genç'e yönelik sözlerine ilişkin soru üzerine ise "Zeyid Aslan, Kamer Genç'e hitaben gerçekten çok galiz cümleler, kelimeler kullanarak, hakaret etmiştir. Bu tutanaklarda kayıtlıdır. Tutanakların her birinin ilan edilip, toplumun bundan rencide edilmesini doğru bulmam ama hepimiz biliyoruz ki gazetelerde de yayımlandı ki hangi haletiruhiye ile hangi tepkiyle hangi öfkeyle söylemiş olursa olsun Zeyid Aslan milletvekilimizin sözleri kendisine de yakışmamıştır, partisine de yakışmamıştır. Alenen küfür ve hakaret içeren cümlelerdir" şeklinde konuştu.
Bununla ilgili oturumu yöneten Meclis Başkanvekili'nin kınama cezası verdiğini anımsatan Arınç, şöyle devam etti:
"Ama ayrıca Adalet ve Kalkınma Partimizin de kendi iç düzenlemesiyle bu yapılan olay karşısında milletvekilini disiplin kuruluna veya grup disiplinine gönderip göndermeyeceğini ilgili arkadaşlarımız sizlere söyleyebilirler. Ancak bu olay tek, tekil, yalın bir olay değildir. Başka milletvekilleri de maalesef her partiden hemen hemen ağızlarına geleni söylemekte kişilik haklarına saygısızlık yapmakta hakaret içeren cümleleri gelişi güzel sarf etmektedir. Eğer tutanaklara bakarsanız bunun çeşitlerini de üzülerek göreceksiniz. Benim buradan sayın genel başkanlara bir hitabım olacak. Eğer bu tür olayların yaşanmamasını istiyorsanız, milletvekillerinizi ikaz etmelisiniz ve öncelikle grup başkanvekillerinizi hem iç tüzüğe uygun hareket edecek hem de ahlaki bakımdan kimsenin özeline karışmayan, dedikodusunu yapmayan, kişilik haklarına saygı göstermeyi vazife bilen üslup sahibi insanlardan seçeceksiniz. Böyle olmazsa kim kavgacı, kim daha çok hakaret eden, kim daha çok saygısızlık yapan insan grup başkanına vekaleten, grup başkanlığı yapacak olursa bunların önü kesilmez. Bu kötülüklerin yapan insanlar ödüllendiriliyor, 'aferin aslanım, daha kötüsünü söyle' diye sırtları sıvazlanıyorsa bunların arkası gelmez. Ama yanlış yapana 'Sen yanlış yapıyorsun, bundan sonra kürsüye çıkmayacaksın, yaptığın bu yanlışlıktan dolayı seni kınıyorum' diyecek grup başkanvekillerine ihtiyaç var. Maalesef bugün ön plana sürülen bazı isimler var ki, sayıları 20-30'u geçmez, bunlar 'Yürü aslanım, ağzına geleni söyle. Adamlara öyle bir hakaret et ki, hayatları boyunca unutulmasın' diye arkası sıvazlanarak meydana sürülüyor. İsim söylemeye gerek yok. Zahmet edip tutanakları hepiniz karıştırırsanız bunları göreceksiniz. Adalet ve Kalkınma Partisi de dahil mesele Meclisin meselesidir. Meclisin itibarı meselesidir. Milletvekillerinin itibarı meselesidir."
Arınç, küfürbaz milletvekilinin kendisine de partisine de Meclis'e de hayrı olmadığını ifade ederek, grup başkanvekillerinin asil, edepli, ahlakı bilinen, herkesin saygı gösterdiği insanlardan seçilmesi gerektiğini anlattı.
"Sicilleri olmamalı, kamburları bulunmamalı, defoları olmamaları, dokunulmazlık dosyalarında da yüz kızartıcı fiiller işlediği konusunda da bir kayıt bulunmamalıdır" diyen Arınç, şu ifadeleri kullandı:
"Kimi kastettiğimi de herkes biliyor. O zaman genel başkanlar bu yapılanları, isim zikrederek söylemek yerine, 'Ben gereğini yaptım' diyeceklerdir. Parlamentoya yakışmayan milletvekilleri var. Bunların çaresini bulmak da başta Meclis Başkanımıza, sonra genel başkanlara düşen bir görevdir. Bir daha tekrarlanmamasını diliyorum. Zeyid Aslan'ın sinirli bir arkadaş olduğunu biliyorum ama ne olursa olsun yaptığını mazur görecek hiçbir çare, bir sebep bulamayız. Yanlış yapmıştır, kötü yapmıştır, gereğini kendisi de partisi de herhalde yapacaktır, yapmalıdır diye düşünüyorum."
-Uzlaşma Komisyonu-
Arınç, "Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun süresi, bir kez uzatıldı. Meclisi Başkanı başkanlığında bir kez daha toplanacak ancak umut verici açıklamalar gelmiyor. Uzlaşma masası dağılacak mı" sorusu üzerine ise şunları kaydetti:
"Allah'tan umut kesilmez. 'Umut kesecek açıklamalar geliyor' diyor, ne yapalım... Sürecin sahibi TBMM Başkanıdır. TBMM Başkanı bu süreci başlattığından bu yana bir buçuk yıl geçmiştir, bir buçuk yıl içinde dört parti mutabakat noktasında ortaya bir şey koyamamışsa, bundan sonra da koyabilecek noktada değilse, herhalde cuma günü akşam saatlerinde Sayın Meclis Başkanı sonucu açıklayacaktır. Biz orada bir parti olarak temsil ediliyoruz, ne gariptir ki BDP'nin kaç temsilcisi varsa bizim de o kadar temsilcimiz var. Yani 20 milletvekili olan grup üç milletvekili, 50 milletvekili olan MHP üç milletvekili, 130 milletvekili olan CHP, üç milletvekiliyle, toplarsanız dokuz milletvekiliyle temsil ediliyor muhalefet, biz de sadece üç milletvekiliyle temsil ediliyoruz. Bugüne kadar gelen nokta oyalama noktasıysa sivil bir anayasa yapma iddiasından bir kısım partiler vazgeçmişlerse Meclis Başkanı işini gereğini yapacaktır. Ben şahsen kendimi onun yerine koyup da 'Şöyle bir karar ver diyemem'. Deneyimli bir siyasetçidir, bizzat başkanıdır o kurulun, ne yapacağını sayın başkanımızın isabetli kararıyla herhalde cuma günü öğrenmiş olacağız."
Arınç, dün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında yapılan toplantılarda neler konuşulduğunun sorulması üzerine de "Bunları söylersem ayıp olmaz mı- Ne konuştuğumuz bize kalsın. Dün toplantı yapmıştık. Bu toplantıda son gelişmeleri sayın Başbakanımızın başkanlığında tekrar gözden geçirdik. Bu konudaki düşüncelerimi merak ediyorsanız yarın akşam Taha Akyol ile programa çıkacağım. Kısmen orada konuşurum" yanıtını verdi. - ANKARA
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Arınç.'Hangi Haletiruhiye ile Hangi Tepkiyle Hangi Öfkeyle Söylemiş Olursa... - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.