Davutoğlu Zarif Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Davutoğlu Zarif Ortak Basın Toplantısı

Davutoğlu Zarif Ortak Basın Toplantısı
01.11.2013 22:37

Dışişleri Bakanı Davutoğlu: "Komşu ülkelerle birlikte Suriye krizine çözüm bulduğumuzda dünya da görecek ki Türkiye'nin en yakın, ebedi ve ezeli dostu yine Suriye olacaktır" "İnşallah bir...

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Komşu ülkelerle birlikte Suriye krizine çözüm bulduğumuzda dünya da görecek ki Türkiye'nin en yakın, ebedi ve ezeli dostu yine Suriye olacaktır" dedi.

Davutoğlu ile İranlı mevkidaşı Muhammed Cevad Zarif, Dışişleri Bakanlığı'ndaki görüşmelerinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi ve soruları yanıtladı.

Suriye konusunda Türkiye ve İran arasında uzun süredir geçiş sürecinin nasıl olacağı konusunda yaşanan görüş ayrılığına ilişkin bir soruya karşılık Davutoğlu, iki ülke arasında bu konuda birçok müşterek husus bulunduğunu ve son 2,5 yıldır Türkiye ile İran'ın sürekli temas halinde olduğunu anlattı. Suriye'de olaylar başladığı anda İran'a gittiğini ve yoğun temaslarda bulunduğunu hatırlatan Davutoğlu, buradaki hedefin Suriye'nin istikrarı, toprak bütünlüğü, iç barışının korunarak, Suriye halkının en doğal hakkı olan kendi yöneticilerini seçme hakkının tanınması olduğunu söyledi. Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Keşke daha önce de dillendirmiş olduğumuz bu yöntem benimsenmiş olsaydı. O zaman bu kadar kanlı olaylar yaşanmazdı ve bu geçis süreci çok daha barışçıl bir şekilde gerçekleşebilirdi ama geçmişte çok acı olaylar yaşandı ve Türkiye bu acı olayları maalesef Suriye halkıyla hem derinden hissetti hem de üzerine düşen vazifeyi yaparak 600 bine yakın kardeşini misafir etti. Biz, her şeyden önce bugün bu insani duruma bir müdahalede bulunmak konusunda da bir karar birliği içindeyiz. Nasıl Saddam, İranlı ve Kürt kardeşlerimize dönük kimyasal silah kullandığında Türkiye Kürt kardeşlerine kucağını açtıysa, bugün de kucağını açtı. Hepimizin birlikte önce bu alanda insani trajediyi durdurmak için harekete geçmemiz, ulaşamadığımız insanlara ulaşmamız gerekiyor. Burada görüş ayrılıkları gündeme gelmez. Hangi mezhepten, etnisiteden olursa olsun, hangi tarafta bulunuyor olursa olsunlar, bütün Suriyelilere şu anda en acil şey ortak olarak insani yardımın ulaşması. Hiçbir görüş ayrılığı bu yardımın ulaşması konusunda ortak tavır almaya engel teşkil etmez. Bunda bugün mutabık kaldık ki önümüzdeki dönem bunu beraberce çalışmamız gerekiyor.

Yine Suriye halkının kendi geleceğinin tanınması gibi temel hakkı ve halkın bütün kesimlerini temsil eden yönetimin oluşması konusunda da kesin bir ortak perspektifimiz var. Tek bir yaklaşıma dayanan bir yönetim değil, bütün halkı kapsayan. ve bu geçisi sağlamak için barışçıl yöntemlerle neler yapılabilir, birlikte konuşacağız, konuştuk. Şimdi yeni şartlar muvaceresinde yine konuşacağız, gerekiyorsa her gün konusacağız ama elimizi taşın altına koyup Suriyeli kadeşlerimizin sorunlarına gerekli sorumlulukları üstlenerek ve yaratıcı fikirlerle bir çözüm konusunda birlikte çalışmamız gerektiğine inanıyoruz. Görüş ayrılıklarımızı biliyoruz, bunların aşılabilmesi için de yeni fikirlere ihtiyaç olduğunu biliyoruz ve bu fikirleri tartışıyoruz. İnşallah birlikte tarihi sorumluluğu yerine getirip Suriye meselesinin çözümüne katkıda bulunuruz. Aksi takdirde Suriye'deki ateş hepimize şu veya bu şekilde olumsuz etki yapacaktır. Gün bu ateşi söndürmek ve Suriye halkının haklı taleplerinin karşılanacağı bir geçiş süreci konusunda üzerimize düşeni yapmak günüdür."

-Cevad Zarif-

İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif de Suriye konusunda Türkiye ile ülkesinin ortak fikirlerinin çok fazla bulunduğunu belirterek, iki ülkenin de kesinlikle çatışmalara son verilmesi, halkın sandık başında karar vermesi, insani dramın en kısa sürede diyalog yoluyla çözülmesi ve buna diğer ülkelerin de yardım etmesi gerektiği konusunda hemfikir olduğunu aktardı. Zarif, bu amaca ulaşmak konusundaki yöntemlerde fikir ayrılığının yaşanabileceğini ancak tüm çabalarının sorunları mümkün mertebe konuşarak gidermek ve ortak bir bakış açısına ulaşmak olduğunu vurguladı.

Cenevre-2 Konferansına katılım konusunda bir teklif gelmesi durumunda İran'ın pozisyonunun ne olacağının sorulması üzerine Zarif, kendilerinin bu konuyla ilgili hazırlıklı olduğunu ve davet edilmeleri halinde herhangi bir önkoşulda bulunmadan konferansta yer alacaklarını belirtti. Bölgedeki etkili bir ülke olarak konferansa davet edilmeleri gerektiğinin altını çizen Zarif, "Eğer davet edilirsek, herkesin kabul edeceği ortak bir çözüm için elimizden geleni yapacağız" diye konuştu.

Bir gazetecinin İran'a uygulanan ambargoların iki ülke ilişkilerini olumsuz etkilediğini belirterek bu konuyla ilgili İran'ın Türkiye'den beklentilerinin ne olduğunu sorması üzerine Zarif, Türkiye ile olan işbirliği ve ilişkilerin sadece bu iki komşu ülkeyi ilgilendirdiğini ve bu ülkelerin ortak imkanları ve karşılıklı ekonomik ihtiyaçları olduğunu hatırlattı. İki ülkenin bu nedenlerle yakın ilişki içinde olması ve dış güçlerden etkilenmemesi gerektiğini vurgulayan Zarif, Türkiye'nin zaten bu konudaki tavrının her zaman net ve belli olduğunu söyledi.

Türkiye'nin İran'la ilişkilerini uluslararası çerçevede daima iyi bir şekilde yürüttüğünü anlatan Zarif, ambargoların bazı sorunlar oluşturduğunu ancak bu sorunların kendileri açısından yasa dışı olduğunu ifade ederek, "Biz, bu ambargolara devam edilmesi yönündeki her türlü bahaneyi diyalog yöntemiyle kaldırmaya çalışıyoruz. Bazı gruplar ambargoların bir çözüm yolu olduğunu zannediyor ancak ambargo bu grupların amacına ulaşması için bir araç olmamalıdır. Ambargolar sadece İran halkının direncini artırıyor. Bu nedenle tüm taraflar barışçıl çözüme ulaşmak için çaba göstermelidir. Bizim 5+1 ile müzakerelerimiz de hep bu hedef doğrultusundadır ve öyle bir perspektif kazanmak istiyoruz ki ambargolar ortadan kalksın. Halkımızın çoğu bu gerginlik ortamını artıran ve barışçıl olmayan yöntemleri tasvip etmiyor" değerlendirmesinde bulundu.

Bakan Davutoğlu da Türkiye'nin son 5-6 yıl içinde, hem İran'a olan yakın dostluk ve nükleer barış konusundaki ilkeli tutumdan hem de bu ülkeye yaptırımların kalkmasının doğuracağı büyük ekonomik potansiyelden dolayı İran ile 5+1 ülkelerinin müzakerelerinin başarıya ulaşması için çok çaba sarfettiğini belirtti. Bundan sonra da bu çabanın devam edeceğine değinen Davutoğlu, "Üzerimize düşen ne görev varsa her şeyi yapmaya hazırız. Bu, İran halkı için de bölge barışı ve dünya barışı için de hayatidir" ifadesini kullandı.

-"Sıfır sorun ilkesini savunuyoruz"-

Davutoğlu, "Türkiye'nin dış siyasetinde izlediği sıfır sorun politikası devam ediyor mu yoksa Türkiye bu politikayı bıraktı mı?" yönündeki soruya karşılık ise şunları kaydetti:

"Biz, hala komşularla sıfır sorun ilkesini savunuyoruz. Bu konuda şüphe eden taraflar oldu. Ama sadece şu bir aylık takvimde bile ilişkilerin nereden nereye geldiğini görürsünüz. Son bir aya baktığınızda Ukrayna ile yüksek düzeyli stratejik işbirliği toplantısı yaptık, Rusya ile de 21 Kasım'da yapacağız. Bulgaristan Dışişleri Bakanı geçen hafta buradaydı. Birkaç hafta içinde de ben Yunanistan'a gideceğim. Azerbaycan ile 12-13 Kasım'da yüksek düzeyli stratejik işbirliği konseyi yapacağız. Irak Dışişleri Bakanı geçen hafta buradaydı. İnşallah en geç iki hafta içinde de ben ziyaret edeceğim. İran Dışişleri Bakanı bugün buradaydı, ben 26 Kasım'da bu ülkeyi ziyaret edeceğim. Gürcistan ile çok yakın temaslarımız var. Romanya Başbakanı Marmaray dolayısıyla İstanbul'daydı, mükemmel görüşmeler yaptık. Bütün bu komşulara baktığınızda, hiçbir ülke bir ay içinde komşularıyla bu kadar çok temas gerçekleştirmemiştir. Bu takvim dahi komşularla sıfır sorun ilkesinin ne kadar başarılı olduğunu ve uygulanmakta olduğunu gösterir.

Peki nerede sorun var? Suriye'de ama sıfır sorun politikası dolayısıyla değil. Suriye rejimi kendi halkını katletmediği zaman mükemmel ilişkilerimiz olacaktır. Zalim ile mazlum söz konusu olduğunda başka bir ilke tanımayız biz. Dünyanın neresinde, hangi gerekçeyle olursa olsun bir rejim kendi halkına kimyasal silah kullanmışsa, 125 bin insanın ölümüne sebebiyet vermişse, milyonlarca göçe yol açmışsa, böyle bir rejimle sorunsuz olmamız, adaletle sorunlu olmamız anlamına gelir. Onun için Suriye ile sorunlarımızı da Suriye halkı ile bir sorun olarak görmüyoruz. Yanlış davrandığını düşündüğümüz Suriye rejimi ile bir sorun olarak görüyoruz. İnşallah bu sorun aşıldığında, komşu ülkelerle birlikte Suriye krizine çözüm bulduğumuzda dünya da görecek ki Türkiye'nin en yakın, ebedi ve ezeli dostu yine Suriye olacaktır. Bu zor günler geçer ama bizim komşu ülkelerle ezeli ve ebedi kardeşliğe dayalı dostluğumuz bozulmaz."

Mısır konusunda da Türkiye'nin hiçbir zaman halkın iradesine karşı çıkmadığını ancak ne zaman birileri halkın iradesini gözardı edip bir müdahaleyle bu iradeyi değiştirmeye yönelirse ilkesel tutumun ortaya konulduğunu vurgulayan Davutoğlu, "İlkesel tutumlar birbiriyle çelişmez. Biz, Ortadoğu'daki her kardeş halkın kendi ülkesinde kendi kaderini tayin edeceği haklara sahip olmasını temel ilke olarak görüyoruz. Bu ilke çerçevesinde davranan tüm komşu ve dost ülkeler ile ilişkilerimiz mükemmelen seyredecek" diye konuştu.

Irak ile sıkıntılı bir dönem yaşandığını ve bunu aşmak için hep beraber oturup konuşulduğunu, Ermenistan ve Güney Kıbrıs Rum yönetimiyle de donmuş krizler nedeniyle eskiden beri var olan sorunları aşmak için büyük çaba sarfettiklerini anlatan Davutoğlu, "Bu ilke doğru bir ilkedir. Bu ilkeyi herkes uygularsa eminim bölgemizde barış egemen olur. Önemli olan bu ilkelerle temel insani değerlerimiz arasında uyumu sağlayabilmektir" dedi.

-Lazkiye'deki saldırı-

Ahmet Davutoğlu, Suriye'nin Lazkiye kenti yakınlarında askeri üsse düzenlenen saldırıyla ilgili basında yer alan haberler hatırlatılarak, "Elinizde bu konuya ilişkin ne gibi bilgiler var?" sorusu üzerine Türkiye'nin bu konuda İsrail ile iş birliği varmış gibi bir intiba uyandırılmaya çalışıldığını belirtti. Türkiye'nin Suriye rejimiyle ilkesel bir probleminin olduğunu belirten Davutoğlu, "Ama hiçbir gerekçeyle hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti İsrail ile herhangi bir başka Müslüman ülkeye veya başka bir ülkeye dönük olarak iş birliği yapmamıştır, yapmaz ve yapmayacaktır. Bu konuda çıkan haberlerin hepsi Türkiye'nin ilkesel tutumuna gölge düşürmeye yönelik haberlerdir" ifadesini kullandı.

Türkiye'nin İsrail'de, Ortadoğu'da bir ortak operasyonun parçası olmasının söz konusu olmadığının ve olmayacağının altını çizen Davutoğlu, bu konuda çıkan haberlerin hepsinin asılsız ve kara propaganda amaçlı olduğunu söyledi.  Davutoğlu, "Suriye rejiminin kendini korumak için halkının paralarıyla elde ettiği silahları kendi halkına kullanmasına her zaman karşı çıktık ama İsrail'in herhangi bir şekilde bir operasyonuna da karşı çıktık. Çıkmaya da devam ederiz" dedi.

İran Dışişleri Bakanı Zarif de aynı soruya verdiği yanıtta, saldırıya ilişkin şimdiye kadar kendisine herhangi bir bilgi ulaşmadığını söyledi. Saldırı haberi doğruysa başka bir Müslüman ülkenin topraklarına girilmesini kesinlikle kınadıklarını dile getiren Zarif, "Bunlar Cenevre-2 müzakerelerini gölgelemeye çalışan çabalardır. Ne yazık ki bazı çevreler çatışmalar devam ederse var olmaya devam edeceklerini düşünüyor. Onlar barıştan korkuyor. Onlar radikaller ve her zaman bölgede barışı sonlandırmak için uğraşıyorlar. Bu. küresel arenada oldukça olumsuz bir atmosfer yaratmaktadır" diye konuştu.

- Ankara

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Davutoğlu Zarif Ortak Basın Toplantısı - Son Dakika


Advertisement