(TBMM) - TBMM Genel Kurulu'nda konuşan CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, "Yatarlar kalkarlar, belediye başkanlarımıza saldırırlar. Mansur Yavaş da bu saldırılardan en çok nasibini alan başkanlarımızdan birisi. Sebebi çok açık: 2014'te kazandığı seçimi, şaibeli bir şekilde kazandırmadınız, onu bir tarafa bırakalım. 2019'da Ankara Büyükşehir Belediyesini Mansur Yavaş kazandığı zaman 3 tane ilçe belediyemiz vardı. Her türlü iftirayı atmaya devam ettiniz, Mansur Yavaş 2024'te Ankara Büyükşehir Belediyesini yeniden kazandı, bu kez Ankara'nın 25 ilçesinin 16'sını kazandı. Siz yalnızca 8 belediyeye sahip oldunuz. 'Neden kaybediyoruz?' diye düşünmek yerine iftira atmaya devam ediyorsunuz, başka siyaset kalmayınca da yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Ankara'nın su sorununu güya siyasi bir mesele haline getiriyorsunuz. 'Ankara'ya haftalardır su bile verilemiyor.' demek sahadaki gerçekleri ters yüz etmektir" ifadelerini kullandı.
TBMM Genel Kurulu'nda konuşan siyasi partilerin grup başkanvekilleri gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Mehmet Emin Ekmen, Halep'te devam eden çatışmalara ilişkin konuştu. "Halep'in kuzeyinden, özellikle Şeyh Maksut ve Eşrefiye'den gelen haberler endişe verici. 13 yıldır büyük bedeller ödeyen, yorgun düşmüş bir coğrafyada yeni bir şehir savaşının fitilini ateşlemek hiç kimseye bir şey kazandırmayacaktır" diyen Ekmen, çatışmaların, yerel kalmayıp, tehlikeli bir provokasyona dönüşme riski bulunduğunu dile getirdi. Ekmen, "Bu noktada, bazı hususların altını çizmek hepimizin vicdani sorumluluğudur. Sahadaki siyasi veya askeri hesaplaşmaların faturası sivil halka kesilemez" diye konuştu.
Ekmen: "Sivillerin hayatı hiçbir siyasi ajandanın, çatışmanın pazarlığı, konusu yapılamaz"
"Oradaki anlaşmazlığı bir etnik çatışmaya dönüştürmek, bölgedeki sivillerin hayatını tehlikeye atacak bir iklime zemin hazırlamak insanlığa karşı işlenecek en büyük suçlardan biri olur" ifadelerini kullanan Ekmen, şöyle konuştu:
"Siyasi sorunlar siyasetle çözülür; mahalleler kuşatılarak, siviller sürülerek, aç bırakılarak ve göçe zorlanarak değil. Bir diğer nokta, şu ana kadar 10 sivil can kaybı yaşandığına dair bilgiler gelmektedir. Hiç kimse sivil yerleşim yerlerini çatışma sahasına çevirip masum insanların can güvenliği üzerinden siyasi hesap güdemez. Sivillerin hayatı hiçbir siyasi ajandanın, çatışmanın pazarlığı, konusu yapılamaz. Çözüm namlunun ucunda değil, masadadır; elimizde 10 Mart Mutabakatı gibi diplomatik bir zemin varken yeniden çatışma diline dönmek akıl tutulmasıdır. Dimyat'a pirince giderken evdeki bulgurdan olma riskini herkes görmelidir. Hiç kimsenin Suriye'yi bir kez daha bir iç savaş ve çatışma döngüsüne sokacak gerilimleri yapmaya hakkı yoktur. Türkiye olarak bize düşen, yangına körükle gitmek değil, yangını büyütmeden söndürmektir. Bölgenin artık yeni bir acıya, yeni bir göç dalgasına tahammülü kalmamıştır. Aklıselim galip gelmeli, silahlar susmalı ve sorunlar konuşularak çözülmelidir, 10 Mart mutabakatının Suriye'nin yeniden kurulması noktasında sağlamış olduğu geniş meşruiyet zemini korunmalıdır ve bu geliştirilmelidir. 10 Mart Mutabakatı'nın gerektirdiği yapısal dönüşümler gerçekleşmeden aceleci baskı ve tavırlardan kaçınılmalıdır. Türkiye, Suriye'deki bütün gücünü aynı zamanda Kürtler gibi, Aleviler ve Dürzilerin de yeni döneme entegrasyonu noktasında kullanmalıdır."
Çömez: "Son darbeyi çiftçiye Mehmet Şimşek vurdu"
İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Türkiye'deki ekonomik krize ilişkin konuştu. Çömez, "Türkiye derin bir sefaletin pençesinde ne yazık ki ve halkın 30 milyonu maalesef açlık sınırının altında yaşam mücadelesi veriyor. Tabii, Türkiye'nin en temel problemi enflasyon ve konut enflasyonu, barınma enflasyonu dışında gıda enflasyonu da Türkiye'nin en başlıca sorunlarının en başında geliyor. Tabii, yıllardır, bu iktidarın tarımı korumadığını, çiftçiyi korumadığını, hayvan yetiştiricisini korumadığını biliyoruz, görüyoruz. Rakamlarıyla, bilgileriyle, belgeleriyle birçok seferler burada paylaştık ve bunu tekrar konuşmaya, gündeme getirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.
Çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunlara işaret eden Çömez, "Son darbeyi çiftçiye Mehmet Şimşek vurdu. Dedi ki: 'Ben artık sana kredi falan vermiyorum.' Niye vermiyorum? Eskiden Ziraat Bankası'ndan kredi vermek için bu kadar ağır şartlar yoktu orta yerde. Yani eğer sizin bir kredi borcunuz varsa diyordu ki: 'Git, kredini yapılandır, bir miktarını öde. Gel, ben sana yeni kredi vereyim.' Aynen kredi kartı borçluları gibi. Ne yazık ki çiftçimiz borcunu krediyle çevirmeye çalışıyordu. Yanı sıra SGK prim borcu varsa da 'Önemli değil, ben sana kredi veririm, yeter ki ayakta dur.' diyordu. Son alınan kararla, Resmi Gazete'de yayımlanan son kararnameyle maalesef artık bunlar ortadan kalktı yani çiftçinin herhangi bir kredi borcu varsa, bir SGK borcu varsa artık bir tek kuruş ne yazık ki kredi alma şansı yok; bu, korkunç bir karardır. Bakın, tarihe not düşmek için söylüyorum: Bu şartlar altında bu, çiftçinin ölüm fermanıdır." dedi.
Kılıç: "Suyu korumak, sadece musluğu kısmak değildir, vatan toprağını korumaktır"
MHP Grup Başkanvekili Filiz Kılıç, konuşmasında enerji verimliliğine, tarım ve su politikalarına dikkati çekti. Enerji tasarrufunun yalnızca evlerdeki elektrik kullanımına indirgenmemesi gerektiğini belirten Kılıç, Anadolu'da enerji verimliliği denildiğinde çiftçinin aklına tarladaki suyun geldiğini söyledi. Nevşehir ve Konya Kapalı Havzası'nda yer altı sularının her yıl ortalama 2 metre çekildiğini aktaran Kılıç, "Eskiden 50 metrede su bulunurken bugün 200, hatta bazı bölgelerde 350-400 metreye inilmek zorunda kalınıyor. Bu, daha güçlü motor, daha fazla elektrik tüketimi demektir" diye konuştu. Vahşi sulamanın hem suyu hem de enerjiyi israf ettiğini vurgulayan Kılıç, bunun çiftçinin zaten sınırlı olan gelirini daha da erittiğini kaydetti. Kılıç, "Suyu korumak, sadece musluğu kısmak değildir, vatan toprağını korumaktır. Su yoksa hayat da yok, beka
da yok maalesef" ifadelerini kullandı.
Temelli: "Halep'teki katliama sessiz kalarak Suriye'de güvenlik sağlanamaz"
DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, görme engelli yurttaşların yaşadığı sorunlara ve basın özgürlüğüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye'de engelli nüfusun toplam nüfusun yüzde 13'ünün üzerinde olduğunu, bunun yaklaşık 3 milyonunun görme engelli yurttaşlardan oluştuğunu belirten Temelli, engelli bireylerin hayattan dışlandığını ve sorunlarının kalıcı politikalarla çözülmediğini söyledi. Temelli, engelli yurttaşlara yönelik yaklaşımın "hak temelli" değil, "muhtaçlık ve hayırseverlik" anlayışıyla ele alındığını belirterek, bunun toplumsal dışlanmayı derinleştirdiğini ifade etti.
Konuşmasında basın özgürlüğüne de değinen Temelli, Gazeteci Metin Göktepe'nin 8 Ocak 1996'da Ümraniye'de işkenceyle öldürüldüğünü hatırlattı. Temelli, Türkiye'nin Basın Özgürlüğü Endeksi'nde 180 ülke arasında 159'uncu sırada yer aldığını belirterek, "Bu büyük bir utançtır" dedi.
Halep'teki çatışmalara da değinen Temelli, yaşananları insanlık suçu olarak nitelendirerek, "Halep'teki katliama sessiz kalarak Suriye'de güvenlik sağlanamaz" ifadelerini kullandı. IŞİD'in geçmişte işlediği suçların unutulmaması gerektiğini vurgulayan Temelli, Aleviler, Kürtler, Süryaniler ve farklı inanç gruplarının hedef alındığını, bu katliamlar karşısında sessiz kalınamayacağını söyledi.
Günaydın: "Kur korumalı mevduata ayrılan kaynak, 6 Şubat depremlerinde yıkılan tüm konutları yeniden yapmaya yeterdi"
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, emeklilerin büyük bölümünün açlık ya da yoksulluk sınırı altında yaşadığını söyledi. Günaydın, bu durum kabul edilmediği sürece CHP Grubu'nun Meclis'i terk etmeme eylemini sürdüreceğini ifade etti. Ekonomik krizin iktidarın tercihleriyle derinleştiğini savunan Günaydın, "Kur korumalı mevduata ayrılan kaynak, 6 Şubat depremlerinde yıkılan tüm konutları yeniden yapmaya yeterdi" dedi. Borcu bulunan esnaf ve çiftçilere kredi verilmemesine de tepki gösteren Günaydın, "Ayakta kalabilmiş birkaç kişinin de tabutuna çivi çakmaya çalışıyorsunuz" ifadelerini kullandı.
Günaydın'dan AK Parti sıralarına: "'Ankara'ya haftalardır su bile verilemiyor.' demek sahadaki gerçekleri ters yüz etmektir"
Günaydın, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'a yönelik eleştirilere de değinerek, iktidarın seçim sonuçlarını sorgulamak yerine iftira siyasetine yöneldiğini savundu. Günaydın, şunları kaydetti:
"Yatarlar kalkarlar, belediye başkanlarımıza saldırırlar. Mansur Yavaş da bu saldırılardan en çok nasibini alan başkanlarımızdan birisi. Sebebi çok açık: 2014'te kazandığı seçimi, şaibeli bir şekilde kazandırmadınız, onu bir tarafa bırakalım. 2019'da Ankara Büyükşehir Belediyesini Mansur Yavaş kazandığı zaman 3 tane ilçe belediyemiz vardı. Her türlü iftirayı atmaya devam ettiniz, Mansur Yavaş 2024'te Ankara Büyükşehir Belediyesini yeniden kazandı, bu kez Ankara'nın 25 ilçesinin 16'sını kazandı. Siz yalnızca 8 belediyeye sahip oldunuz. 'Neden kaybediyoruz?' diye düşünmek yerine iftira atmaya devam ediyorsunuz, başka siyaset kalmayınca da yatıyorsunuz kalkıyorsunuz Ankara'nın su sorununu güya siyasi bir mesele haline getiriyorsunuz. 'Ankara'ya haftalardır su bile verilemiyor.' demek sahadaki gerçekleri ters yüz etmekti. Bugün yaşanan tablo son elli yılın en ağır kuraklık koşulları altında suyun adil, dengeli ve sürdürülebilir bir biçimde yönetilmesini zorunlu kılmaktadır.
"İnsanların susuz kalma endişesi üzerinden siyaset üretmek..."
Ankara'da 2025 yılı hidrolojik veriler açısından son elli yılın en kurak yılıdır. Barajlara gelen toplam su miktarı tarihsel olarak en düşük seviyelere gerilemiş, artan nüfusa rağmen kişi başına düşen günlük su miktarı Gerede hariç 55 litreye kadar düşmüştür. Ankara'nın yaklaşık iki yüz günlük suyunun tamamını kuraklık yokmuş gibi davranıp hoyratça bir anda tüketilmesine seyirci kalmamızı mı bekliyorsunuz? İnsanların susuz kalma endişesi üzerinden siyaset üretmek, suyu bir polemik aracı haline getirmeye çalışmak ne doğru ne de etik bir yaklaşımdır. Ucuz siyaset sizi bir yere getiremedi, verilerle konuşalım. Kesikköprü hariç olmak üzere barajlara gelen su miktarı Gerede dahil 2023 yılında 661 milyon metreküp iken 2024 yılında 404 milyon metreküpe düşmüş, 2025 yılında ise yalnızca 182 milyon metreküp olabilmiştir. Bu noktada özellikle Gerede hattıyla ilgili bir gerçeğin altını çizmek isteriz: Gerede Tüneli açılırken kamuoyuna 2050 yılına kadar Ankara'nın su sorunu olmayacağı yönünde açıklamalar yapılmış, bu ifadeler resmi internet sitelerinde ve kamuoyuna sunulan görsellerde kullanılmıştır."
Usta: "Bizim görevimiz barışın temini, sivillerin korunması ve Suriye'nin yeniden bir kaosa ve iç savaşa sürüklenmemesi"
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Halep'te yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Halep'te yaşananların herkes için endişe verici olduğunu ifade eden Usta, "13 yıldır savaşın bedelini ağır ödemiş, savaştan kaçarak ülkemize sığınmış Suriyelilerin artık barış ve huzur içinde yaşamaları hepimizin en önemli önceliğidir" dedi. Türkiye'nin bölgede barışın teminatı olduğunu vurgulayan Usta, Türk askerinin Suriye'de hiçbir zaman bir savaşın tarafı olmadığını ve olmayacağını söyledi. Usta, " Bizim görevimiz, hepimizin görevi, barışın temini, sivillerin korunması, Suriye'nin bir kaosa ve iç savaşa gitmemesidir. Çünkü Suriye'deki kaos ve iç savaş en çok ülkemize ve bölgemize zarar vermektedir" diye konuştu.
"Her türlü terör örgütüyle mücadele eden biziz, bunu karıştırmamak gerekiyor"
Suriye'nin Suriyelilere bırakılması, herkesin Suriye'nin kendi yönetimine destek olması gerektiğini belirten Usta, 10 Mart Mutabakatı'na acilen uyulması çağrısında bulundu. Usta, Türkiye'nin savaş sürecinde Suriyelilere dil, din, ırk ve köken ayrımı yapmaksızın kapılarını açtığını vurguladı. Bölgede terörle mücadelenin Türkiye tarafından kararlılıkla yürütüldüğünü kaydeden Usta, "Bugün bölgede PKK'yla da IŞİD'le de DAEŞ'le de her türlü terör örgütüyle mücadele eden biziz, bunu karıştırmamak gerekiyor" dedi.
Usta, Ankara üzerinden devam eden "susuzluk" tartışmalarına ilişkin ise "Ankara ilinin mevcutta, bu dönemde günlük 1 milyon 240 bin metreküp içme suyuna ihtiyacı bulunmaktadır. Ankara'ya içme suyu sağlayan barajlardaki ölü hacim dahil toplam su miktarı 294 milyon metreküptür. Bu durumda Ankara ilinin sadece barajlar dikkate alındığında 237 günlük suyu mevcuttur ki bunu kendisi, Mansur Yavaş da ilan etmiştir ancak barajların ölü hacmindeki suyun şehre verilebilmesi için ASKİ Genel Müdürlüğünce pompa sistemlerinin kurulması ve işletilmesi gerekmektedir. İşte, ASKİ'nin beceremediği ve yapamadığı da budur maalesef" ifadelerini kullandı.
Son Dakika › Güncel › TBMM Genel Kurulu... CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın'dan Ak Parti Sıralarına: ''neden Kaybediyoruz? - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?