Türkiye'nin NATO İçindeki Rolü Vurgulandı - Son Dakika
Son Dakika Logo

Türkiye'nin NATO İçindeki Rolü Vurgulandı

07.07.2026 11:11

Bakan Güler, Türkiye'nin Avrupa'nın savunma projelerindeki önemi ve NATO'daki rolünü belitti.

(ANKARA) - Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, "Uluslararası güvenlik mimarisinin kritik aktörlerinden biri olan Türkiye'nin, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla benzersiz bir ülke olan Türkiye'nin Avrupa'nın savunma projelerinin dışında bırakılması kabul edilemez. AB ve Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz" dedi.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Ankara Palas'ta düzenlenen "Allies in Ankara" programına katıldı. Güler burada yaptığı konuşmada, NATO'nun tarihsel gelişimini üç aşamada değerlendirerek Soğuk Savaş dönemini "NATO 1.0", Soğuk Savaş sonrası kriz yönetimi ve bölge dışı operasyonların öne çıktığı dönemi "NATO 2.0", günümüzde yaşanan güvenlik ortamını ise "NATO 3.0" olarak tanımladı.

Güler, "Konvansiyonel savaşlar, NATO sınırlarının dışında gerçekleşen yeni güç savaşları ve bölgesel krizler bizi yeni bir döneme getirmiştir. Buna artık NATO 3.0 diyebiliriz. Bu dönemin en büyük zorluğu inanılır, güvenilir ve kolektif savunmayı sağlayıp bir yandan da NATO'nun kriz yönetimi yeteneğini korumaktır. Daha güçlü ve daha dengeli bir Avrupa'nın daha fazla sorumluluk aldığı, konvansiyonel savunma konusunda daha fazla güç gösterisinde bulunduğu, daha fazla caydırıcılıkla birlikte ABD'nin caydırıcılığının da son derece kıymetli olduğunu unutmamak gerekiyor" ifadelerini kullandı.

Ukrayna'daki savaş ile İran, İsrail ve ABD arasındaki çatışmaların bölgesel krizlerin küresel etkilerini ortaya koyduğunu belirten Güler, "Drone saldırıları, seyrüseferin sıkıntıya uğraması ve arz zincirlerindeki kesintiler mevcut koşulların tüm dünyada birbirleriyle ne kadar bağlantılı olduğunu gösteriyor. Bu sebeple NATO, doğu ve güney sınırlarının korunması açısından 360 derecelik güvenlikle birlikte Avrupa-Atlantik bölgesinin güvenliğini de korumak için kritik bir dönemde olduğunu göstermiş oluyor" dedi.

"SAVUNMA HARCAMALARI SADECE BÜTÇE RAKAMLARINDAN İBARET DEĞİLDİR"

Avrupalı müttefiklerin daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade eden Güler, bunun yalnızca savunma bütçelerinin artırılmasıyla mümkün olmayacağını söyledi.

Güler, "Savunma harcamaları eğitimli personel, iyi lojistik, dayanıklı ve entegre komuta-kontrol sistemleri ve kapasitesi yüksek muharip güçlerin gerçeğe dönüştürülmesi gerekir. Külfet paylaşımı, operasyonel risklerin, coğrafi yerleşimin, hazırlık, endüstriyel kapasite ve kriz döneminde müdahale edebilme kapasitesiyle birleştirilmelidir" diye konuştu.

ABD'nin Avrupa'daki güç yapılanmasındaki değişimin sorumlulukların yeniden değerlendirilmesini zorunlu kıldığını belirten Güler, Türkiye'nin bu süreçteki konumuna ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:

"Bu noktada Türkiye'nin sorumluluğu ve tecrübesi çok önemlidir çünkü Soğuk Savaş sonrasında birçok ülke askeri kapasitesini azaltırken, Türkiye bunu yapmamıştır. Türkiye profesyonel ve aktif silahlı kuvvetleri ile birlikte hazırlık ve yatırımlarını artırmış, son derece zorlu bir bölgede her türlü operasyona hazır olma kapasitesini korumuştur. Şimdi mevcut kapasitesini hem Türkiye hem de ittifak için stratejik bir kaynak ve varlığa dönüştürmüştür."

"TÜRKİYE, NATO'NUN CAYDIRICILIĞINA KATKI VERMEYE HAZIRDIR"

Türkiye'nin NATO içerisindeki rolüne dikkati çeken Güler, "Bazı müttefiklerimiz yeni formasyonlarını, birliklerini yeniden ortaya koymaya, depolarını yeniden doldurmaya çalışırken, Türkiye mevcut yapısal ve operasyonel know-how'ıyla çalışmaya, operasyona her zaman hazır olmayı sürdürmektedir. İşte bu sebeple Türkiye, NATO 3.0'da çok önemli ve değerli bir yere sahiptir. Tecrübeli birlikleri ve komutanlarıyla sağlam eğitim ve askeri temelleri ile Türkiye katkı verme konusunda NATO'nun caydırıcılığının artırılması, farklı kanatlarda krizlere hızlı yönetişim konusunda büyük katkı vermeye de hazırdır" dedi.

Güler, Türkiye'nin 1952'den bu yana NATO'nun sorumluluk üstlenen üyelerinden biri olduğunu vurgulayarak "Türkiye sadece coğrafi cephedeki tek bir ülke olmaktan çok daha fazlasıdır. 1952 yılında NATO'ya katıldığından beri Türkiye son derece sorumluluk alan, krizlerde en ön hatlarda olan ve caydırıcılık yükünü ne zaman gerekirse omuzlamaktan kaçınmayan bir ittifak üyesi olmuştur. İttifakın en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye, yüksek eğitim standartları, operasyonel tecrübesi ve müşterek operasyon kapasitesi ile son derece kıymetli bir müttefiktir" ifadelerini kullandı.

"CAYDIRICILIK SADECE SADECE PARA HARCAMAKLA SAĞLANMAZ"

NATO'nun geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güler, temel meselenin siyasi kararlılık ile askeri kapasitenin aynı hızda güçlendirilmesi olduğunu söyledi.

Güler, şunları kaydetti:

"Güç çarpanı etkisi gösteren etkin kriz yönetimi kapasitesiyle de geniş bir coğrafyada İttifak'a, Kosova'dan Akdeniz'e, Baltıklar'dan Karadeniz'e katkı vermiştir. Bu noktada Türkiye'nin NATO misyonlarına, operasyonlarına ve tatbikatlarına katkıları da son derece büyüktür. Hava polisliği, deniz güvenliği, kriz yönetimi ve eğitim konularında da çok büyük sorumluluk alınmaktadır. Yakın dönemdeki NATO tatbikatları Türkiye'nin bir güvenlik sağlayıcısı olarak kapasitesini de göstermiştir. Hem bölgesel hem de tüm Avrupa-Atlantik bölgesi için Türkiye'nin bir güvenlik sağlayıcısı olduğunu göstermiştir. Afrika'daki saha tecrübemiz, Orta Doğu'daki ve Asya'daki saha tecrübemiz de ittifak için stratejik bir kaynaktır. Bu noktada güç boşluklarını doldurmak için çok kritik olan bu bölgelerde Türkiye'nin tecrübesi de ittifak için paha biçilmezdir."

Ankara Zirvesi'nin en önemli mesajlarından birinin verilen taahhütlerin somut uygulamalara dönüştürülmesi olacağını bildiren Güler, şunları kaydetti:

"NATO için temel soru şu olacaktır. Nereye kadar ve ne kadar hızla NATO kendisini siyasi kararlılıklarını ve verdiği sözleri somut askeri kapasiteye ne kadar çabuk dönüştürebilecek? NATO için önemli olan soru budur. Tabii ki savunma harcamalarının artırılması önemlidir. Ancak sadece para harcamak caydırıcılık sağlamaz. Caydırıcılık, eğitimli personel, hazır güçler, mühimmat, güçlü lojistik, entegre hava ve siber savunmalar, etkin komuta kontrol, siber dayanıklılık, endüstriyel kapasite ve siyasi kararlılık ve irade gerektirir. İşte bu sebeple Ankara Zirvesi'nin en kilit mesajlarından biri buradaki verilen sözlerin somut uygulamalara dönüştürülmesi olacaktır. Yani NATO'nun caydırıcılığı bütçe rakamlarıyla değil, hangi kapasitelerin bu bütçelerle gerçekleştirilebildiği ve ne kadar hızlı yapılabildiği olacaktır."

"ÖNÜMÜZDEKİ ÜÇ YIL İÇERİSİNDE İNSANSIZ HAVA ARAÇLARINA ÖNCELİK VERİYORUZ"

Türkiye'nin savunma kapasitesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güler, "NATO'nun kapasite hedeflerine ulaşabilmek için ve ulusal hedeflere ulaşabilmek için bu noktalara, hava savunma ve balistik savunma sistemlerinin yanı sıra, önümüzdeki üç yıl içerisinde insansız hava araçlarına da öncelik veriyoruz. Savunma sanayimiz insansız sistemler, hava savunma sistemleri, elektronik harp, mühimmat, deniz platformları, havacılık ve komuta kontrol teknolojilerini de kapsamaktadır. Bunların yanı sıra tabii ki ihracat projelerimiz de vardır. Şu anda 50 askeri gemi inşa halindedir. İnsansız ve yeni nesil hava platformlarımız da modern savaş alanlarının şekillendirilmesine katkı sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin rekabet yerine iş birliğini savunduğunu aktaran Güler, " Türkiye olarak rekabet yerine birbirini tamamlayıcı üretim, engellemeler ve kısıtlamalar yerine iş birliğinden yanayız çünkü ittifakın gücü ortak vizyon ve dayanışmayla daha da artacaktır" dedi.

"TÜRKİYE'NİN AVRUPA SAVUNMA PROJELERİNİN DIŞINDA BIRAKILMASI KABUL EDİLEMEZ"

Avrupa güvenliğinin nasıl yapılandırılacağına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Güler, Avrupa'nın savunmaya daha fazla katkı sunmasını memnuniyetle karşıladıklarını ancak bunun NATO'yu güçlendirmesi gerektiğini söyledi.

Güler, "Tabii ki Avrupa'nın savunmaya daha fazla katkıda bulunmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Ancak buradaki katkı NATO'yu güçlendirmelidir. Avrupa'nın güçlenmesi transatlantik bağı da güçlendirecek olmasıyla birlikte, NATO Avrupa'nın güvenliği, kolektif savunması için benzersiz savunma özelliklerini korumalıdır. Avrupa güvenlik inisiyatifi Avrupa'daki gerekli kapasiteye sahip olan diğer NATO dışı ülkeleri de kapsamalıdır. Uluslararası güvenlik mimarisinin kritik aktörlerinden biri olan Türkiye'nin, operasyonel tecrübesi ve jeostratejik konumuyla benzersiz bir ülke olan Türkiye'nin Avrupa'nın savunma projelerinin dışında bırakılması kabul edilemez. Avrupa Birliği ve Türkiye arasındaki savunma iş birliğinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Daha güçlü, gerçekçi ve daha dengeli bir NATO, eşit katılım gerektirmekte ve tüm İttifak üyelerinin kapasitelerinin doğru şekilde değerlendirilmesini mecburi kılmaktadır" diye konuştu.

"TÜRKİYE, NATO'NUN TRANSFORMASYONUNDA YER ALMAYA DEVAM EDECEK"

"Ankara Zirvesi"nin yalnızca diplomatik bir toplantı olmadığını belirten Güler, zirvede savunma üretimi, Ukrayna'ya destek ve caydırıcılığın sürdürülmesine ilişkin önemli mesajlar verileceğini söyledi."

Güler, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

"Beşinci Madde'ye bağlılık son derece sağlam olmalı ve güvenilir askeri güçle desteklenmelidir. Müttefikler savunma harcamalarını dayanıklı altyapı, hazır askeri güçler, sürdürülebilir mühimmat kapasitesi ve diğer kapasitelerin artırılmasıyla desteklemelidir. Günümüzde caydırıcılık sadece tanklarla ya da uçaklarla ya da gemilerle sağlanabilecek bir husus değildir. Bu aynı şekilde güvenli veriler, etkin iletişim, güvenilir arz güvenliği dayanıklı ve korunmuş altyapıyla birlikte toplumun rakiplerimizden, düşmanlarımızdan daha hızlı harekete geçme yeteneğini sağlamak olacaktır. Tabii ki bu nedenle NATO'nun geleceği sadece silahlı kuvvetlerimizin gücüyle değil, toplumlarımızın gücü, endüstrilerimizin gücü, teknolojilerimizin gücü ve siyasi birliğimizle de daha caydırıcı ve daha güçlü bir İttifak haline gelecektir. Türkiye bir İttifak'ın yükünü omuzlayan, savunma yatırımlarını ciddiye alan ve kapasite noktasında gelecek için yatırım yapan bir müttefiktir. NATO'nun caydırıcılığına ve savunmasına katkı vermeyi sürdüreceğiz. Müttefiklerimizle birlikte yakından çalışarak NATO'nun transformasyonunda yer almaya devam edeceğiz. Buradaki tartışmaların, görüşmelerin İttifak'ın geleceğine ve ortak anlayışımızı önümüzdeki zorluklar açısından iş birliğimizi artırmasını ve başarılı bir zirve olmasını umuyorum."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Türkiye'nin NATO İçindeki Rolü Vurgulandı - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement