Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Depremde Yıkılan Gölgeler Apartmanı Davasında Bozma İstedi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Depremde Yıkılan Gölgeler Apartmanı Davasında Bozma İstedi

31.03.2026 12:30  Güncelleme: 13:54

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziantep'te 6 Şubat depremlerinde 21 kişinin yaşamını yitirdiği Gölgeler Apartmanı davasında iki sanığa verilen 16 ve 19 yıl hapis cezalarının bozulmasını istedi. ANKA Haber Ajansı'nın edindiği bilgiye göre, tebliğnamede, "kovuşturma genişletilmeden ve deliller tam toplanmadan, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması" hukuka aykırı bulundu.

Haber: Mehmet OFLAZ

(ANKARA) - Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziantep'te 6 Şubat depremlerinde 21 kişinin yaşamını yitirdiği Gölgeler Apartmanı davasında iki sanığa verilen 16 ve 19 yıl hapis cezalarının bozulmasını istedi. ANKA Haber Ajansı'nın edindiği bilgiye göre, tebliğnamede, "kovuşturma genişletilmeden ve deliller tam toplanmadan, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulması" hukuka aykırı bulundu.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde, Gaziantep'in Şehitkamil ilçesi İncilipınar Mahallesi'nde bulunan Gölgeler Apartmanı'nın yıkılması sonucu 21 kişi yaşamını yitirdi, 8 kişi yaralandı.

Gaziantep 11. Ağır Ceza Mahkemesi'nde 5 Eylül 2024'te görülen karar duruşmasında, müteahhit Necati Gölgeler'e, "bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma" suçundan 19 yıl 6 ay; teknik uygulama sorumlusu (fenni mesul) İhsan Çeven'e ise aynı suçtan 16 yıl 3 ay hapis cezası verildi.

Kararın temyiz edilmesi üzerine dosya Yargıtay'a gitti. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayla ilgili tebliğnamesini hazırlayarak Yargıtay 12. Ceza Dairesi'ne gönderdi. Dosyayla ilgili son kararı Yargıtay 12. Ceza Dairesi verecek.

ANKA Haber Ajansı muhabirinin edindiği bilgiye göre, Başsavcılığın tebliğnamesinde, yerel mahkemece verilen hükmün bozulması istendi.

"1999 Gölcük, 2011 Van Erciş, 2020 Elazığ depremleri, yapı güvenliği açısından milat sayılabilecek olaylardı"

Tebliğnamede, Gölgeler Apartmanı'nın yıkımı özelinde, kamu kurumlarının yapı envanteri çıkarmaması, periyodik denetim yapmaması ve toplumu bilinçlendirmemesinin, sistemik bir ihmal zincirinin parçası olarak değerlendirilebileceği vurgulandı.

Gölgeler Apartmanı gibi 1990'larda yapılmış, oturma izni olmayan, zemin etüdü yapılmamış yapıların, yüksek riskli yapı stoku içinde yer aldığına işaret edilen tebliğnamede, Gaziantep'te 2023 öncesi bütüncül bir yapı envanteri çalışması yapılmadığı belirtildi.

Tebliğnamede, "1999 Gölcük, 2011 Van Erciş, 2020 Elazığ depremlerinin, yapı güvenliği açısından milat sayılabilecek olaylardı. Buna rağmen, yerel yönetimler ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, önleyici denetim mekanizmalarını sistematikleştirmemiştir, sahada acil denetimler, müdahaleler, önlemler hayata geçirilmemiştir. Gölgeler Apartmanı gibi oturum izni dahi olmayan yapılar, 30 yıl boyunca denetim dışı

kalmıştır" denildi.

"Risk Toplumu" kuramını geliştiren Alman sosyolog Ulrich Beck'in, "modern toplumların, riskleri ürettiği ama onları görünmez kıldığı" şeklindeki tespitinden alıntı yapılan tebliğnamede, "Gölgeler Apartmanı örneğinde, oturma izni verilmemiş ama kullanıma göz yumulmuş. Zemin katta 28 yıl boyunca fırın işletilmiş, fırının binanın betonu üzerinde yıkıcı termal etkisinin olacağına belediye müdahale etmemiş, malikler, paydaşlar bu duruma ses çıkarmamışlardır" tespitleri yer aldı."

Tebliğnamede, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesi'nin kararında tespit edilen 7 hukuka aykırılık şöyle sıralandı:

Bilimsel ve yöntemsel eksiklikler: Olayın teknik, yapısal ve yönetsel boyutları bütüncül bir bilimsel değerlendirme gerektirmektedir; mevcut bilirkişi raporları, yapının yıkılmasına neden olan süreci nedensel açıdan çözümlemekte yetersiz kalmıştır. Taşıyıcı sistemin davranışı, malzeme kalitesi, ruhsat ve denetim aşamalarındaki ihmal zinciri ile bölgesel yapı kültürü arasındaki ilişki bilimsel yöntemle açıklanmamıştır. Bilirkişi heyetinin yalnızca inşaat mühendislerinden oluşması, incelemenin dar teknik çerçevede kalmasına neden olmuştur. Bu tür olaylarda, mimar, jeoloji mühendisi, yapı denetim uzmanı, hukukçu ve etik uzmanı gibi disiplinleri içeren multidisipliner bilirkişi heyeti zorunludur. Bu eksiklikler, bilirkişi raporunun tarafsızlık ve yeterlilik koşullarını zedelemiş; incelemenin bilimsel geçerliliğini ortadan kaldırmıştır.

Bilirkişinin rolü ve sorumluluğu: Bilirkişi yalnızca teknik gözlemci değil, aynı zamanda nedensel ilişkileri normatif çerçevede açıklamakla yükümlü bir aktördür. Görevi 'bina neden yıkıldı' sorusuna yalnızca fiziksel değil; yönetsel, kültürel ve etik düzeylerde de yanıt verebilmektir. Raporların statik hesaplara ve beton dayanım testlerine indirgenmesi, kusur belirleme sürecinde bilimsel derinliği ortadan kaldırmıştır.

Numune alma ve malzeme incelemesindeki bilimsel hatalar: Enkazdan alınan karot ve donatı numuneleri, TS EN 12504-1 ve ilgili teknik standartlara uygun biçimde alınmamıştır. Numunelerin alındığı konumlar taşıyıcı sistemi temsil etmemekte, enkaz koşulları nedeniyle gerçek dayanımı yansıtmamaktadır. Bu durum, delil güvenilirliğini zayıflatmakta ve bilirkişi incelemesinin bilimsel geçerliliğini yok etmektedir.

Deprem yorgunluğu olgusunun incelenmemesi: Gölgeler Apartmanı'nda deprem yorgunluğu (yapının önceki depremlerden kısmen zayıflaması) bilimsel olarak hiç incelenmemiştir. Bu, kovuşturma sürecinde temel bir zafiyet oluşturmuştur. 1991–2023 arasında bölgedeki başlıca depremler (1998 Adana–Ceyhan, 2020 Elazığ–Sivrice) yapı üzerinde birikimli hasar etkisi yaratmış olabilir. Buna rağmen: Yapının periyodik bakım veya güçlendirme görüp görmediği, doğalgaz veya çatı tesisatı müdahalelerinin, mantolama çalışması yapılmışsa bu çalışmanın onaylı proje kapsamında yapılıp yapılmadığı; bina bünyesinde 26 yılı aşkın bir süre faaliyet gösteren ekmek fırının binanın taşıyıcı unsurları üzerindeki termal etkisi; Elazığ Depremi sonrası Gölgeler Apartmanının yapı envanterine dahil edilip edilmediği, 2007 Yönetmeliği uyarınca güçlendirme yükümlülüklerinin yerine getirilip getirilmediği araştırılmamıştır. Bu yönüyle kovuşturma eksik ve yetersiz

kalmıştır.

Donatı korozyonu ve yapının fiziksel ömrü: Gölgeler Apartmanı, deprem anında yaklaşık 32 yıllıktı. Akademik çalışmalar, donatı korozyonunun yıllık 0.25 mm kesit kaybına neden olduğunu, bu hızla: 5 yılda taşıma kapasitesinin yüzde 50'sinin, 15 yılda yüzde 90'ının, 24 yılda tamamının kaybedildiğini göstermektedir. Bu süreç, yalnızca zaman ve çevresel etkilerle bile taşıyıcı sistemin dayanımını ortadan kaldırabilir. Buna rağmen, yapının fiziksel ömrünü tamamlayıp tamamlamadığı, bakım-onarım eksikliklerinin etkisi, bina paydaşlarının Kat Mülkiyeti Kanunun 19. Maddesinde yasal dayanağını bulan yükümlülükleri ve yönetmelik uyumsuzluklarının sonucu tartışılmamıştır.

"1990'lı yıllardaki denetimsiz yapı kültürü, 'kağıt üzerinde imza' anlayışını doğurmuştur"

Yapı kültürü ve yönetsel zafiyetler: 1990'lı yıllarda Gaziantep'te egemen olan yerel ustalığa dayalı, maliyet odaklı ve denetimsiz yapı kültürü, 'kağıt üzerinde imza' anlayışını doğurmuştur. Bu durum yalnızca teknik değil, sistemik bir kırılganlık yaratmıştır. Yapı envanteri çıkarılmamış, riskli yapılar tespit edilmemiş, güçlendirme programları uygulanmamıştır. Bu yönetsel eksiklikler, binanın yıkımına giden nedensel zincirin bir parçası olup bilirkişi raporlarında tartışılmamıştır.

Eksik kovuşturma ve hukuki değerlendirme:  Mahkemece alınan rapor, olayın oluşumuna etki eden mimari, statik, malzeme, denetim ve mevzuat uygulamaları arasındaki nedensel zinciri çözümleyememiştir.

Tebliğnamenin, sonuç kısmında şu ifadelere yer verildi:

"Sonuç olarak: Bilimsel analiz yapılmadan, deprem yorgunluğu ve yapı kültürü unsurları incelenmeden, denetim ve yönetim sorumlulukları tartışılmadan yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuştur. Bu durum, CMK m. 217'deki 'delillerin serbestçe değerlendirilmesi' ilkesine ve ceza yargılamasının maddi gerçeğe ulaşma amacına aykırılık oluşturmuştur. Bu bağlamda; dosya, inşaat/yapı mühendisliği (statik-dinamik analiz), malzeme bilimi, jeoloji, jeofizik ve geoteknik, metalurji, mimarlık, şehir ve bölge planlama ile imar hukuku alanlarında uzman kişilerden oluşan, bu disiplinleri içeren multidisipliner bir bilirkişi heyetine tevdi edilerek; bu heyet tarafından, yapının inşasından depremde yıkılmasına kadar geçen sürecin tamamı bilimsel bir analiz matrisi içinde, hukuksal sorunun teknik ve insani boyutlarıyla birlikte değerlendirilmesi sağlanarak; düzenlenecek, yetkinlik derecesi haiz rapor ile süreçte toplanmış yazılı ve sözlü kanıtlar çerçevesinde, olayın nedensel sürecinde rolleri ve etkileri bulunan kamu görevlileri, proje müellifleri, kiracılar ve yapı paydaşları ile kat maliklerinin bakım ve denetim yükümlülükleri yönünden sorumluluklarının bütünsel olarak araştırılması, tartışılması ve değerlendirilmesi yapılarak; haklarında kamu davası açılmamış sorumlular yönünden kamu davası açılarak, bu davaların mevcut davalarla birleştirilmesi yoluna gidilerek; tüm yazılı ve sözlü kanıtlar çerçevesinde sanıkların hukuksal durumları tartışılması ve olayın nedensel sürecinde sorumlulukları bulunan sanıkların kusur derecelerine göre, TCK'nın 3/1, 22/1, 22/3, 22/4, 61/1-f ve 85/2. maddeleri uyarınca cezalarının belirlenip bireyselleştirilmesi gerekirken; belirtilen hususlarda herhangi bir araştırma yapılmadan, kovuşturma genişletilmeden ve deliller tam olarak toplanmadan, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak sanıkların eksik kovuşturmayla cezalandırılmasına karar verilmesi; hukuka aykırı görüldüğünden, sanıklar savunmanlarının temyiz istemlerinin bu bağlamda kabulüyle, temyiz edilen hükmün CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca bozulması, talep ve dosya tebliğ olunur."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Depremde Yıkılan Gölgeler Apartmanı Davasında Bozma İstedi - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement