
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Cüneyt Yüksel, Polis Akademisi tarafından düzenlenen “Polis ve Ceza Hukukunda Kişisel Verilerin Korunması Uluslararası Kongresi”nde yaptığı konuşmada, kişisel verilerin korunmasının artık yalnızca bireysel mahremiyet değil; hukuk devleti, kamu düzeni, milli güvenlik ve dijital egemenlik açısından da stratejik bir alan haline geldiğini söyledi.
Kongreye; TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı, Polis Akademisi Başkanı, Kişisel Verileri Koruma Kurumu Başkanı, yüksek yargı mensupları, akademisyenler ve emniyet teşkilatı temsilcileri katıldı.
Kongrede konuşan Yüksel, dijital çağda devletlerin gücünün yalnızca fiziki kapasiteyle değil; dijital güvenliği sağlayabilme, veriyi yönetebilme ve vatandaşın temel haklarını koruyabilme kapasitesiyle ölçüldüğünü belirtti.
“Kişisel verilerin korunması meselesi; yalnızca bireysel mahremiyetin değil, aynı zamanda hukuk devletinin, kamu düzeninin ve milli güvenliğin de merkezinde yer almaktadır” ifadelerini kullanan Yüksel, terörle mücadeleden siber güvenliğe kadar birçok alanda güçlü devlet olmanın yolunun artık dijital güvenlik ve veri güvenliğinden geçtiğini vurguladı.

Konuşmasında güvenlik-özgürlük dengesi üzerinde duran Yüksel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Hak ve özgürlükler, bir bakıma insanın korunaklı alanını belirleyen, bireysel güvenliği temin eden kurallar kümesidir” sözlerini hatırlatarak şu değerlendirmede bulundu:
“Bizler güvenlik ile özgürlük arasında tercih yapan değil; güvenliği özgürlüklerin teminatı olarak gören bir anlayışla hareket ediyoruz.”
Türkiye Yüzyılı vizyonunun; adaletin, hukuk güvenliğinin, dijital dönüşümün ve özgürlüklerin güçlendiği bir anlayış üzerine inşa edildiğini ifade eden Yüksel, Türkiye’nin hem güvenliği sağlayacak kadar güçlü hem de özgürlükleri koruyacak kadar demokratik bir devlet vizyonuna sahip olduğunu söyledi.
Yüksel, Türkiye’de kişisel verilerin korunması hakkının 2010 anayasa değişikliğiyle Anayasa’nın 20’nci maddesine eklenen düzenleme kapsamında anayasal güvence altına alındığını; devamında kabul edilen 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile dijital çağda bireyin haklarını korumayı hedefleyen güçlü bir hukuki altyapının oluşturulduğunu ifade etti.
Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun kabulüyle birlikte veri işleme süreçlerinin hukuk devleti ilkesi çerçevesinde denetime tabi tutulduğunu belirten Yüksel, Türkiye’nin dijitalleşme sürecinde bireyin mahremiyetini koruyan güçlü bir sistem inşa ettiğini söyledi.

Kolluk faaliyetlerinde kişisel verilerin işlenmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yüksel, veri işlemenin açık bir hukuki dayanağa sahip olması gerektiğini belirtti.
“İleride gerekli olabilir düşüncesiyle veri toplanması veya sınırsız veri depolanması hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz” diyen Yüksel, özellikle biyometrik verilerin ancak açık yasal çerçeve ve zorunlu kamu ihtiyacı halinde işlenebileceğini ifade etti.
MOBESE kayıtları, yüz tanıma sistemleri, plaka tanıma sistemleri ve biyometrik veri tabanlarında ölçülülük ilkesinin önemine dikkat çeken Yüksel, veri güvenliğinin artık yalnızca teknik değil aynı zamanda milli güvenlik ve kamu düzeni meselesi olduğunu söyledi.
Yapay zekâ destekli güvenlik sistemlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Yüksel, “Teknolojik olarak mümkün olan her şey hukuken meşru mudur?” sorusunu gündeme getirerek, modern insan hakları hukukunun bu soruya açık şekilde “hayır” cevabı verdiğini belirtti.
Konuşmasında “dijital egemenlik” kavramına da dikkat çeken Yüksel, veriyi kontrol eden, dijital altyapısını koruyan ve veri güvenliğini sağlayabilen devletlerin yeni küresel düzende stratejik üstünlük kazandığını ifade etti.
Kişisel verilerin korunmasının artık yalnızca bireysel haklar bağlamında değil; ekonomik rekabet, siber güvenlik, yapay zekâ politikaları ve milli egemenlik bakımından da kritik bir alan haline geldiğini belirten Yüksel, güçlü bir dijital hukuk altyapısının aynı zamanda devletlerin dijital egemenlik kapasitesinin temel unsurlarından biri olduğunu söyledi.

Avrupa Birliği’nin GDPR başta olmak üzere veri koruma alanındaki normatif düzenlemelerine de değinen Yüksel, Türkiye’nin hem milli güvenlik ihtiyaçlarını gözettiğini hem de evrensel hukuk ilkeleriyle uyumlu güçlü bir veri koruma sistemi inşa etmeye devam ettiğini ifade etti.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İçtihatlarına da değinen Yüksel, kişisel verilerin korunmasının çağdaş demokratik hukuk devletlerinin temel kriterlerinden biri haline geldiğini söyledi.
Yüksel, konuşmasının sonunda şu ifadeleri kullandı: “Türkiye’nin hedefi; teknolojiyi yalnızca kullanan değil, aynı zamanda dijital hukukun, etik standartların ve insan merkezli güvenlik yaklaşımının oluşumuna yön veren güçlü ve öncü bir ülke olmaktır.”
Son Dakika › TBMM › TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Yüksel: Kişisel verilerin korunması milli güvenlik ve dijital egemenlik meselesidir - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?