Görüntü Dökümü:
2016 yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda
Maliye Bakanı Naci Ağbal'ın açıklamaları 2016 yılı Bütçesi TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda
Maliye Bakanı Ağbal: (2)
"Küresel kriz sonrasında gelişmekte olan ülkeler arasında borç stokunun milli gelire oranını azaltabilen ve bütçe açığını düşük seviyelerde tutabilen nadir ülkelerden biriyiz. Bu, önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkeler arasında büyüme performansında farklılaşmaya yol açacak faktörlerden birisi olacak"
"Çalışanların kazanılmış haklarını koruyarak işgücü piyasasının etkinliğini ve esnekliğini artıracağız. Kısmi süreli çalışanların oranını AB ve OECD seviyelerine yükseltmeyi hedefliyoruz"
"Devlet personel rejimini etkinleştirecek kamuda insan gücü planlaması yapacağız. Nispeten geri kalmış bölgelerimizde yeterli ve nitelikli personel istihdamına yönelik tedbirler geliştireceğiz"
"Faiz bütçesini millete hizmet bütçesine dönüştüreceğiz"
Normal 0 false false false EN-US JA X-NONE/* Style Definitions */ table.MsoNormalTable {mso-style-name: "Table Normal"; mso-tstyle-rowband-size: 0; mso-tstyle-colband-size: 0; mso-style-noshow: yes; mso-style-priority: 99; mso-style-parent: ""; mso-padding-alt: 0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; mso-para-margin: 0cm; mso-para-margin-bottom: .0001pt; mso-pagination: widow-orphan; font-size: 12.0pt; font-family: Cambria; mso-ascii-font-family: Cambria; mso-ascii-theme-font: minor-latin; mso-hansi-font-family: Cambria; mso-hansi-theme-font: minor-latin;}
Maliye Bakanı Naci Ağbal, "Küresel kriz sonrasında gelişmekte olan ülkeler arasında borç stokunun milli gelire oranını azaltabilen ve bütçe açığını düşük seviyelerde tutabilen nadir ülkelerden biriyiz. Bu, önümüzdeki dönemde gelişmekte olan ülkeler arasında büyüme performansında farklılaşmaya yol açacak faktörlerden birisi olacak " dedi.
Ağbal, Plan ve Bütçe Komisyonu'nda, 2016 yılı Merkezi Yönetim ve Bütçe Kanun Tasarısı'nın sunumunu yaptı.
Türkiye'nin, 1990'lı yıllarda yüksek bütçe açıklarına ve sürdürülemez bir borç yüküne maruz kaldığını belirten Ağbal, AK Parti hükümetleri döneminde sağladıkları mali disiplin sayesinde Türkiye'nin, hem küresel krizde hem de sonrasında, özellikle gelişmiş ekonomilerden pozitif yönde ayrıştığını ve dış şoklara karşı dayanıklılığını artırdığını söyledi.
Türkiye'nin genel devlet açığında, küresel kriz yılı olan 2009 hariç, son 11 yıldır Maastricht Kriteri'ni sağladığını anlatan Ağbal, 2002 yılında yüzde 10,8 olan genel devlet açığının GSYH'ye oranının 2015 yılında dengede gerçekleşeceğini tahmin etiklerini bildirdi.
Ağbal, 2015 yılında genel devlet açığının GSYH'ye oranının gelişmekte olan ülkelerde yüzde 4,3, OECD ortalamasının yüzde 3,3 ve Avro Bölgesi'nde yüzde 2 olduğu göz önüne alındığında bu performansın daha çarpıcı hale geldiğini söyledi.
Diğer taraftan 2002 yılında yüzde 74 olan AB tanımlı borç stokunun GSYH'ye oranını 2015 yılı sonunda yüzde 32,6, Program dönemi sonunda ise yüzde 29,5 olarak öngördüklerini belirten Ağbal, "2015 yılında yüzde 32,6 olarak öngördüğümüz kamu borç stokunun GSYH'ye oranı yüzde 115,2 olan OECD ortalamasından, yüzde 93,7 olan Avro Bölgesi ortalamasından hatta yüzde 44,4 olan gelişmekte olan ülkeler ortalamasından bile oldukça düşük düzeydedir. Kamu maliyesi göstergelerimiz sadece gelişmiş ekonomilerden değil aynı zamanda Arjantin, Polonya, Brezilya, Çin ve Hindistan gibi birçok gelişmekte olan ülkeden daha iyi durumdadır" dedi.
"Dış alemden alacağımız var"
Diğer taraftan 2002 yılından bu yana kamu net borç stokunun GSYH'ye oranını yüzde 61,5'ten yüzde 7,6'ya düşürdüklerini anlatan Ağbal, aynı dönemde kamu net dış borç stokunun GSYH'ye oranını da yüzde 25,2'den yüzde eksi 5,1'e düşürdüklerini kaydetti. Ağbal, "Yani dış alemden alacağımız var. Çok alışık olduğumuz bir şey değil, dış alemden alacaklı olduğumuz bir kamu maliyesi dengesi ile karşı karşıyayız" dedi.
Mali disiplin sayesinde Türkiye'nin önemli kazanımlar elde ettiğini vurgulayan Ağbal, "2002 yılında vergi gelirlerinin yüzde 85,7'si faiz ödemelerine giderken bugün vergi gelirlerinin sadece yüzde 13'ü faiz ödemelerine gitmektedir. Bu oran bile yüksek. Bizim bu oranı çok daha aşağılara çekmemiz lazım. Hep söylüyoruz faiz bütçesini millete hizmet bütçesine dönüştüreceğiz" görüşüne yer verdi.
Faiz giderlerinin bütçe içindeki payını 2015 yılında yüzde 10,5'e kadar düşürdüklerini anlatan Ağbal, iç borçlanma maliyetlerinde önemli iyileşmeler sağladıklarını 2002'de yüzde 62,7 seviyesinde olan Türk Lirası cinsinden sabit faizli devlet iç borçlanma senetleri faiz oranının 2015 yılında yüzde 9,5'e indiğini kaydetti.
Ağbal, 2002 yılında yüzde 25,4 olan reel faiz oranının ise aynı dönemde yüzde 0,6'ya gerilediğini belirterek, "Hükümetlerimiz döneminde faiz yükünü azaltarak tasarruf ettiğimiz kaynakları eğitim, sağlık, sosyal yardımlar ve yatırım harcamaları için kullandık" dedi.
Kamu maliyesindeki iyileşme ve borçlanma maliyetlerinin düşmesinin kamunun dışlama etkisini azaltarak yatırımları ve istihdamı desteklediğine işaret eden Ağbal, "Bu sayede 1990-2002 döneminde reel olarak yüzde 3,1 artan özel sektör yatırımlarının 2002-2014 döneminde yüzde 155,5 artmasına imkan sağladık. Kamu bütçesi ciddi anlamda özel sektör yatırımlarına güçlü bir destek vermiştir" ifadelerini kullandı.
"Mali disiplindeki kararlılık, dış şoklara direnç sağladı"
Mali disiplinin sürdürülmesindeki kararlılığın Türkiye ekonomisini olumsuz dış şoklara karşı dirençli kılan temel unsurlardan biri olduğunu vurgulayan Naci Ağbal, mali disiplini kalıcı hale getirecek ve tasarruf açığını azaltacak her türlü tedbirin makroekonomik istikrarı destekleyeceğini ve borçlanma faizlerinin düşük seyretmesini sağlayarak toplumsal refaha olumlu katkıda bulunacağını bildirdi.
"Gelir dağılımını iyileştirdik"
AK Parti hükümetleri döneminde doğru ve yerinde makroekonomik politikalar ve gerçekleştirilen yapısal reformlar sayesinde ekonomide önemli başarılar elde ettiklerini anlatan Ağbal, 2002-2014 döneminde Türkiye'nin dolar bazında kişi başına milli gelirini üç kata yakın artırdıklarını, 2008 yılında 15 bin dolar olan satın alma gücü paritesine göre kişi başına milli gelirin 2015 yılında 20 bin doları aştığını belirtti.
Bakan Ağbal, küresel kriz sonrası birçok ülkede gelir dağılımı bozulurken Türkiye'deki gelir dağılımını iyileştirdiklerini belirterek, şöyle devam etti:
"Gelir dağılımındaki adaleti ölçen Gini katsayısı 2002 yılında 0,44 iken 2014 yılında 0,38'e gerilemiştir. Aynı dönemde en zengin yüzde 10'luk kesimin ortalama gelirinin en yoksul yüzde 10'luk kesimin ortalama gelirine oranı 18,3 kattan 11,6 kata düşmüştür. Benzer şekilde mutlak yoksulluk göstergelerinde de önemli iyileşmeler kaydettik. Günlük 2,15 doların altında geçinen nüfus 2002 yılında yüzde 3 iken, 2014 yılı itibarıyla sıfıra indirdik. Günlük 4,3 doların altında geçinen nüfusu ise 12 yılda 28,7 puan azaltarak yüzde 1,6'ya indirdik. Uzun yıllar orta-alt gelir grubunda yer alan Türkiye 2003-2007 döneminde ortalama yüzde 6,9 büyüyerek orta-üst gelir grubuna yükselmiştir."
Ağbal, orta gelir tuzağından sakınmak amacıyla yapısal reformlarla sağlanan ekonomik iyileşmelerin bir üst seviyeye yani yüksek gelirli ülkeler grubuna girebilmesi için yeni reformları hedeflediklerini bildirdi.
6 alanda yoğunlaştırılacak reformlar
Gelecek dönemde dünyanın ve ülkenin değişen şartlarını dikkate alarak 2023 vizyonu için gerekli ikinci nesil reformları hızla gerçekleştireceklerini dile getiren Ağbal, bu amaca yönelik olarak Reformların Koordinasyonu ve İzlenmesi Kurulu'nu oluşturduklarını hatırlattı. Ağbal, gerçekleştirecekleri reformları "demokratikleşme ve adalet, eğitim, kamu yönetimi, kamu maliyesi, reel ekonomide köklü değişim, öncelikli dönüşüm programları" olmak üzere 6 temel alanda yoğunlaştıracaklarını kaydetti.
Ekonomik öncelikleri istikrarlı ve güçlü büyüme, tasarrufların artırılması, mali disiplin ve fiyat istikrarı olarak belirlediklerini ifade eden Ağbal, "Bu nedenle önümüzdeki dönemde bir yandan makroekonomik istikrar ve kazanımlarımızı güçlendirirken bir yandan da mikroekonomik ve sektörel dönüşümlere odaklanacağız. Üretken alanlarda, yenilikçi ve girişimci özel sektör öncülüğünde büyüyeceğiz. Dışa açık bir ekonomi olarak rekabetçiliği geliştirecek, küresel yatırımlar ve nitelikli insan gücü için ülkemizi cazip hale getireceğiz" şeklinde konuştu.
Bakan Ağbal, ancak bu suretle cari açık, işsizlik ve enflasyon gibi yapısal sorunları aşarak potansiyel büyümeyi artırmanın mümkün olacağını bildirdi.
Demokrasi, adalet ve eğitim
Demokrasinin standartlarının artırılması ekonomik gelişmenin de önemli öncüllerinden birisi olduğuna işaret eden Ağbal, gelecek dönemde de demokratikleşmeye ve yönetim kalitesini artırmaya devam edeceklerini söyledi.
Ağbal, "Demokratik bir ülke olarak Türkiye, hukuk düzeniyle vatandaşlarımızın özgürlüklerini korumaya, uluslararası topluma güven vermeye, yerli ve yabancı yatırımcılar için güvenli bir liman olmaya devam edecektir" dedi.
Önceki hükümetlerde olduğu gibi bu hükümet döneminde de eğitimin en temel öncelik olmaya devam edeceklerini ifade eden Ağbal, eğitime erişim sorununu büyük oranda çözdüklerini, önümüzdeki dönemde eğitimin her seviyesinde kaliteyi artırmaya devam edeceklerini belirtti.
Okullaşma oranlarıyla birlikte eğitimde fırsat eşitliğini de artırdıklarını anlatan Naci Ağbal, "Hükümetlerimiz döneminde 450 bin derslik açtık, Şubat ayında atanacak 30 bin yeni öğretmen hariç 510 bin kadrolu öğretmen atadık. Şubat ayı başında da inşallah 30 bin yeni öğretmeni atayacağımızı düşünürsek, bu durumda 2002 yılından bu yana 540 bin yeni öğretmenimizi eğitim sistemine kavuşturmuş oluyoruz" dedi.
Eğitim - istihdam bağlantısının, hükümetin büyük önem atfettiği alanlardan biri olduğuna işaret eden Ağbal, bu bağlamda, iş dünyasının ihtiyaç duyduğu meslek ve alanlarda kaliteli elaman yetiştirilmesini sağlayacak şekilde mesleki eğitimin kalitesini artıracak tedbirleri almaya devam edeceklerini söyledi.
Devlet personel rejimi etkinleştirilecek
Ağbal, devlet personel rejimini etkinleştirecek kamuda insan gücü planlaması yapacaklarını bildirerek, "Nispeten geri kalmış bölgelerimizde yeterli ve nitelikli personel istihdamına yönelik tedbirler geliştireceğiz" dedi.
"Dijital Türkiye Projesi"ni hayata geçirerek vatandaşların kamu kurum ve kuruluşlarına gitmeden tüm iş ve işlemlerini internet ortamında sonuçlandırmasını sağlayacaklarını anlatan Ağbal, bu kapsamda e-Devlet Stratejisi ve Eylem Planı hazırlayacaklarını kaydetti.
Kamu maliyesinde yapacakları reformların hedefinin de değişen koşullara uygun olacak şekilde daha etkin, hesap verebilir ve şeffaf bir mali yönetim sistemi olacağını vurgulayan Ağbal, bu kapsamda AB müktesebatı ve uluslararası standartlar esas alınarak Kamu Mali Yönetim ve Kontrol Sistemini 10 yıllık uygulama tecrübesi çerçevesinde gözden geçireceklerini söyledi.
İşgücü piyasasının etkinleştirilmesi
Büyümedeki ılımlı seyrin işgücü piyasasına olumsuz yansımasına rağmen istihdam artışının devam ettiğine dikkat çeken Ağbal, ancak işgücü arzında yaşanan hızlı artışların devam etmesi nedeniyle işsizlik oranının yüzde 10 seviyesinde direnç gösterdiğini söyledi.
Ağbal, işgücü piyasasının daha etkin hale getirilmesi, istihdamın artırılması, işsizliğin azaltılması ve işgücü verimliliğinin yükseltilmesi amacıyla "İşgücü Piyasasının Etkinleştirilmesi Programı"nı uygulamaya koyduklarını anımsattı.
Kadınların işgücüne ve istihdama katılımlarının önündeki engelleri kaldırdıklarını anlatan Ağbal, "2005 yılında yüzde 23,3 olan kadınların işgücüne katılım oranını uyguladığımız politikalarla 8,5 puan artırarak yüzde 31,8'e yükselttik. 2023'te yüzde 41'e çıkarmayı hedefliyoruz" dedi.
Çalışanların kazanılmış haklarını koruyarak işgücü piyasasının etkinliğini ve esnekliğini artıracaklarını belirten Ağbal, "Türkiye'de kısmi zamanlı çalışanların toplam istihdam içindeki payı yüzde 10,6'dır. Bu oran, yüzde 16,3 olan OECD ortalamasının altındadır. Bu nedenle kısmi süreli çalışanların oranını AB ve OECD seviyelerine yükseltmeyi hedefliyoruz" şeklinde konuştu.
Ağbal, uzun dönemde büyümenin en önemli belirleyicisi olarak gördükleri Ar-Ge faaliyetlerini desteklemeye devam ettiklerini dile getirerek, şöyle konuştu:
"2002-2014 döneminde Ar-Ge harcamalarının GSYH'ye oranını yüzde 0,53'ten yüzde 1,01'e çıkardık. Bu oranı 2018 yılında yüzde 1,8'e, 2023'te ise yüzde 3'e çıkarmayı hedefliyoruz.
2002-2014 döneminde Ar-Ge harcamalarını artırırken özel sektörün Ar-Ge harcamaları içindeki payını yüzde 29'dan yüzde 49,8'e çıkardık. 2023 yılında ise bu oranı yüzde 66,9'a çıkmasını bekliyoruz."
(Sürecek)
Son Dakika › Ekonomi › Ağbal: 'Faiz Bütçesini Millete Hizmet Bütçesine Dönüştüreceğiz' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.