Haber: Fatih ÖZKILINÇ - Kamera: Kerim UĞUR
(İZMİR) - İzmir'de 2018 yılında Dorukhan Büyükışık'ın bir inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin soruşturmada, aralarında inşaat şirketi sahipleri, çalışanları ve emniyet görevlilerinin de bulunduğu kişiler gözaltına alındı. Olay yerinde değerlendirmelerde bulunan baba Ethem Büyükışık, "Ben Dorukhan Büyükışık cinayet davasının, evladı katledilen bütün anne babalar için bir umut ışığı olacağını düşünüyorum" dedi.
İzmir'de 8 yıl önce 26 yaşındaki Dorukhan Büyükışık'ın inşaat şantiyesinde ölü bulunmasına ilişkin İzmir Cumhuriyet Başsavcısı'nın başkanlığında oluşturulan 4 kişilik özel soruşturma ekibi dosyayı yeniden ele aldı. Dün haklarında gözaltı kararı verilen 26 şüpheli, 9 ilde düzenlenen operasyonda gözaltına alındı. Aralarında inşaat şirketi sahipleri, çalışanları, dönemin Narlıdere İlçe Emniyet Müdürü ile emniyet görevlilerinin de bulunduğu şüphelilerin jandarmadaki işlemleri sürüyor. Baba Ethem Büyükışık ise olayın gerçekleştiği bölgede soruşturmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Büyükışık, 13 Mayıs 2018 günü olay yerine ilk geldiğinde oğlunun ölümüne ilişkin ciddi şüpheler taşıdığını ifade ederek şunları söyledi:
"13 Mayıs 2018 günü ben buraya ilk geldiğim zaman ve oğlumun cansız bedenini bulduğumda bütün delillerin yok edilmeye çalışıldığını ve yok edildiğini görmüştüm. O dönem burada görev yapan, şimdi sanık ya da şüpheli pozisyonunda olan polislerin, Cumhuriyet Savcısı'nın ve diğer sivil şahısların tamamının delillerin karartıldığı olay yerinde birlikte hareket ettiğini düşündüm. Oğlumun cansız bedenini gördüğümde aklıma gelen ilk şey oğlumun öldürülmüş olduğuydu. Çünkü en büyük kanıt, en büyük delil; oğlumun tertemiz, pırıl pırıl, üzerinde hiçbir yara bere olmadan, bir damla kan bile bulunmayan cansız bedeniydi. O bedeni görür görmez öldürüldüğüne kanaat getirdim."
Oğlunun ölümüne ilişkin olay yeriyle ilgili kendi imkanlarıyla delil topladığını belirten Büyükışık, şu bilgileri verdi:
"Bana anlatılan o gerçek dışı ifadelerin hepsini sadece dinleyip kafamın içine not ettim. Daha sonra fotoğraf çekilmesine müsaade edilmediği için olay yerini hafızama yerleştirdim. Olay yerine müteakip 2-3 yıl sokulmadığım için zihnimde yer eden manzarayı bir krokiye döküp ilk 3 yıl boyunca kanıt toplamaya çalıştım. Bizden kaçırılan, en başta olay yeri inceleme fotoğrafları, olay yeri inceleme videoları, oğlumun eşyaları, arabadaki kontak anahtarı, telefon üzerindeki parmak izleri başta olmak üzere olay yerindeki bütün kamera noktaları ve kamera kayıt cihazlarının bulunduğu kulübelerin peşine düştüm. Bunları araştırmaya başladım. Yeterli kanıtı topladıktan sonra da devletimizin dürüst ve namuslu kamu görevlileri sayesinde kanıtlara ulaştık. 2023 yılında suç duyurularını yapmaya başladım. Ancak bu süreç bir süre sonra akamete uğradı ve takipsizlik kararı verildi."
Takipsizlik kararının ardından Adalet Bakanlığı'na başvurduğunu belirten Büyükışık, sürecin Yargıtay kararıyla yeniden başladığını söyledi. Büyükışık, şöyle konuştu:
"Takipsizlik kararı sonrasında yılmadım. Hukuki haklarımı aradım ve Adalet Bakanı'na müracaat ederek kanun yararına bozma yoluna gidilmesini talep ettim. Bu talebim incelendi ve kabul edildi. Dönemin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'a ve Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek'e teşekkür ediyorum. Dosya Yargıtay Başkanlığı'na gitti. Birinci Ceza Dairesi dosyayı inceledi ve oy birliğiyle takipsizlik kararını bozarak dosyayı iade etti. Soruşturma yeniden açıldı. İzmir Cumhuriyet Başsavcısı Sayın Ali Yeldan'ın yürüttüğü titiz soruşturma kapsamında önce 8 sanıklı polisler hakkında delilleri kararttıkları ve görevlerini kötüye kullandıkları iddiasıyla dava açıldı. İddianame mahkemece kabul edildi ve Asliye Ceza Mahkemesi'nde yargılama süreci başladı. Hemen ardından 5 sanıklı kasten öldürme iddianamesi hazırlandı ve dava kabul edildi. 21. Ağır Ceza Mahkemesi'nde süreç yaklaşık 10 ay önce, 3 Ekim'de yapılan ilk duruşmayla başladı. Yapılan iki duruşmanın ardından iddia ettiğimiz birçok husus ortaya çıkmaya başladı. O gün konuşmayan tanıklar ve sanıklar da zamanla bilgi vermeye başladı"
Mahkeme sürecinde ortaya çıkan bazı tanık anlatımlarına değinen Büyükışık, "Verilen bilgiler kapsamında aslında oğlumun o gün istinat duvarı üzerinde, kafası demir korkulukların altında olduğu şekilde öldürülmediği; başka bir yerde öldürüldüğü ve sonradan olay yerine, sabah bulunduğu noktaya taşındığı anlaşıldı" diye konuştu.
Soruşturma kapsamında kamera kayıtları ve güvenlik kulübelerine ilişkin iddialarını da paylaşan Büyükışık, bazı delillerin sistematik şekilde ortadan kaldırıldığını öne sürdü.
Büyükışık, olay günü itibarıyla bütün kamera kayıtlarının yok edildiğinin ortaya çıkarıldığını belirterek, "Biz hep 360 derece döner kamera olduğunu ve bu kameranın bütün alanı çektiğini söylüyorduk. Bu kameranın direğinin söküldüğünü ve gece kaldırıldığını iddia etmiştik, kanıtlarını da sunmuştuk. Ancak sonra anladık ki sadece kamera kaldırılmamış; kamera kayıt cihazları ve güvenlik görevlilerinin bulunduğu kulübeler de ortadan kaldırılmış" ifadelerini kullandı. Bu organizasyonu inşaat şirketi sahibi ile oğlunun yaptığını öne süren Büyükışık, "Bu iki şahıs şu anda gözaltında. Tutuklanmalarını ve tutuklu yargılanmalarını bekliyoruz" dedi.
Yeni gözaltı sürecinin kendi suç duyuruları sonrasında başladığını belirten Büyükışık, "Gözaltı dalgasını başlatan sürecin nedeni bizim verdiğimiz suç duyurusu dilekçesi oldu. İzmir 1. Sulh Ceza Hakimliği, şüpheliler hakkında verilen takipsizlik kararını yaklaşık 10 aylık incelemenin ardından bozdu. 'Bu soruşturma eksik yapılmıştır, yeniden soruşturma başlatılsın' dedi ve karar kesinleşti. Biz de hemen yeni bir suç duyurusu hazırlayarak yeni kanıtlar sunduk. Dün düğmeye basıldı ve gözaltı kararlarıyla birlikte soruşturma yeni bir aşamaya geçti" ifadelerini kullandı.
Gözaltına alınan isimler arasında adli tıp uzmanlarının yer almamasına ilişkin ise Büyükışık, şunları kaydetti:
"Adli tıp uzmanlarıyla ilgili ayrı bir soruşturma süreci başlatıldı. Artık şunu kesin olarak biliyoruz: Dorukhan 27 metreden düşmedi. Hatta 1 metreden bile düşmedi. Bedeninde düşmeye ilişkin iz ya da emare yok. Nasıl öldürüldüğüne dair bedeninde bir darp izi var. Sırtında cetvelle çizilmiş gibi dik bir hat şeklinde, demir boruyla vurulduğunu düşündüren bir iz bulunuyor. Bununla ilgili tanık ifadesi de var elimizde. Ayrıca Jandarma Kriminal Laboratuvarı tarafından verilen raporda eşofman üzerinde demir elementi partikülleri tespit edildi. Artık nasıl öldürüldüğünü bildiğimizi düşünüyoruz. Bundan sonra adli tıp raporlarında neden bu şekilde değerlendirme yapıldığını sorguluyoruz. Bu konuda suç duyurusunda bulunduk. Adalet Bakanlığı ve İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı'nın bu soruşturmayı da adil şekilde yürüteceğine inanıyoruz. Suç işleyen adli tıp uzmanları hakkında yürütülen soruşturmanın da kovuşturmaya dönüşeceğini düşünüyoruz."
Oğlunun bölgede sık sık yürüyüş yaptığını belirten Büyükışık, cinayetin olası motivasyonuna ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:
"Dorukhan sadece o gün değil, daha önceki dönemlerde de burada yürüyüş yapıyordu. Karşı taraf avukatlarının talebiyle Dorukhan'ın 6 aylık HTS ve baz kayıtlarına ilişkin teknik uzman raporu alındı. Bu rapora göre Dorukhan, 13 Mayıs 2018 öncesindeki 6 aylık süreçte de haftada yaklaşık 3 gün bu bölgede hem gündüz hem gece yürüyüş ve spor yapıyordu. Dağcılık hobisi vardı. Bu hobi babadan oğula geçmişti. Bu dağların her karış toprağına, kayasına ayağımız değmiştir. O gün de bu bölgeye yürüyüş için gelmişti. Hava sıcaklığının 20-22 derece olduğu, gökyüzünün açık ve ayın neredeyse dolunay halinde bulunduğu bir gecede, daha önce defalarca yaptığı gibi yürüyüşünü yapıyordu. Öldürüleceği ne onun ne de bizim aklımıza gelirdi. Çünkü Dorukhan sadece burada değil, yurt dışında da gece gündüz dağlarda özgürce spor yapan biriydi. Bu nedenle öldürülme motivasyonunun, Dorukhan'ın burada yasa dışı bir faaliyete tanık olması ve olay yerindeki kişiler tarafından gazeteci ya da başka bir görevli sanılması olabileceğini düşünüyoruz."
Soruşturmanın benzer dosyalar açısından da emsal olabileceğini belirten Büyükışık, sözlerini şöyle tamamladı:
"Ben Dorukhan Büyükışık cinayet davasının; evladı katledilen bütün anne babalar için bir umut ışığı olacağını düşünüyorum. Bu umut ışığını yakan Adalet Bakanlığı'na, Adalet Bakanı'na, İzmir Cumhuriyet Başsavcısı'na ve diğer kamu görevlilerine şükranlarımı sunuyorum. Narin Güran, Gülistan Doku ve Rabia Naz Vatan dosyalarının da büyük bir titizlikle incelendiğini görüyoruz. Bu soruşturmalar birçok sonuca neden olacaktır. Öncelikle anne ve babalar, çocuklarına yüklenen iftiraların acısıyla yaşamaya mahkum olmayacak ve haklarını arayabilecekler. İkinci olarak ise kamuoyunda suç işleyen kamu görevlilerinin hak ettikleri cezaya çarptırılacağı ve devlet kurumları tarafından korunmayacakları yönünde bir kanaat oluşacaktır. Devlet içindeki çürümüş yapıların temizlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Eğer devleti arındırabilirsek, kamu görevlileri görevlerini dürüst ve namuslu şekilde yaparsa toplumun diğer kesimleri de bundan olumlu etkilenecektir. İyilik de kötülük de bulaşıcıdır. İyilik hareketi başladığında bunun toplumun diğer katmanlarına da yayılacağına inanıyorum."
Son Dakika › Güncel › Dorukhan Büyükışık Cinayeti Soruşturmasında Gözaltılar - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?