Fatih Keleş: İddianame fantastik senaryo - Son Dakika
Son Dakika Logo

Fatih Keleş: İddianame fantastik senaryo

06.07.2026 21:06  Güncelleme: 02:03

İBB davasında savunma yapan Fatih Keleş, kendisine yöneltilen suçlamaların gerçek dışı olduğunu belirterek, iddianamenin fantastik bir senaryoyu andırdığını söyledi. Mahkeme yarın devam edecek, Çarşamba günü İmamoğlu savunma yapacak.

Haber: Esra TOKAT

(İSTANBUL) - İBB davasında savunmasını sürdüren tutuklu İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş, iddianamede kendisine İstanbul'daki çok sayıda belediye işleminin sorumluluğunun yüklendiğini belirterek, "Bu anlatım bir iddianamenin ciddiyetinden çok fantastik bir senaryo metnini andırmaktadır. Eğer anlatılan kişi gerçekten ben olsaydım, bugün burada sanık olarak değil, insanüstü bir varlık olarak inceleniyor olmam gerekirdi" dedi. Duruşmaya yarın devam edilecek. Mahkeme Başkanı 8 Temmuz Çarşamba, Ekrem İmamoğlu'nun savunmasının alınacağını söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu 414 sanıklı İBB Davası'nın görülmesine İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda devam ediliyor.

Duruşmada, "örgüt yöneticiliği" ile suçlanan İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş savunmasını sürdürdü.

Keleş, iddianamede kendisine atfedilen rolün gerçek dışı olduğunu belirterek, İBB'nin çok sayıda birimindeki işlemlerin tek başına kendisi tarafından yürütüldüğü yönündeki iddiaları eleştirdi. Keleş, şunları söyledi:

"EĞER ANLATILAN BEN OLSAYDIM İNSNAÜSTÜ BİR VARLIK OLARAK İNCELENİYOR OLMAM GEREKİRDİ"

"Anlatılan tabloya bakılırsa İstanbul'da atılan her imzanın, dökülen her hafriyatın, verilen her ruhsatın, yapılan her ihalenin arkasında tek başıma ben varım. Beylikdüzü imar ve iskan işleri benden soruluyor. Boğaziçi imar uygulamaları benden soruluyor. İstanbul'un tüm hafriyat alanları, Cebeci Maden Bölgesi benden soruluyor. Kültür AŞ, Medya AŞ, Ağaç AŞ, İSFALT olmak üzere İBB'nin iştirak şirketlerinin bir kısmı benden soruluyor."

İddianameye göre ben uyumamışım, yememişim, içmemişim; aynı anda onlarca kurumda, onlarca şirkette, yüzlerce işlemde, yüzlerce insanla, binlerce metrekarelik alanda bulunmuşum ve Ekrem İmamoğlu'nun hukuka aykırı talimatlarını yerine getirmişim. Bu anlatım bir iddianamenin ciddiyetinden çok fantastik bir senaryo metnini andırmaktadır. Ben bir insanım. Ne aynı anda her yerde olabilecek bir güç sahibiyim ne de İstanbul'un tüm kurumlarını tek başıma yönetebilecek bir makamdayım. Yetkisiz bir kişiye sınırsız güç atfetmek, delil bulamayıp varsayım üretmektir. Eğer anlatılan kişi gerçekten ben olsaydım, bugün burada sanık olarak değil, insanüstü bir varlık olarak inceleniyor olmam gerekirdi."

"BAHSEDİLEN PARANIN OLMADIĞININ İTİRAFI"

Keleş, iddianamede yer alan "SİSTEM" isimli finansal yapı iddiasının somut hiçbir delille ortaya konulamadığını savunarak, savcılığın ispatlayamadığı hususları bu kavramla açıklamaya çalıştığını öne sürdü. Keleş, şu ifadeleri kullandı:

"Savcılık, Türkiye'nin en büyük holdingleri kadar milyarlarca liralık mali hacmi olan bir örgüt olduğunu, mekansal varlığının nerede olduğu meçhul bu sözde finansal ağın adının ise 'SİSTEM' olduğunu iddia ediyor. Az önce de sordum; para nerede? Savcılığın 'SİSTEM' kelimesini her yerde kullanması aslında ortada bahsedilen bir paranın olmadığının itirafıdır. 'SİSTEM' her ne ise iddianamenin hiçbir noktasında somutlaştırılamamış; bazen mekansal bir yer, bazen bir fon, bazen de örgüt adı gibi kullanılmıştır. Savcılık ispat edemediği her şey için 'SİSTEM' kelimesini kullanarak soyutlama yapmıştır. Bu durum iddianamenin ana direklerinin ne kadar çürük olduğunun en büyük kanıtıdır. Esasında ne örgüt vardır ne de SİSTEM."

"137 EYLEMİN 120'SİNDE ADIM BİLE GEÇMİYOR"

Hakkında yöneltilen suçlamaların kapsamına da itiraz eden Keleş, iddianamede yer alan 137 eylemden büyük bölümünde adının hiç geçmediğini söyledi ve "Kasa iddiasıyla eylemlerin neredeyse tamamından sorumlu tutuluyorum. Suçlandığım 137 eylemden 120'sinin anlatımında bir kez bile adım geçmiyor. Ancak savcılık beni 'süper yönetici' ilan ettiği için ismimin geçmediği eylemlerden bile cezalandırılmamı istiyor" dedi.

Adının geçtiği az sayıdaki olayda da çelişkili etkin pişmanlık ve gizli tanık beyanlarının bulunduğunu savunan Keleş, para veya menfaat iddialarının yer aldığı anlatılara adının özellikle eklendiğini belirtti.

Keleş, "İfadelerde mutlaka 'para' ya da 'menfaat' sözcüklerinin yer alması, ayrıca benim adımın da geçirilmesi isteniyor. Böylece savcılığın kurgusuna uygun şekilde örgüt ve mali suç isnatları oluşturulmaya çalışılıyor. Dosyadaki örgüt ve diğer mali suçlamaların kurulabilmesi için savcılık, adeta benim adımın dosyada yer almasını zorunlu görüyor. Burada birilerinin doğrudan yönlendirildiğini düşünmeye bile gerek yok. Bir an önce özgürlüğüne kavuşmak ya da tutuklanmamak isteyen itirafçılar, anlatacaklarının savcıların duymak istediği şeyler olmadığı sürece bu amaçlarına ulaşamayacaklarını çok iyi biliyorlar" dedi.

"BİRBİRİMİZLE GİZLİCE BULUŞMAYA İHTİYACIMIZ YOKTUR"

Keleş, savcılığın "suç örgütünün amaçları doğrultusunda gizlice buluşulduğu" yönündeki iddialarını da reddetti ve "Ben ve mesai arkadaşlarım kamuoyunun önünde olan, İstanbul'a hizmet eden insanlarız. Birbirimizle gizlice buluşmaya ihtiyacımız yoktur. Yeri gelmişken özellikle belirtmek isterim ki, Zorlu Raffles Otel'de gerçekleştirildiği iddia edilen toplantıların hiçbirinde bulunmadım" dedi.

İddianamede "15'inci eylem" olarak yer verilen Zorlu Raffles ve Le Meridien Otel'deki toplantılara katıldığı iddialarını kabul etmeyen Keleş, özellikle Le Meridien Otel'e ilişkin kamera kayıtlarının kendisini doğruladığını söyledi.

Keleş, iddia hakkında şunları kaydetti:

"23 Nisan 2024, 1 Ekim 2024, 25 Ekim 2024, 28 Ekim 2024, 30 Ekim 2024, 7 Kasım 2024 ve 14 Kasım 2024 tarihlerinde Zorlu Raffles Otel'de herhangi bir baz verim olmadığı dosyada sabittir. 6 Mart 2025 tarihinde de Le Meridien Otel'de bulunmadım. Otelin giriş ve çıkışlarını gösteren kamera kayıtları incelendi ve otele herhangi bir giriş çıkış yapmadığım açıkça tespit edildi."

Savcılığın buna rağmen baz istasyonu verilerini esas alarak toplantıya katıldığı sonucuna ulaştığını belirten Keleş, bunun teknik ve hukuki açıdan geçersiz olduğunu ifade etti ve "Otel kamera kayıtlarıyla giriş yapmadığım sabitken, yalnızca baz istasyonu sinyaline dayanarak toplantıya katılmışım gibi bir anlam çıkarılması teknik olarak da hukuken de sağlıklı değildir. Baz verileri kesin konum göstermez. O sırada Fatih Sultan Mehmet Köprüsü üzerinde seyir halinde olmam dahi bu kapsama alanı içinde mümkündür" dedi.

Baz istasyonu kayıtlarının geniş kapsama alanını gösterdiğini, kesin konum tespiti sağlamadığını ifade eden Keleş, kamera kayıtlarıyla çürütülen bir iddianın baz sinyalinden hareketle yeniden ileri sürülmesini "başarısız bir delil üretme çabası" olarak nitelendirdi.

"ÖRGÜTÜN YÖNETİCİSİ' DENİLİYOR AMA GİZLİ TOPLANTILARIN HİÇBİRİNDE YOKUM"

Savcılığın bir yandan kendisini örgütün en önemli yöneticilerinden biri olarak gösterdiğini, diğer yandan örgüte ait olduğu öne sürülen gizli toplantıların hiçbirine katıldığına ilişkin somut delil ortaya koyamadığını savunan Keleş, şunları söyledi:

"Savcılık somut delillere değil, imalara ve yorumlara tutunmaktadır. Bir yandan sözde örgütün en önemli yöneticisi ilan ediliyorum, diğer yandan sözde örgütün faaliyetleri kapsamında gizli gerçekleştirildiği iddia edilen sekiz toplantının hiçbirinde yer almıyorum. Bu nasıl bir yöneticiliktir ki kendi yönettiği sözde yapının en gizli toplantılarından dışlanmıştır?"

Keleş, bu durumun iddianamedeki örgüt yöneticisi suçlamasının varsayıma dayandığını gösterdiğini belirterek, "Bu tablo şahsımın yönetici olduğunu değil, suçlamaların varsayımdan ibaret olduğunu, savcılığın ortaya bir iddianame değil, fantastik sayılacak bir senaryo metni koyduğunu göstermektedir" dedi.

İddianamede "örgütün hukuk yapılanması" başlığı altında yer verilen ve 7-19 Mart 2025 arasında YTT Hukuk Bürosu'nda gerçekleştirildiği öne sürülen toplantılara ilişkin iddiaları da değerlendiren Keleş, baz kayıtlarının aynı sitede oturması ve işyerinin bulunduğu bölge nedeniyle çakışmış olabileceğini belirtti. Keleş, Adem Soytekin ile aynı sitede komşu olduklarını, Beylikdüzü Organize Sanayi Bölgesi'nde de iş yeri bulunduğunu belirterek, baz kayıtlarının bu nedenle örtüşmüş olabileceğini ifade etti.

MAHKEME BAŞKANI: ÇARŞAMBA GÜNÜ İMAMOĞLU'NUN SAVUNMASINA GEÇİLECEK

Mahkeme Başkanı, Keleş'in savunmasına yarın devam edileceğini ve çarşamba günü de Ekrem İmamoğlu'nun savunmasına geçileceğini bildirdi.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Fatih Keleş: İddianame fantastik senaryo - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement