"Netanyahu'nun saldırgan, faşist politikalarına karşı Türk Dışişleri Bakanlığı'ndan çok sert bir kınama gelmiş. Herhalde Netanyahu buna çok gülmüştür. Gülmekten belki ölür de Netanyahu'dan kurtuluruz. Politikanız bu mu? İsrail'in Suriye'de gerçekleştirdiği bu stratejik hamlelere ve tehditlere vereceğiniz cevap sadece Dışişleri Bakanlığı'nın bu açıklamasıyla mı sınırlı kalacak? Bunu merakla izliyoruz."
"TÜRK MİLLETİNE YALAN SÖYLENDİ"
AK Partili ve MHP'li seçmenlere seslenerek, Suriye'deki savaşın bittiğini ancak sığınmacıların ülkelerine dönmediğini öne süren Özdağ, şöyle konuştu:
"Bugün, savaşın bitmesinin üzerinden epey zaman geçmiş olmasına rağmen hala milyonlarca Suriyeli Türkiye'de. 6 Haziran'da Türkiye'nin Şam Büyükelçisi, Türkiye'deki Suriyelilerin artık dönmeyeceğini ve Türkiye'ye entegre edileceğini söyledi. Bunu hemen takip eden günlerde İçişleri Bakanı, Suriyelilerin artık işe girmek için izin almayacağını söyledi. Arkasından o da Suriyelilerin Türk toplumuna entegre edileceğini söyledi. Entegre etmek, vatandaşlık vermek demektir. Gördünüz mü? Size yalan söylendi. Türk milletine yalan söylendi! Milyonlarcası kaldı ve vatandaşlık alacak."
BAKAN TEKİN'E TEPKİ: "BU YASA PKK AFFI YASASI"
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yayımlanan 2026-2027 eğitim-öğretim faaliyetlerine ilişkin genelgede, "Terörsüz Türkiye süreci kapsamında ortaya konan çerçeve yasaya ilişkin okullarda atılacak adımların listelenmesine" de tepki gösteren Özdağ, "Çocuklara bu yasayı niye öğretiyorsunuz? Bu yasa PKK affı yasası" dedi.
"BAHÇELİ'NİN ÇOK İSTEDİĞİ OLDU, ÖCALAN'A STATÜ BULUNDU"
Özdağ, DEM Parti TBMM Başkanvekili Pervin Buldan'ın, "Terörsüz Türkiye" kapsamında kurulması planlanan "Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu"nun başında terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yer alacağını ifade etmesine ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. Özdağ, "Nihayet Devlet Bahçeli'nin çok istediği şey oldu ve Abdullah Öcalan'a bir statü bulundu" dedi.
"DIŞİŞLERİ BAKANLIĞI'NDAN AÇIKLAMA BEKLİYORUZ"
Özdağ, 22. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı'nda Güney Kıbrıs Rum Yönetimi heyetinin "Kıbrıs Cumhuriyeti" adıyla anons edilmesine ve Rum bayrağının açılmasına tepki gösterdi. Dışişleri Bakanlığından açıklama beklediklerini kaydeden Özdağ, şöyle konuştu:
"Yirmi İkinci Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı, Türk Coğrafya Kurumu'nun ev sahipliğinde 11-17 Ağustos tarihleri arasında yapılıyor. Ama organizasyonu Uluslararası Coğrafya Birliği üstleniyor. Elli ülkeden genç coğrafyacıların katıldığı bu organizasyonda, madalya töreninde Kıbrıs Rum Kesimi temsilcisi 'Kıbrıs Cumhuriyeti' diye anons ediliyor ve Rum bayrağı açılıyor. Bu toplantıya KKTC'den de hiç kimse davet edilmiyor. Bu nasıl bir rezalet? Türk Dışişleri Bakanlığı uyuyor mu? Yoksa milleti neye hazırlıyorsunuz? Bu konuda Dışişleri Bakanlığından ciddi bir açıklama bekliyoruz."
"İSRAİL TÜRKİYE'YE KAFA TUTARKEN 25. YILINIZI KUTLADINIZ"
AK Parti'nin 25. yıl kutlamasına ilişkin de konuşan Özdağ, şunları kaydetti:
"AK Parti, kuruluşunun 25. yılını büyük törenlerle, halkımızın gözünün içine soka soka ve itibardan tasarruf etmeden, büyük harcamalarla kutladı. Kimin parasıyla? Onu biz iktidara geldiğimizde devlet kayıtlarını incelediğimizde göreceğiz. 5 milyon emekli 23 bin lira maaşla geçinmeye çalışırken, dul ve yetimler 16 bin lirayla geçinmeye çalışırken, 11 milyon asgari ücretle çalışan işçi açlıkla mücadele ederken, PKK'ya af çıkarken, Öcalan komisyon başkanı olurken, ekonomi yerlerde sürüklenirken, İsrail savaş uçakları sınırımızda bombardıman yapıp Türkiye'ye kafa tutarken 25. yılınızı kutladınız. Kutladığınız bunlar mı gerçekten?"
BEŞ GENEL BAŞKAN CUMARTESİ BULUŞUYOR
Bir gazetecinin kendi çağrısıyla Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Hüseyin Baş, Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz, Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır ve Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nun katılacağı 21 Ağustos Cumartesi günü yapılacak toplantının kapsamına ilişkin sorusuna Özdağ, şu yanıtı verdi:
"Öncelikle bu cumartesi günü yapacağımız toplantı, Türkiye'nin sürüklenmek istediği süreç karşısında Anayasa'nın ilk üç maddesine, ilk dört maddesine, 42. maddeye, 66. maddeye ve İstiklal Harbi'nin ruhuna ve felsefesine, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesine tavizsiz bağlı olduğunu düşündüğümüz Sayın Genel Başkanlarla gerçekleştirilecek bir toplantıdır. Türkiye'nin içinde bulunduğu durumu değerlendirmek için yapıyoruz bu toplantıyı ve bütün genel başkanlar muhakkak çok kıymetli değerlendirmelerini paylaşacaklardır o masada. Hepsi Türk siyasetinde ve fikir hayatında, bürokrasisinde yetkinliklerini ispatlamış isimlerdir. Türkiye böyle ağır bir krizden geçerken, her zaman söylüyorum, bir araya gelmesinin mümkün olmadığı düşünülen isimler, Sayın Bahçeli ve terör örgütü lideri Öcalan, yan yana gelirken bizlerin yan yana gelmemesi, anlaşılamaz, kabul edilemez. Elbette biz de Türkiye'nin birliğini, Türk devletinin dirliğini savunmak için fikir alışverişlerinde bulunacağız. Bu toplantının amacı da budur. Bu fikir alışverişlerinden nasıl bir zemin ortaya çıkar, onu da toplantıdan sonra tekrar sizlerle değerlendirme durumunda oluruz. Ama millet bunu istiyor. Biz sokağın sesine, milletin sesine ve vicdanına kulak veriyoruz ve vermeye devam edeceğiz."
DERVİŞOĞLU'NA YANIT: "MEDYA ÜZERİNDEN MÜSAVAT BEY İLE GÖRÜŞMEYE İHTİYACIM YOK"
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu'nun, İYİ Parti'den ayrılarak ayrı siyasi partiler kuran Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ ve Kutlu Parti Genel Başkanı Yusuf Halaçoğlu'nu isim vermeden işaret ederek, "Madem gittiniz, gelin. Ama pazarlıksız ve hesapsız gelin" sözleriyle yaptığı çağrının hatırlatılması üzerine Özdağ, şöyle konuştu:
"Sayın Müsavat Dervişoğlu ile de telefon görüşmelerimiz oluyor zaman zaman ve bu görüşmelerimizi önümüzdeki süreçte de sürdüreceğimizi düşünüyorum. ve medya üzerinden Müsavat Bey'le görüşmeye ihtiyacım yok. Onun da ihtiyaç duyduğunu düşünmüyorum. Muhakkak Sayın Dervişoğlu da kendi uygun bulduğu bir zaman diliminde bir değerlendirme yapmayı uygun görecektir diye düşünüyorum. Ama bugün olur, yarın olur, üç ay sonra olur, onu bilemem. Biz her zaman Zafer Partisi olarak kulağımızı millete vererek siyaset yapmanın doğru olduğunu düşünüyoruz ve öyle yapıyoruz. ve millet de birleşmeyi, bir araya gelmeyi istiyor. Sarayın muhalefeti bölmek için olağanüstü bir çaba gösterdiği dönemde ve bunda başarılı olduğu dönemde, birleşmeye karşı çıkmak, birleşmeyi başarısızlığa uğratmak, birleşmenin karşısında olmak, ittifakların karşısında olmak sarayın istediğini yapmak anlamına gelir. Ben gerçek Türk milliyetçiliği camiası içerisinden, gerçek Atatürkçü camia içerisinden, gerçek yurtsever camia içerisinden sarayın oyununa geleceklerinin fazla çıkmayacağını düşünüyorum."
"ÇELİŞKİYİ NUMAN KURTULMUŞ'A SORUN"
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş'un, "çerçeve yasa" kapsamında terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan ile örgütün üst düzey yöneticilerinin düzenlemeden yararlanamayacağını daha önce açıklamasına karşın, Pervin Buldan'ın açıklamalarına dayanarak Öcalan'a "statü" verildiği yönündeki değerlendirmesinin hatırlatılarak, iki açıklama arasındaki çelişkinin sorulması üzerine Ümit Özdağ, şu yanıtı verdi:
"Bu çelişkiyi bana sormayın lütfen. Bu çelişkiyi Numan Bey'e sorun. Benim yapmış olduğum açıklama kendi fikrim değil. DEM Parti temsilcilerinin açıklaması. O zaman Numan Bey Türk milletine doğru söylemiyor demektir. Değil mi? Onun için lütfen Numan Bey'den bir randevu isteyin. Numan Bey bu sorunuza cevap versin. Bu sorunuz kıymetli bir sorudur ve siz de onu Türk milletiyle paylaşırsanız biz de öğrenme fırsatı bulmuş oluruz."
Sizin düşünceleriniz neler ?