Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Suriye'de insanların ölümünden Beşşar Esed ve El-Kaide bağlantılı örgütlerin sorumlu olduğunu belirterek, "Suriye'de 150 bin insanın ölümü, 7 milyon insanın yerinden edilmiş olması, 2 milyon mültecinin sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti hükümeti diyorsanız, o zaman artık insafınıza sığınırım" dedi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, bakanlığının 2014 bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.
Davutoğlu, Suriyeli sığınmacılara ilişkin sorulara, "Bir tek kişiyi kapımızdan çevirmedik. Aldık mı mültecileri, o andan itibaren bir mülteci meseleniz vardır. Bundan kaçamazsınız" yanıtını verdi. Suriye'deki gelişmelerin sınır illerine etkisine değinen Davutoğlu, "Bunun sorumlusu Türkiye mi? Biz bu mülteci kardeşlerimizi almamış olsaydık, Antep, Hatay ekonomisi eskisi gibi devam mı edecekti?" dedi.
Suriye'de rejim değişikliğinin amaçlandığına ilişkin iddiaları da yanıtlayan Davutoğlu, "Biz rejim değiştime davasında olsaydık 7-8 sene Suriye rejimiyle en iyi ilişkileri kurmazdık. Hiçbir zaman, hiçbir yerde, Bahreyn ve Suudi Arabistan için de kimseye biz 'Kalkın, ayaklanın, rejim değiştirin' demedik" diye konuştu.
Ne Suriye'de ne Körfez ülkelerinde halka ayaklanma çağrısında bulunduklarını yineleyen Davutoğlu, "Bahreyn'e gidip de muhalefetle, bütün kesimlerle konuşup, bütün Bahreyn yöneticileriyle tekrar bir araya gelip, iki çatışan tarafı bir araya getiren tek Dışişleri Bakanı benim" dedi.
Davutoğlu, "Suriye'de 150 bin insanın ölümü, 7 milyon insanın yerinden edilmiş olması, 2 milyon mültecinin sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti hükümeti diyorsanız, o zaman artık insafınıza sığınırım" ifadesini kullandı.
-El-Kaide bağlantılı örgütler
Suriye'de insanların ölümünden Beşşar Esed ile El-Kaide örgütlerinin sorumlu olduğunu belirten Davutoğlu, El-Kaide'nin ve ona bağlı örgütlerin 2012 yılından itibaren devreye girdiğini belirterek, "Bir rejim ortada bir bataklık oluşturmuşsa ve o bataklık içinde her türlü haşarat türemişse bunlar çıkar" dedi.
Bakan Davutoğlu, "El-Kaide dahil kim radikal örgüt anlamında, terör örgütü anlamında faaliyet gösteriyorsa bunların hepsine karşıyız, hiçbirine tolerans ve tahammül göstermemiz mümkün değildir" diye konuştu.
-Mezhepçilik suçlaması
Mezhepçilik konusuna da değinen Davutoğlu, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin hiçbir hükümetinin mezhep temelli politika takip etmeyeceğini vurguladı. Bunu yapmadıkları için Esed ile Nusayri olduğu halde en iyi ilişkileri kurduklarını kaydeden Davutoğlu, "Nusayri kardeşlerimize Suriye'de bir zulüm olursa onlara da sahip çıkacak olan biziz" dedi.
Türkiye'nin en büyük Kürt nüfusa sahip olduğunu da belirten Davutoğlu, " Kerkük'teki Türkmene, Erbil'deki Kürde, Kamışlı'daki Kürde, Lazkiye'deki Nusayriye, Halep'teki Sünniye, Bayırbucak'taki Türkmene aynı ölçüde sahip çıkarız. Tek ayrım noktası yaparız mazlum mu, zalim mi?" diye konuştu.
Son dönemde Necef ve Kerbela'ya ziyarette bulunduğunu anımsatan Davutoğlu, bugün dünyada Basra'ya gidip Şii, Erbil'e gidip Kürt, Musul'a gidip Sünni kardeşleriyle kucaklaşabilecek başka bir bakan bulunmadığını, bu görevi gururla yerine getirdiğini kaydetti.
-"Muhalefetle aralarına mesafe koydular"
PYD ile ilgili soruları da yanıtlayan Davutoğlu, Türkiye için Suriye'de hiçbir kesimin diğerine üstünlüğü olmadığını vurgulayarak, geçen yıl Erbil'e giderek Kürtlerle görüştüğünü, PYD lideri Salih Müslim'in de Türkiye'ye geldiğini hatırlattı. Suriye'deki Kürtlerden, PYD de dahil, üç istekleri olduğunu anımsatan Davutoğlu, bu hususların, rejimle işbirliğinin kesilmesi, muhalefete katılım ve Suriye'nin geleceğini önceden belirlemeye yönelik tek taraflı adımlar atılmaması olduğunu belirtti.
Türkiye'deki çözüm sürecine paralel olarak PYD'nin eline altın bir fırsat sunduklarına işaret eden Davutoğlu, "Başta olumlu sinyaller verdiler, olumlu tavır sergilediler ve onun karşılığını da bizden gördüler, ama sonra, özellikle son bir iki ayda Suriye rejimiyle yakın temas halinde muhalefetle aralarına mesafe koydular" dedi.
Dışişleri Bakanı, "PYD'nin tercihi kendi tercihi olacaktır. Eğer Türkiye'nin yanında yer alırsa bölgede kim olursa olsun kazanır ve bizimle birlikte olur. Ama Türkiye'nin karşısında yer alanlar için de tutumumuz bellidir" ifadesini kullandı.
-Kimyasal silahlar
Suriye'de kimyasal silah kullanımına ilişkin soru üzerine Davutoğlu, ilgili BM raporundaki bütün verilerin Suriye rejimine işaret ettiğini söyledi. Raporun ve istihbari bilgilerin kimyasal saldırının rejim tarafından yapıldığına dair tek bir şüphe bırakmadığını belirten Davutoğlu, "Eğer şüphe olsaydı, rejim elindeki kimyasal stoku vermeyi kabul eder miydi? Rejim elindeki kimyasal stoku vermek suretiyle aslında cezadan kurtulmaya çalışıyor" dedi.
Davutoğlu, kendi halkına karşı kimyasal silah kullanmış bir yönetimin meşruiyetini kaybettiğinin de altını çizdi.
-"Beni nasıl kendi halkını katleden biriyle karşılaştırabilirsiniz?"
Suriye politikasına ilişkin soruları yanıtlayan Davutoğlu, Türkiye'nin, Cenevre-2 Konferansı'nın bir an önce toplanması için elinden gelen çabayı gösterdiğini, bu yönde temaslarını ilgili taraflarla sürdürdüğünü belirtti. Londra Bildirisi'ne atıfta bulunan Davutoğlu, sürecin açık uçlu olmayacağını, eli kana bulaşanların sürece katılmayacağını, tam yetkiye sahip yeni bir geçiş hükümetinin kurulacağını kaydetti.
Muhalefet milletvekillerinden gelen yorumlar üzerine, "Eğer bizi Beşşar Esed ile karşılaştırıyorsanız sizi Allaha ve millete havale ediyorum" ifadesini kullanan Davutoğlu, "53 vatandaşımızı katleden cani Şam'da oturuyor, Reyhanlı katliamını yapan" dedi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu'nun, CHP Manisa Milletvekili Özgür Özel'in açıklamalarını yanıtlaması sırasında salonda zaman zaman tansiyon yükseldi.
Muhalefet milletvekillerine seslenen Davutoğlu, "Siz beni nasıl kendi halkını katleden biriyle karşılaştırabilirsiniz? Nasıl karşılaştırırsın Türkiye Cumhuriyeti Devleti Dışişleri Bakanını? Kimyasal silah kullanan bir katille nasıl karşılaştırırsın? Hangi hakla karşılaştırırsın? El-Kaide ile nasıl karşılaştırırsın?" diye konuştu.
-Dış politikada değişim iddiaları
Dış politikada değişim yaşandığına ilişkin iddialara da cevap veren Davutoğlu, dinamik şartlar değiştikçe dış politikada yeni değerlendirmeler yapılabileceğini söyledi.
İran ve Irak ile son dönemdeki ilişkilere işaret eden Bakan Davutoğlu, İran'da bir yönetim değişimi olduğunu hatırlatarak, bu ülkenin yeni bir söylem benimsemesinin, Türkiye'nin yaklaşımını gözden geçirmesine yol açacağını ifade etti.
Irak'ta tansiyonun düşmesiyle bu ülkeyle ilişkilerin de önünün açıldığını belirten Davutoğlu, tüm bu gelişmelerin, Türkiye'nin kendi politikalarını revize etme ihtiyacı olarak değerlendirilemeyeceğini kaydetti.
Türkiye'nin Mısır'a ilişkin tutumunun da ilkesel olduğunu vurgulayan Davutoğlu, Kahire Büyükelçisinin görevine geri dönmesine ilişkin soruyu, "Türkiye Cumhuriyeti büyükelçileri savaş şartlarında dahi görev yaparlar, onların görev yapması, görevlerine dönmesi en doğal olanıdır" diye yanıtladı.
- Ermenistan ile ilişkiler
Ermenistan ile ilişkilere değinen Davutoğlu, Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİ) toplantısı dolayısıyla bütün üye ülkeler gibi Türkiye'nin de davet aldığını, bunun son derece doğal olduğunu söyledi.
Ülkelerin problemli olmalarının bu toplantılara katılmayı imkansız kılmadığına işaret eden Davutoğlu, son dönemde Azerbaycan ile Ermenistan ve Azerbaycan ile Türkiye arasında temaslar gerçekleştiğini hatırlatarak, "Karabağ sorununun çözümü için ne gerekiyorsa, her adımı atmaya hazırız" dedi.
-Greenpeace'li Gizem'in serbest bırakılması
Rusya'da tutuklanan Greenpeace üyesi Gizem Akan'ın durumuna ilişkin soruyu yanıtlayan Davutoğlu, Akan ve ailesiyle tutuklandığı andan itibaren temas halinde olduklarını, geçen hafta da kendisinin Rus mevkidaşına bir mektup gönderdiğini söyledi.
Akan için talep edilen 60 bin dolarlık kefaletin Greenpeace tarafından ödeneceğinin açıklandığını kaydeden Davutoğlu, "Ödenmemesi halinde Türkiye Cumhuriyeti devleti hiçbir vatandaşını yarı yolda bırakmaz" diye konuştu.
-Kuzey Irak'taki boru hattı projesi
Kuzey Irak'taki boru hattı projesine ilişkin soruya karşılık olarak da Davutoğlu, bölgesel yönetim ile Irak merkezi hükümeti arasında bu konuda mutabakat sağlanmadığını, ancak anayasanın iki tarafa da verdiği paylar bulunduğunu söyledi.
"Kuzey Irak gibi en yakın komşusu olan bir bölgede 20 küsür ülke enerji anlaşması için uğraşırken Türkiye buna kayıtsız kalamaz" diyen Davutoğlu, taraflar arasında bu konuda bir anlaşma sağlanması için çaba sarf edeceklerini belirtti.
- Dışişleri Bakanlığı'nın yapılanması
Dışişleri Bakanlığı'nın teşkilatlanması ve dışarıdan atamalara ilişkin soruyu da yanıtlayan Davutoğlu, ABD'de dışarıdan atama oranının yüzde 30 olduğunu, bu uygulamanın pek çok ülkede var olduğunu söyledi.
Bakanlıktaki eleman eksiğinin sürdüğünü vurgulayan Davutoğlu, kuruma 90'lı yıllarda çok az sayıda memur alındığını ve bugünkü hızlı büyüme ve genişleme döneminde yeterli sayıda diplomat bulamadıklarını belirtti.
Davutoğlu'nun sorulara cevap vermesinin ardından Dışişleri Bakanlığı'nın 2014 yılı bütçesi komisyonda kabul edildi.
(Bitti)
Son Dakika › Politika › Dışişleri Bakanı Davutoğlu, soruları yanıtladı (4) - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.