Vakıflar Haftası - Son Dakika
Son Dakika Logo

Vakıflar Haftası

07.05.2012 13:46

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye'de, uzun yıllar, farklı nedenlerle, yüzyıllardır birlikte yaşadıkları azınlık cemaatlerin vakıflarına karşı, bugün kabul edemeyecekleri bir tutum sergilendiğini belirterek, "Vakıflar Kanunu'na 2011'de bir"...

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Türkiye'de, uzun yıllar, farklı nedenlerle, yüzyıllardır birlikte yaşadıkları azınlık cemaatlerin vakıflarına karşı, bugün kabul edemeyecekleri bir tutum sergilendiğini belirterek, "Vakıflar Kanunu'na 2011'de bir madde eklenerek, cemaat vakıflarının mallarının iadesi noktasında önemli bir adım attık. Bu tarihten günümüze kadar 88 gayrimenkulden 18 taşınmaz sahiplerine iade edilmiştir. Bundan sonraki adımlarımızda da ölçümüz hak ve hukuk olacaktır" dedi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce düzenlenen "Vakıflar Haftası" nın açılışı, TBMM'de düzenlenen törenle yapıldı.

Arınç, törende yaptığı konuşmada, büyük milletler ve medeniyetleri, "kökü derinlerde olan bir çınara" benzetti. Arınç toprağın üstünde, geleceği selamlamak üzere görkemli şekilde yükselen çınarın, bütün gıdasını, gücünü, direncini ve gelecek vizyonunu topraktan, yani geçmişe saldığı köklerinden aldığını söyledi.

Bülen Arınç, Türkiye Cumhuriyeti olarak, geleceğe doğru emin ve kararlı adımlarla ilerlerken, tıpkı bir çınar gibi güçlerini, gıdalarını, direnç ve gelecek vizyonlarını, kadim medeniyetlerine ulaşan köklerden aldıklarını ifade etti.

"Üzerinde yaşadığımız toprakları geleceğe güvenli bir şekilde aktarabilmek, gelecekte de güçlü bir devlet olabilmek için vatan dediğimiz bu kutsal toprakların geçmişine, mirasına, eserlerine sahip çıkmalıyız" diyen Arınç, Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün bu misyona, diğer bütün kurumlardan daha fazla sahip çıktığını, bu yarışta herkesten daha fazla güç ve emek harcadığını anlattı.

-"Gurur verici bir tablo"-

Arınç, göreve geldikleri 2002'den bugüne vakıf hizmetlerinde gelinen aşamaya baktıklarında, gurur verici bir tablo gördüklerini belirtti.

Bu hizmetlerin, genel bütçeden bir kuruş pay almadan gerçekleştirildiğine işaret eden Arınç, bunlar hakkında bilgi verdi.

Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün, tüm gelir ve giderlerini kendi öz kaynaklarıyla karşılayarak, hizmetlerini yerine getirdiğine dikkati çeken Arınç, bu kaynakların etkili ve verimli şekilde kullanılmasıyla son 10 yılda 3 milyar lira yatırım yapıldığını, 70 bin kişiye de istihdam sağladığını bildirdi.

Arınç, enkaz halindeki eserlerin restorasyonuyla işe başladıklarını, bunun, tarihi, muasır medeniyet iddialarının gereği olduğunu dile getirdi. Arınç, büyük restorasyonlar yaparak, kaybolmaya yüz tutan eserleri ihya ettiklerini anlattı.

-"Bizim medeniyetimiz, bir vakıf medeniyetidir"-

Arınç, bir ülkenin tarihi eserlerinin, vakıf varlıklarının o ülkenin tapusu hükmünde olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2003'ten itibaren, günümüze kadar projelerinin dahi çizilmesine cesaret edilemeyen; Yenikapı Mevlevihanesi'nden, Süleymaniye Camisi'ne, Ertuğrul Tekke Camisi'nden, Yavuz Sultan Selim Camisi'ne, Edirnekapı Mihrimah Sultan Camisi'nden, 4. Vakıf Han'a, Haseki Hürrem Sultan Hamamı'ndan, Bitlis'te El'aman Han'a, Aydın Nasuhpaşa Külliyesi'nden, Edirne Merkez Taşlık Camisi'ne, Gaziantep Dayı Ahmet Ağa Konağı'ndan, Iğdır Ejder Kervansarayı'na kadar 3 bin 600'den fazla vakıf eserin onarımını tamamladık.

Bizler, vakıflar meselesini ülkenin en önemli meselelerinden biri olarak görüyoruz. Çünkü bizim medeniyetimiz bir vakıf medeniyetidir. Bugünkü millet şuurumuzu, bugünkü sağlam sosyal dokumuzu bu anlayışa borçluyuz. Öğrenim gören bir öğrencinin, yolda kalan bir garibin, evinde ekmeği olmayan bir fakirin ihtiyacı, yüzyıllar boyunca bu anlayış ile karşılanmıştır. Biz de vakıfların asli işlerinden olan bu misyonu yerine getirmek için büyük çaba gösterdik. Bir taraftan eserlerimizi onarırken diğer taraftan da vakıf anlayışının yardımlaşma ve dayanışma boyutunu ihmal etmedik."

-"Gelirlerin önemli bir kısmı sosyal yardımlara"-

Başbakan Yardımcısı Arınç, gelirlerinin önemli bir kısmını sosyal yardımlara ayırdıklarını, çalışma gücünü kaybeden engelli ve yetim çocuklara maaş bağladıklarını, bugün 5 bin kişinin, bu yardımlardan yararlandığını anlattı.

Arınç, 2006'da ilk defa 3 bin ilköğretim ve ortaöğretim öğrencisine burs verilmeye başladıklarını, burs verdikleri öğrenci sayısının 15 bine ulaştığını ifade etti.

Muhtaç aileleri de unutmadıklarını belirten Arınç, vakfiyelerde yer alan hayır şartlarının yerine getirilmesi amacıyla 2012'de 20 bin aileye 15 kalem kuru gıdadan oluşan yardım paketi dağıttıklarını bildirdi.

Eğitim alanında da önemli çalışmalar sürdürdüklerini dile getiren Arınç, Genel Müdürlüğün, İstanbul'da Bezm-i Alem Vakıf Üniversitesi kurduğunu, ayrıca geleceğin restoratörleri, hat sanatı ustalarını yetiştirmek amacıyla Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi'nin de başarılı bir şekilde eğitim vermeye başladığını anlattı.

Arınç, Genel Müdürlüğün arşiv sistemini güçlendirdiğini, 10 milyon sayfa tarihi belgeye ait görüntülerin, mikrofilm ve dijital ortama aktarıldığını, bu belgelerin nitelikli özetleri yapılarak araştırmacılara, ilim adamlarının hizmetine sunulduğunu söyledi.

Toplumda, vakıf bilincini geliştirmek amacıyla vakıf müzeleri kurduklarını ifade eden Arınç, bu müzelerde kıymetli eserleri sergilemeye başladıklarını belirtti.

Arınç, kaybolmaya yüz tutan, amacı dışı kullanılan, yurtdışına çıkartılan eserlerin takibini yaptıklarını, bunları tekrar asıl amaçlarına uygun hale getirdiklerini anlattı.

Artık vakıf değerlerinin gün ışığına çıktığını, vakıfların maddi ve manevi mirasına sahip çıktıklarını dile getiren Arınç, "Çünkü işbaşında vakıf bilincine sahip çalışanlarımız bulunmaktadır" dedi.

-"Kabul edemeyeceğimiz bir tutum sergilendi"-

Vakıf deyince sadece ecdatlarından kendilerine kalan eserleri, kendi inançlarına ait vakıf eserlerini dikkate almadıklarını ifade eden Arınç, şunları söyledi:

"Biz vakıf deyince, bu topraklarda yaşamış, dini, inancı, etnik kökeni farklı da olsa, bizimle aynı kaderi paylaşmış, aynı havayı solumuş tüm farklı düşünce ve inançlara sahip insanların vakıflarına da aynı saygı ve özenle yaklaşıyoruz.

Maalesef ülkemizde uzun yıllar farklı sebeplerle, yüzyıllardır birlikte yaşadığımız azınlık cemaatlerimizin vakıflarına karşı bugün kabul edemeyeceğimiz bir tutum sergilenmiştir. Ancak bize hayır amacıyla kurulan vakıfların her ne sebeple olursa olsun, faaliyetlerinin durdurulması, taşınmazlarına el konulmasına rıza gösteremeyiz. Çünkü bizim hak ve adalet anlayışımız buna müsaade etmez. Bu düşünceyle Vakıflar Kanunu'na 27 Ağustos 2011'de geçici 11. madde eklenerek, cemaat vakıflarının mallarının iadesi noktasında önemli bir adım attık. Bu tarihten günümüze kadar 88 gayrimenkulden 18 taşınmaz sahiplerine iade edilmiştir. Böylelikle, yüzlerce yıldır yaşanan mağduriyet giderilmiştir. Aynı zamanda bu karar, taşınmazları iade edilen azınlık cemaatlerinde büyük bir sevince neden olmuştur. Bundan sonraki adımlarımızda da ölçümüz; hak ve hukuk olacaktır."

-"Bayrağımızın dalgalandığı bütün topraklara"-

Arınç, sadece sınırları içindeki eserlere değil, tarihte önemli eserler bıraktıkları ülkelerdeki kültürel miraslarına da aynı sadakatle sahip çıktıklarını vurguladı.

Bu yılki Vakıf Haftası etkinliklerinin ana temasını da yurtdışındaki ecdat yadigarı vakıf eserlerinin oluşturduğunu ifade eden Arınç, "Ecdadımız yalnızca Anadolu topraklarında değil, bayrağımızı dalgalandırdığı bütün topraklara kendi değerlerini yansıtmıştır" dedi.

Arınç, Kafkasya, Ortadoğu, Afrika ve Balkanlar'ın, tıpkı Anadolu gibi vakıf medeniyetinin beşiği konumunda olduğunu vurgulayarak, "Bugün ayakta kalan, hanlar, hamamlar, köprüler, kervan saraylar, kütüphaneler ve camiler, adeta o topraklarda bizim medeniyetimizin muhkem mühürleri gibidir. Vakıf medeniyetinin mirasçıları olarak bizler de ecdadımıza ait yüce değerlerin sahipsiz kalmasına rıza gösteremeyiz. Bu aynı zamanda, insanlığın da ortak mirası haline gelen bu şaheserlere sahip çıkarak tüm insanlığın ortak değerlerine hizmet etmek anlamına gelmektedir" diye konuştu.

-" Rumeli, Avrupa kıtasındaki vatanımızdır"

Bülent Arınç, bu düşüncelerle bu yıl, vakıf medeniyeti perspektiflerine Balkanları aldıklarını dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hala türkülerimizde, öykülerimizde, toplumsal hayatta bütün gerçekliğiyle yaşayan Balkanlar, bizim için bir merakın çok ötesinde anlamlar içeriyor. Balkanlar ya da ecdadımızın dilinden Rumeli, bizim Avrupa kıtasındaki vatanımızdır. 13. yüzyıldan itibaren Rumeli'ye yerleşmeye başlayan ecdadımız, gittiği her coğrafya gibi buraya da kalbiyle hükmetmiştir. Balkanları sömürmek yerine buraları imar etmek için çaba göstermiştir. Yeni şehirler kurdular, bu şehirleri bilim, sanat, sevgiyle donattılar. Yollar, köprüler, kervansaraylar, külliyeler, kütüphaneler, imarethaneler, hanlar, camiler, medreseler, tekkelerle bu topraklara, hem maddi hem de manevi zenginliği taşıdılar. Bütün bunları da vakıf marifetiyle hayata geçirdiler ve yaşattılar. Osmanlı Devleti'nin yıkılmasının ardından, bölgede yaşanan tüm yok etme girişimlerine rağmen hala ayakta kalmayı başaran muhteşem eserlerimiz var."

-"Hiçbirisinde rastlayamadım..."-

Arınç, geçen yıllarda yalnızca Vakıflar Genel Müdürlüğü aracılığıyla Saraybosna'da bulunan İsa Bey Hamamı'nın restorasyonunu gerçekleştirdiklerini anımsatarak, devlete ait diğer kurumların da Balkanlar'daki eserlerini restore edilmesi konusunda ciddi işler yaptığını söyledi.

TİKA tarafından onarılan Kosova Pirizren'deki Sinan Paşa Camisi'de, geçen yıl bir Ramazan akşamını, buradaki soydaşlarla birlikte geçirdiklerini anlatan Arınç, şöyle konuştu:

"Binlerce soydaşımız, büyük bir hasret, tarifsiz bir heyecan ile onarılan camiye akın etmişti. Ben bunca yıl, temeller attım, açılışlar yaptım, fabrikalar, işyerleri, okullar, camilerin açılışlarında bulundum, çok büyük kalabalıklar gördüm, sevinçlere tanık oldum. Ancak hiçbirisinde, Kosova'da restorasyon sonrası bir teravih namazında bir araya geldiğimiz cemaatteki heyecana, sevince, kalp çırpıntısına rastlayamadım. Sanki, Sinan Paşa Camisi'ne konulan her yeni taş, çatlayan duvara sürülen her harç, kubbeye döşenen her kurşun parçası, camiye değil de onların ömürlerine binlerce yıl ekliyordu. Çünkü onlar, orada duran her duvarın, her köprünün, her minarenin, her kubbenin, yalnızca kendi varlıklarının değil, gelecekte de çocuklarının inançlarının, değerlerinin kanıtı olduğunu çok iyi biliyorlardı."

Arınç, bütün bunlardan dolayı Rumeli'de, adeta varlıklarının damgası anlamına gelen bu eserlerin yaşatılmasının önemine işaret etti.

-"Kuşlar için bile vakıf eserleri oluşturan"-

Genel Müdürlüğün bu yılki etkinliklerin temasını "Balkan Vakıfları" olarak belirlemesini son derece önemli ve isabetli bulduğunu dile getiren Arınç,

"İnşallah önümüzdeki yıllarda, Bosna Hersek, Bulgaristan, Karadağ, Sırbistan ve Makedonya'daki eserlerimizi de bir bir onararak, tekrar amaçları doğrultusunda hizmete kazandırmak bizlere nasip olur" dedi.

Ecdat yadigarı vakıf eserlerine özen göstermenin, boyunlarının borcu olduğunu dile getiren Arınç, bunun, hem ecdatlarına karşı bir saygının hem de toplumun duyduğu ihtiyaçtan dolayı olduğunu belirtti. Arınç, vakıfların, Türkiye'nin güç kaynakları, sosyal dinamikleri olduğunu anlattı.

Arınç, "Vakıf kültürümüz, bugün çağdaş dünyanın tesis etmeye çalıştığı, toplumsal dokunun geliştirilmesi için önem verdiği bir anlayıştır. Bu topraklar, asırlardır bu kültürü, bu zenginliği, bu birikimi hayata geçirmiştir. Bizler, sadaka taşlarıyla yoksulları gözeten, kuşlar için bile vakıf eserleri oluşturan, müstesna ruha sahip ecdadın mirasçılarıyız. Bize de düşen bu ince, bu destansı anlayış ile aynı istikamette yürümektir" diye konuştu.

-"Bedduasından kaçmak, duasına nail olmak"-

Başbakan Yardımcısı Arınç, vakıflardan sorumlu bir bakan olmanın, ağır sorumluluklar yüklediğini dile getirdi.

Her vakfı kuran vakfiyenin duasının yanı sıra bedduasının da bulunduğuna dikkati çeken Arınç, "Bedduasından kaçmak, duasına ve sevabına nail olmak, asıl kahramanlık budur. Bugün Genel Müdürümüz başta olmak üzere, bölge müdürlüklerimiz, personelimiz, vakıfların sorumluluk ve bilincine sahiptir" dedi.

İstanbul Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğü'nün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin aldığı bir kararın düzeltilmesi için defalarca yazı yazmasına rağmen belediye meclisinin bu ikazlara aldırış etmediğini anlatan Arınç, "Sonunda bize göre yanlış karar verir. Vakıflar 1. Bölge Müdürlüğümüz, bir ön yazı, üst yazı ve arkasına vakıf bedduasına ekler. 'Bütün ısrarımıza rağmen bu hatalı kararda ısrar ediyorsunuz, yapacak bir şey kalmadı. Size bizim inancımızda olan bir yazı göndermek, boynumuza borç. Bu vakfiyede bir dua, bir de beddua var. Bedduaya nail olmanızı istemeyiz, ayağınızı denk alın, işinizi doğru yapın, yanlış karar vermeyin...' Bu çok güzel bir şey. Bu sorumluluk, bilinç, yüzyıllardır vakıfları ayakta tuttu. Biz de aynı şekilde dikkat edeceğiz, elimizden gelen imkanlarımızı, bütün vakıfların ihyası, restorasyonu için kullanacağız" açıklamasında bulundu.

Arınç, sanayici ve işadamlarının törende bulunduğunu, bunlar arasında Hüsnü Özyeğin, Mehmet Ali Aydınlar, Kuveyt Türk Genel Müdürü Ufuk Uyan'ın olduğunu söyledi. Arınç, bu kişilerin, takdir edilecek, alkışlanacak bir davranışla, vakıflara ait eserlerin bir çoğunu imkanları ölçüsünde restore ettiğini ifade etti. Arınç, bu 3 kişinin, büyük masraflarla bazı eserleri hayata döndürdüklerini bildirdi.

Bütçeleriyle, 3 bin 600 eseri ayağa kaldırmanın mümkün olmadığını belirten Arınç, dostların gayretiyle, vakıflarda büyük bir devrim yaşadıklarını dile getirdi. Arınç, bu kişilere teşekkür etti.

Bülent Arınç, sözlerini, "Vakıfları sevelim, vakıflara hizmet edelim, vakıfların insanlığın ortak mirası olması nedeniyle yüzyıllar sonrasına, tekrar büyüyerek, güçlenerek devam etmesi için bütün imkanlarımızı kullanalım" çağrısıyla tamamladı.

- TBMM

Kaynak: AA

Advertisement