Venezuela'nın başkenti Karakas'ta gece saatlerinde duyulan çok sayıda patlama sesi ve kent genelindeki askeri hareketlilik, ABD-Venezuela hattında tırmanan gerilimi yeniden gündemin merkezine taşıdı. İşte gerginliğin arka planı.
Venezuela'nın başkenti Karakas'ta en az 7 noktada patlama meydana geldi. ABD basını, saldırıların ABD Başkanı Trump'ın emriyle gerçekleştirildiğini duyurdu. Venezuela'dan ilk açıklama gelirken, ülke genelinde OHAL ilan edildi.
Venezuela hükümetinden yapılan açıklamada, ABD'nin askeri saldırganlığı reddedilerek, "ABD saldırılarının amacı Venezuela petrolü ve madenlerine el koymak. ABD kaynakları ele geçirmekte başarılı olamayacak. Saldırılar Karakas ve Miranda, Aragua ve La Guaira eyaletlerinde gerçekleşti." ifadeleri kullanıldı.

ABD Başkanı Donald Trump Venezuela'ya yönelik baskı politikasını uzun süredir açık şekilde dile getiriyor. Trump, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun iktidardan ayrılması için kara operasyonları dahil olmak üzere askeri seçeneklerin masada olduğunu defalarca ifade etti.
Washington yönetimi bu kapsamda Venezuela'ya yönelik yaptırımları genişletti; bölgede ABD askeri varlığını artırdı. Ayrıca Pasifik Okyanusu ile Karayipler'de, uyuşturucu kaçakçılığıyla bağlantılı olduğu iddia edilen gemilere yönelik 24'ten fazla saldırı düzenlendiği, bu saldırılarda 100'den fazla kişinin öldüğü öne sürüldü.
ABD'nin bölgede 15 bin asker konuşlandırdığı, uçak gemileri, güdümlü füze destroyerleri ve amfibi saldırı gemileri gönderdiği bilgisi paylaşıldı. Bunun 1989'daki Panama işgalinden bu yana bölgedeki en büyük askeri yığınak olduğu kaydedildi.
Patlamalar, Maduro'nun Venezuela'daki uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele konusunda ABD ile bir anlaşmaya açık olduğunu söylemesinden yalnızca birkaç gün sonra geldi. Yılbaşı gecesi yaptığı açıklamada Maduro, "Ne arıyorlar? Tehdit, yıldırma ve güç kullanarak kendilerini dayatmak istedikleri açık. Ancak artık eldeki verilerle ciddi bir şekilde görüşmeye başlamanın zamanı geldi" ifadelerini kullanarak iki ülkenin "elde somut verilerle" ciddi biçimde konuşması gerektiğini söyledi.
Maduro ayrıca enerji alanında da dikkat çeken bir mesaj verdi. Maduro, uyuşturucu kaçakçılığının yanı sıra petrol ve göç konularında da görüşmelere açık olduğunu belirtti. Venezuelalı lider, Chevron örneğini hatırlatarak Venezuela'nın ABD yatırımına "istedikleri zaman, istedikleri yerde ve istedikleri şekilde" hazır olduğunu ifade etti.
Venezuela'nın dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip ülkeler arasında yer aldığı, Chevron'un ise halihazırda Venezuela ham petrolünü ABD'ye ihraç eden tek büyük Amerikan şirketi konumunda olduğu aktarıldı.

Trump'ın geçtiğimiz hafta Venezuela'da uyuşturucu kaçakçılığı teknelerine hizmet verdiğini öne sürdüğü bir limana saldırı düzenlediklerini açıkladığı bildirildi. New York Times'ın değerlendirmesinde, bu iddianın doğrulanması halinde söz konusu operasyonun Venezuela'ya yönelik bilinen ilk kara saldırısı olabileceği vurgulandı.
Maduro'nun bu iddiaya ilişkin soruya, "Bunu birkaç gün içinde konuşabiliriz" yanıtını verdiği aktarıldı.
Maduro ayrıca Trump ile en son 12 Kasım'da görüştüğünü söyledi. Bu görüşmeyi "samimi" ve "saygılı" olarak nitelendiren Venezuelalı lider, şunları dile getirdi: "Bence o konuşma keyifliydi. Ancak o zamandan sonra yaşananlar hiç de hoş olmadı. Bekleyip göreceğiz."
Trump'ın Venezuela'yı hedef almasının başlıca nedenleri arasında, ABD'ye yönelik göç ve uyuşturucu trafiği öne çıkıyor. Trump, yüz binlerce Venezuelalının ABD'ye göçünden doğrudan Maduro'yu sorumlu tutuyor. 2013'ten bu yana yaklaşık sekiz milyon kişinin ülkeyi terk ettiği tahmin ediliyor.
Trump ayrıca kanıt sunmadan Maduro'nun "hapishaneleri ve akıl hastanelerini boşalttığını" ve bu kişileri ABD'ye gönderdiğini öne sürüyor.
Uyuşturucu başlığında ise ABD yönetimi, Tren de Aragua ve Cartel de los Soles adlı iki Venezuelalı suç yapılanmasını "yabancı terör örgütü" ilan etti. Trump, Cartel de los Soles'in bizzat Maduro tarafından yönetildiğini iddia ediyor. Maduro ise suçlamaları reddediyor ve ABD'nin "uyuşturucuyla mücadeleyi bahane ederek" Venezuela'nın petrol kaynaklarını hedef aldığını savunuyor.
Uzmanların değerlendirmelerine göre Cartel de los Soles, hiyerarşik bir örgütten ziyade devlet içindeki yolsuz ağlarını tanımlamak için kullanılan bir kavram olarak görülüyor. Öte yandan uyuşturucuyla mücadele uzmanları, Venezuela'nın küresel uyuşturucu ticaretinde daha çok bir "geçiş noktası" olduğu görüşünde.

ABD'nin bir süredir Venezuela açıklarında, "yaptırımları ihlal ettiği" gerekçesiyle petrol tankerlerine el koyduğu aktarıldı. Trump'ın ele geçirilen petrolle ilgili, "Belki satarız, belki stratejik rezervlerde kullanırız" dediği ifade edildi.
Washington'a göre Venezuela, petrol gelirlerini uyuşturucu ticareti, insan kaçakçılığı ve suç ağlarını finanse etmek için kullanıyor. Karakas yönetimi ise bu adımları "uluslararası hukukun ihlali" ve "deniz haydutluğu" olarak nitelendiriyor.
Maduro hükümetinin en büyük gelir kaynağı ise petrol. Devlet bütçesinin yarısından fazlası bu sektörden karşılanıyor. ABD değerlendirmelerine göre Venezuela, dünyanın en büyük kanıtlanmış petrol rezervlerine sahip. Venezuela'nın günlük yaklaşık 900 bin varil petrol ihraç ettiği, en büyük alıcısının Çin olduğu; buna karşın 2023'te küresel ham petrol üretiminin yalnızca yüzde 0,8'ini gerçekleştirdiği bilgisi de paylaşıldı.
Trump doğrudan "rejim değişikliği" ifadesini kullanmasa da attığı adımların bu yönde bir baskı stratejisine işaret ettiği değerlendirmeleri yapılıyor. Daha önce Trump, Maduro'ya Venezuela'dan ayrılması için süre tanımış ancak Maduro bu teklifi reddetmişti.
Son Dakika › Dünya › ABD Venezuela'dan ne istiyor? İşte saldırıların perde arkası - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.