Modern yaşamın hız ve baskısından uzaklaşmak isteyen ABD'li bazı aileler, daha yavaş bir yaşam arayışıyla büyük şehirleri terk ederek Avrupa'nın daha sakin kentlerinde yeni bir hayat kurmayı tercih ediyor.
Anadolu Ajansının (AA) "Alternatif Yaşam Arayışları" başlıklı üç bölümlük dosya haberinin ikinci bölümünde, bu yaşam tarzını benimseyerek ABD'den Danimarka'ya taşınan Brooke Black ve ABD'den İtalya'ya taşınan Clara Hogan'ın deneyimlerine yer verildi.
Dünyanın birçok ülkesinde yaygınlaşan "slow living" (yavaş yaşam) yaklaşımı bazı bireyler için arzulanan bir yaşamın ötesine geçerek gerçeğe dönüşmüş durumda. Özellikle Kovid-19 salgını sonrasında büyük şehirlerin hızlı ve stresli yaşamından uzaklaşarak daha sakin bir hayat kurmayı seçen ailelerin sayısı arttı.
ABD'de yaşayan bazı aileler de bu arayışla Avrupa'nın daha sakin şehirlerine taşınarak yaşam tarzlarını değiştirdi.
Los Angeles'tan Danimarka kırsalına uzanan hikaye
ABD'nin California eyaletinin Los Angeles kentinde müzik halkla ilişkiler uzmanı olarak çalışan ABD'li Brooke Black, pandemi sırasında ailesiyle Danimarka'ya taşınan ve daha sonra burada kalıcı bir hayat kurmaya karar verenlerden biri.
Black, pandemi sırasında Danimarkalı eşiyle ailesini ziyaret etmek amacıyla ülkeye geldiklerini ancak zamanla burada kurdukları hayatın kendileri için daha anlamlı olduğunu fark ettiklerini söyledi.
Büyük şehirde günlük hayatın çoğu zaman trafik ve yoğun çalışma temposu içinde geçtiğini kaydeden Black, "Los Angeles'ta çocuğumu görmek için 1,5 saat trafikte yol gidip sadece 20 dakika onunla vakit geçirdiğim günler oluyordu." dedi.
Kovid-19 salgını döneminde Danimarka'da geçirdikleri zamanın kendilerine farklı bir yaşam biçiminin mümkün olduğunu gösterdiğini belirten Black, bu süreçte küçük bir kırsal toplulukta yaşamaya başladıklarını ve komşularıyla ortak alanlarda bir araya geldiklerini anlattı.
Black, ailesiyle bir yıl boyunca Danimarka'da kaldıktan sonra ABD'ye dönmeme kararı aldıklarını, Los Angeles'taki evlerini satarak Danimarka'da eski bir çiftlik evi satın aldıklarını ve birkaç yıl kırsalda yaşadıktan sonra Kopenhag'a taşındıklarını kaydetti.
"Slow living benim için durgunlukla barışık olmak demek"
Yaklaşık 5 yıldır Danimarka'da yaşayan Black, bu süreçte yalnızca yaşam biçiminin değil, kendi ruh halinin de değiştiğini ifade etti.
"Burada gerçekten sakinleşmeyi öğrendim. Konuşma hızımı bile düşürdüm. Sessizliğe daha fazla alıştım." diyen Black, özellikle aileyle geçirilen zamanın yaşamın merkezinde olmasının kendisini etkilediğini dile getirdi."
Black, "slow living" ifadesini "Slow living benim için durgunlukla barışık olmak demek. Günlük hayatın küçük anlarından keyif almak ve bazen sadece bir oh çekmek demek." şeklinde tanımladı.
Danimarka'daki yaşamın, ailesine daha fazla zaman ayırma imkanı tanıdığını vurgulayan Black, ABD'de büyürken alıştığı yaşam biçimi ile bugünkü hayatı arasında büyük fark olduğuna dikkati çekti.
Slow living yaşamın zorlukları da var
Black'e göre slow living dışarıdan bakıldığında ideal bir yaşam gibi görünse de farklı bir ülkeye taşınmanın zorlukları da bulunuyor.
Yeni bir kültüre uyum sağlamanın ve özellikle dil öğrenmenin zaman zaman zorlayıcı olabildiğine işaret eden Black, evde eşi ve çocuklarının hızlıca Danca konuştuğunda zaman zaman kendisini "dışarıdan biri" gibi hissettiğini söyledi.
Yeni bir ülkede arkadaş çevresi oluşturmanın da zaman aldığını aktaran Black, özellikle ebeveynler için sosyal çevre kurmanın en zor süreçlerden biri olduğunu dile getirdi.
Black, geçinebilmek için birden fazla işte çalışmak zorunda kalanlar için "slow living" yaşam tarzının zorlayıcı olabileceğine dikkati çekerek, "Çünkü dünya hızlı tempolu olacak şekilde tasarlanmış ve paranızı kazanmanız gerekiyor." dedi.
ABD'den İtalya'ya değişen yaşam tarzı???????
ABD'de yüksek yaşam maliyetleri ve yoğun iş temposu nedeniyle Avrupa'ya taşınan ailelerden biri de Clara Hogan ve ailesi.
Hogan, eşi ve iki çocuğuyla İtalya'ya taşınmadan önce California'nın San Francisco kentinde yaşadıklarını ancak çocuk sahibi olduktan sonra yaşamın giderek daha zor ve maliyetli hale geldiğini söyledi.
Hem kendisinin hem de eşinin iyi işlere sahip olmasına rağmen hayatın çok hızlı aktığını, buna rağmen geçinmenin zorlaştığını ve çocuklarıyla yeterince vakit geçiremediklerini belirten Hogan, sakin bir yaşam arayışının bu süreçte öne çıktığını anlattı.
Uzun süredir Avrupa'da, özellikle de İtalya'da yaşama fikrini konuştuklarını ancak bunun bir süre hayal olarak kaldığını dile getiren Hogan, eşinin Bolonya kentinde bir MBA programına kabul edilmesiyle bu planı hayata geçirdiklerini söyledi.
İtalya'ya Eylül 2024'te taşındıklarını belirten Hogan, burada yaşamın daha yavaş ve dengeli ilerlediğini vurguladı.
ABD'deki yaşamın daha yüksek tempolu olduğuna dikkati çeken Hogan, "Bunun bir kaçış olduğunu söyleyemem. California'daki hayatımız gerçekten harikaydı ancak daha fazla baskı hissediyorduk, her şey daha hızlı ilerliyordu." ifadelerini kullandı.
İtalya'daki yaşam tarzına ilişkin gözlemlerini aktaran Hogan, "İtalyanların yavaşlamayı bildiğini düşünüyorum. Çocukların aktivitelerle aşırı programlanmadığını ve aile zamanının gerçekten önceliklendirildiğini hissediyorum." diye konuştu.
Bolonya'da şehir merkezinde yaşadıklarını ve bu sayede araba kullanmak zorunda kalmadıklarını dile getiren Hogan, günlük hayatın yürüyerek ve şehir içinde vakit geçirerek sürdüğünü ifade etti.
"Sinir sistemim burada daha sakin hissediyor"
Hogan, İtalya'ya taşınmanın yalnızca yaşam koşullarını değil, ruh halini de değiştirdiğini aktardı.
ABD'de yaşarken sürekli üretken olması gerektiği hissine sahip olduğunu belirten Hogan, bu düşünce biçimini zamanla geride bıraktığını ifade etti.
"Sinir sistemimin burada daha sakin hissettiğini söyleyebilirim." diyen Hogan, İtalya'da plansız geçirilen zamanın da değerli olduğunu fark ettiğini ve plan yapmadan dışarı çıkıp yürüyüş yapmasının bile yeterli olduğunu anlattı."
ABD'de özellikle güvenlik konusunda sürekli bir tetikte olma hali yaşadığını, bu durumun İtalya'da belirgin şekilde azaldığını kaydeden Hogan, "Amerika'da sık sık güvenlik açısından diken üstünde olduğumu hissediyordum. Kalabalık bir yerdeyken bilinçaltımda hep 'bir şey olursa buradan nasıl çıkarım' diye düşünürdüm. Burada ise bunun için endişelenmeme gerek yok." diye konuştu.
Daha az yalnızlık, daha fazla sosyal etkileşim
Hogan'a göre, iki ülke arasındaki en belirgin farklardan biri de günlük yaşamın sosyal yapısı.
ABD'de yaşamın daha izole olduğuna işaret eden Hogan, insanların genellikle ev ve araba arasında bir yaşam sürdüğünü ifade etti.
İtalya'da ise kamusal alanların ve sosyal etkileşimin daha güçlü, yaşamın daha topluluk odaklı olduğunu vurgulayan Hogan, bu durumun özellikle ebeveynlik deneyimini değiştirdiğini, çocuk yetiştirmenin daha az izole bir deneyime dönüştüğünü dile getirdi.
"Sosyal medya çoğu zaman olayları romantize etme eğiliminde"
Hogan, İtalya'ya taşınma kararının olumlu yönlerin yanı sıra zorlukları da beraberinde getirdiğini belirtti.
Yeni bir ülkeye taşınmanın kolay olmadığını vurgulayan Hogan, "Sosyal medya çoğu zaman olayları romantize etme eğilimindedir. (Sosyal medyada) Gerçeği daha fazla paylaşmaya çalışsam da ve bunu daha çok yapmak istesem de bir dereceye kadar romantize ediyoruz. Yurt dışına taşınma süreci, özellikle İtalya'ya taşınma süreci, her zaman romantik olmuyor." ifadelerini kullandı.
Hogan, özellikle İtalya'daki bürokrasinin yavaş ilerlemesinin belirsizliğe neden olduğunu, ayrıca insanların dil bariyerini hafife aldığını, günlük yaşamın sürdürülebilmesi için İtalyanca bilmenin gerekli olduğunu söyledi.
Buna rağmen bu deneyimin kendileri için değerli olduğunu kaydeden Hogan, zaman zaman zorluklar yaşasalar da kararlarının arkasında olduklarını ifade etti.
Bir kaçış mı yoksa bilinçli bir tercih mi?
Uzman iş ve örgüt psikoloğu Nil Madi ise son yıllarda bazı bireylerin büyük şehirlerden uzaklaşarak daha sakin yaşamlar kurmayı tercih etmesinin geçici bir eğilim olmadığını belirtti.
Madi, modern çalışma hayatının yarattığı yoğun stresin bireyleri yaşamlarını yeniden değerlendirmeye yönelttiğini söyledi.
İnsanların sürekli hız ve performans baskısı altında yaşadığını dile getiren Madi, bu nedenle bazı bireylerin daha sade ve dengeli bir yaşam arayışına yöneldiğini ifade etti.
Madi, bu eğilim her ne kadar herkes için mümkün olmasa da modern yaşamın yarattığı stres karşısında bireylerin alternatif yaşam biçimlerini daha fazla düşünmeye başladığını kaydetti.
Son Dakika › Güncel › ABD'li Aileler Avrupa'ya Taşınıyor - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?