Başbakan Davutoğlu, Gençleri Kabul Etti - Son Dakika
Son Dakika Logo

Başbakan Davutoğlu, Gençleri Kabul Etti

19.05.2015 16:09

Başbakan Ahmet Davutoğlu, gençlere seslenerek, "Şimdi size de çağrıda bulunuyorum, bütün gönül coğrafyamızı gezin.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, gençlere seslenerek, "Şimdi size de çağrıda bulunuyorum, bütün gönül coğrafyamızı gezin. Yurt dışı seyahatleri için bu anlamda gençlere özel bir indirim uygulayalım, Türk Hava Yolları ile de konuşarak. Yurt dışına kültürel ziyaret yapan bütün gençlere özel bir tarife uygulamak için de harekete geçeriz inşallah" dedi.

Davutoğlu, 81 ilden gelen gençlik temsilcilerini Başbakanlık Çankaya Köşkü'nde kabulünde yaptığı konuşmada, İstiklal Savaşı'nı yaşayan neslin torunları olarak 19 Mayıs'ı idrak ettiklerini belirterek, 19 Mayıs'ın gençliğe bayram olarak verilirken aslında istiklalin teminatının gençler olduğunun bir kez daha vurgulandığını ifade etti.

Üniversite'de okurken, üniversite öğretim üyesi olarak yeni yetişecek neslin zihnini, entelektüel birikimini, gelecek ve istikbal düşüncesini şekillendirecek akademik, ilmi faaliyetler içinde olmayı hedeflediğini anlatan Davutoğlu, hayatını hep gençlerle geçireceğini düşündüğünü, üniversite yıllarından itibaren gençlerden hiç kopmadığını söyledi.

Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Gerek Türkiye'de gerek yurt dışında akademisyenlik yaparken hep gençlerle gelecek noktasındaki ideallerimizi paylaşmaya önem verdim. Şimdi başbakan olarak Türkiye'nin bütün gençliği yanımda. Sizin gibi şu anda bir salonda mutlu şekilde bir arada bulunma bahtiyarlığını yaşayanlar dışında öylesine gençler var ki Suriyeli, Filistinli, Somalili gençler. Biraz önce bilgi aldım ve yakında takip ediyorum, Myanmar'dan bir gelecek için botlara binip Tayland'a, Malezya'ya açılan 6 bine yakın insanın arasındaki gençler. Yarını bilmiyorlar. Onların bir 19 Mayıs'ı yok. Onların belki bırakın gelecek planlaması yarın veya ertesi saati planlayacak dahi imkanları yok."

"Myanmar'daki insanlara ulaşmak için talimat verdim"

Ahmet Davutoğlu, Myanmar'daki insanlık dramına dikkati çekerek, "Myanmar'dan bu şekilde ümitsizliğe doğru yola çıkan genç-yaşlı, kadın-erkek bütün o çilekeş insanlara ulaşmak için talimat verdim. Uluslararası Göç Örgütüyle ve o civarda bulunan Silahlı Kuvvetlerimize ait gemiyle elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz" dedi.

Irak'ta, kanal cephesinde, Mısır'da şehit düşenlerin yanında esir düşen bu toprakların gençlerinin Myanmar'a götürüldüklerini ve yaklaşık 12 bin Anadolu gencinin Myanmar'da şehit düştüğünü aktaran Davutoğlu, "Esir olarak gitmişlerdi. Onlar da Anadolu'ya dokunaklı mektuplar yazmışlardı. Annelere, babalara giden mektuplar ve cevabı gelmeyen mektuplar denmişti o mektuplara" diye konuştu.

Dışişleri bakanı olduktan sonra takip ettiği ilk konulardan birinin bu olduğunu belirten Davutoğlu, orada esir alınarak şehit düşen ecdadın mezarlarının tek tek bulunduğunu ve ihya edildiğini söyledi.

Davutoğlu, büyükelçi oraya giderken kendisine ilk olarak o mezarları bulup ecdada layık şekilde gerekli düzenlemelerin yapılması ve huzurlarına Kur'an-ı Kerim ile al bayrağın götürülmesi görevini verdiğini hatırlattı.

Çok çileli gençlik hikayeleri yaşandığını dile getiren Davutoğlu, son yüzyılda gençliğin içinden geçtiği süreçleri aktardı.

Davutoğlu, 1910'lu yıllarda "On beşliler" denilen gençlerin Yemen'den Sarıkamış'a, Çanakkale'den Kocatepe'ye kadar bütün o coğrafyada vatan savunması yaptıklarını, 1920'li yıllarda yenik düşmüş imparatorluğun çocuklarının yeni bir devleti inşa edebilmek için istiklal mücadelesi verdiğini anlattı.

Yunanlılar 15 Mayıs 1919'da İzmir'e ayak bastıklarında Denizli'de ilk Kuvayımilliye tohumlarının atıldığını, Balıkesir'de de Alaca Mescit'te bir araya gelen çoğu genç yaşlardaki isimlerin ilk Kuvayımilliye teşkilat yapısını kurduklarını belirten Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"İşgali tanımayacaklarını ifade ettiler. Tarih 16 Mayıs. Hemen ertesi gün bir milletin gençleri ayağa kalktı. 12-13 yıl süren Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Trablusgarp, yenik düşmüş ve bir nesli kaybetmiş bir milletin İzmir işgaliyle ayağa kalkması ve Gazi Mustafa Kemal'in Samsun'a çıkmasıyla istiklal meşalesinin organizasyon itibarıyla Erzurum Kongresi'ne gidecek yolun önünün açılması. 1920'li yılların gençleri önce istiklal sonra da cumhuriyeti kurma mücadelesi verdiler."

Başbakan Davutoğlu, 1930'lu yılların gençlerinin, bir taraftan yeni kurulan cumhuriyet ayakta durmaya çalışırken diğer taraftan tek parti uygulamalarıyla birçok alanda gençlerin belli imkanlardan kısıtlanması ya da tek bir ideoloji yönünde şartlandırılması döneminin önünün açıldığını söyledi.

"Son derece acılı bir süreç"

İkinci Dünya Savaşı döneminin, 1940'lı yılların gençlerinin savaşın acılarını ve yokluklarını yaşadığını dile getiren Davutoğlu, 1950'li yılların gençleri için "Yeni demokrasiyi tam hayata geçireceğiz, özgürlükleri hakkıyla yaşayacağız" beklentisi içindeyken ve ülke bir kalkınma hamlesi başlatmışken o kalkınma hamlesini, özgürlük ve demokrasi çığırını açan Adnan Menderes'in şehadetine, idama gidişine kadar giden son derece acılı bir süreç olduğunu anlattı.

Başbakan Davutoğlu, 1960'lı yıllarda 27 Mayıs ihtilali sonrasında baskın bir ihtilal havası, arka arkaya gelen müdahaleler, cunta hikayeleri, 12 Mart müdahalesine kadar giden son derece çalkantılı bir dönemin yaşandığını, "68 gençliği" denilen gençliğin sağ ve sol gruplar halinde yavaş yavaş örgütlenmeye ve karşı gruplar oluşturulmaya başlandığını anlattı.

Kendisinin de üniversitede olduğu 1970'li yıllarda üniversitelerin ilmi tartışmaların yaşandığı yerler olmaktan çıkıp karşılıklı öğrenci gruplarının birbirine dönük her türlü şiddeti uygulayacak alanlar haline geldiğini dile getiren Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Hala gözümün önündedir. 12-13 yaşında arkadaş olduğumuz yaşıtlarımızın 17-18 yaşlarında nasıl birbirlerine silah çektiklerini, şimdi gözümün önüne geldiğinde hüzünle anıyorum. Aynı lisede okuduğumuz, yakın arkadaş olduğumuz kardeşlerimizin birisi sağ tarafta, birisi sol cenahta hayatlarını kaybettiler. Onların da hepsinin idealleri bu memlekete hizmet etmekti. Ama öylesine bir ortam oluşturulmuştu ki gençler kutuplaştırıldı, ortak olarak zihinlerini birleştirecek gençler bu kez birbirlerinin canlarına kastedecek kadar birbirlerine yabancılaştırıldılar."

Davutoğlu, 1980'li yıllarda ise birçok gencin Metris'te "Bir sağdan, bir soldan" diye idama gönderildiği, Erdal Eren gibi sol görüşten gelen, Mustafa Pehlivanoğlu gibi sağ görüşten gelen 17-18 yaşlarındaki civanların, -hepsi de sağ veya sol görüşte olsa da- bu millete hizmet etmek için bu görüşleri benimsemiş gençlerin hayatını kaybettikleri bir dikta dönemi yaşandığını vurguladı.

O yılları "5 generalin bütün ülkenin geleceğini belirlediği, gençlerin düşünme imkanı bulamadıkları bir dönem" olarak niteleyen Davutoğlu, o yıllarda yüksek lisans, doktora tezlerini yazdığını, nasıl baskıcı bir dönem olduğunu hep derinden hissettiklerini belirtti. Davutoğlu, "O zaman biz aşkla ilim hayatına akademik hayata yönelirken aslında öz güveni yüksek, özgürlüklere, millete, vatana sadık ama evrensel bir bilinçle hareket eden yeni bir gençlik inşa etmek için yola çıkmıştık" dedi.

Böyle bir gençlik için daha önce de büyük idealler ortaya koyan büyük düşünürler de çıktığını dile getiren Davutoğlu, bütün bu çerçevede hep yeni bir nesli inşa etmek istendiğini belirtti. Davutoğlu, "Ama tek parti döneminde olduğu gibi belli ideolojik çerçeveler içinde değil, özgür düşünen, kendine güvenen, kendi yetiştiği topraklara sonuna kadar sahip ama evrensel olarak her türlü meydan okumaya hazır bir gençlik" diye konuştu.

Davutoğlu, bütün dünyada soğuk savaşın bitmesiyle özellikle Avrupa gençliğinin yeni bir geleceğe hazırlandığı 1990'lı yıllarda, Türkiye'de bir taraftan terör, diğer taraftan koalisyonların getirdiği istikrarsızlıklar ve ekonomik krizlerin getirdiği dar boğazlarla ötekileştirmeler ve dışlamaların aynen devam ettiğini söyledi.

Başbakan Davutoğlu, şu ifadeleri kullandı:

"Bakın yüz yılın muhasebesidir bu. 28 Şubat dönemini yaşadığımızda gencecik kızlarımız sanki kendi başlarına karar alacak ehliyete sahip değillermiş gibi başı örtülü- başı açık diye tasniflere ayrıldılar. Başörtülüler ikna odalarına sokulup tam anlamıyla 1940'lı yılların faşizan yöntemleriyle gençlerin zihinleri -bir anlamda mühendislik- dizayn edilmeye çalışıldı. O dönemlerde üniversitedeydim, akademik hayattaydım. Nasıl büyük bir baskının gençlerin üzerinden silindir gibi geçtiğini, gençlerimizin geleceğe dönük olarak nasıl bir karamsarlık içine girdiğini, her bir gence sorulduğunda 'Türkiye'de mi kalmak istersin, yurt dışına mı gitmek istersin?' dendiğinde herkesin neredeyse yurt dışına gitmek için can attığı, katsayı zulmüyle imam hatiplerin ve meslek okullarının önlerinin kesildiği zor bir dönemdi."

-"Hiçbir adaletsizliğe gözünüzü kapatmayın"

Gençlere seslenen ve öğütlerde bulunan Ahmet Davutoğlu, Türkiye'nin çevresindeki en az 6 ülkenin ateş çemberi içerinde olduğunu belirterek, "Suriye'de 7-8 sene önce bir arada yaşayanlar birbirleriyle savaşıyor. Irak aynı şekilde, Ukrayna aynı şekilde, Mısır, Lübnan, Yemen, Libya. Türkiye, bu ateş çemberinin içerinde bir istikrar adası. Bunun kıymetinin bilin, bunu koruyun. Birliğinizi, beraberliğinizi tahkim edin" dedi.

Salondaki gençlere, insanlıkla ilgili evrensel iddialarının olması tavsiyesinde bulunan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Yerel kimliğinizi koruyunuz ama siz insansınız. O insani özünüzü kaybetmeden. Eğer 'Dünya 5'ten büyüktür' şiarında olduğu gibi 5 ülke hegemonik bir yapıyla dünyadaki krizleri çözmek yerine, o krizleri erteleyen ve çıkar çatışmalarıyla buna zemin hazırlayan bir tavır sergiliyorsa, başınızı kaldırın, gözünüzü kapatmayın. Hiçbir adaletsizliğe gözünüzü kapatmayın. Hiçbir yanlış işleme gözünüzü kapatmayın. Biz dahi bunu yapıyorsak gelin, 'Sayın Başbakanım öyle değil böyle' deyin ama belli bir kural içerinde, şiddete başvurmadan, nefret kültürüne hiçbir şekilde izin vermeden."

Demokrasinin bir ülkenin siyasi meşruiyeti için en sağlam yöntemleri kendi bünyesinde barındırdığına dikkati çeken Davutoğlu, hangi siyasi partiye yakın olurlarsa olsun seçimde gençlerin mutlaka sandığa gitmesi gerektiğini dile getirdi.

Gençlerin demokrasiye sahip çıkmasıyla Türkiye'nin geleceğinin çok daha parlak olacağını ifade eden Davutoğlu, "Dünyaya açık bir Türkiye istiyoruz. Kendi gönlüne açık bir Türkiye istiyoruz. Özgürlüklere açık, her türlü tek tipçiliğe karşı bir Türkiye istiyoruz. Bir kilimin desenleri gibi, renkleri gibi birbiriyle uyumlu, birbiriyle çatışmayan ama farklılıkları da bünyesinde barındıran, çoğulcu bir kültürü muhafaza etmemiz lazım" diye konuştu.

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç ile gençlerin dünyaya açılması konusunda belirli kolaylıkların getirilmesiyle ilgili görüştüğünü açıklayan Davutoğlu, gençlere hitaben şunları söyledi:

"Mesela 42 ülke ile vizesiz seyahat vardı, benim Dışişleri Bakanlığım döneminde 72'ye çıkarttık. Şimdi size de çağrıda bulunuyorum, bütün gönül coğrafyamızı gezin. Balkanları gezin, Orta Doğu'da çatışma olmayan yerleri gezin. Orta Asya'ya gidin, Avrupa'ya gidin. Yurt dışı seyahatleri için bu anlamda gençlere özel bir indirim uygulayalım, Türk Hava Yolları ile de konuşarak. Yurt dışına kültürel ziyaret yapan bütün gençlere özel bir tarife uygulamak için de harekete geçeriz inşallah. Yeter ki siz dünyayı tanıyan, kendinden emin olan, öz güveni yüksek, insan onuruna saygılı, en önemlisi de kendisiyle, ülkesiyle ve insanlıkla ilgili zihninde bir iddia, bir hedef, bir rüya olan gençler olarak yetişin."

- Gençlik ve Spor Bakanı Kılıç

Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç da kısa bir konuşma yaparak, gençlerin "Gençlerden Ecdada Mektup" yarışmasında yazdıkları mektuplarla, tarihten aldıkları güçle geleceğe ne kadar sağlam yürüyeceklerini ortaya koyduklarını söyledi.

Yarışmaya 250 bin gencin katılmasını hedeflediklerini ancak rakamın 500 bini aştığını belirten Kılıç, "Geçmişinizle ecdadınızla köklerinizle ne kadar iç içe olduğunuzu ve medeniyet değerlerinizin ne kadar farkında olduğunuzu en güzel şekilde ortaya koyan bu tabloyu yaşattığınız için teşekkür ediyorum" dedi.

Görevlerinin gençlik ve spor alanında gençlere en iyi alt yapıyı ve imkanları hazırlamak olduğunu dile getiren, gençlerden onlara sunulan imkanları en iyi şekilde ve sonuna kadar kullanmalarını isteyen Kılıç, "Bunlar, sizin milletinizin, devletinizin sunduğu imkanlardır, sizin imkanlarınızdır ve bunlarla geleceğe aydınlık şekilde yürüyeceğinize inanıyorum" diye konuştu.

Gençlik ve Spor Bakanlığınca düzenlenen "Gençlerden Ecdada Mektup" yarışmasında birinci olan Siirt Üniversitesi öğrencisi Kübra Erbek, mektubunu okudu.

Yarışmada dereceye girenler, mektuplarını Başbakan Davutoğlu'na hediye etti. Davutoğlu da dereceye girenlerle 81 il ve KKTC'den gelen gençlik temsilcilerine hediyeler verdi.

Başbakan Davutoğlu, dereceye girenlere mektuplarının bir bölümünü okuttu.

Yarışmada 11-14 yaş arasında dereceye girenlerden Bilgecan Numanoğlu'nun mektubundan çok etkilendiğini belirten Davutoğlu, kendisinin de aynı yaşlarda bir kompozisyon hazırladığını, yıllar sonra Başbakanlık Başdanışmanı olduğunda öğretmeninin o mektubu getirdiğini anlattı. Davutoğlu, öğrenciye hayallerini hiç unutmamasını söyledi.

(Bitti)

Kaynak: AA

Son Dakika Politika Başbakan Davutoğlu, Gençleri Kabul Etti - Son Dakika


Advertisement