Fenerbahçe çok kötü oynadı. Maç boyu Sıvasspor'un baskısından kurulamadılar. Üst üste üç pas yapamadılar, koşmadılar, mücadele etmediler. Çoğu zaman da acemi işler yaptılar. Kademeyi unuttular, atağa kalkamadılar… Orta sahada hiçbir varlık gösteremediler. Baroni, Mehmet Topuz, önce Sezer sonra Selçuk yokları oynadılar. Takımda birini öbüründen ayırmak mümkün değildi. Hepsi tümüyle sıfır çekti.
Bütün bunların ispatı kornerlerden geçiyor. Maç biterken gördüğüm oran 10-2 Sıvasspor lehineydi. Nasıl kazanır Fenerbahçe? Atak yapmamış ki…
Ara sıra olur böyle şeyler demekten başka söylenecek söz yok.
Fenerbahçe kötü bir günündeydi.
Bu sene böyle bir Fener'i de bir daha kimse göremez!
Ancak;
Fenerbahçe bugüne kadar yenilgisiz olmasına rağmen çok da iyi değildi. Onur mücadelesi onları gayrete getirdi. Takım olarak hemen her maçta eksikleri vardı, şansları da yaver gitti puanları kaptılar. Fener'in ligde en iyi maçı geçen hafta 10 kişi oynadığı Karabükspor maçıysa gerisini hesap edin.
Edin çünkü; Sıvasspor maçında bu takımdan sadece bir kişi değişikti; Alex'in yerine Sezer vardı.
Geçen maçta da Alex 6'da atıldığına ve Fenerbahçe galip geldiğine göre…
Sezer'in faydası tartışılır.
Ya da Sıvasspor, Karabükspor'dan çok çok iyi bir takım…
O da değil!
Ya da Fenerbahçe deplasmanda iyi değil.
Ya da Fenerbahçe mevsim başından beri yaşadığı strese yenildi bu defa!
Seçenekleri siz değerlendirin.
Şunu da unutmayın;
Fenerbahçe birkaç oyuncuya dayalı gidiyor; Alex, Gökhan Gönül, Volkan, Ziegler, Yobo, biraz da Emre…
Bunlar varsa ve de iyi iseler Fenerbahçe maçlarını kazanıyor. Aksi olursa Fenerbahçe takım olamıyor.
Anlattıklarımı doğrulayacak en önemli kriter de şu;
Orduspor, Fener'e yenilmese; berabere bile kalsa bugün puan cetvelinde hiç kimsenin ihtimal vermediği bir şekilde lider olurdu.
Bu ihtimalden de üç gerçek ortaya çıkıyor;
1-Orduspor ligin yenisi olmasına rağmen Fener'den daha iyi bir takım
2- Galatasaray'ın Orduspor'a verdiği Stancu ve Culio iyi futbolcular ki Galatasaray da bugün onların yokluğunu hissediyor.
3-Galatasaray'ın defansı sallanırken Murat Akça'nın Sıvasspor'daki oyunu dikkat çekiyor.
Demek ki;
İyi takım olabilmek isim büyüklüğü ile değil akıl büyüklüğü ile oluyor.
Orduspor iyi bir takım kurmuş iyi bir hocayla yola koyulmuş.
Üç büyüklerin taraftar, tecrübe, maddi imkan ve teknik direktör gücünü de hesaba katarsanız ne demek istediğim ortaya çıkar.
Sıvasspor takım halinde işledi
Fenerbahçeli üzülme dün Sıvasspor'un karşısında kim olursa kaybederdi. Müthiş oynadılar hatta ikide kalmaz farka bile giderlerdi.
Avrupalı bir Sıvasspor seyrettik dün gece.
Savunmalarından başlayan presli oyun rakibine göz açtırmadı.Uğur ve Ziya kanatları diri tuttu. Hem savundular hem galibiyeti savundular. Ataklarda payları vardı.
Kıvanç'a ayrı bir paragraf açmak gerek. Mükemmel bir performans gösterdi. Arkadaşlarını bütünledi. Oyuna renk kattı, rakiplerine göz açtırmadı. Top kullanımı parmak ısırttı.
Erman ve Kadir de Sıvasspor'a tempo verenlerdi. Futbolun bütün gereklerini yerine getirdiler. Forvete pozisyon hazırlamaları, rakibin ataklarında erken davranmaları, kalabalık orta sahada topu zaman kayıpsız iyi kullanmaları galibiyeti getirdi.
Navratil, Pedriel, Grosicki ve Eneramo Fenerbahçe'nin zaaf noktalarını iyi kullandı. Rakibin isminden korkmadan kendilerine olan güveni takıma yaydılar. Onları seyretmek zevk verdi. Yabancı futbolcu seçiminden örnekler veren Sıvasspor'u kutluyorum.
Rıza Hoca da bu galibiyette en büyük pay sahibi. Mücadeleci bir takım yaratması en önemli katkısı. Türk futbolunun en büyük eksiği oyuna takım halinde asılamamak. Rıza Çalımbay bunu aşmış.
Sıvasspor bileğinin hakkıyla kazandı.
Cüneyt Çakır ve tartışılan 'kıl' pozisyon
Fenerbahçe'nin yediği ilk gol 'saç kılı' ölçüde ofsayt!... Kimse bu pozisyona takılıp kayıpta bahane aramasın. Fenerbahçe ne yaptı ki bu yenilgiyi ofsayte bağlasın!
Öyle pozisyonlar vardı ki gol olmayan… Sıvasspor üç gol daha atardı.
Fenerbahçe'nin sonlarda Mehmet Topuz'la kaçırdığı kafa vuruşu belki de Fenerbahçe adına tek heyecandı…
Böyle bir maçta Çakır triosuna kabahat bulmak abesle iştigaldir.
Son maçlarda Emre'yi dikkatle izliyorum. Hakemi iyi etkiliyor. Top ayağına gelince güzel işler yapıyor, top ayağından çıktı mı geziyor. Aykut Hoca da bunu seyrediyor.
Baroni de öyle…
Selçuk da…
Fenerbahçe koşmuyor.
Sezer hala büyük takımda oynadığının farkında değil.
Benim çok beğendiğim Gökhan Gönül de kötü gününde olunca Fenerbahçe'nin puana koşması imkansız.
Bir başka Fenerbahçe eksiği de forvette Bienvenu'nün yalnız bırakılması. Fenerbahçe gol için hiç üretken olamadı.
Emre, Mehmet Topuz ve Baroni sonradan oyuna giren Stoch rakip baskısı altında eridiler.
Fenerbahçe savunması çoğunca kademe anlayışını unutup birbirine girdi, açıklar verdi.
Ziegler'in çıkışı ve Caner
Aykut Hoca'nın talihsizliği Ziegler'in oyundan çıkışıyla başladı.
O ana kadar Fenerbahçe oyuna havlu atmamıştı. Ne zaman ki Caner savunmaya geçti önüne Stoch geldi sol kanat gevşedi.
Belli ki Caner savunma adamı değil. Atağa katılmaktan savunma görevini unutuyor. Aynen Sabri gibi. Stoch da yardım etmeyince rakibin ekmeğine yağ sürülüyor.
Yenen gollere bir bakın.
Ziegler 26'da çıkıyor, Caner geri geliyor gol de 36'da yeniyor…
İkinci gol de 72'de Grosicki'den…
Bu ana kadar Sıvasspor 'ben daha gol atacağım' diye adeta siren çaldı.
Aykut Hoca sfenks gibi durdu!
Belli ki kulübeye güveni yok.
Yoksa takım yenileceğim diye bar bar bağırıyordu...
Fenerbahçe'yle başladı ama;
Bu hafta çok sürpriz olacak gibime geliyor, takımlar yoğun tempodan etkilenecek.
Lütfen futbol yüzünden birbirimizi kırmayalım.
Hep kazanıp bayram edemezsin ki…
Bazen yenilmek de var.
Malum her gün bayram;
Deliye!
Bu hafta milli maç da var, umarım çifte bayram yaşarız.
Hepimizin Kurban Bayramı kutlu olsun.
Son Dakika › Spor › Kornerlere Bak Puanları Yaz - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.