Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu,
"Yolsuzluk değil, biz tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan bir hükümetiz. Biz milletten aldığımızı, millete hizmet olarak sunan bir hükümetiz" dedi.
Bakan Eroğlu, Zorlu Grand Otel'de düzenlenen AK Parti Trabzon İl Kadın Kolları 3.Olağan Kongresi'nde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde Türkiye'nin küresel bir güç haline geldiğini belirterek, "Hükümetimizden önce Türkiye'nin hali neydi, şimdi ne- Aradaki farkı mukayese etmekte büyük fayda var. Çünkü insan hafızası çok çabuk unutur. Gerçekten büyük acılar yaşadık" diye konuştu.
İSKİ Genel Müdürlüğü görevini yaptığı sırada gecelik faizin yüzde 500 olduğu, enflasyonun neredeyse yüzde 100'e yaklaştığı dönemleri bildiğini ifade eden Eroğlu, şöyle devam etti:
"Hükümetimizden önce devletin bütçesinin neredeyse yüzde 60-70'i anaparaya değil, faiz ödemelerine gidiyordu. Allah aşkına böyle bir şey var mı dünyada- Devlet borçlanıyor, borçlanma faizi yüzde 63. Ne demek, 100 lira borç alıyor, devlet iflas etmiş, daha 1 yıl geçer geçmez 63 lira faiz olarak ödüyor. Bunun altından hiçbir bütçenin kalkması mümkün değildi. Dolayısıyla o yönetim iflas etmişti, zaten iflas ettiği için 23 tane banka fona devredilmiş, 50 milyar dolar bankalar tarafından hortumlanmış ve aynı zamanda paramız pul mesafesine düşmüş ve neticede Türkiye'de büyük bir ekonomik kriz belki bir anayasa kitapçığı atmakla başlamıştı ya, nereden nereye."
Eroğlu, o dönemde dünyada ekonomik kriz olmadığını, ancak Türkiye'de büyük ekonomik krizin yaşandığını anlatarak, "Bu şartlarda, bilhassa 2002 yılında o zamanki hükümetin, devlet memurlarının maaşını ödeyebilmek için sadece 500 milyon dolarcık para bulabilmek için çalmadığı kapı kalmamıştı. Ama hükümetin itibarı yok, iflas etmiş. Neticede zaten geçmiş koalisyon hükümeti artık Türkiye'yi daha fazla yönetemeyeceğini anlayınca terk edip gittiler. Allah sizlerden razı olsun, bütün milletimizden. İşte AK Parti, milletin bağrından çıkan bu güzel parti, Başbakanımız liderliğindeki partimiz iktidara gümbür gümbür geldi ve ne oldu- Birden bire sihirli değnek değmiş gibi adeta her şey değişti" diye konuştu.
Türkiye'de çok şeyin değiştiğini belirten Eroğlu, şunları söyledi:
"Bir kere paramız pul mesafesindeydi, yanında altı sıfır vardı. Ben üniversitedeyken yurt dışına konferans için giderdim. Amerika'da, Japonya'ya. Bazen yanlışlıkla cebimde 10 dolar yerine, 10 milyon TL çıkınca, yanımdaki profesör bakar şaşırır, altı tane sıfır var, 'ya profesör bu kadar büyük parayı nasıl üzerinde taşıyorsun' diye sorardı. Ben de 'istersen 10 dolarla değiştirelim' deyince, onun tebessümü, yani paranın pul etmediğini anlaması ve onun tebessümü adeta yüreğimize bir hançer gibi saplanan bir acı verirdi. O zaman ne dediler, bazı yazar, çizerler bile, 'bunlar paradan altı sıfırı atamaz, altı sıfırı atarsa ben kalemimi kırarım' dahi diyenler olmadı mı- Ama Allah'a şükür altı sıfırı attık mı, attık."
-"Dünya lideri Başbakanımıza yapabildiler mi-"-
Eroğlu, Türkiye'ye ne zaman IMF memuru gelse, devlet başkanı gibi o zamanki hükümet tarafından karşılandığını ve bütün gazetelerin o memurun ismini, cismini, her şeyini bildiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
"Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine her türlü taleplerini dikte ettirir, ne talep varsa ve neticede mağrur bir edayla Türkiye'den ayrılırdı. Aynı şeyi Türkiye'ye yapabildiler mi- Dünya lideri Başbakanımıza yapabildiler mi- Yapamadılar. Nitekim 'biz IMF'nin şartlarına boyun eğmeyiz. Biz güçlü bir milletiz, güçlü bir devletiz ya bizim şartlarımızı kabul edersiniz ya da biz sizinle hiçbir mutabakat anlaşması yapmak niyetinde değiliz' dendi.
Ama IMF şöyle düşündü, 'nasıl olsa bunlar mecbur kalacaklar, çünkü o zaman 2002 yılında dünyada kriz yokken Türkiye'de kriz vardı, şimdi bütün dünyada kriz var. Amerika'da, Avrupa'da yüzlerce banka batmış, bunlar bize mecbur olacak' dediler. Ama Allah'a şükür biz IMF'siz yolumuza gittik, yolumuza devam ettik. O zaman IMF, '23.5 milyar dolar borcunuz var, bunu o zaman ödeyin' deyince, ödeyemeyeceğimizi sandı. Başbakanımız da 'vadesi gelen IMF borcunu takır takır öderiz' dedi. Allah'a şükür şu ana kadar vadesi gelen bütün borçlar ödendi. Hatırladığım kadarıyla 23.5 milyar dolardan, sadece 2.5 milyar dolara indi. Onu da her an ödeyebilecek gücümüz var, çünkü borç aldığımız Merkez Bankasının kasası da dövizle dolu. Şu anda 90 milyar dolar dövizimiz var. İşte Türkiye bu, AK Parti'nin farkı bu, Recep Tayyip Erdoğan farkı bu."
-"Tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan hükümetiz"-
Bakan Eroğlu, Türkiye'de her şeyin değiştiğini, Türkiye'nin geleceğinin, yıldızının parlak, küresel bir güç olduğunu vurgulayarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye'de sağlık sistemi tamamen değişti. Aşağı yukarı bin 100 hastane ve sağlık tesisi açıldı. Eskiden vatandaşlar nerede muayene olacağını bilemezdi. Şimdi herkes istediği yerde muayene olabiliyor mu, istediği hastaneye gidebiliyor mu, istediği eczaneden ilaç alabiliyor mu- İşte farkımız bu. Geçmişte aldığınız bir ilaç varsa, hükümetimizden önce şimdi bu ilacın üçte bire, dörtte bire, beşte bire indiğini fark edeceksiniz.
Geçenlerde Kılıçdaroğlu, haddini aşarak demiş ki, işte yolsuzluklardan falan bahsediyor. ya Kılıçdaroğlu, biz sizden cemaziyülevvelini biliriz. İlaçtan başlayalım o zaman. Geçenlerde bir eczanenin açılışına gitmiştim, eczacıya açılışı yaptıktan sonra çok fazla satılan bir antibiyotiği gösterdim, çok sürümü olan, 'bu 2002 yılında kaç liraydı hatırlıyor musun' dedim. Dedi ki, '48 milyondu', tabi o zaman sıfırlar var, çok iyi hatırlıyor. Peki dedim, AK Parti hükümeti olmasaydı bu ilaç bugün kaça satılacaktı. Başında Kılıçdaroğlu da SSK Genel Müdürü olsaydı. Dedi ki en az 250 ile 280 milyon lira. Peki ilaç ne kadar biliyor musunuz- Çekti ilacı, baktım. Kaç lira tahmin edersiniz- 280 milyona satılacak ilaç veya geçmişte 48 milyona satılacak ilaç 8 lira. Peki bu para nereye gidiyordu. Neden bahsediyorsun. Yolsuzluk değil, biz tüyü bitmemiş yetimin hakkını koruyan bir hükümetiz. Biz milletten aldığımızı, millete hizmet olarak sunan bir hükümetiz. Türkiye'de her iki kişiden birisi AK Parti'ye rey verecek, dünyada böyle bir şey yok. Üç dönem arka arkaya oyunu yükselterek iktidar olan bir parti dünyada var mı- İşte, sebebi ne- Milleti aptal sananlar, millete 'bidon kafalı' diyenlere, millet cevabını verir, onları sandığa gömer. 'Göbeğini kaşıyanlar' diyenlere, sandıkta göbeğini kaşıttırır."
O dönemde SSK'nın başında Kılıçdaroğlu'nun olduğunu ifade eden Bakan Eroğlu, şunları söyledi:
"Sayın Başbakanımız İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olmadan önce belediyenin başında kim vardı, hangi zihniyet vardı- İSKİ'nin başında hangi zihniyet vardı- Bakın 1994'den önce neredeyse Trabzon'dan fazla, İstanbul'da Trabzonlu var. Siz lütfen bir sorun, susuzluktan bir hafta boyunca banyodaki bütün küvetleri, bidonları doldurup bir hafta, 10 gün, 15 gün boyunca onu kullandıklarını, oradaki Trabzonlu bacılarımın 6, 7, 8. kata bidonlarla su taşımaktan bel fıtığı hastalıklarına yakalandıklarını, çocuklarını yıkayamadıklarından, bit salgınından eczanelerde o dönemde bit ilacı bulunmadığını ayrıca, sokaklarda çöp dağları ve gazetelerin o zaman promosyon olarak gaz maskesi dağıttıklarını, susuzluktan Kerbela gibi İstanbul'un kırıldığını, Haliç'in kokusundan 5 kilometre öteden hemen arabanın camını kapatıp, burnumuzu tıkadığını... Bunları kim yaptı- Bu zihniyet. Peki daha sonra koalisyon hükümetinde kim vardı- Aynı zihniyet ortak değil miydi- Peki İSKİ skandalını kim yaptı- CHP, o zihniyet."
Bakan Eroğlu, yollarına devam ettiklerine dikkati çekerek, şöyle dedi:
"Kaşımasa bunlardan bahsetmeyeceğiz. Ama geçen gün bir beyanatını okuyunca doğrusu ben de çılgına döndüm. Ben 2003 yılında DSİ Genel Müdürü oldum. Bizden önce koalisyon hükümeti var, malum zihniyetler 'üçlü, üçüzler' diyeyim, neticede bunlar bin 600 tane yer yapmış DSİ'de, en büyük yatırımcı kurum. Bir baktım ki 81 katrilyonluk ihale yapılmış, peki DSİ'nin bütçesi ne kadar- 2003 yılında 2 katrilyon. 82 bölü 2, 41 yıl, yani ortalama bitiş süresi 41 yıl. Ben, 'bunda bir yanlışlık vardır' dedim, bütün Türkiye'yi teker teker dolaşarak, yakaladığım yanlış ödemeler, fazla ödemeler, projedeki hatalar, ilave birtakım şeyler onların hepsini takır takır kestim. Ne kadar parayı kurtardım biliyor musunuz- 3.2 katrilyonu kurtardım. Yani biz olmasaydık bu paralar gitmişti. Dolayısıyla Sayın Kılıçdaroğlu, biz sizden cemaziyülevvelini biliriz. O bakımdan boşuna konuşma, eski defterleri bize karıştırtma. Tamam, zaten millet size dersinizi veriyor sandıkta. Allah'a şükürler olsun, önümüzdeki seçimlerde de AK Parti zaten daha da reyini artıracaktır. Çünkü biz milletin partisiyiz, biz milletin bağrından çıktık, biz milletin efendisi değiliz, milletin hizmetkarıyız. Başbakanımız da bunu söylüyor. Kapı kapı dolaşıyoruz, şehir şehir gezmediğimiz yer yok, ayak basmadığımız toprağımız yok, 778 bin kilometrekarenin hepsini, 74, 75 milyon vatandaşımızın hepsini kucaklıyoruz, hepsini seviyoruz. Yaradandan ötürü yaradılanı seviyoruz."
-"47 şehrimizin su meselesini kökünden çözdük"-
Bakan Veysel Eroğlu, Başbakan Erdoğan'ın, 'Veysel hoca, su medeniyettir, yol medeniyettir, gereğini yap" talimatı verdiğine değinerek, "47 şehir susuzdu. Edirne susuzdu, Kars, Şanlıurfa, nereyi istersen Mersin, İzmir... Biz şimdi büyük bir eylem planı yaptık ve hedef büyük. 'En az 2040, en fazla 2060 yılına kadar bütün şehirlerimizin içme suyu meselesi kökünden çözelim' dedik ve şu anda bu kardeşiniz, Başbakanımızla beraber 47 şehrimizin su meselesini kökünden çözdü. KÖYDES hariç, İstanbul hariç, 34 milyon vatandaşımıza ilave su verdik. Ta 2040-2050 yılına kadar Allah'a şükürler olsun. Nereden nereye, hayal bile edilemiyordu. Şimdi Allah'a şükür, bütün dereleri ıslah ediyoruz. Yaklaşık 11 milyon dekarlık araziyi sulamaya açtık" diye konuştu.
Büyük bir ağaçlandırma seferberliği başladığını belirten Eroğlu, şunları kaydetti:
"Bu sene sonunda birinci hedef gerçekleşiyor. Başbakanımız 1 Ocak 2008'de bir ağaçlandırma ve erozyon kontrol seferberliği ilan etmemi söyledi. Hedef neydi biliyor musunuz- 2012 yılı sonuna kadar 2 milyon 300 bin hektar, yani 23 milyon dekar veyahut Belçika'nın 3 milyon hektar olduğunu düşünürseniz, Avrupa'da küçük bir devletin alanına denk bir alanda ağaçlandırma, erozyon kontrol çalışması yapmayı hedefledik. Geçen yıl sonuna kadar 1 milyon 928 bin hektar bitti. Bu yıl da hedefimiz 500 bin hektar. Dolayısıyla 2.3 yerine, 2 milyon 400 bin hektarla hedefimizi de aşarak inşallah gerçekleştireceğiz."
Bakan Eroğlu, Trabzon'un, Trabzon olalı geçmiş 50-60 yılda son 9 yıldaki kadar hizmet almadığını belirterek, "Trabzon unutulmuştu, neredeyse kıyıda, köşede kalmış bir şehirken, AK Parti Hükümetiyle beraber baş tacı bir şehir oldu, yakında da inşallah büyükşehir olacak" diye konuştu.
- TRABZON
Son Dakika › Yerel › Orman ve Su İşleri Başkanı Eroğlu Açıklaması - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.