Dha Yurt Bülteni -2 - Son Dakika
Son Dakika Logo

Dha Yurt Bülteni -2

02.02.2019 10:05

Çanakkale Boğazı'nda kuru yük gemisi arıza yaptı Çanakkale Boğazı'ndan geçişi sırasında makine arızası yapan Tanzanya bayraklı 'Princess Sara' isimli kuyu yük gemisi, Boğazın manevra yapılması en güç noktası olan Nara Burnu açıklarına demirledi.

Çanakkale Boğazı'nda kuru yük gemisi arıza yaptı

Çanakkale Boğazı'ndan geçişi sırasında makine arızası yapan Tanzanya bayraklı 'Princess Sara' isimli kuyu yük gemisi, Boğazın manevra yapılması en güç noktası olan Nara Burnu açıklarına demirledi.

İskenderun Limanı'ndan, Romanya'nın Köstence Limanı'na gitmek üzere hareket eden 94 metre uzunluğunda ve 3 bin 469 groston ağırlığındaki Tanzanya bayraklı 'Princess Sara' isimli kuyu yük gemisi, Çanakkale Boğazı'ndan geçişi sırasında saat 00.25'te Boğazın manevra yapılması en güç noktası olan Nara Burnu'nda makine arızası yaptı. Gemi kaptanı durumu telsizle Çanakkale Boğazı Gemi Trafik Hizmetleri Müdürlüğü'ne bildirdi. Geminin bulunduğu noktaya güvenlik amacıyla Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü'ne ait 'Kurtarma-1' römorkörü gönderildi. Nara Burnu açıklarında demirleyen gemideki makine arızasının giderilmesi için çalışma başlatıldı.

Boğaz, güvenlik amacıyla Kuzey yönlü olarak transit geçişlere kapatıldı. Geçiş yapan gemilere ise bilgi verilerek, tedbirli olmaları istendi.

Haber: Mustafa SUİÇMEZ/ ÇANAKKALE,

GÖRÜNTÜ TAKİP EDİLİYOR

===================

Gebekum'un hali doğaseverleri üzdü

Muğla'nın Datça ilçesindeki Gebekum Doğa Parkı Sahili, dalgalarla kıyıya taşınan atıklar yüzünden adeta çöplüğe döndü. Görenlerin içini sızlatan o ortamda bulunan üzeri ziftle kaplı yavru yeşil deniz kaplumbağası ise, Dalyan'daki Deniz Kaplumbağaları Araştırma Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi'nde (DEKAMER) korumaya alındı.

İlçe merkezine 10 kilometre mesafede yer alan, yüzlerce bitki türü ve canlıya ev sahipliği yapan, 170 ila 400 metre arasında değişen genişlikte ve yaklaşık 7 kilometre uzunluğundaki Gebekum Doğa Parkı Sahili, adeta çöplük oldu. Her lodos sonrası pet şişe, naylon poşet ve plastik atıklarla dolup taşan sahilin son hali, kirliliğinin boyutlarını gözler önüne serdi. Bünyesinde 6 milyon yıllık sürede oluşmuş tortuları barındıran, korunabilmiş ve bir daha asla oluşturulamayacak doğa mirası olarak kabul edilen bölgede, üzeri ziftle kaplı 1.5 yaşlarındaki yeşil deniz kaplumbağası da bulundu. Ziftin nasıl bulaştığı ise anlaşılamadı. Doğa yürüyüşüne çıkan çevrecilerce fosil kumulu üzerindeki çöplerin arasında bulunan ve 'Nadir' ismi verilen kaplumbağa, DEKAMER'e götürüldü. Kaplumbağanın, sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi.

Sosyal medya hesabında Nadir'in hikayesini dokunaklı bir üslupla dile getirip, çevre kirliliği ve hayvan sevgisine dikkat çeken müzik yazarı Özge Denizci (37), bölgedeki kirliliğin giderilmesi için herkesi göreve çağırdı. Datça Çevre Derneği'nin (DAÇEV) girişimleri sonucu 2004 yılında Doğal Koruma Tabiat Parkı olarak ilan edilen Gebekum'un, doğa harikası bir alan olduğunu ifade eden Denizci, "Burada 2 gün önce yürüyüş yaparken, küçük bir yeşil deniz kaplumbağasıyla karşılaştık. Kaplumbağa neredeyse bütünüyle zifte bulanmıştı, ağzında iplik parçaları vardı. Petrole bulanmış olması oldukça düşündürücüydü. Bu bölgenin incelenerek, numune alınmasını istiyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

----------

Gebekum Doğa Parkı sahilinden görüntü

Sahildeki plastik ve pet şişe atıklardan görüntü

Özge Denizci ile röp.

Sahilde bulunan minik kaplumbağanın üzerindeki ziftler temizlenirken görüntü

DEKAMER görevlileri teslim aldıkları kaplumbağayı incelerken görüntü

Haber- Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla),

===================

Yaralıyı araçta bırakıp kaçtı

Denizli'nin Pamukkale ilçesinde, kırmızı ışıkta bekleyen kamyona peşindeki kamyonetin arkadan çarptığı kazada 1 kişi yaralandı. Kamyonetin sürücüsü, aracındaki yaralıya rağmen kaza yerinden kaçtı.

Kaza, dün (cuma) saat 17.00 sıralarında, İncilipınar Mahallesi Fevzi Çakmak Bulvarı'nda meydana geldi. Acıpayam'dan Denizli il merkezi yönüne gelen Cafer Kaya yönetimindeki 20 B 6945 plakalı kamyonet, Fevzi Çakmak Bulvarı'nda kırmızı ışıkta bekleyen Ömer Savcı yönetimindeki 03 RH 073 plakalı kamyona arkadan çarptı. Sürücüsü Cafer Kaya kaza yerinden kaçarken, aracındaki Ali Akkeçeli kamyonette sıkışarak yaralandı. Kazayı görenler, itfaiye ve sağlık ekiplerine bildirdi. Kamyonette sıkışan yaralı Akkeçeli, itfaiye ekiplerince kurtarıldı. Ambulansla hastaneye kaldırılan Akkeçeli, teraviye alındı, hayati tehlikesinin bulunmadığı belirtildi. Kaçan sürücü Kaya ise polis ekiplerince yakalanarak emniyete götürüldü. Alkollü olduğu için kaçtığını söylediği öğrenilen Kaya'nın işlemlerinin sürdüğü belirtildi. Polis, kazayla ilgili soruşturma başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------

Olay yerinden görüntü

Kamyonette sıkışan kişinin kurtarılması

Haber- Kamera: Deniz TOKAT/ DENİZLİ,

================

Omurilik travmalarını elektronik ortamda test edecek cihaz üretti

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Makine Mühendisliği yüksek lisans öğrencisi Gökhan Eyici, tez çalışması kapsamında omurilik travma test cihazı üretti. Yukarıdan bilye bırakarak ve mandal sıkıştırılması gibi yöntemlerle oluşturulan omur ilik travma testleri, artık Türkiye'de ilk kez üretilen bu cihaz sayesinde elektronik olarak yapılacak. Cihaz yardımıyla, fareler üzerinde yapılan travma testlerinden alınan sonuç ve tedavi yöntemleri insanlar üzerinde uygulanacak.

Manisa Celal Bayar Üniversitesi Makine Mühendisliği yüksek lisans öğrencisi Gökhan Eyici, tez çalışması kapsamında geliştirdiği cihazla omurilik travma testleri artık elektronik olarak uygulanacak. Daha önceden yukarıdan bilye bırakılarak ve mandal sıkıştırılma yöntemiyle farelerin omuriliklerinde oluşturalan travma testleri, artık bu cihazla yapılacak. Farelerde yapılan omurilik travma testlerine tıbbi, cerrahi ve ilaçla müdahale yapılacak, bu yaranın iyileşme yöntemleri geliştirilecek. Daha sonra bu uygulamayla geliştirilen yöntemler trafik kazası geçiren ya da farklı şekilde omuriliği hasar görmüş insanlar üzerinde uygulanarak tedavi çözümlerine kısa yoldan ulaşılacak. Türkiye'de bir ilk olma özelliği taşınan bu cihaz şu an için Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde kullanıma başlandı. Cihaz, elektronik ve özel yazılımı sayesinde yapılan travma test verilerini bilgisayar hafızasında saklayabiliyor. Bu veriler omuriliklerine hasar alan hastaların tedavilerinde kullanılacak.

"BU CİHAZA UZUN ZAMANDIR İHTİYAÇ VARDI"

Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cüneyt Temiz, bunun ülke genelinde ihtiyaç duyulan bir cihaz olduğunu ifade edip, "Omurilik travmaları hem ülkemizde hem dünyada çok ciddi derecede sıkıntılı bir durumdur. Bunun en önemli nedenlerinden birisi de trafik kazalarıdır. Ülkemiz de trafik kazaları maalesef yoğun bir şekilde yaşanıyor. Bu kazaların sonucunda ise çok ciddi omurga kırıkları ve omurilik felçleri meydana çıkıyor. Bu travmalar sonucunda da hastalarımızın ne yazık ki bir kısmını kaybedebiliyoruz. Bir kısmı da ne yazık ki tekerlekli sandalyelere mahkum kalıyor. Bizlerde uzun yıllardır, 'Bu travmaları tedavi döneminde nasıl en ağrısız şekilde atlatabiliriz' konusunda ilaçlar elde etmekle uğraşıyoruz. Bu cihazın yapılmasının nedeni tam olarak insanda oluşan omurilik travmasını deney farelerinde oluşturabilmektir. Çünkü tam olarak o yöntemi taklit edebilirsek, farelerde ettiğimiz deneysel sonuçları, insana taşıyabilmek ve insandaki omurilik felçlerini azaltabilmek ya da yok edebilmek konusunda çalışmalarımız çok daha başarılı olacaktır. Daha önceden yaptığımız yöntemlerle tam olacak sonuç alamıyorduk. Böyle bir cihaza uzun zamandır ihtiyaç vardı. Bu cihaz bize bugüne kadar klasik yöntemlerle elde ettiğimiz sonuçlardan 15 kat daha ayrıntılı sonuçlar veriyor. İnsanların omuriliklerindeki felçlerinin tedavilerinde bu deneysel omurilik travma cihazının ciddi bir katkısı olacaktır. Bu Türkiye'de ilk cihazdır. Yurtdışında bunun gibi elektrikli sistem değil de büyük tüplerle çalışan büyük cihazlar var. Ama onlarda da birçok parametre kontrol edilemiyor" dedi.

"BAŞARILI BİR SONUCA ULAŞMAYI BAŞARDIK"

300 TL'ye mal edilen cihazın çalışma şekli ve özellikleri hakkında bilgi aktaran yüksek lisans öğrencisi Gökhan Eyici ise şunları söyledi:

"Cihaz dört farklı modda çalışabilen dört farklı uca sahip, tekrarlı travma testi oluşturabiliyor. Aynı zamanda gram cinsinden kuvveti uygulayabiliyorsunuz. 1000 grama kadar ayrı ayrı kuvvetlerde uygulayabiliyorsunuz. Tekrar sayısını belirleyebiliyoruz. Bunun dışında süreyi de belirleyebiliyoruz. Süre bazında da değişik sürelerde, değişik uçlarla yine aynı şekilde travma oluşturabiliyoruz. Dört dönem boyunca bunun üzerinde çalıştık. Farklı farklı tasarımlar oluşturduk ve içinden en sonunda bu yaptığınız travma test cihazın başarılı bir sonuca ulaşmayı başardık."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------

-Travma test cihazından görüntü

-Travma test cihazının çalışmasından görüntü

-Prof. Dr. Cüneyt Temiz ile röp.

-Yüksek lisans öğrencisi Gökhan Eyici ile röp.

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,

===============

Grip şikayetiyle hastaneye gitti, ölümden döndü

Manisa'da yaşayan Mustafa Düzgün (36), grip şikayetinin ardından solunum yetmezliğine bağlı tablonun kötüleşmesi üzerine yoğun bakıma alındı. İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları, Cerrahisi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne sevk edilen Düzgün, akciğer görevini üstlenen makine sayesinde 27 gün sonra hayata döndü.

Manisa'da yaşayan, evli ve 1 çocuk babası, fabrika işçisi Mustafa Düzgün, hiçbir kronik hastalığı yokken grip nedeniyle ölüm riski yaşadı. İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları, Cerrahisi, Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 27 gün yoğun bakımda kalan Düzgün, yapay akciğer cihazıyla yeniden doğdu. Hastanın İzmir'e grip sonrası zatürreye bağlı ağır bir solunum sıkıntısıyla geldiğini söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cenk Kıraklı, solunum cihazına bağlanmasına karşın düzelmemesi nedeniyle farklı bir tedavi yöntemi denediklerini dile getirdi. Hastanın kanını dışarıda yapay akciğer diye adlandırılan bir cihaz vasıtasıyla filtreden geçirdiklerini söyleyen Dr. Kıraklı, kanın tekrar hastaya verildiğini belirtti. Kıraklı, "Bu tedaviyi seçilmiş hastalarda son tercih olarak uyguluyoruz. Normal solunum cihazıyla yeterli yanıt alamıyorsak bu cihaz devreye giriyor. Çünkü hayati bir risk söz konusu. Yani dışarıda bir makine, akciğer görevi görüyor. O sırada hastanın kendi akciğeri dinlenmiş oluyor. Hasta iyileşmeye başlayınca cihazı çıkarıyoruz. Hastamızı yoğun bakımda uyuttuk. Bu tedavi 7 gün sürdü. Yavaş yavaş uyandırıp solunum cihazından ayırdık. Şimdi normale döndü. Bizim ülkemizde daha çok bu cihaz kalp damar hastalıklarında kullanılıyordu. Ama dünyadaki asıl kullanım alanı solunum yetmezliğidir. Mustafa bey, bu bu cihazı kullanıp olumlu sonuç aldığımız 3'üncü hastamız oldu" dedi.

AŞI UYARISI

Kıraklı, Türkiye'de spesifik tedaviler için yapay akciğer görevi üstlenen cihazın bulunduğu merkezler kurulması gerektiğini belirterek, bu hastaların o merkezlere yönlendirilerek hem daha iyi neticeler alınacağını hem de devlete olan mali yükün azalacağını kaydetti. Özellikle kış aylarında sık sık grip salgınları yaşandığını hatırlatan Dr. Cenk Kıraklı, bazı insanlarda hastalığın daha ağır seyrettiğini belirterek aşı olunması yönünde uyarılarda bulundu. Kıraklı şöyle konuştu:

"KOAH hastaları, gebeler, kronik hastalığı olanlar ve yaşlılar riskli gruptadır. Onların her kış mevsiminde grip ve zatürre aşısı olması gerekir. Risk olmayan kişiler de de bu tablo yaşanabileceği için herkesin bu önlemlere uyması gerekir."

"YAVAŞ YAVAŞ HAYATA ALIŞIYORUM"

Hastalandığında ilk olarak ateşinin yükseldiğini söyleyen Mustafa Düzgün ise, acil serviste iğne olduğunu, ancak şikayetlerinin 3 gün geçmemesi üzerine yeniden hastaneye başvurduğunu belirtti. İlk yatışın Manisa'da yapıldığını anlatan Düzgün, "Hastanedeki ikinci gün, beni yoğun bakıma aldılar. Yoğun bakıma girdiğimi hatırlıyorum, sonra burada uyandım. Şu anda iyiyim. Nefes alırken hafif zorlanıyorum ama o da normalmiş. Yavaş yavaş hayata alışıyorum. Son 10 gündür uyanığım. Ondan öncesini bilmiyorum. Bütün doktorlara teşekkür ediyorum, beni hayata döndürdüler. Allah razı olsun hepsinden" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------

-Mustafa Düzgün ve doktoru Cenk Kıraklı'dan detay görüntü,

-Dr. Cenk Kıraklı'nın bilgisayar ekranında cihazı anlatmasından görüntü,

-Dr. Cenk Kıraklı ile röp,

-Mustafa Düzgün ile röp.

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

==================

Öğrenciler, Palandöken'de stres attı

Yarıyıl tatiline dünyanın sayılı kayak merkezleri arasında gösterilen Erzurum'daki Palandöken Kayak Merkezi'nde giren binlerce öğrenci, tatilin son gününe kadar kayak yaparak geçirmenin mutluluğunu yaşadı.

Palandöken Kayak Merkezi'ndeki otellerde sömestri tatili nedeniyle doluluk oranı yüzde 95'lere ulaştı. Kar kalınlığının Konaklı Kayak Merkezi'nde 90, Palandöken'de 60 santim olması nedeniyle öğrenciler velileri ile birilikte doyasıya kayak yaptı. Yarı dönemin stresini Palandöken'in karlı doruklarına bırakan öğrenciler ve aileleri, otellerin ışıklandırılmış pistlerinde gece yarısına kadar kayak yapma imkanı buldu. Tatil için İzmir'den Erzurum'a geldiklerini söyleyen Sevgi Cantürk, "Palandöken'e ailece ilk kez geliyoruz. Kış Oyunları ve EYOF 2017'ye ev sahipliği yapan Palandöken'deki pistler ve mekanik tesisler harika. Palandöken'de kayak yapmak gerçekten bir ayrıcalıkmış. İzmir'deki evimizden çıkıp uçağa bindik ve 2 saat sonra kendimizi kayak pistinde bulduk. Gece kayağı ise muhteşem. Kentte indiğimizde ise Selçuklu mimarisini taşıyan birbirinden güzel tarihi eserlerle tanıştık" diye konuştu.

Palandöken'deki Palan Oteli Genel Müdürü Ali Güney, dolu dolu bir sezon geçirdiklerini söyledi. Palandöken'in yarıyıl tatilinde ise adeta dolup taştığını belirten Güney, "Pistlerdeki yoğunluk sömestr tatilinde en üst seviyeye ulaştı. Erzurum'un yanı sıra yurdun çeşitli illerinden gelen öğrencilerin aileleriyle kayak yapması renkli görüntüler oluşturdu. Öğrenciler, yarıyılın stresini Palandöken'in karlı doruklarına bıraktılar. Umarım bu tatil hepsine çok iyi gelecek ve eğitimlerine kaldıkları yerden başarıyla devam edecekler

BÜYÜKŞEHİRDEN KAYAK EĞİTİMİ

Öte yandan Erzurum Büyükşehir Belediyesi 2014- 2015 kış sezonunda başlattığı temel kayak eğitim projesine yarıyıl tatilinde hız verdi. Kayak yapma imkanı olmayan çocuklara ağırlık verdiklerini söyleyen Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen şunları söyledi:

"Çocuklarımıza Temel Kayak Eğitimi verdiğimiz projeyi 2014-2015 kış sezonunda hayata geçirdik. Bu yıl beşincisini gerçekleştiriyoruz. Bu projeden şimdiye kadar her yıl yaklaşık 4 bin çocuk olmak üzere 20.000 çocuk yararlandı. Yazın, yaz spor okullarına belediyemizin beyaz masa biriminden kayıt yaptırıyoruz. Kışın eğitim öğretim olduğu için İl Milli Eğitim Müdürlüğümüzle birlikte özellikle biraz daha ekonomik açıdan dar gelirli ailelerin yaşadığı bölgelerdeki okullar seçiliyor. Belki Palandöken'e hiç çıkmamış, kayak yapma imkanı olmayan çocuklarımıza ağırlık veriyoruz. Sömestr dönemlerinde de kısa süreli 15 gün üç farklı grup şeklinde beyaz masamızda sömestr tatili öncesi kayıt alıp bu eğitimi veriyoruz. Kış spor okulları 15 Mart'a kadar sürecek. Bu proje de çocuklarımıza ve gençlerimize yönelik sportif tüm projelerimizde olduğu gibi ücretsiz. Üstelik ulaşım, kayak kıyafeti, ikram ve alanında uzman rehber ve eğitmenlerimiz tamamen belediyemizin katkılarıyla gerçekleşmekte.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------

-Kayak yapan vatandaşlar

-Kızakla kayan çocuklar ve büyükler

-Palandöken Kayak Merkezinden detay

-Ali Güney ile röp

-Drone ile çekilen Palandöken kayak merkeziinden detay

SÜRE: 04.37 BOYUT: 517 MB

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

================

Anne-kız kanseri el ele yendi

İzmir'de, üç ay arayla meme kanseri tanısı konulan Yağmur Öztürk (30) ile annesi Betigül Özönans'a (64), birlikte mücadele edip 'genetik kader'i yendi. Yağmur Öztürk, mücadeleye kanseri kabullenerek başlayıp zaferle çıktıklarını söyledi. Doç. Dr. Gürbüz Görümlü de, "Yağmur Hanım benim gördüğüm en pozitif, en sıcakkanlı hastalarımızdan biri. İlk geldiği gün sanki tedavisi bitmiş gibi yüzünde bir gülümseme ile geldi. Tedavinin başarısında bence kendisinin pozitifliğinin çok büyük rolü var" dedi.

İzmir'de plates eğitmenliği yapan bir çocuk annesi Yağmur Öztürk, geçen şubat başında göğüslerini muayene ederken sağ memesinde bir kitle hissetti. Kendisi bu durumu ciddiye almazken, eşi Şahin Öztürk'ün (30) ısrarı üzerine gittikleri doktor kitlenin alınması gerektiğini söylendi. Kent Onkoloji Merkezi'ne başvuran Öztürk'ün ameliyatı, geçen yıl 9 Şubat'ta Opr. Dr. Cüneyt Akaoğlu tarafından gerçekleştirildi. Ameliyat sonrasında kitlenin kötü huylu olduğu, iki lenfte de metastaz yaptığı belirlendi. Aynı merkezde 9 Mart'ta başlayan 16 kürlük kemoterapi 28 Ağustos'ta sona erdi, Öztürk ardından da 35 kür ışın tedavisi gördü. Öztürk, bu zorlu süreci eşinin desteğiyle atlatmaya çalışırken, biricik oğlu Pars'ın (3) bakımında da en büyük yardımcısı olan annesi Betigül Özönans da kendisiyle aynı kaderi paylaştı. Anne kız kanserde genetik geçişin örneği oldu. 3 çocuk, 3 torun sahibi Özönans da Mayıs 2018'de meme başının çekilmesi şikayetiyle Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne başvurdu. Sol göğsünde 4 santimetre çapında kitle saptanan Özönans, Opr. Dr. Ercüment Tarcan tarafından ameliyat edildi, sadece kitle değil memesi de alındı. Kızının aksine metastas saptanmayan anne Özönans 4 kür kemoterapi gördü, tedavisi 9 Ekim'de kızı gibi şifayla tamamlandı.

'İŞE KABULLENMEKLE BAŞLADIM'

Eşi Şahin Öztürk'ün ısrarı sonucu doktora gidip kanser olduğunu öğrendiğini belirten Yağmur Öztürk yaşadıklarını şöyle anlattı:

"Kanser haberinin arkasından tabii bir şok geliyor. Bir de ameliyatın arkasından yorulmuşsunuz bir anda kanser olduğunuzu öğreniyorsunuz, zordu. Fakat birkaç gün geçtikten sonra baktım ki bu kötü bir şey değil, tedavisi olan bir şey. Özellikle cerrahım, onkoloğum Gürbüz Bey bu konuda çok yardımcı oldu. Erken teşhis sayesinde kesinlikle bu durumun tedavi edilebileceğini söyledi. Ben de onun arkasından sadece kabullenerek, eğlenerek, tadını çıkararak, biraz da şımararak bu zamanı atlattım. Çocuk var, biraz zor oldu tabii ki. Ona bakarken yüzde yüz ilgi gösteremedim ama yine de eşim, annem bana yardımcı oldular. Derken anneme kanser teşhisi konuldu, o biraz bizi salladı ama yine bir şekilde kabullenerek bu işi halletmeye çalıştık. Şimdi de zaten tertemiziz, her şey yolunda, sapasağlamız, sağlıklıyız çok da mutluyuz."

'NEDEN BEN DİYE SORMAYIN'

Yaşı çok genç olduğu için önlem olarak koruyucu ilaç ve hormon tedavisinin sürdüğünü belirten Öztürk, 4 Şubat Dünya Kanser Günü öncesinde hastalara da şu mesajları verdi:

"Öncelikle kesinlikle neden ben diye sormasınlar. Çünkü bu dünya üzerinde milyonlarca insanın başına gelebilen bir şey. Herkesin her insanın bedeninde kanser yatıyor. Sadece bunun uyanması ya da uyanmaması diye bir şey var. Karşınıza çıktığında bir 'dur' deyin. Evet geldin ama ben seni tedavi edebilirim, geçip gidersin sadece 6 aylık bir süreç var. Evet saçların dökülecek, kirpiklerin dökülecek ama her şeyin çözümü var. Saçıma bir eşarp takar gezerim, kaşımı boyar gezerim, bir takma kirpik taktırırım çok da güzel olur. 6 ayda böyle geçer gider diye gayet hoş bir şekilde geçirebilirsiniz. En önemlisi de beslenme."

Annesinin kanser olduğunu annesinden önce test sonuçlarını baktığı internetten öğrendiğini kaydeden Öztürk, "Koşa koşa kayınvalidemin yanına gittim. Anne dedim, bu nasıl olur? O beni sakinleştirdi. Hemen araştırdık, onu da kabullendik, gittim anneme söyledim. Anneme 'Beni kıskandın mı, anne neden bu oldu' dedim. Sonra da tedaviye başladık. Anne kız Karaburun'u çok severiz, oraya gittik, doğada yürüyüşler yaptık, birlikte vakit geçirdik, gayet güzel yine eğlenerek atlattık" dedi.

STRESTEN UZAK DURUN, MUTLU OLMAYA BAKIN

Kızının hastalığına üzülürken aynı tanı kendisine konulan Özönans da şöyle konuştu:

"Kızıma kanser tanısı koyulduğunda çok üzüldüm, şoka girdim, bayağı hırpaladım kendimi. Daha sonra sakinleştim ama kendime konulduğunda hiç üzülmedim. Çünkü alışmıştım artık ve tedavi olunca geçeceğine de inandığım için çok fazla etkilenmedim. Stresten uzak duruyorum. Mutlu oluyorum, çocuklarımla mutluyum. Tedavilerimizi de tamamladıktan sonra bunu güzel bir şekilde atlattık. Diğer hastalara da morallerini yüksek tutmalarını, beslenmelerini, tedavilerine, doktorların söylediklerine kesinlikle uymalarını tavsiye ederim. Stresten uzak olsunlar, en büyük kötülük stresten geliyor. Onun için mutlu olmaya devam etsinler. Ben de kendimle çok barışık bir insan değilimdir. Saçlarım dökülünce biraz kötü oldum, zamanla alıştım ve yeniden uzadılar. Hiç dert etmesinler peruk var, her şey var kızımın da söylediği gibi her şey yerine geliyor."

HİÇBİR ZAMAN SIKINTI, ENDİŞE GÖRMEDİM

Öte yandan Kent Onkoloji Merkezi Medikal Onkoloji Uzmanı Doç. Dr. Gürbüz Görümlü hem hastası hem de kanserde erken tanı, genetik geçiş ile ilgili şu bilgileri verdi:

"Yağmur Hanım bizim çok genç hastalarımızdan biri, eş zamanlı olarak annesinde de aynı hastalığın çıktığını öğrendik. Genç yaş hastalarda özellikle aile öyküsü olsun ya da olmasın genetik olarak meme kanseri riskinin arttığını biliyoruz. Birinci derece yakınlarda meme kanseri varlığı tespit edildiğinde, bu hastalarda genetik meme kanseri dediğimiz hastanın genlerinde bir bozukluktan kaynaklanan meme kanseri varlığını işaret ediyor bize. Bu anlamda genetik taramaları öneriyoruz. Yağmur Hanım benim gördüğüm en pozitif en sıcakkanlı hastalarımızdan biri. İlk geldiği gün sanki tedavisi bitmiş gibi yüzünde bir gülümseme ile geldi, her gelişinde de biz gülerek neşeyle tedavi planını yapıyoruz, konuşuyoruz her türlü ayrıntıyı. Hiçbir zaman sıkıntı, üzüntü bir endişe görmedim. Bu gerçekten tedavi sürecini rahat atlatmasına sebep oldu. Oldukça ağır bir tedavi aldı, bunun yanı sıra akıllı ilaç dediğimiz tedaviyi de uyguluyoruz. şu ana kadar hiçbir sorun olmadan tedavisini sürdürdük. Bunda bence kendisinin pozitifliğinin çok büyük rolü var."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

----------

Yağmur Öztürk ile röp

Annesi Betigül Özönans ile röp

Doç. Dr. Gürbüz Görümlü ile röp

Anne-kızın birlikte görüntüsü

Yağmur Öztürk evinde spor yaparken görüntü

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Dha Yurt Bülteni -2 - Son Dakika


Advertisement