KURTULMUŞ: SAYIN GRUP BAŞKANVEKİLLERİNİN İÇERİDE UZLAŞMALARI SAĞLANMIŞTIR
?TBMM Genel Kurulu, arka arkaya oturuma verilen 45, 20,15 ve 10'ar dakikalık araların ardından Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş başkanlığında yeniden toplandı. Kurtulmuş, "Gündemdeki görüşmelere devam ediyoruz. Sayın grup başkanvekillerinin içeride uzlaşmaları sağlanmıştır. Öncelikle şunu ifade etmek isterim; dün bu salonda, TBMM Genel Kurulu'nda Cumhuriyet tarihimizin en önemli oturumlarından birisini gerçekleştirdik. Bütün dünyaya örnek teşkil eden, bütün partilerden milletvekillerinin katıldığı bir oturum yapıldı. Sizlerden istirhamım bugünkü olağanüstü oturumda, Meclis'e yakışacak temiz bir dil içerisinde ve temiz bir davranış içerisinde Meclis'in bundan sonraki süreçlerini devam ettirmektir. Şimdi görüşmelere devam ediyoruz" ifadelerini kullandı. Kurtulmuş'un konuşması esnasında muhalefet sıralarından, 'Bekir nerede' tepkisi yükseldi.
ŞIK VE ÖZALAN'A KINAMA CEZASI VERİLDİ
Ardından Kurtulmuş, siyasi parti grup başkanvekillerinin uzlaşısı ve TBMM İç Tüzüğü kapsamında TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık ve AK Parti İzmir Milletvekili Alpay Özalan'a kınama cezası verilmesine dair oylama yaptı. Milletvekillerinin oylarıyla 2 milletvekiline de kınama cezası verildi.
'HUKUKÇU YALANLARINA İTİBAR ETMEMEK LAZIM'
Kurtulmuş, CHP, DEM Parti, Saadet Partisi, DEVA, TİP, Demokrat Parti ve Emek Partisi'nden oluşan muhalefet partilerinin Meclis Başkanlığına sunduğu genel görüşme talebine geçildiğini belirterek ilk sözü Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya'ya verdi. Bülent Kaya, AK Parti'nin 2010 yılında bireysel başvuru hakkı getirdiğini belirterek, "Bireysel başvuruyu tanımlarken şöyle diyorsunuz, 'Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlükler ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi bir temel hak ve hürriyet kamu gücü tarafından ihlal edilirse kişi bireysel başvuru yoluna müracaat edebilir. Bu bireysel hakkı yani Anayasada ya da Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde tanımlanan hak, kamu gücü tarafından ihlal edilebilir. Peki, başka kim tarafından ihlal edilebilir işte 45'inci maddede onu söylüyorsunuz; 'İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem veya ihlal bir mahkeme kararına dayanıyorsa Anayasa Mahkemesi hak ihlali kararı verirken yeniden yargılama için o dosyayı gönderir ve sonucu ondan sonra ortadan kaldırır. Yani kesinleşmiş bir mahkeme kararına karşı dahi eğer bu temel hak ve hürriyeti ortadan kaldırıyorsa, ey Anayasa Mahkemesi onu da tespit edip bu hak ihlalini ortadan kaldırabilirsiniz diyen sizlersiniz. Dolayısıyla geldiğimiz nokta itibariyle süslü laflarla, 'Yargıtay ile Anayasa Mahkemesi arasında bir görev uzlaşmazlığı var. Anayasa Mahkemesi süper temyiz mahkemesi değildir' gibi hukukçu yalanlarına itibar etmemek lazım" ifadelerini kullandı.
'ASIRLIK CUMHURİYETİN EN KARANLIK TABLOSU ÖNÜMÜZDEDİR'
Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya'nın konuşmasının ardından İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu söz alarak kürsüye geldi. Dervişoğlu, "3 bin yıllık devletimizin, asırlık Cumhuriyetimizin tarihinde yapılmış en karanlık tablolardan biri bugün önümüzdedir. Bugün TBMM, bu utanç tablosunu ya paramparça edip yok edecek ya da bu tablonun tarihte yer etmesinin mimarı olarak sorumluluğu üstlenecektir. 'Yok, hükmünde' olan karar ya kötü bir anı olarak hatırlanacak ya da hukukun artık bu ülkeyi terk ettiği cümle aleme ilan etmiş olacaktır. Goethe, 'İsimler birer kuru gürültüden ibarettir' diyor. Burada mevzu Can Atalay ya da onun milletvekilliğinin devamı asla değildir. Mevzu hukukun emrettiğine uymak için gereğini ifa etmektir. Mevzu hukuk devletinin hem maddi hem de biçimsel özelliklerini savunmaktır. Nasyonal Sosyalistler Almanya'da iş başına geldiklerinde evvela hukukun biçimsel güvencelerini tahrif etmişlerdi. Sonrasında hukuk devletinin maddi özünü ortadan kaldırmak çok kolay bir işe dönüşmüştü. Hukuk devletinin maddi özünde insan vardır, onuru ve hakları vardır. Biçimsel ilkeler ise bu özü korumak için getirilmiştir. Bunu tahrip etmeye başladığınız andan itibaren özü de ortadan kaldırmanın yolunu açmış olursunuz. İtiraz ettiğimiz, karşı durduğumuz, bu ülkeyi her geçen gün daha kötüye götüren tek adam rejiminin, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin bugün bizi getirdiği haldir. Bu devletin gelenekleri vardı, o gelenekleri yok ettiniz. Bu devletin bir aklı vardı, o akla ihanet ettiniz. Bu devletin bir ahlakı vardı, ahlak yoksunluğunu tıpkı bir kanser hücresi gibi devlete metastaz ettirdiniz. Geldiğimiz yer tam burasıdır, kurduğunuzu sandığınız düzen aslında düzenektir. Hukuktan, adaletten arındırılmış, ahlaktan yoksun, akıldan uzaklaşmış kurnaz bir düzenektir" diye konuştu.
'22 YILLIK AKP İKTİDARININ ÖZETİ BUGÜN MECLİS'TEKİ TANIKLIĞIMIZDIR'
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Dervişoğlu'nun açıklamalarının ardından oturuma 10 dakika ara verdi. Aranın ardından yeniden toplanan Genel Kurul'da söz alan DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit, "Bugün bu Meclisin tanık olduğu şeyin münferit olmadığını ifade etmek gerekir. 22 yıllık AKP iktidarının özeti nedir dersiniz, bugün bu Meclisteki tanıklığımızdır. Halkın haklarına saldıran, milletvekillerinin kürsü dokunulmazlığını yok sayan, milletvekillerine şiddet uygulayan, sonradan utanmadan, sıkılmadan o görüntüleri montajlayıp götürüp mehter marşlarıyla dinleten bir zavallı iktidar gerçeği ile karşı karşıyayız. Sözü bitmiş, gidecek menzili kalmayan, her gün bu ülkede yaşanan hukuksuzluklara söz söylemeyen, iş veremeyen, ekmek veremeyen, adaleti hiç vermeyen, vermek istemeyen AKP iktidarının anladığı tek bir şey var, o da mazlumun, masumun, emekçinin, yoksulun, çiftçinin, köylünün sesi olan bu Meclisteki muhalefet milletvekillerini sesini kısmak, onlara saldırmak. Ama buradan söyleyeyim, bilmediğiniz bir şey var; biz Deniz'lerin, Mazlum'ların, İbrahim'lerin, biz bu ülkedeki bütün devrimci dinamiklerin ve direnenlerin aydınlarıyız. Ne sizin baskınıza ne de sizin zorunuza teslim olmadık ve olmayacağız" değerlendirmesinde bulundu.
'GEÇİRDİĞİM TALİHSİZ KAZA NEDENİYLE BURADA BULUNAMADIM'
DEM Parti Grup Başkanvekili Gülüstan Kılıç Koçyiğit'in ardından söz alan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas'ın TBMM Genel Kurulu'na hitabı esnasında bulunamadığı için üzgün olduğunu kaydederek, "Sağlık nedenleriyle bulunamadığım için duyduğum üzüntüyü ifade ederek başlamak isterim. Bunu diplomatik kanallardan Sayın Abbas'a da ilettik. Tahmin ediyorum yarın bir telefon görüşmesini kendisiyle gerçekleştireceğiz. Sayın Abbas buradayken eş başkanların, İYİ Parti Genel Başkanı'nın burada bulunması, grup başkanvekillerinin burada olması, tüm Meclisin çok önemli bir katılım göstermesi kıymetliydi. Sayın Cumhurbaşkanı, bakanlar, Sayın Mustafa Destici, Temel Karamollaoğlu, Ahmet Davutoğlu, Devlet Bahçeli'nin bulunması, sizin yönetiyor olmanız son derece kıymetliydi. Sayın Abbas'ın konuşmasında, 'Bedeli ne olursa olsun, her şeyi göze alarak Gazze'ye gideceğini' açıklamış olması son derece tarihi bir ifade olarak değerlendirdiğimizi söylemek isterim. Tüm genel başkanların, grupların, zat-ı alinizin ifade ettiği bu ortak iradeye CHP aynen iştirak ediyor. Dün geçirdiğim talihsiz bir küçük kaza nedeniyle burada bulunamadım. Bugün de o kazanın devamında maalesef burada 3,5 saatlik bir gecikme olunca Sayın Müsavat Dervişoğlu'nu dinleyemedim. Bir röntgen çektirmek için hastanedeydim. Ben sağlığım ile ilgili siz başta olmak üzere tüm siyasi partilerin genel başkanları, grup başkanları, milletvekilleri nezaket gösterdiler, ayrı ayrı her birisine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.
'PARLAMENTODA HAKARET OLMAMASI İÇİN HER TÜRLÜ İNSİYATİFE DESTEK VERECEĞİZ'
Özel, yıllarca TBMM'de bulunduğunu vurgulayarak, "Çok tartışmalar oldu ancak tansiyon bazen öyle bir yere geliyor ki, oraya bir irade koymak gerekiyor, yoksa işte bugünkü gibi bir durum ortaya çıkıyor. Ben bu salonda çok şey gördüm ama kan görmemiştim, çok utandım. Kadına şiddet görmemiştim, çok utandım. Sizin gelip arkadaki toplantıya başkanlık etmeniz ve toplantının riyasetini devralmanızın, ortaya koymuş olduğunuz tavrın değerli olduğunu düşünüyorum. Ama bundan sonra da sizin parlamento da hem kötü söz, hakaret olmaması hem de asla ve asla şiddetin olmaması ile ilgili alacağınız her türlü inisiyatife CHP olarak destek vereceğiz. Bu konuda farklı düşünen hiçbir genel başkan olmadığından da eminim ama bu konuya hep birlikte en sert tepkiyi göstermek gerekiyor. Şiddete kim başvuruyorsa milletvekilinin partisine bakılmaksızın ceza verilmeli. Ben bu noktada alınan kararı son derece değerli buluyorum" diye konuştu.
Son Dakika › Politika › TBMM Genel Kurulu'nda kavga (3) - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.