
DİKKAT!!! SAAT 20 -Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'nin saldırılar, kampanyalar karşısında sarsılacak bir ülke olmadığını belirtirken, vatandaşlara, "Şunu bilmenizi isterim ki, bu ülkeyi, manşetler değil, belli sermaye çevreleri değil, belli karanlık çevreler değil, sadece ve sadece sizler yönetiyorsunuz. Manşetlerin, bildirilerin, yabancı parlamentoların, başka ülkelerin gazetelerinde yayınlanan mektupların değil; sizlerin ne dediğiniz, ne düşündüğünüz, ne karar verdiğiniz önemlidir" diye seslendi.
Başbakan Erdoğan, "Millete Hizmet Yolunda" konuşmasında "Bu ay millet olarak, İslam dünyası olarak, çok önemli bir ayı, 11 Ayın Sultanı olarak adlandırılan Şehr-i Ramazan'ı idrak etmenin coşkusunu, mutluluğunu yaşadık, yaşamaya da devam ediyoruz. Ramazan-ı Şerif'in getirdiği manevi iklim vesilesiyle; yardımlaşmayı, dayanışmayı, kardeşliğimizi, birlik ve beraberliğimizi çok daha derinden, çok daha içten bir şekilde yeniden teneffüs ettik.
Ramazan ayı boyunca yapılan tüm ibadetlerin, tüm hayırların, tüm hasenatın, iyiliklerin, verilen sadakaların, zekatların kabul olunmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ediyorum. Ben, bu vesileyle, buradan, tüm milletimizin ve İslam aleminin Ramazan-ı Şerifi'ni bir kez daha tebrik ediyor, bu mübarek günlerin İslam alemiyle birlikte tüm insanlığa hayırlı olmasını Rabbimden niyaz ediyorum" dedi.
Ramazan ayının, bölgede yaşanan acı hadiseler nedeniyle buruk şekilde yaşanıldığını vurgulayan Başbakan Erdoğan, "Arakan'da Müslüman topluma karşı başlatılan mezalim devam ediyor, fakat dünya sessizliğini koruyor. Bizler Gazze'ye karşı uygulanmakta olan ablukanın kaldırılmasını, insani yardımların arttırılmasını beklerken, maalesef, Gazze'ye uygulanan tecrit daha da sıkılaştırılıyor, Filistinli kardeşlerimizin etrafına örülen duvarlar daha da yükseliyor, yükseltiliyor. Barışa, merhamete ve huzura daha çok ihtiyaç duyduğumuz, özlem duyduğumuz bir dönemde, komşumuz Irak'ta, kanlı manzaraların aralıksız sürdüğünü görüyoruz. Suriye'de, hemen yanı başımızda zalim diktatörün uyguladığı insanlık dışı şiddet ve zulüm günden güne daha da artıyor Sadece Türkiye'ye sığınmış olan Suriyeli kardeşlerimizin sayısı 400 bini aşmış durumda. Ölü sayısının 100 bine ulaştığı bu trajediye, uluslararası toplum seyirci kalmaya devam ediyor" dedi.
-"MURSİ'YE BİR YIL TAHAMMÜL EDİLEMEDİ"-
Bu arada, Arap uyanışıyla birlikte, bölgedeki demokratikleşme, değişim ve dönüşüm için umut aşılayan Mısır'da, maalesef, artık çağdışı kalması gereken bir askeri darbenin olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
"Seçimle gelmiş, halkın oylarıyla göreve getirilmiş bir yönetim, askeri bir darbeyle görevden uzaklaştırıldı. Mısır halkı, askeri darbeye karşı gerçekten dik bir duruş sergiledi ve sergilemeye devam ediyor. 70 yıl otokratik rejimle idare edilen Mısır'da yüzde 52 gibi bir oyla işbaşına gelen Mursi'ye bir yıl tahammül edilemedi. Mısır halkı, hiçbir şiddet eylemine başvurmadan, tahriklere, tuzaklara aldanmadan, son derece vakur, son derece ağır başlı şekilde, bu müdahaleye karşı o yüzde 52'lik oyuna sahip çıkmanın tepkisini ortaya koydu.
Ne yazık ki, Mısır'da önce milli iradeyi katledenler, şimdi de milleti katlediyor; kendi halklarını maalesef ölümle tehdit ediyor, öldürmekle dize getirmeye çalışıyorlar.
Müslümanların bu mübarek günlerinde, kan akıtan, gözyaşı akıtan, zulmüne hiç ara vermeden devam eden, her türlü insani değeri, her türlü kutsal değeri ayaklarının altında çiğneyen tüm zalimleri, tüm katilleri bir kez daha Allah'a ve tarihin şaşmaz terazisine havale ediyoruz.
Mısır'da ve bölgede yaşanmakta olan bu tehlikeli sürecin bir an önce son bulmasını, bölgemize huzur, barış ve kardeşliğin hakim olmasını yürekten arzu ediyor, bunun için dua ediyor, bunun için gayret gösteriyoruz."
-"4 KEZ TECRÜBE ETTİK"-
Başbakan Erdoğan, Türkiye olarak, millet olarak, demokrasiye yönelik müdahalelerin, ne kadar zararlı, ne kadar yıkıcı olduğunun yakın tarihte "4 kez tecrübe edildiğin" vurgulayarak, "Her bir müdahale, öncelikle millet olarak bizim tercihlerimizi, bizim oylarımızla işbaşına getirdiğimiz hükümetleri hedef aldı; yani bizim özgür tercihlerimizi, özgür iradelerimizi hedef aldı. Her bir müdahale, Türkiye ekonomisine çok ağır faturalar ödetti, ekonomimizi on yıllarca geriye götürdü. Her bir müdahale, gençlerimize ağır bedeller ödetti, gençlerimizin, çocuklarımızın istikbalini kararttı. Bizim, Mısır'da yapılan darbeye karşı dik duruşumuz, yaşadığımız acı tecrübelerin bir yansıması, kardeşçe, dostça tavsiye ve uyarılarımızın ifadesidir. Bunun dışında biz, Mısır'da yapılan darbeye, ilkesel olarak da karşı çıktık. Hangi ülkede olursa olsun, hangi partiye, hangi yönetime karşı olursa olsun, seçilmişlere yönelik her müdahaleye, biz ilkesel olarak karşı dururuz. Türkiye'nin gösterdiği bu ilkeli tavrı, ne yazık ki dünya gösterememiştir. Türkiye'nin sergilediği bu samimi tavrı, maalesef uluslararası örgütler sergileyememiştir. Türkiye'de, şiddet eylemleri yapan, hukuksuz eylemler yapan göstericileri dağıtmak amacıyla, polisimizin son derece meşru olarak, hukuka dayanarak kullandığı suyu, biber gazını, son derece haksız, orantısız, abartılı şekilde saatlerce yayınlayan uluslararası yazılı ve görsel medya, maalesef Mısır'da katledilen yüzlerce masum sivili görmedi, görmezden geldi. Burada sizlere bir hususu açık açık ifade etmek istiyorum. Bize, Mısır'la neden bu kadar ilgileniyorsunuz diyenler var. Bize, herkes susarken, siz neden konuşuyorsunuz diye eleştiri getirenler var. Mısır'a, Suriye'ye, Filistin'e, Somali'ye, dünyanın mazlumlarına, haksızlığa uğrayanlara karşı sessiz kalmamızı, tepkisiz kalmamızı, sırtımızı dönmemizi isteyenler var. Türkiye, devletiyle, milletiyle, tarihiyle, bugünüyle ve geleceğiyle, çok ama çok büyük bir ülkedir. İçlerine kapanan devletler, büyük devlet olamazlar. Sınırlarının etrafına duvarlar ören devletler, büyük hedeflerin peşinden koşamazlar. Bölgelerine, komşularına, dünyaya sırtını dönen devletler, büyüyemezler, ekonomilerini büyütemezler. Büyük devlet olmak, büyük vizyon gerektirir. Büyük devlet olmak, ilkeli, kararlı, samimi, net ve cesur bir duruş gerektirir. Selçuklu, işte böyle bir vizyonla büyük devlet olmuştur. Osmanlı, işte böyle bir vizyonla, ta Endülüs'e ulaşarak, ta Açe Sumatra'ya ulaşarak, Afrika'nın, Asya'nın içlerine kadar adaleti savunarak Cihan Devleti olmuştur" diye konuştu.
-"SADECE SİZİN KARARINIZA UYAR, SADECE SİZİN ÇİZDİĞİNİZ ROTADA YÜRÜRÜZ"-
Ortadoğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika'daki her sorunun, Osmanlı Devleti'nin çöküşüyle başladığının altını çizen Erdoğan, bütün bu coğrafyanın her sorununun, Türkiye'yi çok yakından ilgilendirdiğini söyledi. Bütün bu coğrafyadaki her sorunun, Türkiye'nin katkılarıyla çözüme ulaşabileceğini savunan Erdoğan, "Bu coğrafya ne kadar istikrarlı, huzurlu ve güvenli olursa, inanın, Türkiye de o kadar istikrarlı, huzurlu ve güvenli olur. Türkiye ne kadar güçlü, ne kadar büyük olursa, bu coğrafya da o kadar güçlü, o kadar büyük olur. Biz, hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayız. Hiçbir ülkeye karşı hasmane tutum içinde değiliz. Ancak, hiç kimse de bizden, haksızlık karşısında, adaletsizlik karşısında, zulüm ve katliam karşısında susmamızı bekleyemez. Biz böyle bir ülke, böyle bir millet değiliz" ifadelerini kullandı. "Tarihimiz boyunca her zaman mazlumun, hakkın, adaletin yanında durduk ve öyle büyüdük; bugün de zalimin değil, mazlumun; yanlışın değil, Hakk'ın, eşitsizliğin değil, adaletin yanında duracak, o şekilde büyümeye devam edeceğiz" diyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
"Bakınız, şu anda, uluslararası toplum, bölgemizde cereyan eden hadiselere karşı gerçekten duyarsız, tepkisiz, sessiz bir tavır içinde kalmayı tercih ediyor. Ama Türkiye, doğruya doğru diyerek, eğriye eğri diyerek, dünyanın her köşesinde, her vicdanda, her kalpte, kendisine müstesna bir yer ediniyor. Türkiye'nin bu kararlı ve ilkeli duruşu, inanın, çocuklarımıza, torunlarımıza bırakacağımız en büyük miras olacaktır. Türkiye, bu tavrıyla, bölgede düşman değil, dostlar kazanacak, geleceğe daha emin adımlarla ilerleyecektir. Gerek Türkiye içinde, gerek Türkiye dışında, politikalarımıza yönelik, duruşumuza yönelik, özellikle de ekonomide elde ettiğimiz başarılarımıza yönelik, kimi zaman saldırılar, kimi zaman karalama kampanyaları yapıldığına da şahit oluyoruz. Türkiye, bu saldırılar, bu kampanyalar karşısında sarsılacak bir ülke değildir. Şunu bilmenizi isterim ki, bu ülkeyi, manşetler değil, belli sermaye çevreleri değil, belli karanlık çevreler değil, sadece ve sadece sizler yönetiyorsunuz. Manşetlerin, bildirilerin, yabancı parlamentoların, başka ülkelerin gazetelerinde yayınlanan mektupların değil; sizlerin ne dediğiniz, ne düşündüğünüz, ne karar verdiğiniz önemlidir. Sizlerin kararı, sizlerin hassasiyeti her şeyin üzerindedir. Biz, 10,5 yıl önce Hükümet görevini devralırken, "yeter, söz de, karar da milletindir' demiştik
10,5 yıl boyunca bu sözümüzün arkasında durduk. Tek karar mercii siz oldunuz. Her zaman sizin kararlarınıza uyduk, sizin istikametinizde yürüdük. Bundan sonra da sadece sizin kararınıza uyar, sadece sizin çizdiğiniz rotada yürürüz."
-"YASAKLARI KALDIRAN, ÖZGÜRLÜKLERİN ÖNÜNÜ AÇAN BİZ OLDUK"-
Sadece oy verenlerin değil, 76 milyonun tamamının hükümeti olduklarını anlatan Erdoğan, "76 milyon, her bir ferdiyle bizim için birdir, beraberdir; birlikte Türkiye'dir" dedi. Başbakan Tayyip Erdoğan, bu ülkenin sahibinin, 76 milyonun her bir ferdinin olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:
"Bu ülkede söz sahibi olan, karar ve yetki sahibi olan, 76 milyonun her bir ferdidir; yani sizsiniz. Siz, tercihinizi sandıkta yapar, temsilcilerinizi ve hükümetinizi belirler, seçtikleriniz yoluyla karar ve yetkinizi kullanırsınız. Dört sene geçtikten sonra, yeniden sandığa gider, temsilcilerinizi ve hükümetinizi hesaba çeker, takdir ya da eleştirinizi sandıkta ifade edersiniz.
Meydanlar, elbette demokrasilerde önemlidir. Medya, sivil toplum örgütleri elbette demokrasilerde önemlidir. Ancak bu unsurlar, tek başlarına karar mercii değildir. Asıl meydan, sandık meydanıdır. Asıl manşet, sandıktan çıkan manşettir. Meydan yoluyla, medya yoluyla, sivil toplum örgütleri yoluyla herkes görüşünü, eleştirisini dile getirir. Ama bunlar, sandık sonuçlarını çiğneyemez, sandık sonuçlarını yok sayamaz. Aksi takdirde, azınlık, çoğunluğa hükmeder hale gelir, bu zulüm olur, bu adaletsizlik olur. Biz, çoğunluğun azınlığa hükmetmesine ne kadar karşıysak, azınlığın çoğunluğu tahakküm altına almasına da o kadar karşıyız. Türkiye, on yıllar boyunca maalesef azınlığın çoğunluğa hükmettiği bir idare anlayışıyla yönetildi. Milletin değil, seçkinlerin kararı öne çıktı. Milletin değil, sermayenin, medyanın, imtiyazlı kesimlerin tercihleri öne çıktı. Hukuk, millet adına değil, seçkinler adına karar verir bir işleyiş sergiledi. 10,5 yıl boyunca, işte bu yanlışları düzelterek, yetkiyi asıl sahibine, millete vererek, milli iradeyi güçlendirerek, imtiyazlara son vererek, çetelerle, mafyayla mücadele ederek bugünlere ulaştık. Yasakları kaldıran, kısıtlamaları sona erdiren, özgürlüklerin önünü açan biz olduk. Demokrasiyi güçlendiren, ileri standartlara ulaştıran biz olduk. Türkiye'yi ekonomide büyütürken, dış politikada itibarlı konuma yükseltirken, demokrasiyi de cesaretle savunan, milli iradeyi cesaretle koruyan biz olduk."
-"TÜRKİYE'Yİ YÜCELTMEKTEN BAŞKA GAYE TAŞIMIYORUZ"-
Yarınlara bırakacak en güzel miraslardan birinin güçlü demokrasi, güçlü milli irade olacağına dikkat çeken Erdoğan, "Yarın bizler bu hayatta, bu makamlarda olmayacağız. Ancak, genç nesillerin, çocuklarımızın ve torunlarımızın, bizim sahip olduğumuz şartlardan daha iyilerine sahip olması en büyük arzumuzdur. Biz sadece bunun için çalışıyoruz. Türkiye'yi büyütmekten, Türkiye'yi yüceltmekten başka gaye taşımıyoruz. 76 milyona aynı nazarla bakıyor, 76 milyonu bir, beraber ve kardeş görüyor, hep birlikte geleceğe ilerliyoruz. Sorunlarımızı çözerek, kardeşliğimizi daha da güçlendirerek, birbirimize saygı içinde, hoşgörü içinde, birbirimizin hukukuna riayet ederek geleceğe ilerlemeye devam edeceğiz. Farklılıklarımızı bir zenginlik olarak görecek, farklılıklara değil, ortak değerlerimize vurgu yapacak, istikbalimizi de ortak değerlerimiz üzerinden inşa edeceğiz. Hiç kimsenin dışlanmadığı, kimsenin ötelenmediği, kimsenin kendisini ikinci sınıf vatandaş hissetmediği; yaşam tarzlarına saygı gösterilen, fikirlere, inançlara, milli ve manevi değerlerimize hoşgörü gösterilen bir Türkiye'yi hep birlikte inşa ediyoruz; bunu kararlılıkla sürdüreceğiz. Kimin ne meselesi varsa, bunu şiddet yoluyla, silahlarla değil, siyaset yoluyla, demokrasi ve hukuk içerisinde dile getirecek" dedi.
-"ŞİDDET VE SİLAH BARIŞA YÖNELİK DE BİR SALDIRIDIR"-
"Şiddet ve silah, sokaklarda şiddet içerikli gösteri yapmak, demokrasi ve hukuku çiğnemek olduğu kadar, tercihlere, yaşam tarzlarına, huzura ve barışa yönelik de bir saldırıdır" diyen Başbakan Erdoğan, şiddete başvurmadan, hukuktan ayrılmadan, demokrasiye, tercihlere, başkalarının hak ve özgürlüklerine riayet ederek, yani konuşarak, anlaşarak, uzlaşarak her meselenin çözüleceğini belirtti. Erdoğan, Türkiye'nin istikrarlı şekilde büyümeye devam ettiğine değinerek, "Türkiye ekonomisi, içerden ve dışardan yapılan her saldırıya rağmen emin adımlarla geleceğe ilerlemeye devam ediyor. Dış politikamız, itibarlı ve aktif şekilde dünyada gıpta ile izleniyor. İçerde kardeşliğimiz güç kazanıyor, dayanışmamız pekişiyor. Bu süreci aynı şekilde sürdürecek, Türkiye'yi daha da büyütecek, inşallah çok daha demokratik, çok daha huzurlu, çok daha güçlü bir konuma ulaştıracağız. Tarihte nasıl yaptıysak, bugün de yapacağız, gelecekte de yapacağız, inşallah bütün hedeflerimizi başaracağız" dedi.
Erdoğan, tüm olumsuzluklara, tüm engellemelere rağmen Türkiye'ye ve millete parlak bir gelecek inşa etmek, çocuklara müreffeh, saygın bir ülke sunmak için var güçleriyle çalışmaya devam ettiklerini söyledi. Hükümet olarak, Temmuz ayı içinde millete ve Türkiye'ye hizmet yolunda yine çok önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini anımsatan Erdoğan, "Bu kapsamda çeşitli vilayetlerimizde çok önemli toplu açılışlar gerçekleştirdik. Acaba 10 yıl önce Bingöl'e, Kastamonu'ya, Şırnak'a havalimanı yapılacak denseydi, buna inanır mıydık? Ama bakın biz söz verdik ve 10 yıl sonra iktidarımızın meyvesi olarak Bingöl'e havalimanı yaptık. Kastamonu'ya yaptık. Şırnak'a yaptık. Şimdi de Hakkari'nin hızla bitirilmesi için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Engellemelere rağmen" şeklinde konuştu.
-"NİCE BAYRAMLARA ULAŞMANIZ TEMENNİSİYLE"-
Konuşmasının son bölümünde de Ramazan ayına değinen Erdoğan, "Mübarek Ramazan ayını artık tamamlıyor, bin aydan daha hayırlı Kadir Gecesi'ni, ardından Ramazan Bayramını karşılamaya hazırlanıyoruz" dedi. Erdoğan, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Kadir Gecesi'nin, 76 milyon aziz milletimiz için, bölgemizdeki tüm dost ve kardeşlerimiz için, İslam Dünyası ve insanlık için hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyorum.
Ramazan Bayramını, ailenizle, kardeşlerinizle, dost ve akrabalarınızla, sağlık, afiyet ve huzur içinde geçirmenizi temenni ediyorum. Ramazan Bayramı, inşallah, mazlumlar için, mağdurlar için, ağır sorunlar altında umut ışığı arayanlar, felah arayanlar için bir kurtuluş vesilesi olsun diye dua ediyorum. Dargınların barıştığı, kardeşliğin güç kazandığı, dayanışmamızın daha da pekiştiği bir bayram diliyor; nice bayramlara ulaşmanız temennisiyle, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum." - Ankara
Son Dakika › Güncel › Başbakan Erdoğan: Asıl Meydan, Sandık Meydanıdır, Asıl Manşet, Sandıktan Çıkan Manşettir - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.