
Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan'a yönelik iddiaları, "O gazetelerin yazdıkları spekülatif amaçlıdır ve gözden düşürmeye yönelik çalışmalardır. Bunlar yaptığı önemli görevlerde belki önünü kesmek amacıyla belli çevrelere verilen mesajlar olarak algılanmalıdır. Kişiler önemlidir, yazdıkları gazeteler de önemlidir. Bunların ABD kendi kamuoyu içerisinde de belli hedefleri gözetlediklerini biz biliriz ama o kişiler, onların yazdıklarıyla uğraşacak vaktimiz yok. Biz Müsteşarımızın başarılı olduğunu, Türkiye sevdalısı olduğunu ve önemli çalışmalarda güvenimizin tam olduğunu söyleyebilirim" diyerek değerlendirdi.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunun ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Arınç, 1 Ocak 2014'te erken terhis alacak asker sayısının sorulması üzerine, "Bunlar konuşuluyor. Doğrudur, kısmen. Yani ben de onu merak ettiğim için sordum. Net bir rakam vermek mümkün değil. Çünkü izin kullananlar vesaireler ile terhis tarihleri değişebiliyor ama bunun 70 bin veya biraz daha üstü olabileceğini söyleyebilirim. Milli Savunma Bakanı'ndan aldığım bilgiyle. Yani sağlık geçerli sebep olabilir, izin kullanmak bir geçerli sebep olabilir. Geç katılmak belki bir sebep olabilir. Bütün bunlarla 70 ile 70'in biraz üstünde belki değişebilecek bir rakamdan bahsediliyor. Herhalde ilk terhisleri de 1 Ocak 2014'ten itibaren görmüş olacağız" şeklinde konuştu.
-"SOMUT BİR BİLGİ YOK"-
Türkiye'nin, Suriye'nin durumunun görüşülmesinin beklendiği Cenevre-2 Toplantısıyla ilgili tutumunun sorulması üzerine Arınç şu cevabı verdi:
"Sadece konuşuluyor şu anda. Böyle bir toplantının nerede, hangi tarihte toplanacağı konusunda bildiğiniz gibi henüz netleşmiş bir somut öneri veya toplantı tarihi söz konusu değil. Cenevre 2'nin toplanması, bildiğiniz gibi Suriye'de kullanılan veya kullanılabilecek kimyasal silahların da imha edilmesiyle ilgili bir sürecin içerisinde mütalaa ediliyor.
Türkiye, eğer işe yarayacaksa ve somut bir neticeye bizi ulaştırabilecekse böyle bir toplantının gecikmiş de olsa yapılmasından yanadır. Ama bunu zamana yaymak suretiyle sadece bunun sözü üzerinde birtakım somut neticelere varmak mümkün değil. Çünkü siz de biliyorsunuz ki 2. Cenevre toplantısının ne zaman yapılacağı, mayıs ayında konuşulmaya başlanmıştı. Tahminen haziran veya en geç temmuz ayları söylenmişti. Biz şimdi neredeyse ekim ayının sonundayız. Cenevre-2 Konferansı, Esad'ın hem takip ettiği kendi ülkesi içerisindeki zulüm hem de dünya kamuoyuna yönelik Rusya'yı, Çin'i, ABD'yi ilgilendiren birtakım gelişmeler sebebiyle gittikçe gecikmiş oldu. Şu anda henüz Cenevre-2 Konferansı'nın nerde ve ne zaman toplanacağı konusunda somut bir bilgi yok."
-"AMA TÜRKİYE YENİ BİR TÜRKİYE"-
Genelkurmay Başkanlığı'nın askerlik süresinin kısalmasıyla ilgili mart 2014 tarihinin kendileri için uygun olduğunu açıklamasının ve bu konuyla ilgili TSK ile Bakanlar Kurulunda bir görüş alışverişinde bulunulup bulunulmadığının sorulması üzerine Arınç, "Hayır hiçbir şey yaşanmadı. Aslında şu saate kadar süren Bakanlar Kurulu toplantımız içersinde bu konu 1 saati geçmemiş bir konu. Biz çok şeyler konuşuyoruz. Meclis gündemindeki, Bakanlar Kurulu tarafından Meclise gönderilen kanunların ne zaman konuşulacaklarını, güncel bazı konuları. Burada Genelkurmay yani bir açıklama yapsamıydı yapmasamıydı farklı düşünebilirsiniz. Ama Türkiye yeni bir Türkiye. Ve Türkiye'de sivil asker ilişkileri, ilk defa normalleşti. Bu şudur; eskiden asker veya Genelkurmay Başkanlığı ona doğrudan bağlı olan bakan olarak sorumluluk taşıyanlar, o ne derse doğru olarak kabul eder ve o doğrultuda karar alırlardı. Ama bizim farkımız şu, genelkurmayımız çok önemli bir görevin başında biliyoruz. Bu hizmetler onun hizmetleridir. Onların planlaması ve ihtiyaç listesi bizim için önemlidir. Onları biliriz, sorarız. Bazen yazılı, bazen şifahen ama sonunda siyasi bir karar verilecekse, bunu ondan bağımsız biz veririz. Dolayısıyla o ihtiyaçların öncelenmesinde, giderilmesinde eğer bizim bir tercihimiz olmuşsa geçerli olan budur. Milli Savunma Bakanımız sadece Genelkurmayımızın düşüncesini veya bu konudaki planlamasını hükümetimize aktarır. Ama 26 bakandan bir tanesidir. Onun düşüncelerini biz kendi aramızda tartışırız. Burada sadece onları boşa çıkarmak, haşa böyle bir düşüncemiz yok. Ama bizim de olaya siyasi bakımından, ihtiyaçlar bakımından, Türkiye'nin yaşaması gerekli olan bir takım yeni gelişmeleri görmek bakımından buna ihtiyacımız var" şeklinde konuştu. TSK'nın personel mevcudunu kendi internet adresinde güncellediğine işaret eden Arınç, bu durumun ordunun şeffaflaşması anlamına geldiğini söyledi. Bugün ne Genelkurmay Başkanı nede sorumlu bir komutanla bu konun görüşülmediğini aktaran Arınç, "Bize iletilen bilgileri biz değerlendirdik. Birilerinin beklentilerinin aksine 1 Ocak tarihini kabul ettik" açıklamasında bulundu.
"Siz de bahsettiniz asker sivil ilişkisinden Genelkurmay Başkanı'ndan da bir açıklama geldi. Balyoz kararları sonrası neden konuşmadığını eleştirenler vardı Orgeneral Özel'e Genelkurmay Başkanı da bugün, kararın vicdani muhasebesini millet yapacaktır değerlendirmesinde bulundu. Sizin görüşünüz nedir bu konuyla ilgili?" sorusuna Arınç, "Genelkurmay Başkanının bir açıklamasını bir siyasetçi olarak benim değerlendirmem ne kadar doğru olur" diyerek cevaplandırmadı.
-"FİDAN'A GÜVENİMİZ TAM"-
Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan'a yönelik iddiaları da değinen Arınç şöyle konuştu:
"Bu konu şüphesiz ilgili arkadaşlarımızdan aldığımız bilgilerle konuşuldu. Göreve atandığı tarihten itibaren bu değerli bürokratımızı yakinen tanıyor ve biliyoruz. Ancak MİT'e müsteşar olduktan sonra hem teşkilatın güvenini kazandığı hem de Türkiye'nin çıkarları için yararlı çalışmalar yaptı. Biliyorsunuz MİT Müsteşarlığı herhangi bir başbakan yardımcısına bağlı değil, doğrudan Başbakanımıza bağlıdır, sorumluluğu ona aittir. Dolayısıyla bu güne kadar yaptığı hizmetlerde hem hükümetimizin arkasında siyasi desteğini bulmuştur, hem de Türkiye'nin çıkarlarını istihbarat anlamında da, Türkiye'nin sorunlarının çözülmesi anlamında da fevkalade güzel yerine getirmiş bir arkadaşımızdır. Onun yıpratılmak istenmesi, belli ülkeler, belli istihbarat örgütleri tarafından elbette doğaldır. Kim yıpratılmak istenmiyor ki? Siyasetçiler açısından bakarsanız bunun bir gerçekçiliği vardır. Önemli görevler yapan insanlar için böyle bir şey elbette muhtemeldir. Ama yayınlanan bazı gazeteler veya Amerika'da neşredildiği söylenen makalelerin kimin hesabına ve ne maksatla yazıldığını az çok biliyoruz. Genel itibariyle şunu söylemem lazım. Gerek Suriye konusundaki MİT Müsteşarının çalışmaları ve çözüm süreci ile ilgili MİT müsteşarının çalışmaları ülkemiz çevresinde cereyan eden olaylarla ilgili MİT Müsteşarımızın çalışmaları açısından hükümetimiz hiçbir sıkıntı görmemekte ve kendisini takdir etmektedir. Eğere bir yanlışı, bir kusuru , bir ihmali söz konusu olursa, gereken mutlaka yapılır. O gazetelerin yazdıkları spekülatif amaçlıdır ve gözden düşürmeye yönelik çalışmalardır. Bunlar yaptığı önemli görevlerde belki önünü kesmek amacıyla belli çevrelere verilen mesajlar olarak algılanmalıdır. Kişiler önemlidir, yazdıkları gazeteler de önemlidir. Bunların ABD kendi kamuoyu içerisinde de belli hedefleri gözetlediklerini biz biliriz ama o kişiler, onların yazdıklarıyla uğraşacak vaktimiz yok. Biz Müsteşarımızın başarılı olduğunu, Türkiye sevdalısı olduğunu ve önemli çalışmalarda güvenimizin tam olduğunu söyleyebilirim."
Doğalgaz zammının gündemde olup olmadığının sorulması üzerine Arınç, bu konuyla ilgili Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız'ın "zam yok" dediğini anımsatarak kendisinin de bunu tekrarlayacağını aktardı. Arınç, kendilerinin bu konuda başarılı bir hükümet olduğunu da dile getirerek, vatandaşların bu konuda güven içinde olması gerektiğini vurguladı. Arınç, dünya piyasasındaki dalgalanmaların Türkiye'deki fiyatları etkilememesi için de ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti.
-"SARIGÜL'Ü ALACAK MI, ALMAYACAK MI?"-
Demokratikleşme paketindeki Siyasi parti üyeliği konusunun partilere üyelikleri kolaylaştırdıklarını, her partinin daha çok sayıda üye kaydedebilmesi imkanını getirdiklerini vurgulayan Arınç, siyasi partilerin demokrasinin vazgeçilmez unsurları olduğunu düşündüklerini söyledi. Siyasi partilerin güçlenmesi ile siyasetin de güçleneceğine inandıklarını dile getiren Arınç, "Dolayısıyla siyasetin güçlü olduğu bir ülkede de demokrasi güçlenir. Bugüne kadar ki kısıtlamaları kaldırıyoruz. Yoksa ön seçim yapacak mı, yapmayacak mı, kontenjanı hangi ilde kullanacak, Sarıgül'ü alacak mı, almayacak mı? Herhalde bunlara ait bir yasal düzenleme yapacak halimiz yok. Güller çeşit çeşit biliyorsunuz. Onlar kendi partilerinin iç düzenlemeleridir" diye konuştu.
Demokratikleşme paketine desteğin ilk açıklama yaptığı zaman yüzde 70'leri bulduğunu anlatan Arınç şöyle devam etti:
"Bu oranın daha da üstüne çıktığımızı söyleyebilirim hem dış basın noktasında hem de içerideki kamuoyu noktasında. Bir partinin grup başkanvekili, her zaman çokça konuşan birisi, 'nereden ölçebildi bu kadar şeyi, 7 saatte nereden buldu bu neticeyi' demişti. Unutmayın Türkiye'de seçim sonuçları bile sandıklar açıldıktan 3 saat sonra neredeyse belli oluyor. Zaman tünelinde kalmış arkadaşlarımız var. Biz Türkiye'nin her bölgesindeki ajanslar vasıtasıyla kimin ne düşündüğünü, paket karşısındaki tepkilerinin olumlu mu olumsuz mu olduğunu çok şükür. Bakanlar Kurulu toplantısından sonra bile bilebilecek bir noktadaydık.
Tabi bugün 1 Ocak tarihini açıklamakla aslında Oktay Bey'e çok büyük bir kötülük yaptık. Bu kadar konuşması boşa gitti. Onu sevindiremediğimiz için aslında biz de sevinçliyiz. Yani bu arkadaşımızın ne olur bundan sonra daha ciddi şeyler konuşması, daha dirayetli olması partisi adına partisine daha çok puan kazandırması lazım. Ne kadar boş konuşuluyor. Ne kadar hafife alınan, yalanlarla dolanlarla birtakım suçlamalarla siyasi partilerin önünde gelen insanlara hakaret edilebiliyor. Doğrusu bir partiye yakışmıyor bu düşünceler. "İşte kıyakçı olan ayakçı olurmuş', bilmem neymiş, bu argo, bir siyasetçinin kullanabileceği tabirler değil."
-"BIRAK YÜZDE 50'Yİ KARDEŞİM, YÜZDE 30'U KENDİNE HEDEF AL"-
Arınç, siyasetin bir iddia işi olduğunu vurgulayarak, "Bir siyasi partiye "bu önümüzdeki mahalli seçimlerde size yüzde 20 hedefini veriyoruz, yüzde 20'ye ulaşamazsanız siyasetten ayrılır mısınız' diye sormak bence ciddi bir iştir. 'Biz AK Parti'yi bile geçtik, bizim oylarımız aslında yüzde 50'yi buldu' diyen birisine, bırak yüzde 50'yi kardeşim, yüzde 30'u kendine hedef al ama yüzde 30'u başaramazsam ben de siyasete veda edeceğim demek bir iddia işidir. Bizim Başbakanımız, yani Türkiye'nin Başbakanı, AK Parti'nin Genel Başkanı her seçimde 'ikinci olursam siyaseti bırakırım' diyor ve işte 3 dönemle kendisini sınırlayan bir parti ki başka bir örneği de yok. Neredeyse 80 yaşına gelmiş hala Meclis'in içinde kalmaya çalışan siyasetçiler partilerini başarıya götüremiyorlar" diye konuştu.
-"ORADA PARLAMENTO'DA HİÇ İŞE YARAMAYANLARIN"-
ODTÜ arazisinden geçen yol çalışmasıyla ilgili tartışmaların sürdüğü, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek'in açıklamalarda bulunmasının anımsatılması üzerine Arınç şöyle konuştu:
"Belediye Başkanı ne diyorsa onu diyor. Eleştirenler olabilecektir, beğenenler olacaktır, beğenmeyenler olacaktır. Demek ki faaliyet Ankara Büyükşehir Belediyesine ait bir faaliyettir. Onun faaliyetlerini onaylayıp onaylamamak için benim bir şey söylememe gerek yok. Melih Gökçek Sayın Büyükşehir Belediye Başkanı, ODTÜ'nün Rektörü, buna taraf olduğunu iddia edenler elbette bir şey söyleyecektir ama sonunda hukukun dediği olacaktır. Böyle bir yolun yapılmasına ihtiyaç varsa yolun yapılması sırasında da ağaçlar ve ODTÜ ormanı zarar görmeyecekse, 5'i giderken 15'i gelecekse millet burada Ankara Büyükşehir Belediyesini haklı görür. Orada Parlamento'da hiç işe yaramayanların biraz fidan dikmeye çalışması şova yönelik gösterilerdir. Millet bunun karşılığını da verir. Orada hukuk ne diyorsa ihtiyaç neyse geçmişte yapılan ODTÜ Rektörlüğü ile belediyeler arasındaki Bayındırlık Bakanlığı arasındaki ilişkiler neyi getirmişse ve itiraz görmemişse bugün onlar yapılacaktır. Şahsi davranışları söz konusu etmiyorum, bunlar beğenilir veya beğenilmez ama işin aslında oradan geçmesi gereken bir yol var. O yolun ne şekilde zarar vermeden geçebileceği konusunda da Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın da Ankara Büyükşehir Belediyemizin de Orta Doğu Teknik Üniversitesi Rektörlüğüne sunduğu bir proje var. Kabul edilmiş bir proje var ama onun üstüne yeniden Gezi benzeri olaylar çıkarmaya yönelik birtakım gayretler var. Sanıyorum en kısa sürede bu iş doğru bir şekilde çözümlenecektir."
Son Dakika › Güncel › Başbakan Yardımcısı Arınç (2/son): Fidan'ın Türkiye Sevdalısı Olduğunu Söyleyebilirim - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.