DHA İSTANBUL BÜLTENİ - 4
(Geniş haber)
1-ERDOĞAN: GOLAN TEPELERİNİN İŞGALİNİN MEŞRULAŞTIRILMASINA ASLA İZİN VERMEYİZ, VEREMEYİZ
Haber-Kamera: Gökhan ÇELİK-Güven USTA-Akın ÇELİKTAŞ/İSTANBUL,
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail işgali altındaki Suriye toprağı Golan Tepeleri için Twitter'dan yaptığı açıklama ile ilgili konuştu. Erdoğan "Golan Tepeleri'nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz. Veremeyiz." dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu başkanlığında yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı Dışişleri Bakanları Düzeyinde Açık Katılımlı Acil İcra Komitesi Toplantısı'na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuk bakanlara seslenerek,"Yeni Zelandalı kardeşlerimin acısını paylaştığımızı ifade etmek istiyorum. Yeni Zelanda'daki eylemde hayatını kaybedenler başta olmak üzere terörün vahşi yüzüne kurban verdiğimiz şehitlerimizi rahmetle yad ediyorum" dedi. Erdoğan, "Saldırının hemen ardından Cumhurbaşkanı Yardımcımı ve Dışişleri Bakanımı Yeni Zelanda'ya gönderdim. Yeni Zelanda makamlarının burada olması son derece anlamlıdır. Yaptığımız davete çok kısa sürede icabet ettiğiniz için her birinize şükranlarımı sunuyorum. İslam İşbirliği Teşkilatı üye sayısı bakımından BM'den sonra en büyük kuruluştur. Elbette İsrail yönetiminin aralıksız tacizlerine maruz kalan Kudüs'ün hakkını korumak teşkilatımızın birinci vazifesidir.ö ifadelerini kullandı.
"ASLA İZİN VERMEYİZ, VEREMEYİZ"
Erdoğan, "Dün Amerika Başkanı Trump'ın Goran Tepeleri ile ilgili talihsiz açıklaması bölgeyi yeni bir krizin, yeni bir gerilimin eşiğine getirmiştir. Golan Tepeleri 1967'den bu yana İsrail'in işgali altında bulunmaktadır. 1967 senesindeki İsrail işgali sadece bölgedeki Arapları değil Türkmenleri de kendi topraklarından göçe zorlamıştır. Türkiye'nin ve İslam İşbirliği Teşkilatı'nın hassas bir meselede sessiz kalması emrivakilere boyun eğmesi düşünülemez. Golan Tepeleri'nin işgalinin meşrulaştırılmasına asla izin vermeyiz, veremeyiz. Bununla beraber Müslümanların huzurunu, bekasını, hayat hakkını hedef alan her kritik hadise her saldırı biz ve teşkilat için önemlidir. İslam İşbirliği Teşkilatı'nın İslam dünyası ile tüm insanlığın geleceğini tehdit eden olaylar karşısında bigane kalması kayıtsız kalması düşünülemez. Bu hassas süreçte doğrudan bizi ilgilendiren hususlarda daha aktif daha girişken olmamız mesuliyet üstlenmemiş gerekiyor" diye konuştu.
"SALDIRI ASLA SIRADAN BİR HADİSE OLARAK GÖRÜLEMEZ"
"Cuma namazı için toplanan 51 kardeşimizin şehadeti, 47'sinin yaralanmasına neden olan kalleş saldırı asla sıradan bir hadise olarak görülemez" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
"Bu olay kökleri derinlere inen bir kinin, saplantının ve nefretin, inkarı mümkün olmayan bir dışa vurumudur. Yükselen kültürel ırkçılıktan sadece Müslümanlar değil, Museviler, Afrikalılar, Asya kökenliler, Romanlar da mağdur oluyor. Bir daha benzer acılar yaşanmasın, camiler kan gölüne dönmesin diye tavrımızı net bir şekilde ortaya koymalıyız. Manifestodan dehşet verici görüntülere, silahın üzerindeki tarih, isim, yerlere kadar pek çok husus bu gerçeği ispat etmektedir. Yeni Zelanda saldırısı Müslümanları hedef alan ne ilk ne de son saldırıdır. 1993'te Solingen'de Neo Naziler evlerini ateşe vererek 5 vatandaşımızı kalleşçe şehit ettiler. 2011'de Oslo yakınlarında 77 can, beyaz ırkın üstünlüğüne inanan bir cani tarafından öldürüldü. Gün geçmiyor ki bir ibadethaneye, iş yerine, derneğe yapılan saldırı haberini almayalım. Gün geçmiyor ki göçmenleri etnik, dini, kültürel kimliği hedef alan bir sorunla muhatap olmayalım. Çoğu zaman bu nefret suçlarının failleri ya bulunmuyor, bulunduğu zaman ise psikolojik rahatsızlığa atfediyorlar. Münferit, adi suçlu denilerek olay örtbas ediliyor."
"Sorunları halının altına süpürerek çözemeyiz" diyen Erdoğan, "Biz görmezden geldikçe sorunlar katlanacaktır. Tepkimizi güçlü şekilde göstermedikçe Neo Nazi virüsü bünyeyi saracaktır. Sonuçta Allah korusun 1940'larda Avrupa'da olduğu gibi telafisi mümkün olmayan acılar yaşanacaktır. Gördüğümüz sıkıntıları cesaretle ifade etmeli, çözüm yollarını da yine beraberce aramalıyız." dedi.
"TAVRIMIZI NET BİR ŞEKİLDE ORTAYA KOYMALIYIZ"
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Biz acı da olsa hakikatleri dillendirmedikçe, batılı medya kuruluşları İslam düşmanlığını körüklemeye devam edecektir. İşte bu yüzden sorunları görmeli ve çözüm üretmeliyiz. Sadece kendimiz için değil evlatlarımız için de yapmalıyız. Bunu gülücükleriyle camilerimizi şenlendiren 3 yaşındaki şehitlerimizin hatıraları için yapmalıyız. Bunu katiline bile kapıyı 'merhaba kardeşim' diye açan mümin yürekler için yapmalıyız. Bir daha benzer acılar yaşanmasın, camilerimiz kan gölüne dönmesin diye tavrımızı net bir şekilde ortaya koymalıyız. Sorumluluğumuzun hakkını vermek için muhataplarımız nezdinde bu konuyu gündeme taşıyoruz. Yabancı karşıtlığını ve İslam düşmanlığını kendi meselemiz addediyoruz. Bugün İngiltere nüfusunun yüzde 7'si Müslümanlardan oluşuyor. Bu insanların kahir ekseriyeti birkaç asırdır bu ülkelerde hayatlarını devam ettiriyor" şeklinde konuştu.
"İSRAİL'İN TERÖR DEVLETİ UYGULAMALARINI SAKLAMAYA ÇALIŞMAK BEYHUDEDİR"
Erdoğan şöyle devam etti:
"İslamofobi veya aşırı sağ diye tarif ettiğimiz bu yapılar politik kavram olmaktan çıkmıştır. Karşımızda açıkça İslam düşmanlığı, Müslüman düşmanlığı vardır. Bu mesele siyasetin, sivil toplumun, araştırma kurumları, akademinin araştırma alanından çıkmıştır. Bu mesele, güvenlik birimlerinin, sokaktaki vatandaşlarının da sorunudur. Tıpkı DEAŞ gibi Eş-Şebab, PKK gibi Neonazi örgütleri de terör yapılanması olarak ele alınmalı bu şekilde değerlendirilmelidir. İnsanlık yükselen islam düşmanlığı ile mücadele etmelidir. Bugün uluslararası toplum DEAŞ eylemleri sonrasında nasıl tepki veriyorsa aynı güçlü tepkiyi Neo Nazi saldırıları karşısında da göstermelidir. Batılı basın yayın organları kendilerini çok ciddi bir öz eleştiriye tabi tutmalıdır. Müslümanları ötekileştirerek siyaset yapan politikacılar söylemlerine çeki düzen vermeli. Biz ortada bir zulüm varsa bunun karşısında dik durmaya çalışıyoruz. Bir dizi önlemin acilen hayata geçirilmesi gerekiyor. Londra'da, Paris'te yaşanan araba kazalarında bile hemen terör ihtimali aranırken organize suçların adi suçlar kapsamında değerlendirilmesini doğru bulmuyoruz. İsrail'in terör devleti uygulamalarını gizlemeye, saklamaya çalışmak beyhudedir. Neo Nazi terörünü görmezden gelmenin maliyeti ağır olacaktır. Hele hele gerçekleri dile getirdiğimiz için şahsımı hedef almak, batı dünyasında nefret objesi haline getirmek kimseye bir fayda getirmez. Biz doğru bildiklerimizi söylemekten çekinmeyiz. 40 yıldır manşetlerle çarpışıyoruz. Dün olduğu gibi bugün de hakkı söyleyeceğiz."
"UNUTULUP GİTMESİNE MÜSAADE ETMEMELİYİZ"
Yeni Zelanda Başbakanı Ardern'e hassasiyetinden dolayı teşekkür eden Erdoğan, "Yeni Zelanda makamlarına ve halkına teşekkürü borç bilirim. Başbakan Ardern olmak üzere, Yeni Zelanda hükümetinin gösterdiği hassasiyet için teşekkür ederim. Yeni Zelanda'da sergilenen empati ve Müslümanlarla dayanışma tüm dünya liderlerine örnek olmalıdır. Elbette terör saldırısını gerçekleştiren caninin adını anmamalıyız. Ancak bu vahşi terör saldırısının unutulup gitmesine de müsaade etmemeliyiz. Bu caniye hak ettiği cezayı vererek, tüm bağlantılarını ortaya çıkarak aynı hevesi taşıyanlara çok güçlü bir mesaj vermeliyiz. İslam düşmanlığı ve kültürel ırkçılık ile mücadele asıl görev batılı ülkelere düşüyor. Ama bizim de bu sorunu artık daha ciddi ele almamız gerekiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı olarak bu konuda atacağımız çok adım olduğunu düşünüyorum. 10 yıllık eylem planında İslam düşmanlığı konusuna yer vermiştik. Ama olması gereken düzeyde bir çaba sergilenmedi. Müslümanlara yönelik nefret söylemini tespit ve takip edecek sürekli gündemde tutacak mekanizmaya ihtiyacımız var. Teşkilatın kurumsal olarak kendini bu asimetrik tehdide adapte etmesi şarttır. Elimizdeki siyasi, bürokratik araçların nasıl etkin olarak kullanmamız gerektiğini burada konuşmalıyız. Tek yürek, tek bilek olarak birlikte hareket etmeliyiz. Türkiye olarak zirve dönem başkanı olarak elimizden gelen her türlü desteğe vermeye hazırız." diye konuştu.
Görüntü Dökümü:
--------------------
-Erdoğan'ın açıklamaları
22.03.2019 -11.01 Haber Kodu : 190322044
============================================
2- MALTEPE SAHİL YOLUNDA DOLMUŞ İLE OTOMOBİL ÇARPIŞTI: 10 YARALI
Kazanın hemen ardından çekilen görüntüler..
Haber-Kamera: Çağrı ÇALIŞKAN/İSTNABUL,
Maltepe sahil yolunda dolmuş ile otomobilin çarpışması sonucu 10 kişi yaralandı.
Maltepe Sahil Yolu Kadıköy istikametinde Mehmet Işık yönetimindeki dolmuşa, dönüşün yasak olduğu kavşaktan döndüğü iddia edilen Davut Kaya idaresindeki otomobil çarptı. Çarpışmanın etkisiyle dolmuş savrularak kaldırıma çıktı. Sürücü ile dolmuşta bulunan 8 yolcu yaralandı. İhbar üzerine olay yerine gelen ambulanslarla yaralı 9 kişi çevre hastanelere kaldırıldı. Yaralı dolmuş sürücüsü ise hastaneye gitmek istemedi. Ayakta tedavisi yapılan sürücü bir süre aracının başında bekledi. Hastaneye kaldırılan yaralıların durumunun iyi olduğu öğrenilirken, polis kazayla ilgili soruşturma başlattı.
Görüntü dökümü:
-----------------
-Olay yeri
-Kaza yapan araçlar
-Yaralılara müdahale eden ambulans görevlileri
-Hastaneye kaldırılmaları
-Işık'ın gitmek istememesi
-Araçların kaldırılması
-Genel ve detaylar
DHAFEED
22.03.2019 -12.50 Haber Kodu : 190322111
==========================
-(ÖZEL)
3-PENDİK'TE SPOR SALONUNDA YANGIN
Haber-Kamera: Çağrı ÇALIŞKAN/İSTANBUL DHA
Pendik'te bulunan bir spor salonunda çıkan yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürülürken, salonda hasar oluştu.
Çamçeşme Mahallesi'nde üç katlı binanın giriş katında bulunan bir spor salonunda sabah saat 08.00 sıralarında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Dumanları fark eden çevredekiler durumu itfaiye ekiplerine haber verdi. Spor salonunda çıkan yangın itfaiyenin müdahalesiyle söndürüldü. Yangında ölen ya da yaralanan olmazken, salonda maddi hasar oluştu. Yangının çıkış nedeni araştırılıyor.
Görüntü Dökümü:
-----------------------
-İtfaiye ekiplerinden görüntü
-Spor salonundan görüntü
-Salon içerisinin dumanlı görüntüsü
-Camdan çıkan dumanların görüntüsü
-Binadan görüntü
-İtfaiye araçlarından görüntü
22.03.2019 - 12.47 Haber Kodu : 190322109
===================================
4- 15 TEMMUZ ŞEHİTLER KÖPRÜSÜ'NDE POLİS ARACI YANDI- 2
Haber: Zeki GÜNAL - Murat KORKMAZ - İstanbul DHA
15 Temmuz Şehitler köprüsü üzerinde polis aracı yandı.
TEM otoyolu Edirne istikametinde ilerleyen polis aracı, saat 10.30 sıralarında köprü üzerinde yanmaya başladı. Yangın nedeniyle köprüde trafik durdu. Yangına sürücüler yangın söndürme tüpleriyle müdahale etti. Olay yerine itfaiye ekibi de sevkedildi. Yangın söndürülürken köprüde trafik yoğunluğu oluştu. Yanan aracın çekilmesinin ardından trafik normale döndü.
Görüntü Dökümü:
-----------
-Yanan araç
-Köprüdeki yoğunluk
22.03.2019 -11.33 Haber Kodu : 190322066
======================================
5- SİLİVRİ'DE TÜNELDE MAHSUR KALAN 2 KİŞİYE ULAŞILAMADI
Haber-Kamera: Eren ERMİŞ/ İSTANBUL,
Silivri'de define aramak için kazdıkları tünelde kalan 2 kişiye ulaşılamadı. Tünelde mahsur kalanların yakınları olay yerinde basın açıklaması yaparak, "Ölü ya da diri çocuklarımızı istiyoruz" dedi.
Silivri'nin Gümüşyaka Mahallesi'nde bulunan bir villanın bahçesinde 12 Mart'ta tarihi eser aramak için kazdıkları tünelde zehirlendiği belirtilen Enes Uçkan ve Cemal Gülgör'e ulaşılamadı.
"OĞLUM BULUNANA KADAR BURADA BEKLEYECEĞİM"
Çalışmaların durdurulduğunu söyleyen Cemal Gülgör'ün annesi Sati Gülgör, "Oğlumun bulunmasını istiyorum. Ama ölü ama diri. Gerekirse burayı alt üst etsinler bulsunlar. Gözaltındakileri serbest bıraktıklarını öğrendik. 3 gün çalışma yaptılar 2 gündür bir şey yapılmıyor. Sesimizi herkes duysun, biz evlatlarımızı istiyoruz. Oğlum bulunana kadar burada bekleyeceğim" dedi. Baba Satılmış Gülgör ise, "Biz çocuğumuzu istiyoruz. Çalışmalar neden durdu? Bize bir açıklama yapılmıyor" diyerek beklemeye devam edeceğini söyledi.
Mehmet Enes Uçkan'ın teyzesi Suzan Demircan da, "Enes'i bulamıyoruz. Bir tane çocuğumuz var toprağın altında mı üstünde mi bilemiyoruz. Acımız çok büyük" şeklinde konuştu.
Görüntü Dökümü:
------------------------
-Aile yakınlarının bekleyişi
-Enes Uçkan'ın teyzesinin açıklaması
-Cemal Gülgör'ün anne ve babasının açıklaması
22.03.2019 -13.10 Haber Kodu : 190322119
=================================
6-İSTANBUL'DA PKK OPERASYONU: 7 GÖZALTI
Haber: Çağatay KENARLI/İSTANBUL DHA
İstanbul'da terör örgütü PKK/KCK'ya yönelik düzenlenen operasyonda 7 kişi yakalanarak, gözaltına alındı.
İstanbul Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri, örgütün kırsal alanında faaliyet gösteren ve yurda giriş yaptığı öne sürülen kişilerin yakalanmasına yönelik çalışma başlattı. Polis, şüphelilerin Gaziosmanpaşa ve Esenyurt'ta örgütün gençlik yapılanmasında yer alan ve araç yakma, iş yerlerine molotof kokteyli atma ile el yapımı patlayıcı atma eylemlerini yaptıklarını belirledi. TEM polisleri tespit edilen 13 kişinin yakalanması için dün gece TEM Özel Tim ekiplerinin de desteğiyle Gaziosmanpaşa, Esenyurt ve Maltepe'de bulunan adreslere eş zamanlı operasyon düzenledi. Operasyonlarda 7 kişi yakalanarak, gözaltına alındı. Adreslerde yapılan aramalarda çok sayıda örgütsel doküman ve dijital malzeme ele geçirildi. Polis hakkında gözaltı kararı bulunan 6 kişinin yakalanması için çalışmalarını sürdürüyor.
Görüntü Dökümü:
------------------
-ARŞİV
======================================
7-FATİH ALTAYLI'YA POLİSE HAKARET SUÇUNDAN 16 BİN 620 TL ADLİ PARA CEZASI
Haber: Özden ATİK/İstanbul DHA
Nişantaşı'nda aracının park edilmesiyle ilgili tartıştığı polis memuruna küfür ederek tehditte bulunduğu iddiasıyla yargılanan gazeteci Fatih Altaylı, "Kamu görevlisine karşı alenen hakaret" suçundan 16 bin 620 lira adli para cezasına çarptırıldı. Mahkeme, polis memurunun şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle Altaylı hakkında "Tehdit" suçu yönünden ise davanın düşürülmesine karar verdi.
İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuksuz sanık Fatih Altaylı ile müşteki polis memuru A.K. katılmadı. Duruşmada olayı görerek cep telefonuyla kayda alan tanık dinlendi. Tanık, Fatih Altaylı'nın bir polis memuruyla tartışırken gördüğünü, polis memurunun "Bu aracı buraya park edemezsiniz bir tur atıp gelin" demesi üzerine aralarında sözlü tartışma yaşandığını ve Altaylı'nın polis memuruna küfür ettiğini söyledi.
ALTAYLI'NIN AVUKATI BERAATİNİ TALEP ETTİ
Fatih Altaylı'nın avukatı, müvekkilinin olay tarihinde eşinin rahatsızlığı nedeniyle gergin olduğunu, aracı park etme meselesi yüzünden polisin kendisine yaklaşımından dolayı bir takım serzenişlerde bulunduğunu, ancak kesinlikle polis memurunun yüzüne karşı bir hakareti olmadığını belirtti. Altaylı'nın avukatı, müvekkilinin mağdur polisle görüştüğünü ve kamuoyuna yansıyacak şekilde özür dilediğini, polis memurunun da şikayetçi olmadığını belirterek müvekkilinin beraatini talep etti.
HAKARETTEN CEZA VERİLDİ
Mahkeme, sanık Fatih Altaylı'yı "Polis memuruna karşı alenen hakaret" suçundan 16 bin 620 lira adli para cezasına çarptırdı. Mahkeme, Altaylı hakkında mağdurun şikayetinden vazgeçmiş olması nedeniyle "Tehdit" suçu yönünden davanın düşürülmesine karar verdi.
OLAYIN GEÇMİŞİ
İddianamede, İstanbul Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü'nde polis memuru olarak görev yapan müşteki A.K.'nin, "Harbiye Mahallesi Abdi İpekçi Caddesi'nde çok sayıda yasak park" anonsu gelmesi üzerine, ekiplerle birlikte bu bölgeye gittiği ve burada park etmiş araçlardan içinde sürücüsü bulunanlara uyarı yaptığı, içinde sürücüsü bulunmayanlara ise cezai işlem uyguladığı belirtiliyordu. Müşteki polis memuru A.K'nin, Fatih Altaylı'nın aracına da cezai işlem uyguladığı, bunun üzerine Altaylı'nın polis memuru ile tartışmaya başladığı, tehdit ettiği ve çeşitli hakaretlerde bulunduğu ileri sürülüyordu. Sanık Fatih Altaylı mahkemede verdiği ifadesinde, olay günü eşinin rahatsızlığından dolayı hastaneye gitmek için yola çıkacaklarını, bu esnada araçta şoförünün bulunduğunu ve kendisi olay yerinde yokken araçla ilgili cezai işlem yapıldığını, eşinin hastalık durumundan dolayı buna sinirlendiğini ve polis memurları ile yaşadığı tartışmada şikayette bulunacağını söylediğini ifade etmişti. Altaylı'nın müştekinin yüzüne karşı da herhangi bir küfür etmediğini, kendi kendine söylenmek için küfür ettiğini de belirtmişti.
=========================
8-"ÇALINTI BURÇ YORUMU" DAVASINA BAKACAK MAHKEME ARANIYOR
Haber-Kamera: Hayati ARIGAN/İSTANBUL,
Astroloji dünyasının burç yorumcuları Şenay Yangel ile Nuray Sayarı arasında 'çalıntı burç yorumu' davası 4 yıldır devam ediyor. Şenay Yangel'in kendi burç yorumlarını Nuray Sayarı'nın birebir kullandığı iddiasıyla manevi ve mali haklara tecavüz suçundan yaptığı şikayet üzerine açılan davada, İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi burç yorumlarının eser niteliği taşımadığı için görevsizlik kararı verdi. Davanın gönderildiği İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi 'ben de görevsizim' dedi. Dava dosyası İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderildi. Ağır ceza mahkemesi davaya hangi mahkemenin bakacağına karar verecek.
ŞİKAYETÇİ OLDU
Burç yorumcusu Şenay Yangel, 2013'te Nuray Sayarı'nın kendisine ait burç yorumlarını birebir kendi internet sitesinde kullandığı iddiasıyla şikayetçi oldu. Nuray Sayarı hakkında manevi ve mali haklara tecavüz suçundan 2015'te İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi'nde dava açıldı.
KARDEŞİM KENDİ SİTESİNDE KULLANMIŞ
Suçlamaları kabul etmeyen Nuray Sayarı söz konusu burç yorumlarının bilgisi dışında, kardeşi Hakan Uman'ın kurduğu nuraysayari.com isimli web sitesinde yayınlandığını ileri sürdü. 1995'ten bu yana profesyonel burç yorumları yaptığını söyleyen Nuray Sayarı, intihal edildiği iddia edilen burç yorumlarından şikayet sonucu haberi olduğunu belirtti. Kardeşi Hakan Uman ile şikayetçi Şenay Yangel'in avukat eşi Yüksel Yangel'in önce polemik yaşadıklarını, sonra ahbap olduklarını belirten Sayarı, yorumlarının 2013 ve öncesinde dergilerde ve sadece kendisine ait internet sitesinde yayınlandığını söyleyerek, beraatini istedi.
CEZALANDIRILSIN
Şenay Yangel'in hem eşi hem de avukatı Yüksel Yangel ise Nuray Sayarı'nın, burç yorumlarını aynen iltibas ederek kullandığını, kardeşi Hakan Uman hakkında üç kez yaptıkları şikayetin takipsizlikle sonuçlandığını belirtti. Şenay Yangel'in yazılarını başka birinin iltibas ettiği için Bakırköy Fikri Sınai Ceza Mahkemesi'nden ceza aldığını belirten avukat Yüksel Yangel, Nuray Sayarı'nın Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndan ya da Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabet hükümleri göz önüne alınarak cezalandırılmasını istedi.
BURÇ YORUMLARI ESER DEĞİL
Mahkemenin belirlediği bilirkişi ise burç yorumlarının eser niteliğine haiz olmadığını belirtti. Mahkeme eylemin haksız rekabet olduğunu belirterek görevsizlik kararıyla dosyayı asliye ceza mahkemesine gönderdi.
ASLİYE CEZA MAHKEMESİ DE 'GÖREVSİZİM' DEDİ
İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi'nde dün görülen duruşmaya Nuray Sayarı avukatı Bora Berk Baycık ile katılırken Şenay Yangel'i avukat eşi Yüksel Yangel temsil etti. Hakim davaya bakmakla görevli mahkemenin asliye ceza mahkemesi olmadığını belirterek, davaya bakacak belirlenmesi için dosyayı Nöbetçi İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderdi. 4 yıldır devam eden davanın hangi mahkemede görüleceğine ağır ceza mahkemesi karar verecek.
BİR LİRALIK TAŞLARI 100 TL'YE SATIYORDU
Duruşma çıkışında konuşan Nuray Sayarı erkek kardeşi Hakan Uman'ın kendi adını taşıyan bir site kurduğunu belirterek, "Eşim siteden doğal taşlar satacaktı. Kendisine beş altı aylık burç yorumlarımı verdim. Bir liraya aldığı taşları, yüz liraya satıyordu. İnsanların haklarına giriyordu. Bunun uygun olmadığını artık ona burç yorumu vermeyeceğimi söyledim. Sonra meslektaşımın yazılarını alıp yayınlamış. Meslektaşımın ailesiyle kardeşim kanka oldular. Ben bir sürü kitap yazmış kadının, birinin burç yorumunu alıpta yorumlayacak kadın değilim. Suçsuzum" dedi.
ADIMI KULLANIP BİR YERLERE GELMEK İSTEDİ
Şenay Yangel'in ismini anmak istemediğini belirten Nuray Sayarı, " Benim adımı kullanarak bir yerlere gelmek istedi. Benim meslektaşım. Ben mesleğine aşkla bağlı olan bir insanım. Türkiye'de tek bir markayım. Dünya ödüllü astroloğum. İsmini anmak istemiyorum. Çünkü bu şahıs buraya kadar benim sayemde tannıdı" dedi.
SONUNDA BERAAT KARARI ÇIKACAK
Avukat Bora Berk Baycık ise Şenay Yangel'in burç yorumlarının habersiz alınark kullanıldığı ve çaldılar iddiasıyla açtığı bir dava olduğunu belirtti. Fikri Sınai Haklar Ceza Mahkemesi'nin burç yorumlarının eser olmadığı yönünde karar verdiğini belirten avukat Baycık, "Dava asliye ceza mahkemesine gönderildi. Müvekkilim yorumlardan herhangi bir para almadığı için kendisine ait olmadığı bir sitede yorumlandığı için, asliye ceza mahkemesi de görevsizlik kararı verdi. Hangi mahkeme bakarsa baksın sonuçta beraat kararı çıkacaktır" dedi.
Görüntü dökümü:
-----------------
-Nuray Sayarı'nın konuşması
-Bora Berk Baycık'ın konuşması
22.03.2019 -12.56 Haber Kodu : 190322112
Son Dakika › Güncel › Dha İstanbul Bülteni - 4 - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.