Dha Yurt Bülteni 2 - Son Dakika
Son Dakika Logo

Dha Yurt Bülteni 2

24.07.2018 10:30

1 - Timsal Karabekir, Erzurum Kongresi'nin 99'ncu yıl dönümü törenleri için Erzurum'daCUMHURİYET'in temellerinin atıldığı Erzurum Kongresi'nin 99'ncu yıl dönümü törenlerine katılan Kazım Karabekir Paşa'nın kızı Timsal Karabekir, Anıtkabir ziyaretinde çektiği videoda Atatürk'ü sevmediğini...

1 - Timsal Karabekir, Erzurum Kongresi'nin 99'ncu yıl dönümü törenleri için Erzurum'da

CUMHURİYET'in temellerinin atıldığı Erzurum Kongresi'nin 99'ncu yıl dönümü törenlerine katılan Kazım Karabekir Paşa'nın kızı Timsal Karabekir, Anıtkabir ziyaretinde çektiği videoda Atatürk'ü sevmediğini söyleyerek ağır hakaretlerde bulunan Safiye İnci'ye tepki gösterdi. Karabekir, "Bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adamı mı diye" dedi.

TİMSAL KARABEKİR'DEN 'ATATÜRK'E HARAKET'E TEPKİ

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk yönetiminde, 'Milli sınırlar içinde vatan, bölünmez bir bütündür, parçalanamaz' kararıyla Cumhuriyet'in temellerinin atıldığı Erzurum Kongresi'nin 99'ncu yıl dönümü törenlerine eşlik eden Kazım Karabekir Paşa'nın kızı Timsal Karabekir halkın büyük ilgisi ile karşılandı. Kongre binasında Devlet Tiyatrosu Sanatçıları tarafından kongre canlandırıldı. Atatürk'ün yanında yer alan Kazım Karabekir Paşa'yı canlandıran Mertcan Polat'ı görüp duygulanan Timsal Karabekir, genç sanatçıya sarılıp yanaklarından öptü. Böyle anlamlı bir günde burada bulunmaktan çok mutlu olduğunu ifade eden Timsal Karabekir, Anıtkabir ziyaretinde çektiği videoda Atatürk'ü sevmediğini söyleyerek hakaretlerde bulunan Safiye İnci'ye tepki gösterdi. Türkiye Cumhuriyeti'nde bu vatanı severek yaşayan bir evladın Mustafa Kemal Atatürk'ü sevmeme lüksü olmadığını belirten Karabekir şunları söyledi:

"Ama meczuptur, ama hastadır. Tedavi görsün, iyileşsin. Eğer iyileşirse mutlak o davranışından vazgeçecektir. Ben ona hasta gözü ile bakıyorum. Söylediklerini okumadım. Çünkü bir lafa bakarım laf mı diye bir de söyleyene bakır adam mı diye. Türkiye Cumhuriyetine hizmet eden başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere silah arkadaşları, delegeler, halk öyle bir ızdırap yaşamış ki, perişan bir halde. Savaştan çıkmış ve bu vatanı kurtarmak için canlarını dişlerine takmışlar. Ama bugün bir meczup çıkıp konuşuyor var mı böyle bir şey. Eğer hasta ise inşallah tedavi olur. Söylediklerini okumadım. Böyle kötü lafları okumuyorum."

Timsal Karabekir, Kongre Merkezinden sonra Atatürk'ün 52 gün kaldığı evine gitti. Erzurum'da, Milli Mücadele döneminde Kazım Karabekir Paşa'nın askerleriyle birlikte Mustafa Kemal Atatürk'ün emrine girdiği evin bir odasında yansıtılan silikon heykellerin açılış törenine protokol ile birlikte katıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Timsal Karabekir'in törene katılması

-Atatürk evineden detay

-Silikon heykelleri açılış töreni

-Silikon heykellerden detay

-Timsal Karabekir ile röp.

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

SÜRE: 03.05 BOYUT: 345 MB

=============

2 - Tren faciasında ölenlerin yakınlarına psikolojik destek

TEKİRDAĞ'ın Çorlu ilçesinde 24 kişinin öldüğü 341 kişinin de yaralandığı tren faciasında, trenin kalkış noktası olan Edirne'nin Uzunköprü ilçesinden de 12 kişi yaşamını yitirdi. Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, faciada ölenlerin yakınlarını psikolojik destek verdiklerini belirterek, "Kaza ilçede büyük bir travma yaşattı. Her mahalleden insanlarımız öldü ve yaralandı. Kaybettiğimiz insanların yakınlarına psikolojik destek veriyoruz. Bu travma çocuklar, yetişkinler hem de aileler için atlatılması çok zor bir travma" dedi.

Çorlu'da 8 Temmuz günü 24 kişinin öldüğü 341 kişinin de yaralandığı tren faciasında, trenin kalkış noktası olan Edirne'nin Uzunköprü ilçesinden de 12 kişi yaşamını yitirdi, onlarca kişi de yaralandı. Kazanın ardından büyük travma yaşanan ilçede, ölenlerin ve yaralananların yakınları terapiler uygulanıp, psikolojik destek veriliyor. Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen'in desteğiyle Türk Psikologlar Derneği'nden 2, Uzunköprü Belediyesi'nden psikolog Duygun Tunca, aileleri her gün ziyaret edip, desteklerini sürdürüyor.

'KAZADAN EN FAZLA ÇOCUKLAR  ETKİLENMİŞ'

Uzunköprü Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü'nde görevli psikolog Duygu Tunca, tren kazasından en fazla çocukların etkilendiğini söyledi. Tunca, şöyle dedi:

"Tren kazasının ardından birinci derece kaybı yaşayan ailelerle görüştük. Özelikle çocuklar bu kazadan fazlasıyla etkilenmiş durumdalar. Yaralı ziyaretlerimiz devam ediyor. Her gün bir listemizde olmayan kişilere ulaşmaya devam ediyoruz. Ailelerde büyük yaş grubu özelikle babaanneler, dedeler  dini kavramlarla bunu atlata biliyorken, çocukların soyut düşünme dönemleri gelişmediği ve ne olduklarını adlandıramadıkları için biraz daha zorlanıyorlar bu süreci atlatırken.  Bizde ziyaretlerimizde psikolog olarak normal ya da anormal davranışlar neler olabilir. Bu süreç ne kadar devam eder, ya da bir durumda karşılaştıklarında bunu kriz olarak karşıladıkları şeyler neler? Bize ne zaman başvurabilirler konusunda destek olma adına her şeyi detaylı şekilde açıkladık. Çocuklara taziye evlerinde ölüm kavramı özelikle nasıl aktarılmalı, yani ölümü ölüm kavramı üzerinden aktarmaları gerektiği konusunda aileleri bilinçlendirmeye çalıştık. Aileler ölümü çocuklara, deden, baban ya da her hangi yakınının uyuyor, gitti geri gelecek şeklinde açıklıyorlar. Aslında bu doğru bir açıklama değil çocuk için. Çünkü çocuk uyuyor dendiğinde kendisi uyumaktan korkuyor. Uyursa öleceğinden korkuyor. ya da geri gelecek dense uzun süre beklentiyle yaşıyor bu çocuk, geri gelmesini bekliyor. Bu yüzden ölüm kavramını öldü olarak kullanılması daha doğru."

Uzunköprü'nün tren kazasında en büyük acıyı yaşadığını anlatan Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, "Tren kazasında büyük acı yaşadık. Bir çok kaybımız var. Yaralıları ve ölenlerin yakınlarını evlerinde ziyaret ettik. Kaza sonrası Uzunköprü Belediyesi psikoloğu ve İstanbul Psikologlar Derneği'nin üyeleriyle birlikte söz konusu kazadan kurtulan vatandaşlarımıza yönelik psikolojik destekler veriyoruz. Bu travma gerçek hem çocuklar, hem yetişkinler, hem de aileler için atlatılması çok zor bir travma. Hayatın devamı da söz konusu olduğu için belediyemizin bu anlamda hizmet vermesi gerektiğini düşündük. Hakikaten bu işi uzmanları doktorları çok önemli telkinlerde ve psikolojik yardımlarda bulunuyorlar. Yaklaşık 2 aylık bir program uygulayacağız. Başta belediye psikologu olmak üzere söz konusu arkadaşlarımıza destek vermeye devam edecekler "şeklinde konuştu

'ÇOCUKLIM BENİ YÜZÜMÜ YIKADIKTAN SONRA TANIDI'

Uzunköprü'den trene Umut, (7), Zeynep,(9) yaşındaki çocuklarıyla Çerkezköy'deki yakınlarının yanına gitmek için üçüncü vagona binen ve kazadan ayağı kırık olarak kurtulan Neslihan Kırgın, çocuklarının yüzünü yıkamasıyla kendini tanıdığını söyledi. Kaza sonrası olay yerinin mahşer yeri gibi olduğunu ifade eden Kırgın, "Ben iki  çocuğumu alıp,  Uzunköprü'den trene bindim. Üçüncü vagondaydık. Muratlı'yı geçtik tren zıpladı. Zıplayınca ne oluyor dedik, gidiyoruz dedik. Çocuklar hepimiz sarsıldık. Devrildiğimizi hatırlamıyorum. Ben vagonun altındaydım. Boynuma kadar çamura batmışım. Arkamda bir kadın, 'abla ne olursun çık, bende çıkayım' dedi. O sırada çocuklarımı aradım. Daha sonra üzerimdeki elbisemi sıyırarak sol bacağımı çıkardım, sağ bacağım çamurda kaldı. Bir ağabey vardı orada, ondan yardım istedim.  Beni çıkardı, çocuklarımı aramaya başladım. Çocuklarımı bulamayınca çantamı aldım, eşimi aradım. Kulaklarım çamurla dolu olduğundan eşimi duyamadım. Çocuklarımı bulamadım. Ayağım kırılmış o acıyı hissetmiyorum, çocuklarım yok diye. O insanların feryatları mahşer yeri gibiydi. Trenin vagonlarının devrildiği tarafa çocuklarımı aramaya çıktım. Bu sırada herkes bağırıyor, 'eşim yok, çocuğum yok' diye sesler geliyordu vagonların altından. Aşağı buğday tarlasına doğru indiğimde oğlum Umut'u sarı renkli tişörtünden tanıyarak buldum.  Kızım Zeynep'te yanındaydı. Yüzüm çamurlu olduğu için çocuklarım beni tanıyamadı. Yüzümü yıkadıktan sonra çocuklarım beni tanıdı. Çocuklarımı raylara çıkarıp oturdum. Daha sonra sağlıkçılar geldi. Çocuklarımı bulana kadar ayağımın kırık olduğunu, o  acıyı hissetmedim. Çocuklar candan tatlı derler ya gerçekten öyleymiş, bunu anladım" dedi.

'10 LİRA İÇİN GİTTİ EVLADIM'

Kazada yaşlı kadının 10 lira için torununun gittiği yönündeki  feryatlarının gözünün önünden hiç gitmediğini belirten Kırgın, "Orada 2 kardeş vardı. 5 yaşında çocuk vardı, ona çok üzüldüm. Aynı vagondaydık. anneannesinin feryadını hala duyar gibiyim. Orada '10 lira için gitti benim torunum' diyordu. Gözümün önünden hiç gitmiyor bu kadının feryadı. 'Eşim dereye düştü, çoğumu bulun' gibi sesler hep duydum. Katliamın içinde gibiydim" dedi.

'KÖYLÜLER OLMASAYDI ÖLÜ SAYISI ARTARDI'

Sarılar köylülerin traktörleriyle olay yerine gelip hastaları traktörlerin kasalarında ambulanslara taşımalarının çok sayıda kişinin hayatını kurtardığını anlatan Kırgın, "Sarılar köyünden traktörüyle gelenlerden Allah razı olsun. Kaza sonrası gelerek yaralıları vagon altından çıkarıp kasalara koyarak ambulanslara taşıdılar. Çok kişiye müdahale ettiler. Onlar olmasaydı kan kaybından, sıkıntılardan dolayı ölü sayısı çok artardı. Beni de çamurdan çıkarıp hayatımı kurtardılar. Köylüler olmasaydı ölü sayısı artardı. Ayağım iyileşsin ilk işim Sarılar köyüne gidip onlara teşekkür etmek olacak" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

---------------------------------

Tren kazası (8-9 Temmuz arşiv kullan)

Piskolejik destek goren aıle

Aileden genel detay

Yaralı anne ve çocukları

Enis İşbilen ile röp.

Detay görüntü

Duygu Tunca ile röp.

Detay görüntü

Nfise Kırgın ile röp.

Çocukların terapi detayı

Genel detay görüntüler

Haber-Kamera: Ali Can ZERAY/EDIRNE,

==============

3 - Taşıma kooperatifine 'sefer kısıtlaması' denetimi

İZMİR ile Urla arasında yolcu taşımacılığı yapan Urla Birlik Motorlu Taşıtlar Kooperatifi'nin aldığı kararla, 21 gün sefer yapıp 21 gün yapamayan minibüs sahibi Kenan Gürtürk'ün, Ticaret Bakanlığı'na verdiği şikayet dilekçesi sonrasında, konuyla ilgili inceleme başlatıldı.

Üyeleri İzmir-Urla arasında sefer yapan yapan Urla Birlik Motorlu Taşıtlar Kooperatifi, 2013 yılında aldığı kararla, araç sayısının fazla olması nedeniyle, kooperatif bünyesindeki 77 minabüsten 39'unun çalışmasına karar verdi. Buna göre, her sene yapılan genel kurulda, hattını kiraya vermek isteyenler ile minibüslerini kendileri kullanıp sefer yapmak isteyenler belirleniyor. Örneğin, 50 hat sahibi, minibüsünü kullanıp sefer yapmak istiyor, 27'si ise kiraya vermek istiyor. Buna göre, söz konusu 27 hat, diğer 50 hat sahibinin 27'si tarafından kiralanıyor. Sonuç olarak, 27 kişi bir sene sonraki genel kurula kadar 2 hat sahibi, 23 kişi ise tek hat sahibi oluyor. Tek hat sahipleri, 21 gün sefer yapıp 21 gün yapmama, yani yılda 6 ay çalışma hakkına sahip oluyorken, diğer 27 hattı kiralayanlar ise tam çalışma hakkına sahip oluyor, sürekli sefer yapabiliyor.

UYGULAMAYA KARŞI ÇIKTI

Hat kiralayamayan ve bu uygulamaya karşı çıkan Kenan Gürtürk'ün 35 UHG 62 plakalı İzmir-Urla seferini yapan ticari minibüsünün de, genel kurul kararıyla, 21 gün sefer yapıp 21 gün yapmamasına karar verildi. Yıllardır alınan bu kararların, Kooperatifler Kanunu'ndaki, 'Ortaklar hak ve vecibelerde eşittirler' maddesine aykırı olduğunu düşünen Gürtürk, İzmir Valiliği ve Büyükşehir Belediyesi'ne dilekçe verdi. Gürtürk, ardından Ankara'ya giderek Ticaret Bakanlığı'na da dilekçesini iletti. Bu gelişmeler üzerine, Ticaret Bakanlığı, S.S. 20 No'lu Urla Birlik Motorlu Taşıtlar Kooperatifi ile ilgili denetim başlattı. Bakanlık müfettişleri, genel kurulda alınan kararları ve kooperatifin işleyişini incelemeye aldı. Yaklaşık 3 aydır süren incelemelerin sonuca ulaşması için, müfettişin vereceği rapor bekleniyor.

"YASALARA UYGUN DEĞİL" İDDİASI

Evinin kira olduğunu ve kredi borçlarının bulunduğunu belirten 2 çocuk babası Gürtürk, "Bu sefer düzenleme şekli hukuksuzdur, yasalara uygun değildir. Ancak, kooperatifin genel kurulu, kanunları göz ardı ederek, istediğine istediği kadar sefer yaptırıyor. Benim ticari aracım 21 gün yatıyor, 21 gün çalışıyor. Yani yılda 6 ay yatıp 6 ay sefer yapıyor. Niye? Ben başka bir hat kiralayamadığım için. Bunun izahını yapabilecek birisi var mı? Ben adalet istiyorum" dedi.

Konuyla alakalı olarak Valilik ile de görüştüğünü vurgulayan Gürtürk, "Hem sayın Valimiz, hem de ilgili bakanlığın müfettişleri, duruma anlam veremedi. Benim mağduriyetim hala sürüyor, henüz bir şey çözülebilemiş değil. Ben buradan, yetkililerden soruşturmanın bir an önce tamamlanmasını ve adaletin yerini bulmasını istiyorum" dedi.

"BİZ KİMSEYİ MAĞDUR ETMEK İSTEMİYORUZ"

Kooperatif Başkanı Doğan Bektaş ise, alınan kararın genel kurulda alınmış meşru bir karar olduğunu belirterek, "Kendisi bir kişi mücadele ediyor. Bu kararlar yıllardır alınıyor, niye o zaman mücadele etmemiş? Biz kimseyi mağdur etmek istemiyoruz. Alınan bu kararlar da kimse mağdur olmasın diye alınmış bir karardır. Bizler bu kooperatifi, bu zamana kadar aldığımız kararlarla değerlendirdik. 50 bin TL'lik hatlar, bizim politikamız sayesinde 500 bin TL oldu. Ben o arkadaşın malını da kıymetlendirdim aslında" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Kenan Gürtürk ile röp.

Ticari minibüsten görüntü

Genel ve detay görüntü

Haber: Davut CAN - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

=========================

4 - Tartıştığı eşini yaraladı, intihar etti

KONYA'da hurdacılık yapan 3 çocuk babası Yakup Kaya, (42), tartıştığı eşi Emine Kaya'yı (36) tabancayla ateş ederek yaraladı. Ardından da kendi başına ateş edip intihar etti.

Olay, saat 04.30 sıralarında merkez Meram ilçesi Tırılırmak Mahallesi Hattat Rıza Sokak'taki müstakil bir evde meydana geldi. İddiaya göre aralarında şiddetli geçimsizlik bulunan Yakup Kaya, sabaha karşı eve geldiğinde belirlenemeyen nedenle eşi Emine Kaya ile tartışmaya başladı. Tartışmanın büyümesi üzerine Emine Kaya, bitişik evde oturan kardeşi Zehra Yaşlı'yı çağırıp yardım istedi. O sırada 7 ila 11 yaşları arasındaki 3 çocuğu odalarında uyuyan Yakup Kaya, bahçede kurusıkı tabir edilen tabancadan bozma silahla eşinin üzerine ateş açtı. Bacakları ve karnından yaralanan Emine Kaya yere yığıldı. Kaya bu kez tabancayı kendi başına dayayıp ateş etti. Zehra Yaşlı da polis ve sağlık görevlilerine haber verdi.  Yakup Kaya, olay yerine gelen sağlık görevlilerinin tüm müdahalesine rağmen yaşamını yitirdi. Ağır yaralı Emine Kaya, ambulansla Meram Eğitim Uygulama ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırıldı.   Kaya'nın cesedi de otopsi için aynı hastanenin morguna kaldırıldı.

(Görüntü Dökümü

------------------------

olay yerinden detay

Yaralıdan detay

Cesettin detay

Polisin inceleme yapması

çocuklarından detay

Ölen kadının vesikalığı

Haber- Kamera: Mehmet IŞIK KONYA

=======================================

5 - Çaldıkları bisikletle hırsızlık yaptılar

BARTIN, –BARTIN'da çaldıkları bisikletlerle park halindeki bir otomobili soyan 2 şüpheli polis ekipleri tarafından gözaltına alındı. Mahkemeye sevk edilen şüpheliler tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan Bayramoğlu Sitesi'nin bodrum katından dün gece saatlerinde bisiklet çalan D.T ve C.T daha sonra cadde üzerinde bulunan T.Y adlı kişiye ait otomobilin kapılarını açarak, torpido gözünde bulunan cüzdan ve flash bellek alıp kayıplara karıştılar. Otomobil sahibi durumu polise bildirmesinin sonrasında polis ekipleri sitenin güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Zanlıların otomobilden yaptıkları hırsızlık anı güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi. Hırsızlık yaptıkları tespit edilen D.T ve C.T adlı şüpheliler gözaltına alındı. Emniyet Müdürlüğü'nde alınan ifadelerinin ardından mahkemeye sevk edilen 2 kişi tutuklanarak cezaevine gönderildi. .

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-----------------------

-Güvenlik kamera görüntüleri

Dosya adı: brt_hırsızlık

Süre: 1.43 Boyut: 193 MB

Haber-Kamera: Ayhan ACAR/BARTIN,

======================

6 - Kurban bıçağı 'Yadigar'a talep arttı

ÇANAKALE'nin Ayvacık ilçesine bağlı Babakale köyünde sadece el işçiliği ile yapılan, yaklaşık 300 yıldır babadan oğula bırakıldığı için 'Yadigar' adını alan kurban bıçaklarına, yaklaşan bayram öncesi talep arttı. El işçiliğiyle 3 günde üretilebilen sapı boynuzdan, yüzleri ise dövme çelikten yapılan özel motif işlemeli kurban bıçaklarına daha çok İstanbul, İzmir ve Bursa'dan talep geliyor.

İsmini, üretiminin yapıldığı Babakale köyünden alan el yapımı bıçaklar, 1700'lü yılların başında Osmanlı'nın silah ihtiyacını karşılamak üzere Kazakistan'dan getirilen ustalar tarafından üretilmeye başlandı. Kılıç ve kamaların özelliklerini taşıyan bıçaklar, günümüzde sadece Babakale köyünde atölyeleri bulunan Doğan Tosun (45) ve amcası Mustafa Tosun (60) tarafından üretiliyor. El işçiliğiyle yapılan bıçaklar Türkiye'nin birçok kentinden talep görüyor. Yaklaşan Kurban Bayramı öncesi el yapımı bıçaklar arasında 'Yadigar' adı verilen kurban bıçaklarına talep arttı. Siparişleri yetiştirmek için yoğun mesai harcayan Doğan Tosun, el yapımı bıçağın üretiminin zahmetli olduğunu ve bu nedenle siparişlere yetişmekte zorlandığını söyledi.

KILIÇ VE KAMANIN YERİNİ BIÇAKLAR ALMIŞ

Babakale köyünde 34 yıldır bıçak üreten Doğan Tosun, Babakale bıçaklarının tarihçesi ve özelliğini şu şekilde anlattı:

"1730'lu yıllarda büyüklerimiz Kazakistan'dan kılıç ustası olarak buraya gelmiş ve o dönemde burada yapılan bıçaklarla savaş dönemine ait ihtiyaçları karşılamış. Önceki yıllarda burada 18 atölye mevcutmuş. Şimdi ise 2 atölye var sadece. Ateşli silahların ortaya çıkmasıyla burada kılıç ve kama üreticiliği de bıçak üreticiliğine dönmüş. Kurban bıçaklarına biz 'Yadigar' diyoruz. Bu bıçağın özelliği sağlamlığı ile babadan oğula kalabilmesidir. Bu çok özel bir bıçaktır, biz de o özelliği bilenlere yapıyoruz bunu. Genellikle de babadan oğula bırakıldığı için 'Yadigar' adı verilmiş.ö

YAPIMI 3 GÜN SÜRÜYOR

Bir bıçağın işçiliğinin 3 gün sürdüğünü belirten Tosun, "Sapı boynuzdan, yüzleri ise dövme çelikten yapılan bıçaklara, en çok talebin olduğu illerin başında İstanbul, İzmir ve Bursa geliyor. Bıçakların üzerindeki motifleri de kendim işliyorum. Buradaki ustalar ürettiği bıçaklara kendi motiflerini işliyorlarmış. Ben de bu geleneği bozmadım. Bazen tamir ettirmek için eski bıçaklar geliyor. Ben de üzerindeki motiflerden hangi ustaya ait olduğunu anlıyorumö diye konuştu.

MESLEĞİ OĞLU DEVAM ETTİRECEK

Bir yandan gelen talepleri yetiştirmeye çalışan Tosun, bir yanda da mesleğin devamlılığı için çabalıyor. Bıçak yapımının 5-6 yılda öğrenilebileceğini belirten Tosun, "Bu işin unutulmamasını ve sürdürülmesini istiyorum. O yüzden bu bıçakların yapımını 13 yaşındaki oğlum Ali'ye öğretiyorum. Oğlum da inşallah birkaç yıl sonra bu bıçakların üretimini gerçekleştirecek düzeye gelecekö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Bıçak atölyesinden görüntü.

Doğan Tosun'un bıçak yaparken görüntüsü.

Yapılan bıçaklardan görüntü.

Yadigar adı verilen kurban bıçaklarından görüntü.

Doğan Tosun ile röp.

KJ: Haber-Kamera: İpek YAVAŞ/AYVACIK (Çanakkale),

=============

7 - Akaryakıt kaçakçılığı operasyonunda 16 şüpheli serbest

KÖRFEZ (Kocaeli), - KOCAELİ'nin Körfez ilçesi merkezli 13 ilde düzenlenen kaçak akaryakıt operasyonunda adliyeye sevk edilen 16 şüpheli serbest bırakıldı.

Kocaeli İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından Kocaeli, Bursa, Afyonkarahisar, Manisa ve Burdur'da düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 350 bin TL değerinde toplam 60 bin 170 litre karışımlı akaryakıt ele geçirildi. Bu operasyonun ardından, polis ekiplerinin akaryakıt kaçakçılarına yönelik yürüttüğü soruşturma kapsamında, Körfez Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13 ilde 30 kişi hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınan 30 kişiden 14 şüpheli savcılık talimatı ile serbest bırakıldı.

Gözaltına alınan şüphelilerden 16'sı, Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifadelerinin ardından dün Körfez Adliyesi'ne sevk edildi. 1 şüpheli savcılık tarafından serbest bırakılırken, 15 şüpheli hakkında da adli kontrol tedbirleri kapsamında serbest bırakılmasına karar verildi.

===============

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Dha Yurt Bülteni 2 - Son Dakika


Advertisement