Eğitimcilerden yeni eğitim yılı öncesi okullarda güvenlik uyarısı: "Öğrencileri potansiyel suçlu olarak gören bir anlayışa dönüşmemeli"

Kahramanmaraş'ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısına ilişkin dava başlarken, eğitimciler yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde okullarda güvenliğin sağlanmasına yönelik uyarı ve önerilerini sıraladı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, kadrolu ve çocuk hakları konusunda eğitimli güvenlik personeli ile her okula psikolojik danışman atanmasını isterken, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan öğretmenlerin mesleki itibarının korunması ve okullarda güvenlik görevlisi ile kolluk desteği sağlanması çağrısında bulundu. Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin ise güvenlik önlemlerinin öğrencileri potansiyel suçlu olarak gören bir anlayışa dönüşmemesi gerektiğini belirterek, MEB'in bütçesi, takvimi ve denetim mekanizması belli bir "Güvenli Okul Eylem Planı" açıklamasını talep etti.
Haber: Ogün AKKAYA
(ANKARA) - Kahramanmaraş'ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği okul saldırısına ilişkin dava başlarken, eğitimciler yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde okullarda güvenliğin sağlanmasına yönelik uyarı ve önerilerini sıraladı. Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, kadrolu ve çocuk hakları konusunda eğitimli güvenlik personeli ile her okula psikolojik danışman atanmasını isterken, Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan öğretmenlerin mesleki itibarının korunması ve okullarda güvenlik görevlisi ile kolluk desteği sağlanması çağrısında bulundu. Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin ise güvenlik önlemlerinin öğrencileri potansiyel suçlu olarak gören bir anlayışa dönüşmemesi gerektiğini belirterek, MEB'in bütçesi, takvimi ve denetim mekanizması belli bir "Güvenli Okul Eylem Planı" açıklamasını talep etti.
Kahramanmaraş'ta 9 öğrenci ve 1 öğretmenin hayatını kaybettiği, Şanlıurfa'da ise öğrencilerin yaralandığı silahlı okul saldırıları, yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde okullarda ve okul çevrelerinde alınması gereken güvenlik önlemlerini yeniden gündeme getirdi. Kahramanmaraş'taki saldırıya ilişkin dava bugün başlarken, öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenliğinin sağlanmasına yönelik önlemler tartışılmaya devam ediyor.
Yeni eğitim-öğretim yılı öncesinde okul güvenliğine ilişkin değerlendirmelerde bulunan eğitim sendikası temsilcileri, okulların fiziki güvenliğinden okul çevrelerindeki risklere, güvenlik görevlisi ve kamera uygulamalarından giriş-çıkış kontrollerine kadar birçok başlıkta önerilerini sıraladı. Sendika temsilcileri ayrıca rehberlik ve psikososyal destek hizmetlerinin güçlendirilmesi, erken uyarı ve risk tespit mekanizmalarının oluşturulması ve olası saldırılara karşı okullarda acil durum planlarının etkin hale getirilmesi gerektiğine dikkati çekti.
"TÜM OKULLARA ÇOCUK HAKLARI KONUSUNDA EĞİTİLMİŞ GÜVENLİK PERSONELİ ATANMALI"
Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, okul güvenliğinin yalnızca fiziki önlemlerle sağlanamayacağını belirterek, "Okul güvenliğini sadece kilitli kapılar ve yüksek duvarlardan ibaret gören 'güvenlikçi polisiye' mantık yetersizdir. Mesele, eğitimin kamusal bütçeyle desteklenmesi, nitelikli rehberlik hizmetleri ve toplumsal şiddeti üreten nedenlerle mücadele edilmesi boyutlarıyla ele alınmalıdır" dedi. Irmak, okullarda acilen alınması gereken önlemlere ilişkin güvenliğin velilerin bağışlarına veya taşeron, geçici istihdama bırakılamayacağını dile getirerek, "Tüm okullara genel bütçeden sağlanan kaynakla kadrolu, çocuk hakları ve okul iklimi konusunda eğitilmiş güvenlik personeli atanmalıdır" ifadelerini kullandı.
Irmak, turnike ve kamera sistemlerinin niteliğine işaret ederek, "Turnike ve kamera sistemleri okulları birer 'açık cezaevine' dönüştürmeden, dışarıdan kontrolsüz girişleri kesin olarak engelleyecek nitelikte standartlaştırılmalıdır" dedi.
Saldırıların temel nedeninin yalnızca okulların fiziki eksiklikleri olmadığını savunan Irmak, "Saldırıların temel nedeni okulların fiziki eksikliklerinden ziyade bireysel silahlanmanın ve silaha erişimin son derece kolaylaşmış olmasıdır" değerlendirmesinde bulundu. Irmak, okul binalarına ateşli veya kesici araçların sokulmasını engelleyecek "X-ray/detektör" gibi teknik altyapının da fiziki koşullara uygun şekilde planlanması gerektiğini söyledi.
"OKULLAR TOPLUMDA TIRMANAN ŞİDDETTEN BAĞIMSIZ YERLER DEĞİL"
Okul çevrelerindeki güvenlik sorunlarına da dikkat çeken Irmak, "Okullar toplumda tırmanan şiddetten, uyuşturucu çetelerinden ve mafyatik ilişkilerden bağımsız yerler değildir" dedi. Mevcut uygulamada okul çevresi denetiminin "devriye gezen birkaç polis ekibinden ibaret" olduğunu belirten Irmak, bu yaklaşımın sorunun kaynağına inmekte yetersiz kaldığını söyledi.
Irmak, Emniyet, Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, yerel yönetimler ve Sağlık Bakanlığı ortaklığında il ve ilçe düzeyinde "Okul Güvenliği ve Çocuk Koruma Kurulları" kurulmasını önerdi. Okul çevrelerindeki metruk binaların yıkılması, uyuşturucu satıcıları ile gençleri ağa düşüren suç odaklarına karşı kararlı adımlar atılması gerektiğini kaydeden Irmak, "Okul çevresindeki büfe, internet kafe ve işletmeler sıkı kontrol altına alınmalıdır" dedi.
Irmak, "Emniyet birimlerinin görevi okulu kuşatmak değil, okul dışındaki suç unsurlarını engellemektir" ifadelerini kullandı. Çocukların suça sürüklenmesini önlemek için yerel yönetimlerin gençlik merkezleri, ücretsiz sosyal ve sportif alanlar açması gerektiğini bildirdi.
"HER OKULA EN AZ BİR PSİKOLOJİK DANIŞMAN/REHBER ÖĞRETMEN ATANMALI"
Okullarda erken uyarı ve risk tespit mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Irmak, Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'daki olayların, saldırganların olay öncesinde çeşitli risk işaretleri vermelerine rağmen erken uyarı sistemlerinin çalışmadığını gösterdiğini savundu.
Irmak, "Okullardaki Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık (PDR) servislerinin mevcut kapasitesi nicelik ve nitelik olarak son derece yetersizdir" dedi. Mevcut norm kadro yönetmeliği nedeniyle yüzlerce öğrenciye tek bir PDR uzmanının düştüğünü veya öğrenci sayısı az olan okullarda hiç PDR öğretmeni bulunmadığını aktaran Irmak, "Öğrenci sayısına bakılmaksızın her okula en az bir psikolojik danışman/rehber öğretmen atanmalıdır" ifadelerini kullandı. "Bir rehber öğretmenin yüzlerce öğrenciyi sağlıklı takip etmesi imkansızdır" diyen Irmak, oranın kademeli olarak her 100-150 öğrenciye bir PDR uzmanı düşecek şekilde düzenlenmesi gerektiğini söyledi.
PDR uzmanlarının bürokratik evrak işlerinden kurtarılması gerektiğini de dile getiren Irmak, "Akran zorbalığı, dışlanma, şiddet eğilimi ve aile içi krizleri tespit edebilecekleri koruyucu, önleyici psikososyal destek programlarına odaklanmalıdır" dedi.
"MEB'İN KURUMSAL SORUMLULUĞUNUN ÜSTÜ KAPATILAMAZ"
Kahramanmaraş'taki saldırıya ilişkin davanın yaklaşmasıyla birlikte yaşananların faturasının yalnızca bireysel faillere veya ailelere kesilemeyeceğini vurgulayan Irmak, "Kahramanmaraş davasının duruşması yaklaşırken, yaşananların faturasının sadece bireysel faillere veya ailelere kesilerek MEB'in kurumsal sorumluluğunun üstünün kapatılması kabul edilemez" dedi.
Okulların fiziki, sosyal ve psikolojik risk haritalarının çıkarılmasının önemine işaret eden Irmak, bu analizlerin yalnızca bakanlık müfettişlerince yapılmaması gerektiğini söyledi. Irmak, "Bu analizler sadece bakanlık müfettişlerince değil; eğitim sendikaları, PDR dernekleri, TMMOB ve tabip odalarının katılımıyla oluşturulacak bağımsız kurullarca düzenli denetlenmelidir" dedi.
Irmak ayrıca, "Eğitim emekçilerini veli ve öğrenci karşısında hedef haline getiren, CİMER üzerinden baskı aracı kuran politikalara son verilmelidir" ifadelerini kullandı.
"ŞİDDETSİZ VE GÜVENLİ BİR OKUL İÇİN ÖNCE ÖĞRETMENİN İTİBARI KORUNMALIDIR"
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Talip Geylan ise okullarda şiddetin önlenmesi için öncelikle öğretmenlerin mesleki itibarının korunması gerektiğini belirterek, "Şiddetsiz ve güvenli bir okul için önce öğretmenin itibarı korunmalıdır" dedi. Geylan, Türk Eğitim-Sen olarak yıllardır eğitim çalışanlarına ve eğitim kurumlarına yönelik şiddetin önlenmesi amacıyla yasal, idari ve toplumsal tedbirlerin geliştirilmesi yönünde çağrılarda bulunduklarını belirtti.
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesindeki Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Kahramanmaraş'taki Ayser Çalık Ortaokulu'nda yaşanan saldırıların tüm Türkiye'de derin yaralar açtığını belirten Geylan, "Şiddet olayları eğitim camiamızın geleceğe dair endişelerini artırmakta ve acil önlem alınması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymaktadır" ifadelerini kullandı.
Geylan, okullarda güvenli, sağlıklı ve huzurlu bir eğitim ortamının tam anlamıyla tesis edilemediğini belirterek, "Adeta ABD'de ve farklı ülkelerde yaşanan okul saldırılarına benzer bir tablonun ülkemizde de görülmesi çok ürkütücüdür" dedi.
"ŞİDDETİN ÖNLENMESİNE YÖNELİK YASAL TEDBİRLER GÜÇLENDİRİLMELİDİR"
Türk Eğitim-Sen olarak 2019 ve 2023 yıllarında okullarda şiddetin önlenmesine yönelik iki kez kanun teklifi hazırlayarak TBMM'ye ilettiklerini aktaran Geylan, Öğretmenlik Meslek Kanunu'nda caydırıcı tedbirlerin alınması amacıyla düzenleme yapılması için de girişimlerde bulunduklarını söyledi.
Geylan, eğitim çalışanlarına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a mektup gönderdiklerini, iş bırakma eylemleri ve çok sayıda basın açıklaması gerçekleştirdiklerini anlatarak, "Ancak bugün gelinen noktada, şiddete yönelik alınan tedbirlerin ve mevcut yasal düzenlemelerin yeterli olmadığı açıkça görülmektedir" dedi.
Eğitim çalışanlarına yönelik şiddetin Türk Ceza Kanunu'nda ayrı bir suç tipi olarak düzenlenmesi gerektiğini belirten Geylan, bu düzenlemenin caydırıcılığı artıracağını ifade etti.
"HER OKULA GÜVENLİK GÖREVLİSİ TAHSİS EDİLMELİDİR"
Okullarda güvenlik tedbirlerinin eksiksiz biçimde hayata geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Geylan, "Okulların kamera sistemleriyle donatılması, her okula güvenlik görevlisi ya da kolluk desteği sağlanması, hatta okul polisi uygulamasının hayata geçirilmesi, giriş-çıkış kontrollerinin düzenli şekilde yapılması ve okul yönetimlerinin bu konuda daha güçlü biçimde desteklenmesi hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı.
Okullara girişlerin kontrollü şekilde yapılması gerektiğini belirten Geylan, "Okullara girişlerin güvenli bir şekilde yapılabilmesi için, velilerin ve öğrencilerin kontrollü giriş sistemlerinden geçirilmesi; okul girişlerine metal dedektörler ve kimlik kartı ile geçiş sistemlerinin kurulması önem arz etmektedir. Ayrıca acil kod uygulaması okullarda da devreye alınmalıdır ki benzeri olaylarda hızlı ve etkili müdahale sağlanabilsin" dedi.
"DİSİPLİN YÖNETMELİKLERİ YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR"
Okullardaki disiplin yönetmeliklerinin yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini kaydeden Geylan, öğretmenin eğitim sürecindeki rolünün güçlendirilmesinin önemine vurgu yaptı. Geylan, "Okullarda her 100 öğrenciye en az 1 rehber öğretmen düşecek şekilde planlama yapılmalı; okullardaki rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetleri etkin hale getirilmelidir" dedi.
Bazı veli şikayetlerinin CİMER üzerinden öğretmenlere yönelik baskı aracına dönüştüğünü savunan Geylan, "Ne yazık ki bazen fındık kabuğunu doldurmayacak konuların dahi CİMER'e taşındığını görüyoruz" dedi. Bu durumun öğretmenlerin huzursuz edilmesine ve eğitim ortamının zarar görmesine yol açtığını belirten Geylan, "Unutmayalım ki öğretmene verilen değer, aslında çocuklarımızın geleceğine verilen değerdir. Lütfen öğretmeni kıymetli kılalım. Unutmayın ki; sizin tutumunuz, çocuğunuzun tutumunu doğrudan şekillendirir. Çünkü eğitim ailede başlar" ifadelerini kullandı.
Geylan, "İddia ediyoruz: Ailelerimiz ve toplumun tüm kesimleri öğretmeni itibarlı ve saygın kılmadığı sürece, kamu yönetiminin alacağı hiçbir tedbir okullarda şiddeti sonlandırmayacaktır" dedi.
"GÜVENLİK ZİRVESİ DÜZENLENMELİDİR"
Eğitim kurumlarında şiddete karşı kapsamlı bir "Güvenlik Zirvesi" düzenlenmesi çağrısında bulunan Geylan, ilgili tüm kurum, kuruluş ve paydaşların bir araya gelerek sorunun tüm yönleriyle ele alınması gerektiğini söyledi. Geylan, "Adeta bir seferberlik anlayışıyla kapsamlı bir değerlendirme yapılmalıdır" ifadelerini kullandı. Gençlerin silaha erişiminin engellenmesi gerektiğini belirten Geylan, "Toplumdaki bireylerin silah sahibi olmalarının azaltılması gençlerin silaha ulaşmasını sınırlandıracaktır" diye konuştu.
Geylan ayrıca, "18 yaş altı bireylerin sosyal medya kullanımına ilişkin daha net ve koruyucu sınırlamalar getirilmesi sağlanmalıdır" ifadelerini kullandı. Şiddete karşı mücadelede tüm kurumların birlikte hareket etmesi gerektiğini belirten Geylan, "Şiddete Sıfır Tolerans" söylemine sahip çıkılması ve şiddete karşı ortak tavır sergilenmesi çağrısında bulundu.
"ŞİDDET SARMALINI UZAK TUTAMAZSAK, OKULLARIMIZ TEKSAS'A DÖNER"
Geylan, şiddeti engellemeye yönelik kamu spotlarının hazırlanması, şiddetin normalleşmesine izin verilmemesi ve etkili, önleyici ve koruyucu tedbirlerin ivedilikle hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi. Geylan, "Unutulmamalıdır ki, eğitimcilerimizi ve öğrencilerimizi şiddetten korumak hepimizin asli görevidir. Şayet onları şiddet sarmalından uzak tutamazsak, okullarımız güvenli alanlar olmaktan çıkar ve adeta Teksas'a döner; böylece geleceğimiz de ciddi şekilde tehdit altına girer" dedi.
"GÜVENLİ OKUL İLE GÜVENLİKÇİ OKUL AYNI ŞEY DEĞİL"
Eğitim-İş Genel Sekreteri Seher Ergin ise mevcut okul güvenliği önlemlerini yeterli bulmadıklarını belirterek, yeni eğitim-öğretim yılı başlamadan önce bütün okulların güvenlik ihtiyaçlarının okul bazında belirlenmesi ve risk ile öğrenci sayısı dikkate alınarak eğitimli, görev tanımı açık, kadrolu ve güvenceli güvenlik personeli görevlendirilmesini istedi.
Okul giriş ve çıkışlarının kontrol altına alınmasını, ziyaretçilere ilişkin kayıt tutulmasını, kamera sistemlerinin çalışırlığının ve kör noktalarının düzenli denetlenmesini talep eden Ergin, ancak güvenlik önlemlerinin öğrencileri potansiyel suçlu olarak gören bir anlayışa dönüşmemesi gerektiğine dikkati çekti.
Ergin, "Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor. Güvenli okul ile güvenlikçi okul aynı şey değildir" dedi. Metal dedektör ve kameraların tek başına şiddeti önleyemeyeceğini belirten Ergin, "Metal dedektör bir silahı tespit edebilir, kamera bir olayı kaydedebilir; ancak hiçbiri zorbalığı, dışlanmayı, öğrencinin okuldan kopuşunu veya saldırı öncesindeki risk işaretlerini tek başına önleyemez" ifadelerini kullandı.
"OKUL GÜVENLİĞİ OKULUN KAPISINDA BAŞLAYIP BAHÇE DUVARINDA BİTMEZ"
Okul çevrelerindeki risklerin de dikkate alınması gerektiğine işaret eden Ergin, "Okul güvenliği okulun kapısında başlayıp bahçe duvarında bitmez" dedi. Her okul için bina güvenliğinin yanı sıra okul ve çevresine ilişkin güvenlik risk haritası hazırlanmasını isteyen Ergin, okul yönetimi, ilçe milli eğitim müdürlüğü, emniyet veya jandarma, belediyeler, sosyal hizmet birimleri ve gerektiğinde sağlık kurumlarının yer aldığı sürekli bir koordinasyon mekanizması kurulmasını önerdi.
Ergin, okul çevresindeki metruk yapılar, aydınlatılmayan alanlar, uyuşturucu ve silah riski taşıyan noktalar ile öğrencilerin yoğun kullandığı güzergahların düzenli olarak izlenmesi gerektiğini belirtti. Mevcut uygulamalardaki temel sorunlardan birinin denetimlerin olayların hemen ardından yoğunlaşması olduğunu savunan Ergin, "Oysa ihtiyaç duyduğumuz şey krizden krize çalışan değil, eğitim yılı boyunca kesintisiz işleyen bir sistemdir" dedi.
"HER OKULDA YETERLİ SAYIDA PSİKOLOJİK DANIŞMAN VE REHBER ÖĞRETMEN GÖREVLENDİRİLMELİ"
Okullardaki rehberlik hizmetlerinin kapasitesinin yeterli olmadığını kaydeden Ergin, saldırıların çoğu zaman bir anda ortaya çıkmadığını, saldırı öncesinde tehditler, planlamaya ilişkin ifadeler ve başka risk işaretlerinin görülebildiğini söyledi.
Ergin, "Bu bize çok önemli bir şey söylüyor. Çocukların konuşabilecekleri, kendilerini güvende hissederek bildirim yapabilecekleri ve bu bildirimlerin ciddiyetle değerlendirileceği mekanizmalar oluşturulursa bazı riskleri saldırıya dönüşmeden fark etmek mümkündür" dedi.
Ancak psikolojik sorun yaşayan veya zorbalığa uğrayan öğrencilerin potansiyel saldırgan olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Ergin, "Psikolojik sorun yaşamak şiddet faili olmak anlamına gelmez" ifadelerini kullandı.
Ergin, her okulda yeterli sayıda psikolojik danışman ve rehber öğretmen görevlendirilmesini, "250 öğrenciye bir PDR uzmanı" standardına ulaşılmasını istedi. İhtiyaç bulunan okullarda psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının da görevlendirilmesini öneren Ergin, şiddet, ihmal, istismar, tehdit ve ağır zorbalık bildirimlerinin nasıl değerlendirileceğinin standart bir protokole bağlanması gerektiğini söyledi.
"GÜVENLİ OKUL EYLEM PLANI AÇIKLANMALI"
Milli Eğitim Bakanlığı'ndan bütçesi, takvimi, sorumlusu ve denetim mekanizması belli bir "Güvenli Okul Eylem Planı" açıklamasını isteyen Ergin, bütün okulların güvenlik risk analizlerinin tamamlanması, her okulun güncel bir şiddeti önleme planına sahip olması ve güvenlik personeli ile PDR uzmanı ihtiyacının okul bazında belirlenmesini talep etti.
Ergin, güvenliğin yalnızca kamera, güvenlik görevlisi veya kapı kontrolü üzerinden ölçülmemesi gerektiğini belirterek, "Her okulun güvenlik değerlendirmesi yılda en az bir kez yapılmalıdır" dedi. Bu değerlendirmelerde zorbalık ve şiddet olayları, öğrencilerin ve öğretmenlerin güvenlik algısı, rehberlik hizmetlerine erişim, devamsızlık, okuldan kopuş ve şiddet bildirimlerine verilen yanıtların da dikkate alınmasını istedi.
MEB'in açıkladığı önlemleri yeterli bulmadıklarını belirten Ergin, "Bizim için asıl ölçüt Bakanlığın kaç tedbir açıkladığı değil, o tedbirlerin kaç okulda gerçekten hayata geçtiğidir" dedi.
Ergin, okul güvenliğinin kalıcı hale getirilmesi için yalnızca güvenlik cihazları veya geçici personel görevlendirmelerinin yeterli olmadığını belirterek, "Güvenli okul, yalnızca kapısında güvenlik görevlisi bulunan okul değildir; çocuğun kendisini ait hissettiği ve geleceğine umutla bakabildiği, öğretmenin saygınlığının ve mesleki güvencesinin korunduğu, zorbalığın ve dışlanmanın görmezden gelinmediği, yardım isteyenin sesinin duyulduğu okuldur" ifadelerini kullandı.
Son Dakika › Güncel › Eğitimcilerden yeni eğitim yılı öncesi okullarda güvenlik uyarısı: 'Öğrencileri potansiyel suçlu olarak gören bir anlayışa dönüşmemeli' - Son Dakika
Sizin düşünceleriniz neler ?