Murat Emir'den Erdoğan'ın Açıklamalarına Tepki: "Chp Yönetimi, CHP Kurultayının Seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve O Günkü Kadrolardır" - Son Dakika
Son Dakika Logo

Murat Emir'den Erdoğan'ın Açıklamalarına Tepki: "Chp Yönetimi, CHP Kurultayının Seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve O Günkü Kadrolardır"

24.06.2026 15:39

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Paralel yönetim modeli sadece kendilerini değil Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık siyasete zarar veriyor. Biz bunun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz" açıklamasına tepki göstererek, "CHP'de bir paralel yönetim yoktur. CHP yönetimi CHP kurultayının seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve o günkü kadrolardır. Çok başlılığı arzu eden, yaratan da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisidir. Eğer Meclis'in saygınlığı tartışılacaksa Cumhurbaşkanı'nın önce dönüp grup toplantısındaki 76 milletvekiline ve onlar adına pusula düzenleyenlere iki çift söz olması gerekir" dedi.

(TBMM) - CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Paralel yönetim modeli sadece kendilerini değil Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık siyasete zarar veriyor. Biz bunun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz" açıklamasına tepki göstererek, "CHP'de bir paralel yönetim yoktur. CHP yönetimi, CHP kurultayının seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve o günkü kadrolardır. Çok başlılığı arzu eden, yaratan da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisidir. Eğer Meclis'in saygınlığı tartışılacaksa Cumhurbaşkanı'nın önce dönüp grup toplantısındaki 76 milletvekiline ve onlar adına pusula düzenleyenlere iki çift söz olması gerekir" dedi.

CHP Grup Başkanvekili Murat Emir, TBMM'de düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

En düşük emekli aylığına tepki gösteren Emir, "Emeklilerimiz 20 bin lira maaşa mahkum edildiler ve açık sınırının yarısından dahi az olan bu rakamla hayata tutunmaya çalışıyorlar. Israrla emekli maaşının asgari ücret kadar olması gerektiğini söyleyen bizlere ve milyonlarca emekliye kulaklarını tıkayanlar, vicdanlarını sağır edenler, gözlerini kör edenler hala büyük bir aymazlık peşindeler. Oysa o 20 bin liranın son enflasyon rakamı ile birlikte çünkü biliyorsunuz 16,61 geldi, haziran enflasyonu dahil ederseniz yüzde 20'leri bulacak ve o 20 bin liranın dahi 4 bin lirası eridi, bitti, gitti, cepten uçtu. Dolayısıyla 3 Temmuz'a doğru herkesin gözü Meclis'teyken AKP'yi uyarıyoruz, bir kere bu kök maaş ayıbından emeklilerimizi kurtarın" diye konuştu.

NATO LİDERLER ZİRVESİ ÖNLEMLERİNE TEPKİ

Ankara'da yapılacak 36. NATO Liderler Zirvesi'ne işaret eden Emir, şöyle devam etti:

"Bu 36'ncı zirveden önce 35 kere NATO toplantısı yapıldı. Londra'da, New York'ta, Paris'te, Cenevre'de, Milano'da yapıldı ama hiçbir Ankara'daki gibi olmadı. Bir OHAL dönemine geçtiler. Bir sıkı yönetim ilan ettiler. Yolları kapatıyorlar. İdari izinle vatandaşlarımızın trafiğini felç edecekler. Hayatı boğdular. Hayatı Ankara'da felç edecekler 13 gün boyunca. Niye? Çünkü gelen liderler Türkiye'nin ne kadar antidemokratik bir ülke olduğunu görmesinler, fark etmesinler diye. Oysa NATO, NATO liderleri kendileri açısından Batı ülkeleridir, transatlantik ülkeleridir ve aslında demokrasilerdir. ve o demokrasilerdeki liderler, siyasetçiler de toplantının, gösteri yürüyüşünün, protesto hakkının, demokrasinin olmazsa olmazı olduğunu bilirler ve her ülkede de bu böyle gerçekleşmiştir. Hangi ülkeye bakarsanız bakın NATO Liderler Zirvesi'nde kimi gruplar protesto ederler. O da onların hakkıdır. Ankara'ya gelecek olan liderler de bunu biliyorlar. Ama bugünkü AKP iktidarı bir sıkı yönetim anlayışıyla herkesi potansiyel suçlu ilan ederek suç işleyebileceği zannı ile suç işleyebilir diye veya protesto yapabilir diye bilim insanlarını, gazetecileri gözaltına alıyor. Şimdiden. Aceleniz ne?"

"VATANDAŞLAR, BİLİM İNSANLARI, GAZETECİLER, AVUKATLAR TARTAKLANDI"

Azıcık hukuk devleti olsak, birazcık demokrasinin kırıntısı olsa beklersiniz. Elbette ki güvenliğin alınması, kamu düzeninin sağlanması idarenin bir görevidir. ve idare kimi önleyici tedbirler alabilir ama bu birilerinin, gazetecilerin, aktivistlerin, siyasetçilerin, bilim insanlarının günler önceden gözaltına alınmasını haklı gösterebilir mi? Hukuki gösterebilir mi? Gidiyorsunuz Emel Hoca'ya, Siyasal Bilgilerden Emel Memiş'e, sabahın bir vakti alıyorsunuz. Niye alıyorsunuz? Suçu ne? 'Sen NATO Liderler Zirvesi'ndeki toplantılara direnç gösterebilecek kişilerden birisiymişsin' diyorlar. Olacak iş mi? Avukatlar tartaklandı herkesin gözü önünde. Vatandaşlar, bilim insanları gazeteciler tartaklandı. Kötü muamele uygulandı. Avukatların tutanak tutmasına dahi izin verilmedi. ve bu anlayışla Türkiye'deki bu baskı rejimini, sıkı yönetimi, temel hak ve özgürlüklerin kökünün kurutulmasını saklamaya çalışıyorlar. Siz orada NATO zirvesinde neleri konuşacaksınız bunu gelin anlatın Türkiye'ye. Rusya-Ukrayna savaşı nereye gidiyor? İran'la pazarlıklar ne aşamada? Bütün bölgemizdeki bu dengesizliklerden, istikrarsızlıklardan ve bu akan kandan bizim vatandaşlarımız, bizim evlatlarımız yeni sorumluluklar altına girecekler mi? Bütün bu konuların açık şeffaf bir biçimde tartışılması gerekirken burada ağır bir baskı rejimi uygulanmaya devam ediyor.

Vatandaşlar açısından bir olumlu gelişme var yalnız. Hep söyleriz, kamu hastanelerinde muayene süresi beş dakika. Asla bilimsel, çağdaş olması gereken nitelikli sağlık hizmetinde olamayacak bir süre. En az 20 dakika olmalı deriz biz. Bu kez yapmışlar. O 13 günlüğüne kamu hastanelerindeki randevu sürelerini 20 dakikaya çıkartmışlar. Yeter ki vatandaşlar hastane içinde yola çıkmasınlar diye. İşte bu kadar anlayışları var."

"YARGI PAKETİNİN İÇİ BOMBOŞ"

CHPGrup Başkanvekili Emir, 12'inci Yargı Paketine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, paketin içinin bomboş olduğunu savundu. Emir, şunları kaydetti:

"İçinde bizim eleştirmeye değer bulacağımız, kıymetlendireceğimiz herhangi bir hüküm yok. Günlük idare-i maslahat anlamında değerlendirilecek hükümler var. Öyle paket maket demeyin buna. Üstelik de şöyle bir iddiayla çıkıyorlar, 'Yargının etkili ve verimli çalışması' diye. Daha önce bir taslak yayınladılar 59 maddelik. Bunda imar mağdurlarıyla ilgili düzenleme olacağını söylediler. Nerede? Yok. Çocuk hükümlülerle ilgili düzenlemeler olacaktı. Yok. Sosyal medya hesaplarında adres doğrulama olacaktı. Yok. Televizyon dizilerinde şiddetin özendirilmesinin önüne geçecek hükümler olacaktı. Nerede? Onlar da yok. Aynı şekilde yoksulluk nafakası olacaktı. Yok. Bunu geçiyorum. Türkiye'de yargının acil çözülmesi gereken problemleri var. Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmaması, AYM kararlarına uyulmaması, buna uymayan hakimler hakkında bir rücu mekanizmasının henüz oluşturulmamış olması. Her sefasında söyledikleri ama asla yapmadıkları ve yapamayacakları hakimlere coğrafi teminat getirilmesi veya tutukluluğun gerçekten bir istisna olması, CHP'li her gözaltına alınanın otomatik tutuklandığı bir düzenin bitirilmesi, yargı bağımsızlığının ve tarafsızlığının sağlanması, yargının gerçekten işlevsel olması ve iktidardan bağımsız kararlar alabilmesi, bunlara dönük adımlar atılması. Gerçek bir paket bunları kapsamalıdır. Bunların hiçbiri zaten yok. Dolayısıyla dağ fare doğurmuştur. Maalesef bu iktidarın bu baskıcı, hukuku anayasayı dinlemeyen ve iktidarını sürdürmek için her türlü antidemokratik darbeci girişimden çekinmeyeceğini her fırsatta göstermiş olan bu siyasi iktidarın Türkiye demokrasisine de adaletine de vereceği hiçbir şey olmadığı açıkça görülmüştür."

"CHP'DE PARALEL YÖNETİM YOKTUR"

Açıklamasının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Emir, İstanbul Milletvekili Nimet Özdemir'in AK Parti'ye geçmesinin sorulması üzerine "Arka planı hakkında somut bilgim olmadığı için bir değerlendirme yapmak istemem. Üzüntülerimi ifade ediyorum" dedi.

Emir, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın grup toplansındaki 'Bir partinin iç meselesini bu yüce çatının meselesi haline getirilmesine kayıtsız kalamayız. Ana muhalefet partisi içindeki tartışma buna evrilmiş, TBMM'nin saygınlığına gölge düşürülmüş, siyaset kurumu yıpratılmıştır. Paralel yönetim modeli sadece kendilerini değil Türkiye siyasetini de paralize ediyor. Çok başlılık siyasete zarar veriyor. Biz bunun sürdürülebilir olmadığına inanıyoruz' açıklamasını nasıl değerlendirirsiniz?" sorusuna da şu yanıtı verdi:

"Bir defa CHP'de bir paralel yönetim yoktur. CHP yönetimi, CHP kurultayının seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve o günkü kadrolardır. Saray yani Cumhurbaşkanı Sayın Tayyip Erdoğan yargısına talimatlandırarak adeta CHP'yi bölme, zayıflatma ve bu yolla kendi iktidarını sürdürebilme telaşına düşmüştür. Bu nedenle bu mesele CHP'nin bir iç meselesi veya CHP'deki bir çelişki, çekişme değil; CHP ile saray iktidarı arasındaki, milyonlarla bir kişi arasındaki bir meseledir. ve burada çok başlılığı arzu eden, yaratan da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın kendisidir. Yüce çatı altında herhangi bir olumsuzluk yaşanmadığı gibi saygınlığına da herhangi bir gölge düşürülmemiştir CHP'liler tarafından. Ama daha onların, AKP'nin, Cumhurbaşkanı'nın 76 milletvekili dört gün önce burada olmadıkları halde sahte pusula vermişlerdir. Eğer Meclis'in saygınlığı tartışılacaksa Cumhurbaşkanı'nın önce dönüp grup toplantısındaki o sahteciliği yapan 76 milletvekiline ve onlar adına pusula düzenleyenlere iki çift söz olması gerekir. Bunu söylemekten bile imtina etmiştir. Hiç olmamıştır."

"ATANMIŞ GENEL BAŞKAN KILIÇDAOĞLU'NUN HERHANGİ BİR SEÇİMLİ TERCİH OLANAĞI YOKTU"

Emir, "Olağan kurultay için genel merkezden bir takvim açıklandı, eylül ayı için söylediler. Nasıl değerlendirirsiniz? Hem de sizin topladığınız imzalar vardı onlar için bir başvuru olacak mı?" sorusunu yanıtlarken, şunları söyledi:

"Açıkça anlaşılmaktadır ki şu ana kadar eğer son anda bir aklıselim, son anda bir demokratik anlayış ve son anda CHP'ye ve ona umut bağlayan milyonlara kastetmeme sağduyusu gelişmezse bir erken, derhal, olağanüstü kurultay yapılması arzu edilmiyor. ve bu süreçte bir taraftan sarayın arzu ettiği gibi partide bir çekişme görüntüsü verecekler, bir yıpratma sürecine girecekler ve sarayın atadıkları, diğer taraftan CHP'nin öz evlatlarını, öz kadrolarını dağıtma görevi görecek. ve bunun üzerinden yıllara yayılacak ve hatta seçim zamanında kurultay mı olur noktasına kadar getirecekleri ve oradaki o süreci dilediklerince sürdürebilecekleri bir çaba içerisinde olduklarını görüyoruz. Tüzüğümüz açıktır. Kurultay delegelerimiz görevdedir. Butlan kararında kurultay delegelerimize dönük olarak herhangi bir tedbir kararı yoktur. Tam da bu nedenle bu kurultay delegelerimiz haklarını kullanıp binin üzerinde delege 833, bizim şu anda İstanbul dışındaki delegemizle kurultay talep etmiştir. Bu durumda Sayın Genel Başkan atanmış Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'nun herhangi bir seçimli tercih olanağı yoktur. 45 gün içerisinde kurultayı toplaması gerekmektedir. Beklenti budur. Olması gereken budur. ve biz kendisinden tekraren bu sağduyuyu göstermesini bekleriz."

"BİZ BABA OCAĞIMIZDAYIZ"

Emir, yeni parti kurulacağı iddialarına ilişkin de şu değerlendirmeyi yaptı:

"Biz baba ocağımızdayız. CHP'nin seçilmiş kadrolarıyız. Partimize sahip çıkma konusunda, sonuna kadar sahip çıkma konusunda kararlıyız. Elimizdeki her türlü hukuki, siyasi ve demokratik hakkı sonuna kadar kullanırız ve kullanacağız. Kimsenin şüphesi olmasın. Ama bunları yapıyoruz diye diğer bütün seçeneklerin de masada olmadığını söylemesin kimse. Elbette ki biz partimize sahip çıkmak konusunda kararlıyız. Buradayız, sonuna kadar zorlayacağız. Herkes hesabını buna göre yapsın. Herkes tüzüğe uysun, demokratik geleneklere uysun, CHP tabanının sesini dinlesin. Ama kimse CHP kadrolarının bu saray operasyonuna, bu tuzaklara düşeceğini zannetmesin. Biz her bir kurulan tuzağı teker teker parçalayacak seçenekleri de elbette ki gündemde tutarız. Zamanı geldikçe, yeri geldikçe de yetkili ağızlardan kamuoyunun bilmesi gereken her şeyi açıklarız, açıklayacağız."

"HANGİ ADIMLARI ATACAKLARINI BİLMİYORUZ"

Emir, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Tekrar bir Yenikapı ruhu aranıyorsa bunun vücut bulması gereken zemin Terörsüz Türkiye sürecidir" açıklamasının hatırlatılması üzerine de şöyle konuştu:

"Bize gelen herhangi bir bilgi yok. Şu ana kadar yaklaşık yedi ay olmuş olması lazım komisyon raporundan sonra, yanılmıyorsam. Biz defalarca komisyon raporu lafta ve rafta kalmasın demiştik. Hala gelmedi. Getirecekler mi bilmiyoruz. Defalarca getireceklerini ifade eden sözleri oldu. Getirecekler mi bilmediğimiz gibi ne getireceklerini de bilmiyoruz. Aslında getirdikleri ucube tek adam rejiminde anımsayın kanunları Meclis yapardı. Hatta o kanun teklifini de yine komisyonun, partilerin birlikte çalışması gerektiğini söylüyorlardı. Ama bugün itibarıyla bir yerlerde bir şeyler pişiriyorlarsa getirirler görürüz. Ama bir hükmü tekrar kamuoyunun dikkatine sunmak isterim. Raporda 6'ncı ve 7'nci bölümlerde özellikle terörün kalıcı olarak bitirilmesine dönük olarak yapılması gereken adımlar konusunda, atılması gereken adımlar konusunda öneriler vardı ama bir de demokratikleşme ve hukuk devlet önerileri vardı. ve bu önerilerin hepsinin eşzamanlı görüşüleceği hükmü var orada. Biz orada görüntü olsun diye zevahiri kurtarmak için rapor yazmadık. O çalışmalar boşuna 52 heyet üyesi ile parlamentoda bulunan grubu bulunan bir parti hariç diğer bütün partilerin desteğiyle çıkmadı. Ortak akılla Türkiye'ye barışı getirelim ve ortak akılla Türkiye'de demokrasiyi ve hukuku ayağa kaldıralım demiştik. Nerede bunlar? O zaman bu var mıydı? Dolayısıyla hangi adım atacaklarını bilmiyoruz. Adım atıp atmayacaklarını bilmiyoruz. Ama şimdiden eksik adım atmasınlar. Sözlerinin arkasında dursunlar, raporun arkasında dursunlar ve 86 milyona mahcup olmasınlar diye uyarmış olalım."

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Murat Emir'den Erdoğan'ın Açıklamalarına Tepki: 'Chp Yönetimi, CHP Kurultayının Seçtiği Genel Başkan Özgür Özel ve O Günkü Kadrolardır' - Son Dakika


Advertisement