Ortak Açıklamayla "Hayatı Durdurun" Çağrısı -1 - Son Dakika
Son Dakika Logo

Ortak Açıklamayla "Hayatı Durdurun" Çağrısı -1

11.10.2015 17:54

Ankara'daki barış mitingine katılmak için İzmir'den 54 otobüsle gidenler, kente döndü.

Ankara'daki barış mitingine katılmak için İzmir'den 54 otobüsle gidenler, kente döndü. İzmir'den gidenlerden dört kişi hayatını kaybetti. KESK, DİSK, TMMOB ve TTB'nin kentteki temsilcileri, ortak basın açıklaması yaparak, 12-13 Ekim'de grev yapacaklarını duyurdu ve toplumun tüm kesimlerine 'Hayatın durdurun" çağrısında bulundu.

KESK, DİSK, TMMOB ve TTB tarafından düzenlenen, çok sayıda sivil toplum kuruluşunun destek verdiği Emek Barış ve Demokrasi Mitingi'ne katılmak için İzmir'den 54 otobüsle Ankara'ya gidenler kente döndü. DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, KESK İzmir Dönem Sözcüsü Bahri Akkan, TMMOB İzmir Sözcüsü Melih Yalçın, Genel- İş Sendikası'nda, "Üzgünüz, öfkeliyiz, yastayız, isyandayız" yazılı pankartın önünde basın toplantısı yaptı. Toplantıya CHP'li İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, CHP İzmir milletvekilleri Zeynep Altıok, Tacettin Bayır, Kamil Okyay Sındır, CHP milletvekili adayı Atila Sertel, CHP İzmir eski milletvekilleri Alaattin Yüksel, Mustafa Moroğlu, HDP İzmir İş İl Başkanı Cavit Uğur ile sendikaların şube başkanları katıldı.

DENİZE KARANFİL ATILACAK

DİSK'ten Memiş Sarı, yarın (pazartesi) saat 11.00'de Basmane Meydanı'nda toplanıp, Alsancak Gündoğdu Meydanı'na yürüyerek ölen her insan için denize karanfil bırakacaklarını söyledi. Sarı, şöyle konuştu:

"Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki katliamlar saymakla bitmiyor. Çorum, Sivas, Maraş, Soma, Uludere, Bahçelievler, 1977 yılının 1 Mayıs'ı ve dün 10 Ekim Ankara. Savaşa inat barış çığlığını yükseltenlere karşı yapılan bu saldırıyı buradan hep birlikte lanetlemek, tüm savaş çığırtkanlıklarına karşı 'inadına barış' demek için biraraya geldik. Dünkü barış eylemine yine savaş ve ölümler damga vurdu. Bu salonda bulunanlar belki 10 saniye belki 30 metre ile o katliamdan kurtuldular. Katliamı yaşayanlar yaşatanlar failleri belli biz kim olduklarını çok işi biliyoruz biz unutmayacağız, unutturmayacağız. Biz oraya polisler, askerler de ölmesin diye gittik ama orada İçişleri Bakanı'nın 'hiçbir güvenlik zaafiyeti yok' demesine rağmen güvenlik zaafiyetini kendilerinin yarattığını bilmeniz gerekiyor. Üniforma giyiyorlar diye onları farklı bir kalıba sokmak istemiyoruz. Yarın (pazartesi) saat 11.00'de Basmane'de toplanıp Alsancak Gündoğdu Meydanı'na yürüyeceğiz. Katledilen tüm insanlarınız için denize karanfil bırakacağız."

BOMBALARI PATLATTILAR"

KESK Dönem Sözcüsü Bahri Akkan da basın açıklamasında 12- 13 Ekim'de grev yapacaklarını belirterek, şöyle konuştu:

"Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık. Türkiye'nin dört bir yanından gelmiştik. İşsizlerin yoksulların mağdurların sesini duyurmak için gitmiştik. 'Savaşa inat barış hemen şimdi' demek için gitmiştik. Saray'ın saltanatı uğruna aylardır kan dökenlere 'dur' demek için gitmiştik. Savaşa karşı barışı, baskı şiddet ve zora karşı özgürlükleri ve demokrasiyi, yolsuzluk ve sömürüye karşı emeği savunmak sesimizi yükseltmek için gitmiştik. Türkülerimizle, halaylarımızla sloganlarımızla coşkuyla miting alanına yürüyüşümüz başlarken patlattılar bombaları. Türkiye'nin göbeğinde, binlerce polisin gözü önünde patlattılar. Türk Tabipler Birliği'nin açıklamasına göre 105, HDP'nin açıklamasına göre 128 yoldaşımız hayatını kaybetti, yüzlerce yaralı var. Yaşamını yitirenlerin arasında İzmirli dört kardeşimiz de vardı. İzmir'de emek mücadelesinin her zaman yanında olan Ayşe Deniz, Berna Koç, Mesut Mak ve Hacı Kıvrak'ı dün barış talebimizi haykırmak üzere gittiğimiz Ankara'da yitirdik. İzmir'den mitinge katılanlardan 10 kişiden fazla da yaralı var."

GREVE DESTEK ÇAĞRISI

KESK'li Akkan, tüm kesimleri pazartesi ve salı günü yapılacak greve destek olmaya çağırarak, şöyle konuştu:

'Üzgünüz, öfkeliyiz, yastayız, isyandayız. Hiç kimse bize bu katliamın faili meçhul olduğunu söylemesin. Bombaları tanıyoruz. 18 Mayıs'ta Adana ve Mersin'deki, 5 Haziran'da Diyarbakır'daki, 20 Temmuz'da Suruç'taki patlamalardan tanıyoruz. Aynı seriden olduklarını biliyoruz. Katilleri tanıyoruz. Katiller, diktatörlük heveslileri 7 Haziran seçimleri kursaklarında kalanlardır. 400 vekil alamadıkları için ülkeyi iç savaşa sürükleyenlerdir. Katiller, yarattıkları terör ve dehşetin korkusuyla 1 Kasım seçimlerinden galip çıkmaya çalışanlardır. Katiller aylardır akreplerle, TOMA'larla, tanklarla, toplarla ülkeyi kan gölüne çevirenlerdir. Amaçları bizi korkutarak sindirerek, 13 yıllık zulüm ve hırsızlık düzenlerini sürdürmeye çalışmaktır. Amaçları Gezi isyanından bu yana diktatörlüğe karşı direnen milyonlarca yurttaşın iradesini kırmaktır. Amaçları, kaçak saraydaki iktidarlarını devam ettirmeye çalışanlardır. Mitingi kana bulayanlara sesleniyorum. Bütün vahşetinize, bütün şiddetinize bütün katliamlarınıza rağmen demokratik bir ülkede birarada yaşamı ve barışı savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Korkmayacağız, yılmayacağız, unutmayacağız ve afetmeyeceğiz. Döktüğünüz kanda boğulacaksınız. Üç gün yastayız. 12 - 13 Ekim pazartesi ve salı günleri bütün Türkiye'de grevdeyiz. Tüm siyasi partileri örgütlü örgütsüz hangi sendikanın üyesi olursa olsun tüm yurttaşlarımızı bu greve katımaya çalışıyoruz."

"GÜLÜYOR VE SES ÇIKARMIYORSA SORUMLUDUR"

TMMOB İzmir Dönem Sözcüsü Melih Yalçın, patlama anını şu sözlerle anlattı:

'Savaşa karşı barışı savunacağımızı duyurmuştuk. 54 otobüsle Ankara'ya vardık. Patlamanın olduğu yer bizim korteje gireceğimiz noktaydı. O nedenle birçok arkadaşımız patlamaya tanık oldu. Biz TMMOB korteji olarak patlamaya 20 metre mesafedeydik, patlamayı gördük. Bugün burada karşınızda duruyorsam, bu patlamada ölen insanların sayesindedir. Patlama dar alanda ve yoğun insan kitlesinin içinde yapılmıştır. O insanlar daha fazla insanın yaralanmasına engel oldu. Eğer Diyarbakır'daki gibi insanların seyrek olduğu bir alanda patlatılsaydı ölü ve yaralı sayısı daha fazla olacaktı. O insanlar paramparça oldu. Parça tesirli patlayıcılar kullanıldı. Ölü ve yaralı sayısının daha fazla artmamasının nedeni, yoğunluk içinde patlatıldı. Bu patlama Türkiye Cumhuriyeti'nde en büyük katliamdır. Bu katliam neden yapılıyor' Biz buna yanıt vermeden bu katliamları engelleyemeyiz. Huzur içinde yaşayan bir ülkede yapılan katliam değil. Reyhanlı'da başlayan Suruç'ta süren Ankara'da yüzden fazla vatandaşın ölümüne neden olan patlama. Bunun devamı gelecektir. Bu bir kerelik mesaj vermek üzere bir terör katliamı değildir, organize bir iştir. Organize işleri kim yapıyor? Devletin organize işten katliamdan sorumluluk almadan sıyrılması mümkün değildir. Bu katliamı devlet yapıyorsa birinci derecede sorumludur. Gülüyor ve ses çıkarmıyorsa sorumludur. Bilmiyor ama bulmak için, önlemek için çaba harcamıyorsa yine devlet sorumludur. Bize göre üçü de gerçektir."

"CESET TORBASI BİLE GETİRMEDİLER"

TMMOB Sözcüsü Yalçın, polisin patlama yerine gelip sadece izlediğini, ceset torbası bile vermediğini öne sürerek şöyle konuştu: 'Devletin refleksine bakalım. Patlama olduktan sonra yüzlerce vatandaş yerde yatıyor. Herkes panik halinde. Ben yerde çok ölü gördüm ama yerde dalak beyin ciğer, kafatası, omurga bunları hiç görmemiştik. Bunlar yerlerde darmadağın. Bunlara basmamaya çalışarak yerdeki kan gölünden kaymadan insanları taşımaya çalıştık. Devlet orada yoktu. Patlamanın olduğu bölgeye 40 kişilik polis grubu geldi. Neden geldi bilmiyorum. Donanımlı değillerdi, kalkanları vardı birkaç da gaz vardı. İnsanlar bunlara saldırmaya çalıştı. İnsanlar bunun devletin yaptığından çok emin ve devletin oradaki temsilcisi polis. Polis canı yanan yaralılara coplarla saldırdı. 20 metre mesafede durdular, kalkanların etrafında beklediler gaz da sıktılar. Polis devletin eli, yüzlerce insanın olduğu yere gelince ne yapar yaralılara taşımaya yardım etmez mi' Ellerini kıpırdatmadılar, baştan sona seyrettiler. Saatlerce orada seyrettiler. Ceset torbası bile getirmediler. Biz öfkeli vatandaştan polisi korumaya çalıştık. Devletin refleksine bakın. Biraz daha yukarı çıkalım. Devletin bakanları açıklama yapıyor. Basının karşısına geçip gülüyorlar. Bu adam devletin bakanı değil mi? Nasıl gülebiliyor. Başbakan olayın failleri dışında herkesi suçlamaya çalışıyor. Kendisinin yetkili olmadığını sorumlu olmadığını söylüyor. Aklımızda alay edercesine bu hükümetin AK Partili olmadığını söylüyor. Devletin refleksini iyi inceleyelim. Bu devletin sorumluluğunda yapılmış bir iştir. ya bizzat ya göre göre. Orada yaşayan barış mitingine gelenler devletin umurunda değil. Biz devletin vatandaşları değiliz. Devletin vatandaşı sadece AKP mitingine girenler. Bu devletin en ücra köşesine kadar sirayet etmiştir. Devlet ortadan ikiye ayrılmıştır devletin gözettikleri ve devletin yok saydıkları."

TMMOB İzmir Dönem Sözcüsü Yalçın, yarından (pazartesi) itibaren herkesi hayatı durdurmaya davet ederek, 'Hayatı durdurun. Bu hayat bu şekilde devam edemez. Canımızı siper etmek dahi olsa, öleceğimizi bilsek bile bu fedakarlıktan kaçınmamamız gerekiyor. Ölüm çok basit. Bedel ödemeye hazırız" dedi.

"KAOS YARATTILAR"

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, "13 yıldır AKP iktidarının yaptığı ülkeyi birçok parçaya bölmek oldu. Etnik köken ya da inanç mezhep tabanında bir kısmını ötekileştirerek bir kısmını düşman ederek ülkeyi 13 yıl yönettiler. Ülke birçok parçaya bölündü. Bizim önemli sorunumuz bu. Hep birliğe beraberliğe dayanışmaya ihtiyacımız olduğunu söylüyoruz. Hep bir düşman yaratarak hep kendi saflarının sıklaştırılmasını öngören, ülkenin vatandaşının bir kısmını kendi vatandaşı olarak görmeyen, ayrıştıran, ülkeyi kaos ortamına sürükleyen bir iktidar var. Hepimiz perişanız. Bu; sokağa çıkma, protesto yapma, duygu ve düşüncelerini ifade etme, hakkını arama demekten başka bir şey değildir. Düzen de yönetim biçimi de insanlar sokağa çıkamadığı zaman amacına ulaşabilir. Biz bu derdi demokratik yollardan başımızdan defetmek için ne gerekiyorsa, üzerimizi düşen her görevi yapmak zorundayız" dedi.

CHP'Lİ MİLLETVEKİLLERİ TERÖRÜ LANETLEDİ

CHP İzmir Milletvekili Zeynep Altıok, 'Katliamlarla beslenenler onların kanlı ellerini iktidara taşıyanlar, 13 yıllık kesintisiz iktidarın ardından darbe anayasası ile her şeyin içini boşaltıp bundan rant sağlayarak, diğerlerini yok etmek üzerine kurduğu iktidarını sürdürmek istiyor. Bizim önümüze getirdiği barış katliamı oldu. Şehirlerin adıyla anılan bir katliam yerine barış katliamı da oldu. Aydınlık gelecek için daha çok el ele olmaktır çözüm" dedi. CHP İzmir Milletvekili Kamil Okyay Sındır, "Bu katliam, bu vahşet bir barış mitinginde barışa vurulan bir darbedir. Ülkemizde birarada kardeşliğe vurulan darbedir. Demokrasiye bir darbedir. Rejimi değiştirmek isteyenlerin senaryolarının bir parçasıdır. Barışa ve kardeşliğe darbe vurmak isteyenlerin ne de bu ülkede başkanlık adı altında diktatörya rejimi getirmek isteyenlerin asla başarıya ulaşmayacağını burada belirtelim. İnsanlığın başı sağ olsun. Ülkemizde yitirdiğimiz canlar ve onların yakınları değil insanlık adına yapılmış bir katliamdır" diye konuştu. CHP İzmir Milletvekili Adayı Atila Sertel, "Dini, dili, ırkı mezhebi ne olursa olsun Türkiye'de yaşayan tüm insanların aynı coğrafya içinde demokrasiden insanlıktan yararlanma mücadelesinde barış isteyenlerin kazanacağı Türkiye olacağını söylemek isterim. 'Güvenlik zafiyeti yok' diyenlere soruyorum, güvenlik içinde mi öldürdünüz bu kadar insanı' 289 yaralının yüzü aşkın kaybın sorumlusudurlar. Bunun çözüm yolu açık ve nettir. Faili meçhul cinayetlerin ülkemizde aydınlatılması gerekmektedir" dedi. CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, 'Sözün bittiği yer. Sorumluk gereği susuyoruz. Gün birlik ve beraberlik günü, terör kimden gelirse gelsin lanetliyoruz" diye konuştu. HDP İzmir Eş İl Başkanı Cavit Uğur da, 'IŞİD içimizdedir, IŞİD AKP'nin tam kendisidir" sözleriyle tepki gösterdi.

Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel Ortak Açıklamayla 'Hayatı Durdurun' Çağrısı -1 - Son Dakika


Advertisement