CHP Grup Toplantısı… Özgür Özel: "Bundan Sonra Bunların Hiçbirine Katlanmak Zorunda Değilsiniz, Bize Katılabilirsiniz" - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

CHP Grup Toplantısı… Özgür Özel: "Bundan Sonra Bunların Hiçbirine Katlanmak Zorunda Değilsiniz, Bize Katılabilirsiniz"

20.01.2026 16:32  Güncelleme: 17:42

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında, “Kartalkaya’daki acıyı da Soma’daki acıyı da yapılan haksızlıkları da çekilen zulümleri de bugüne kadar çektik, katlandık. Bıçak kemikte. Bundan sonra bunların hiçbirine katlanmak zorunda değilsiniz. Bize katılabilirsiniz, hep beraber iktidara yürüyoruz. Kökünü kazıyacağız bu pisliğin” dedi.

(TBMM) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında, " Kartalkaya'daki acıyı da Soma'daki acıyı da yapılan haksızlıkları da çekilen zulümleri de bugüne kadar çektik, katlandık. Bıçak kemikte. Bundan sonra bunların hiçbirine katlanmak zorunda değilsiniz. Bize katılabilirsiniz, hep beraber iktidara yürüyoruz. Kökünü kazıyacağız bu pisliğin" dedi.

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, bugün TBMM'de grup toplantısında yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:

"Dünyada bu kadar tehdit, bölgemizde bu kadar krizler varken Türkiye iç barışını ve huzurunu sağlamak zorundadır. Ancak iç barışımızı dinamitleyen, milletin huzurun kaçıran ekonomideki krizi daha da derinleştiren hukuksuzluklar sürmektedir. Artık yargı kararları partisine göre alınır hale gelmiştir. Özellikle belediye soruşturmalarında, yazılı olmayan ama herkesin kabul ettiği, 'CHP'liyse soruştur, AKP'li ise geçiştir' kuralı işlemektedir. İzmir'in bir önceki Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve dönemin İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya altı ay iki gün tutuklu kaldılar. Daha sonra kamu zararının oluşmadığına yönelik ispatlar, bilirkişi görüşleri ortaya çıktı. Her şey kabak gibi ortaya çıktı. Kentsel dönüşüm için bir tarafta AKP'nin müteahhit odaklı sistemine alternatif olsun diye kamudan beş kuruş çıkmadan kentsel dönüşüm yapmayı hedefleyen kooperatif modeli, AK Parti'nin kötü yönetimiyle 10 kat artan inşaat maliyetleri yüzünden sekteye uğramış, sendelemiş, bunu fırsat bilen iktidar da burada soruşturma başlatmış, gözaltılar, tutuklamalar yapmıştı. Bir sabah 200 kişinin gözaltına alınması, 150 kişinin tutuklanmasıyla başlayan süreçte, 5 Ocak günü tek tutuklu kalmadı çünkü bir kamu zararı oluşmadığı ortaya çıktı. Yapılan olsa olsa beceriksizlik dahi değil, bir talihsizlikti.

"TOKİ'de kaçıp giden müteahhitten dolayı hangi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bürokratını alıp da içeri atmışsın"

Başlarken bir olan inşaat maliyetleri 10'a çıkmıştı. İşler aksamıştı. Mevcut Büyükşehir Belediye Başkanımız kooperatiflerle oturdu, çalıştı, çoğuyla anlaştı. Bu sene nisanda teslim edilecekler de var, gelecek sene şubatta bitecekler de var. Sorunu çözmeye uğraşıyoruz. Tahliyeler göründü. 'Keşke yılbaşından önce olsaydı. Niye 5 Ocak' dendi. 5 Ocak pazartesi ya, çarşamba günü İzmir Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'nden bir rapor geldi. Murat Kurum'un atadığı İzmir Çevre Şehircilik Müdürlüğü'nün raporunda bir kooperatif için başka iddialar çıktı. Perşembe günü bununla ilgili soruşturma, cuma günü Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya'ya 'Siz bu kooperatifi denetlemeliydiniz.' Büyük bir hukuki tartışma. Kesinlikle olamayacak bir durum. TOKİ'den kaçıp giden müteahhitten dolayı hangi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bürokratını alıp da içeri atmışsın? Sen bunu denetleyecektin, kaçmış filan ki kaçan da yok. Geciken işler var. Tunç Soyer ve Heval Savaş Kaya ve önceki İzmir İl Başkanımız Şenol Aslanoğlu'na tutuklama. Pazartesi günü duruşma, ilk dosyadan tahliye. İki gün önce 'Yeniden tutuklandın, burada dur' diye. Sebep? İzmir'de o köpürttükleri, attıkları o büyük yalanın altından bir şey çıkmadı. Hızlı bir yargılamayla mahkemenin bir kamu zararı olmadığı önüne geldi ya. Şimdi çıkıp da 'Bir şey yokmuş. Burada kamu zararı yokmuş. Aksine iyi niyetli bir çabanın uğradığı sekte varmış. Şimdi de o düzelirmiş' olmasın diye atılan o kadar iftira, İzmir'de söylenen büyük büyük laflar, buradaki laflar olmasın diye bu işi yaptılar.

"İkili hukuk sistemi"

Şimdi orada içeriye konulan bu arkadaşlarımızı ne diye koydular? Kendilerini kooperatifi denetlemedi diye koydular. Kooperatif davasında bilirkişilerin sunduğu rapor diyor ki 'Şirket yönetim kurulu kararı olmadan işlem yapılmış. Bu da suçtur.' İzmir Büyükşehir iştiraki İZBETON'un yöneticisi bununla ilgili altı ay iki gün yattı. Sonra kamu zararı olmadığı ortaya çıktı. Bakın, aynı madde. AK Parti Trabzon Büyükşehir. TİSKİ'nin Sayıştay raporu diyor ki 'TİSKİ Genel Müdürü yıllar boyunca yönetim kurulu kararı olmadan araç kiralama işlemi yapmıştır.' Bırakın tutuklamayı ifadeye bile çağırılmamıştır. Sayıştay diyor ki 'MHP'li Gümüşhane Belediye Başkanı kendi ortağı olduğu şirketten belediyeye 2,8 milyon liralık alım yapmış karar olmaksızın.' Bırakın yargı işlemi soru bile sorulmamış. Sayıştay Raporu 2023, MHP'de olan Amasya Belediyesi, 'İlgili ihale mevzuatına aykırı şekilde belediye bütçesinin yarısıyla otel yaptırmış. Onaysız malzeme kullanıp kamuyu zarara uğratmış.' Herhangi bir yargı işlemi yok. Sayıştay 2023, AK Partili Kağıthane Belediyesi, 'Ortada bir sözleşme yokken hazine arazisine konut yapmaya kalkmış. Sonra vazgeçip tasfiye maliyetiyle kamuyu zarara sokmuş.' İfadeye dahi çağrılmamış. 2023 AK Parti Ordu Büyükşehir Belediyesi, 'Ünye Limanı, Fatsa İskelesi ihale mevzuatına aykırı şekilde belediye şirketine dolgu yaptırılmış'. Soru dahi sorulmamış. İşte tam karşımızda bir ikili hukuk sistemi.

"Biz Ankara'yı Recep Tayyip Erdoğan'ın Melih Gökçek'i gibi yağmur duasına muhtaç hale getirmedik"

Tükenmiş siyasetine 'Ankara'da su tükendi' diye bir nefes aldırmaya çalışan Recep Tayyip Erdoğan. Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş diyor ki 'Ankara'nın 200 günlük suyu kaldı.' Bas bas bağırıyorlar, 'Sorumlu belediyedir. Belediye yapmalıdır. Nasıl yaparsın?' Bakın, Allah'tan hani diyor ya 'Plazma çok güzel bir alet, değil mi?' Bakın, 'Başbakan Erdoğan'ın evinin suyu kesik.' Kendi evinin suyu kesilmiş Ankara'da ve 2007 yılında Erdoğan yağmur duasına katılmış. 'Başbakan Erdoğan, cuma namazı için gittiği camide yağmur duasına katıldı. Erdoğan yağmur duasıyla beş yıldır yönetmekte oldukları…' Hani diyor ya 'Yönetiyorsun ya beş yıldır, niye çözmedin?'  Niye çözmemiş senin belediye başkanın? Yağmur duasına katılmış. Erdoğan diyor ki 1994'te, 'Yağmur bombası değil, yağmur duası gerekir. Erdoğan'ın umudu yağmur duası.' Allah'a şükür yağmur duasına çıkanlara, inananlara, itikat sahiplerinin hepsine saygım sonsuz. Ama biz Ankara'yı Recep Tayyip Erdoğan'ın Melih Gökçek'i gibi yağmur duasına muhtaç hale getirmedik. Allah'tan Mansur Yavaş var.

"Ailelerin devlet eliyle elde edilebilecek bilgilerini bu çetelere kim verdi"

Bir yandan Aile Dayanışma Ağı'na (ADA) 'İBB davasında yeni soruşturma açılacak. Gözaltı listeleri hazır. Sizin de isminiz geçiyor. 5 milyona kapatırız' diye tutuklu ailelerine SMS atılıyor. SMS'ler tutukluların ailelerinin isimleri, cisimleri, TC'leri, çocuklarının adları bilinerek yapılıyor. Bu konuda aileler çağrıda bulundu. Bir soruşturma bekliyoruz. Bütün ailelerin dosyadaki bilgilerini ve devlet eliyle elde edilebilecek bilgileri bu çetelere kim verdi? Bunları görmek lazım. Biz aynı FETÖ borsası gibi, İBB borsasını ispat etmişiz. Nasıl etmişiz? Bir tutuklunun yakınına, 'Babanı çıkarmam için ver bu kadar para' dedi. Gelip, bana söylediler. Ben gittim, bunu ispat ettim. Miting sırasında söyledim. Ben söyleyince arabasına bindi, Yunanistan'a kaçmaya çalıştı. Yunanistan'a kaçmak için Akdeniz'de tekneye giderken yakalandı. Bunu tutuklamadılar, ev hapsine koydular. Öbürünü yakalattık, AK Parti'den attılar, ev hapsi bile vermediler. Ama şimdi hala içeriden birtakım fareler, birtakım bilgiler getirip aileleri tedirgin etmekteler.

"Ekrem Başkan'a her şeyi dediler, bir tek 'Ekrem'den korkmuyoruz. Gelsin yarışalım' diyemiyorlar"

Diğer yandan geçen hafta Ekrem Başkan'ın 31 yıllık diplomasını iptal edip 19 yaşındaki bir çocuğa sahtecilik soruşturması açmışlardı. Bu utanç davasına gittik ve hep birlikte dinledik. İdarenin avukatı, İstanbul Üniversitesi'nin avukatı ne yapıyor, biliyor musunuz? 2025 yılında Recep Tayyip Erdoğan'ın atadıklarının eline kalmış İstanbul Üniversitesi'nin avukatı, 1453 yılında Fatih Sultan Mehmet'in kurdurduğu İstanbul Üniversitesi'ni suçluyor. Özünde bir tek şunu söylüyor: 'Biz Ekrem İmamoğlu'nun doğrudan bir eyleminden bahsetmiyoruz. Ne yapmışsa eski İstanbul Üniversitesi yanlış yapmış. Ama hiç kusura bakmasın, biz diplomayı 35 yıl sonra geri alırız' diyor. 35 yıl önce adam öldüren, öldürdüğü yeri, vurduğu silahı, gömdüğü kişinin kemiklerini gösterse 'zaman aşımı' diyorlar. 35 yıl sonra İstanbul Üniversitesi'nin güya yaptığı bir hatadan ki o tarihlerde onun hata olmadığını da böyle ispatlayıp alınlarına çaktılar. O tarihte ne denklik var, ne bilmem ne var var. Üniversitenin kendini savunan yazıları var. Ekrem İmamoğlu'na 'hırsız' dediler, 'yolsuz' dediler, 'ihaleye fesat' dediler, 'sahte diploma' dediler. Her türlü iftirayı attılar. Hepsini birden Ekrem Başkan yapmış. Bir tek şeyi diyemiyorlar. 'Ekrem'den korkmuyoruz. Gelsin yarışalım. Biz Ekrem'i yeneriz' diyemiyorlar. Meselenin özü burada.

"İki topçuyla şike, iki popçuyla uyuşturucuyla mücadele olmaz"

10 aydır her türlü iftirayı attılar. Her birisi geri sekti. Birini bile ispatlayamadılar. Şimdi kaçıyorlar. Canlı yayından kaçıyor. Tutuksuz yargılamadan kaçıyor. Şimdi güya uyuşturucuyla mücadele... Keşke yapılsa, samimiyetle yapılsa, bataklık kurusa. Ama iki topçuyla şike, iki popçuyla uyuşturucuyla mücadele olmaz. Ama o uyuşturucuyla mücadelede bir zavallı kadın bulmuşlar. Aynı İBB'de olduğu gibi, 'Bir iftira at.' Kadın diyor ki 'Ekrem İmamoğlu'nun jeti vardı. Ben de o jete bindim.' Bir isim veriyor. 'Onunla birlikte de şunu yaptım, bunu yaptım.' Mesele Ekrem İmamoğlu bir gazeteciyle karşılaşmış. 'Geçmiş olsun.' 'Sağ ol Başkanım.' Bunu yalan yazdı bu kadar. Hiç utanmadı. Ben gittim, o gazeteciyle öpüştük, sarıldık. Konuştuk, hatta helalleştik bir ölçüde. Benimle ilgili de güya bana demiş. Yalan yazdı, hiç utanmadı. Bunun üzerinden o utanmaz diyor ki 'Efendim uçakta onlar bunlar.' Yetmezmiş gibi Erdoğan'ın imaları. Hatta bugün Devlet Bey'in imaları. AK Parti'nin o troll ordusu ne rezillikler, aileye saldırıyor düşün ya. Adamı 10 aydır haksız tutuyorsun, anası-babası, üç çocuğu, eşi dışarıda. 'Adamın jeti varmış da jette bilmem ne olmuş da.' Bir çıktı arkadaşlar, yani Allah'tan korkmazları, bu böyle kayda geçsin kayda. Hem bu dünyada soracağız hesabını, hem öbür dünyada soracak Mevla.

"Uçak AK Partili'nin, kiralayan AK Partili, uçakta gezen AK Partili, ortağı AK Parti il başkanı"

Hani diyorlardı ya 'Şikayet eden CHP'li' diye. Değildi de öyle atıyorlardı, suçlanan CHP.'li Uçağın sahibi çıktı mı AK Partili? Uçağı işleten çıktı mı AK Partili? Yurt dışına kaçan kişi dedikleri kişi çıktı mı AK Partili? Uçağın sahibi 'Ben reisçiyim' diyor. İşleten kişi 'Bu uçağı İmamoğlu'na hiç vermedik, siyasilerden uzak dururuz' diyor. Erdoğan ise bu uçağı kast edip 'Milletin parasıyla orada burada keyif çatıp, bilmem ne işler yapanlar' diye iftira ediyor. 'İmamoğlu'nun adamı' dedikleri, 'yurt dışında firari' dedikleri Murat Gül İbrahimoğlu, en büyük ihaleleri AK Parti'den almış. Kendisi AK Partili olduğunu gizlememiş. İBB AK Parti'deyken milyon dolarlık ihaleler almış. İstanbul Valiliği yanına devlet koruması vermiş. Şirketi var, şirketin ortağı Murat Gülibrahimoğlu'nun, şirkete ihaleyi veren bu Cebeci Hafriyat Alanı'na ihaleyi veren Enerji Bakanlığı. Döküm muvafakatını Murat Gülibrahimoğlu'na veren Enerji Bakanlığı. İstanbul Valiliği'ni döküm gelirlerine ortak eden, valiliğe gelir olsun diye o yasak döküm alanının gelirine ortak eden Enerji Bakanlığı. Bu adamı zengin eden valilik ve Enerji Bakanlığı. Peki Murat Gülibrahimoğlu kim? Cevap vermiyorlar, ben söyleyeyim: Ticaret Sicil Gazetesi, İstanbul bir önceki il başkanı, AK Parti il başkanı Osman Nuri Kabaktepe'nin şirket ortağı. Uçak AK Partili'nin, kiralayan AK Partili, uçakta gezen AK Partili, ortağı AK Parti il başkanı ve paranın gelirini de verecekleri dedikleri yer valilik. Hepsinin bütün kayıtları burada.

"Eğer CHP'ye bulaştırılabilecek bir şey varsa özenle seç, AK Parti'nin paçasından pislik akıyor olsa onu geç"

Osman Nuri Kabaktepe TÜGVA'nın yönetiminde hala daha. Önümüzdeki günlerde ayrı ayrı çıkacak, Osman Nuri Kabaktepe üzerinden Gülibrahimoğlu'nun en çok para yatırdığı yer TÜGVA. Kim var başında? Osman Nuri Kabaktepe üzerinden TÜGVA'ya bağış var. Bir de açıkça söylüyorum: Akın Gürlek'in altında görev yapan İBB savcıları; Osman Gülibrahimoğlu'nun hesap hareketlerini, kendisinin tutuklu olan bir şirket çalışanına soruyorlar. 4 milyon euro para bozduruluyor, nakit çekiliyor. Onu soracak diye bekliyor. Onu sormuyor. Çünkü onu Osman Nuri Kabaktepe ile birlikte, onun uygun gördüğü yerlere, onun o banka şubesinde birine vermişler. İzah etmekte zorlanacağı bir kalem var. O kalemi atlıyor savcı. Dönmek istiyor, 'Yukarıdakini sormadınız' diyor. 'Onu geç.' Neden? Eğer CHP'ye bulaştırılabilecek bir şey varsa özenle seç, AK Parti'nin paçasından pislik akıyor olsa onu geç. Bundan sonra daha da çıkıp konuşun bakalım. Daha hepsi gün gün, tarih tarih yedi tane başvuruda bulundum HSK'ya. Oturdular, kalkmıyorlar oradan. Dönüp dönüp ikide bir şey diyorlar: 'Soruşturmaya gerek görmedik.' Bugün İBB borsasını soruşturmaya gerek duymayanları, günü gelince millet soruşturmaya gerek duyacak.

"Katlanmak zorunda değilsiniz, bize katılabilirsiniz"

Son sözüm şudur: Kartalkaya'daki acıyı da Soma'daki acıyı da yapılan haksızlıkları da çekilen zulümleri de bugüne kadar çektik, katlandık. Bıçak kemikte. Bundan sonra bunların hiçbirine katlanmak zorunda değilsiniz. Biz katılabilirsiniz, hep beraber iktidara yürüyoruz. Kökünü kazıyacağız bu pisliğin. Kökünü kazıyacağız."

(SON)

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel CHP Grup Toplantısı… Özgür Özel: 'Bundan Sonra Bunların Hiçbirine Katlanmak Zorunda Değilsiniz, Bize Katılabilirsiniz' - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement