"Siz Milletin Verdiği Karneye Bakın" - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

"Siz Milletin Verdiği Karneye Bakın"

"Siz Milletin Verdiği Karneye Bakın"
10.12.2012 22:29  Güncelleme: 08:12

Başbakan, Türk ekonomisinin son 10 yılda 7 farklı seçimde milletin huzuruna çıktığını ve tam not aldığını belirtti.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türk ekonomisinin son 10 yılda 7 farklı seçimde milletin huzuruna çıktığını ve tam not aldığını belirterek, "Sayın Kılıçdaroğlu, karneyi millet verir millet. Siz milletin verdiği karneye bakın" dedi.

TBMM Genel Kurulu'nda, 2013 yılı bütçesi üzerinde Hükümet adına konuşan Erdoğan, Türkiye'de son 10 yıldaki değişimi en iyi ifade eden sektörlerden birinin savunma sanayi sektörü olduğunu, savunma sistemleri ihtiyaçlarının yurt içinden karşılanma oranının 2 kat artışla kendi dönemlerinde yüzde 54'e çıktığını kaydetti.

"ASELSAN ve TUSAŞ'ın geçmişte esamesi dahi okunmuyordu; şu anda bu iki şirketimiz, savunma sanayisindeki yatırımlarıyla, dünyanın en büyük 100 firması arasında yer alıyor. Bakınız nereden nereye geldi" diyen Erdoğan, milli sermayenin ürettiği Mini İnsansız Hava Aracı sistemlerinin seri üretimlerinin süratle devam ettiğini, bugüne kadar Türk Silahlı Kuvvetleri'nin hizmetine 164 insansız uçak ve 4 insansız helikopter sunulduğunu anlattı.

Altay Milli Tankı'nın ön tasarımının tamamlandığına işaret eden Erdoğan, şöyle konuştu:

"İlk defa ülkemizde modern bir tankın üretimini gerçekleştiriyoruz. Anka İnsansız Hava Aracımızın tasarım ve prototip imalatını tamamladık. Uzun Menzilli Roketler artık ülkemizde üretiliyor. İleri teknolojiyle donatılan, 50 kilometre ve daha uzun menzilli obüs ve roket sistemlerinin seri üretimlerine başladık. Türkiye'nin ilk milli savaş gemisi olan ve tamamen ülkemizde tasarlanarak inşa edilen Milgem Savaş Gemisi'ni 2008 yılında denize indirdik. Atak Helikopteri de Türkiye'de üretiliyor. Helikopterlerin uçuş testlerine 2011 yılı içerisinde başladık ve 2013 yılı içinde bu helikopterlerin Türk Silahlı Kuvvetleri'ne teslimatına başlamayı planlıyoruz. Göktürk-2 Uydumuzun üretimini tamamladık. Bu uydumuzu, 19 Aralık'ta, Saat 18.52'de uzaya gönderiyoruz. Hayırlı olsun. Ama bundan da rahatsız olanlar çıkabilir; gönlüm arzu eder muhalefet de gelsin. Beraber bunu izleyelim. Bundan rahatsız olmasınlar. Artık tank modernizasyonlarını milli firmalarımız yapıyor. Şimdiden Ortadoğu'da, Asya'da, Uzakdoğu'da ve hatta Latin Amerika'da birçok ülkeye savunma sanayi ürünlerimizi ihraç ediyoruz. Eve, biz nutuk milliyetçiliği değil; millete ve ülkeye hizmet üreten fiili milliyetçilik yapıyoruz."

-"10 yılda farklı şekillerde test edildi"-

Erdoğan, 10 yıldır başarıyla uyguladıkları ekonomi politikalarının, 10 yıl içinde çok farklı şekillerde test edildiğini belirterek, "Ekonomimiz, yurt içinde oluşturulmaya çalışılan siyasi krizlerde çok sağlam bir duruş sergiledi. Demokrasiye yönelik müdahale girişimlerinin olduğu dönemlerde dahi Türkiye ekonomisi hiçbir sarsıntıya uğramadı. Aynı şekilde ekonomimiz, 10 yıl içinde gerçekleşen 2 mahalli seçim, 3 genel seçim, 2 halkoylamasında yine dirençli bir yapı sergiledi" dedi.

Oluşan güven, istikrar ve disiplin sayesinde geçmişte her seçim döneminde dalgalanan ve dengeleri bozulan ekonominin geride bıraktıkları 7 seçimde en küçük bir sapma göstermediğini ifade eden Erdoğan, "Yine ekonomimiz, küresel dalgalanmalar, küresel krizler karşısında da dünyaya örnek olacak bir sağlamlık sergiledi. Ekonomimiz, geride bıraktığımız 10 yıl içinde 7 farklı seçimde milletimizin huzuruna çıktı ve milletimizden tam not aldı. Sayın Kılıçdaroğlu, karneyi millet verir, millet. Siz milletin verdiği karneye bakın" diye konuştu.

İnsanı "ekonomik nesne" olarak görmediklerini belirten Erdoğan, "Bizim için insan, ekonomiden ibaret değildir. Bizim için insan, sadece bir tüketici, sadece bir üretici, pazarın ve piyasanın öylesine bir aktörü olmaktan ibaret de değildir. İnsanı Eşref-i Mahlukat olarak görürüz; maddi ihtiyaçlarından çok daha ötede insanı ruhuyla, kimliğiyle, değerleriyle, insanı diğer canlılardan ayıran ulvi özellikleriyle değerlendiriyoruz. Bizim bakış açımız bu. Demokratikleşme alanında attığımız adımlara paralel olarak, sosyal politikalarımıza paralel olarak ekonomi politikalarımız da 10 yıl boyunca milletin takdirine sunuldu ve milletten büyük teveccüh aldı" dedi.

-"SSK'yi böyle yönettiği için"-

Erdoğan, refah seviyesine ilişkin sadece birkaç göstergeyi paylaşmak isteğini vurgulayarak, Hanelerdeki Bilişim Teknolojileri Bulunma ölçümlerinin 2004 yılından itibaren yapılmaya başlandığını kaydetti.

2004 yılında Türkiye'de her 100 evden 11'inde bilgisayar bulunurken; şu anda her 100 evden 59'unda bilgisayar olduğunu belirten Erdoğan, 2004 yılında her 100 evden 54'ünde cep telefonu varken, şu anda her 100 evden 93'ünde cep telefonu bulunduğunu söyledi.

Cep telefonu abone sayısının, 2002 yılında 23 milyon kişi iken şu anda 65 milyon kişiye ulaştığını kaydeden Erdoğan, "Bir cep telefonu abonesi, 2009 yılında ayda ortalama 184 dakika konuşuyordu, şu anda ortalama konuşma süresi ayda 300 dakikaya ulaştı. İnternet abone sayısı 2002 yılında 1 milyon 310 bin kişiydi, 2011 sonunda 14 milyon aboneye ulaştı. Yani internet abonesi sayısı 11 kat arttı. 2002'de Türkiye'de kayıtlı 4 milyon 600 bin otomobil vardı, şu anda 8,5 milyon kayıtlı otomobil var. Herhalde bunlar refah seviyesini anlatıyor, bunlar yoksulluğu anlatmıyor" dedi.

Erdoğan, aile yardımı ödeneği dahil en düşük memur maaşının 2002 Aralık ayında 392 lira iken, 2012 Aralık ayında 1758 liraya çıktığını, artışın yüzde 348 olduğunu anlatan Erdoğan, şöyle konuştu:

"Aile yardımı ödeneği dahil ortalama memur maaşı 2002 Aralık ayında 578 lira iken, 2012 Aralık ayında 2 bin 42 liraya çıktı, artış yüzde 253 oldu. Net asgari ücret 2002 Aralık ayında 184 lira iken, 2012 Aralık ayında 740 liraya çıktı, artış yüzde 301 oldu. En düşük memur emekli aylığı 2002 Aralık ayında 377 lira iken, 2012 Aralık ayında 1084 liraya çıktı, artış yüzde 188 oldu. En düşük SSK emekli aylığı 2002 Aralık ayında 257 lira iken, 2012 Aralık ayında 886 liraya çıktı, artış yüzde 245 oldu. En düşük BAĞ-KUR esnaf emekli aylığı 2002 Aralık ayında 149 lira iken, 2012 Aralık ayında 718 liraya çıktı, artış yüzde 383 oldu. En düşük BAĞ-KUR çiftçi emekli aylığı 2002 Aralık ayında 66 lira iken, 2012 Aralık ayında 536 liraya çıktı, artış yüzde 714 oldu. 65 yaş aylığı 2002 Aralık ayında 24 lira. Hale bak. 2012 Aralık ayında 122 liraya çıktı, artış yüzde 397 oldu. Muhtar aylığı neydi biliyor musunuz, 2002 Aralık ayında 97 lira; 2012 Aralık ayında 427 liraya çıktı, artış yüzde 338 oldu.

Emekli maaşları arasındaki farkı gidermek için 2012 yılında çıkardığımız İntibak Yasası, 1 Ocak 2013 tarihi itibariyle artık yürürlüğe giriyor. Sayın Kılıçdaroğlu, emeklilik gelişme payının kaldırıldığını söylüyor. Herhalde yanlış anlamadım. Bunu söyleyen SKK'da Genel Müdürlük yapmış biri malum. Emeklilere gelişme hızından yüzde 30 oranında biz pay verdik. Hatta 2000 öncesi verilmiyordu. O dönemin içinde Sayın Kılıçdaroğlu da var. İntibak Yasası ile biz şimdi 2000 öncesine yüzde 75 ilaveyle bunu veriyoruz. Kendisi SSK'yı böyle yönettikleri için şimdi de gelip bunun faturasını bize kesmeye gayret ediyor."

-"Ücretler enflasyon karşısında erimedi"-

Erdoğan, ücretlerin hiçbirinin enflasyon karşısında erimediğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Enflasyonla mücadelede sağladığımız başarının bir eseri olarak, ücretlerin alım güçleri ciddi oranlarda arttı. 2002 yılında asgari ücretin tamamıyla, 143 litre süt alınabiliyordu, bugün 316 litre süt alınabiliyor. 2002 yılında asgari ücretle 82 kilo kuru fasulye alınıyordu, şu anda 142 kilo alınabiliyor. 2002 yılında asgari ücretle 181 kilo ekmek alınabiliyordu, şu anda 289 kilo ekmek alınabiliyor. 2002 yılında asgari ücret bin 146 kilovat saat elektriğe tekabül ediyordu, şu anda 2 bin 72 kilovat saat elektriğe karşılık geliyor. Asgari ücret 2002'de 492 metreküp doğalgaz alabilirken, bugün 701 metreküp alıyor. Aynı şekilde asgari ücret 8,7 adet tüp alabilirken, bugün 11 tüp alabiliyor.

Geliyorum; sıkça istismar edilen, çarpıtılan, olduğundan farklı şekilde gösterilen yoksulluk konusuna...Dünyaya referans olabilecek yöntemle yoksulluğu hesapladık. 2002 yılında, kişi başı günlük 1 doların altında harcama yapanlar, toplam nüfusun binde 2'sini oluşturuyordu. 2006 yılından itibaren Türkiye'de günlük harcaması 1 doların altında nüfus kalmadı. Günlük harcaması 2,15 doların altında nüfus 2002'de yüzde 3 küsur oranındaydı, geçen hafta açıklanan yeni verilerle bunun da artık yüzde 0,14'e kadar düştüğünü görüyoruz.

2002 yılında 66 milyon olan nüfusumuz içinde günlük harcaması 2,15 doların altında olan 2 milyon 82 kişi vardı, 2011 sonunda 73,4 milyon nüfus içinde bu sayı sadece 105 bin kişi. Bakın nereden nereye....Günlük harcaması 4,3 doların altındaki nüfus 2002'de yüzde 30 seviyesindeydi, 2011'de bu 2,79'a düştü. 2002 yılında 66 milyon nüfus içinde günlük harcaması 4,3 doların altında olan 20 milyon 721 bin kişi vardı, 2011 sonunda 73,4 milyon nüfus içinde bu sayı 2 milyon 111 bin kişiye düştü. Yani hem nüfus artıyor hem de yoksulluk hepsi yavaş yavaş eriyor."

-"Bu kredibilitedir, güvendir"-

Her yıl bütçe görüşmelerinde Türkiye'nin borcunun dile getirildiğini, muhalefet tarafından doğru olmayan, doğru yansıtılmayan rakamlar marifetiyle bir istismar aracı olarak ortaya konulduğunu anlatan Erdoğan, 2002 yılından bu yana uygulanan disiplinli ve tutarlı ekonomi politikalar sayesinde borçlanma maliyetlerinin tarihin en düşük seviyelerine indiğini söyledi.

Erdoğan, "TL cinsinden iç borçlanmanın ağırlıklı ortalama faizi 2002 yılında yüzde 62,7 iken, yapılan en son ihalede yüzde 6 ile tarihin en düşük seviyesine düştü. Sayın Kılıçdaroğlu, Sayın Bahçeli soruyorum, yüzde 63 mu büyük, yüzde 6 mı büyük- Yüzde 63 ile mi millet bunun bedelini daha ağır ödüyor, yoksa yüzde 6 faizle mi ödediğimiz zaman mı bunun bedelini daha ağır ödüyor-" dedi.,

Reel iç borçlanma faizinin 2002 yılında yüzde 30 olarak gerçekleşirken, bugün itibariyle sıfır civarına gerilediğini belirten Erdoğan, borçlanma faizleri hızla düşerken, borçlanma vadelerinin de tarihinin en yüksek seviyelerine çıktığını vurguladı.

Erdoğan, "Hükümeti devraldığımızda Hazine, iç piyasalardan ancak ortalama 9,4 ay vade ile borçlanabiliyordu. Bugün Hazine iç piyasalardan 10 yıl vadeyle, yani 120 ay vadeyle borçlanma yapabiliyor. Bu bir kredibilitedir, güvendir. 2002 yılında dış piyasalarda dolar cinsinden tahvil borçlanmamızın vadesi ortalama 7 yıl iken, bugün ortalama vade 14,5 yıla çıkmıştır. Bu gerçekleri lütfen görelim. Buna ek olarak Hazine, 2012 yılında hem iç piyasada hem de uluslararası sermaye piyasalarında ilk defa kira sertifikası ihracı gerçekleştirdi. İç piyasada gerçekleştirilen ihraca 2 katından fazla, uluslararası piyasada gerçekleştirilen ihraca ise 5 kat talep var. Böylece ülkemiz faizsiz finansman piyasalarına erişim sağlamış ve İstanbul'un finans merkezi olmasına yönelik projemizde önemli bir adım atılmıştır" diye konuştu.

Erdoğan, faiz giderlerinin toplam bütçe harcamaları içindeki payının 2002 yılında yüzde 43 iken, bu oranın 2012 yılında yüzde 13'e düştüğünü belirterek,

"Herhalde 13, 43'ten düşüktür" dedi.

(Sürecek)

Muhabir: Melda Çetiner

Yayıncı: Kudret Topçu - TBMM

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel 'Siz Milletin Verdiği Karneye Bakın' - Son Dakika


Advertisement