Bahçeli'den Terörsüz Türkiye Vurgusu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Bahçeli'den Terörsüz Türkiye Vurgusu

31.03.2026 12:40

MHP lideri Bahçeli, İran halkına destek çağrısı yaparak ateşkes ve güvenlik vurgusu yaptı.

(TBMM) - MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını tamamlamış, ortak komisyon raporu kabul edilmiş, bir toplumsal mutabakat zemini ortaya çıkmıştır. Gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için uygun iklim oluşmuştur. Bundan sonraki ilk hedef amaca hizmet edecek yasaların hızla çıkarılmasıdır. Çevresi savaşın tüm ağırlığıyla kuşatılmışken bir huzur ve güven adası olmasından iftihar ettiğimiz ülkemizde birlik ve beraberliğimiz hasmane girişimlere mukabelede en etkili silahımız olacaktır. Terörsüz Türkiye böylesi bir ortamda doğru zamanda atılmış doğru adım olarak devlet ve millet hayatımızda kutup yıldızı gibi ufkumuzu aydınlatmıştır" dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisinde düzenlediği grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu. Bahçeli, özetle şunları kaydetti:

"Zaman, İran halkının yanında durmak zamanıdır"

"İran bizim için sadece bir komşu değil, din ve dil kardeşlerimizin ülkesidir. Tuğrul Bey'in Selçuklusu, Uzun Hasan'ın Akkoyunlusu, Nadir Şah'ın Afşarlısı, Şah İsmail'in Safevisidir… İran bizim için Halaç'tır, Türkmendir, Kaşkaydır. Türkü'yle, Fars'ıyla, Kürt'üyle, Arap'ıyla kardeştir. Zaman, geçmişte yapılan yanlışları, komşuluk ve kardeşlik hukukuna uymayan davranışları, kendi içindeki hak mahrumiyetlerini bir kenara koyup bu ahlaksız saldırı karşısında haktan ve hukuktan yana olmak, siyonist zalimliğe karşı İran halkının yanında durmak zamanıdır. Çocukları öldüren, Gazze'yi onbinlerce bombayla, füzeyle yok eden, Kudüs'te mukaddeslerimize el süren, Lübnan'ı tarumar eden, İslam ülkelerini birbirine düşüren bu şer ve fesat ittifakının karşısında durmak için insan olmak yeterlidir. Kaldı ki Türk milleti her zaman zalime karşı mazlumun yanında olmuştur."

"Bir an önce ateşkesin sağlanması şüphesiz ki dünyanın geleceği için acil bir ihtiyaçtır"

Savaşın uzamaması, bir an önce ateşkesin sağlanması şüphesiz ki dünyanın geleceği için acil bir ihtiyaçtır. Ancak üzülerek ifade etmeliyim ki savaşın yaygınlaşması, petrol, doğal gaz ve bunların türev ürünleri ile gıda fiyatlarında artış, Körfez'deki Arap coğrafyasından göç, Lübnan'da geri döndürülemez bir yıkım ve mahvolma, Kızıldeniz'de çatışma ve Babülmendeb Boğazı'nın kapanması, Irak'ın yeni bir belirsizlik ve çatışma içine girmesi, İsrail'in tüm dünyadaki Yahudilerin hayatını riske atması ve Yahudi karşıtlığının yükselmesi ve radikalizmin köklerinin güçlenmesine sebep olacaktır. Bunun için diyorum ki; dünya haksız ve hukuksuz saldırganlığın bedelinin ödenmediği bir dünya olarak kalmamalıdır.

Bebek, çocuk, kadın yaşlı demeden yapılan katliamların cezasız kaldığı bir dünya olmamalıdır. Dünya, rafinerilerin, gaz yataklarının, petrol üretim sahalarının, elektrik santrallerinin vurulup çevre felaketlerine yol açanların serbest gezebildiği bir yere dönüşmemelidir. İnsan hak ve hürriyetlerine, emeğe, alınterine, gözyaşına, adalet ve eşitlik arayışına sırt çevirenlerin insafına ise asla terk edilmemelidir. O sebeple dünya, Türkiye'nin samimiyetle yürüttüğü diplomatik çabalara ses vermeli, savaşa karşı ortak bir tavır geliştirme basiretini göstermelidir. Dünyanın mazlum ülkeleri ve yardım eli bekleyen insanlık umut aramaktadır. Bu nedenle Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı olarak; milletimizin huzur ve refahını sağlama ve egemenlik haklarımızı koruma sorumluluğuyla birlikte İslam toplumlarına, Türk dünyasına ve bütün insanlığa adalet, ahlak ve akıl üçgeninde şekillenecek ihmal edemeyeceğimiz sorumluluklarımız vardır.

"Kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır"

ABD ve İsrail, her canı istediğinde İran'a ya da tahakkümü altına girmeyi reddeden herhangi bir başka ülkeye saldırma hakkına sahip değildir. Olmamalıdır. Nükleer tesislerin hedef alınması, enerji hatlarının işlevsiz bırakılması ve stratejik geçiş noktalarının kapanması gibi ihtimallerin gerçekleşmesi, dünya ekonomisinden uluslararası güvenliğe kadar birçok alanda telafisi çok zor, belki de imkansız sonuçlar doğuracaktır. Hürmüz Boğazı başta olmak üzere kritik deniz yollarının tehlikeye girmesi, enerji arzında ciddi kırılmalara neden olurken bu durum şimdiden yalnızca Türkiye gibi bölge ülkelerini değil, küresel sistemi derinden sarsmaya başlamıştır.

Nitekim, Yemen'deki İran destekçisi Husilerin de savaşa dahil olduklarını duyurmasıyla Hürmüz'den sonra Babülmendeb Boğazı'nda da askeri hareketliliğin artması, enerji güvenliği risklerini ve tedarik zinciri sorunlarını derinleştirebilecek niteliktedir. Daha da vahimi; karşılıklı tehditlerin dozajının artması, diplomatik kanalların zayıflaması ve Birleşmiş Milletler başta olmak üzere uluslararası kuruluşların sessizliği ve etkisizliği, kontrolsüz bir tırmanışın yaşanabileceğine işaret etmektedir. Nükleer silah kullanımına yönelik imalar bile insanlığın nasıl bir uçurumun kenarına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Bu çerçevede uluslararası toplumu sağduyuya, itidale ve sorumluluk bilinciyle hareket etmeye davet ediyoruz.

"Siyonist-emperyalist cinayet şebekesi aklını başına almalı"

ABD ve İsrail'in oluşturduğu siyonist-emperyalist cinayet şebekesinin aklını başına alması gerektiğini bir kez daha vurguluyoruz. Bu savaşın kazananı olmayacaktır ama dünyanın öbür ucundaki bir masum insan dahi bu savaşın ceremesini çekmek zorunda kalabilecektir. Silahların sustuğu, diplomasinin konuştuğu bir uzlaşının tesisi artık bir zorunluluk halini almıştır. Gururla ifade etmek isterim ki Türkiye Cumhuriyeti, başta Sayın Cumhurbaşkanımız ve Dışişleri Bakanımız olmak üzere barış için samimiyetle gayret göstermekte, istikrarın ve insanlığın ortak vicdanının savunucusu olmaya kararlılıkla devam etmektedir. Bölgesel ve küresel aktörlerle gerçekleştirilen üst düzey temaslar, karşılıklı ziyaretler ve çok taraflı görüşmeler; Türkiye'nin savaşı sona erdirme iradesini, yapıcı ve dengeleyici rolünü bir kez daha teyit etmiştir. Türkiye, barış arayan tüm mazlum coğrafyaların umudu, istikrar arayan tüm tarafların güven kapısı haline gelmiştir.

"ABD-Çin rekabeti yeni bir küresel cepheleşmenin işaretlerini vermektedir"

Her ne kadar öncelikli gündem İran'a yönelik saldırı ve onun yansımaları olsa da yakından takip ettiğimiz küresel gelişmelerin İran merkezli krizle sınırlı olmadığı da açıktır. Dünya genelinde çok sayıda fay hattı aynı anda kırılmakta, birbirini tetikleyen gerilimler zincirleme şekilde büyümektedir. Doğu Akdeniz'de artan jeopolitik rekabet, enerji kaynakları üzerindeki mücadeleyi daha da sertleştirmekte, deniz yetki alanları üzerinden yürütülen tartışmalar bölgesel istikrarsızlığı derinleştirmektedir. Karadeniz havzasında süregelen savaş hali, Avrupa'nın güvenlik mimarisini yeniden şekillendirirken Asya-Pasifik hattında ABD-Çin rekabeti yeni bir küresel cepheleşmenin işaretlerini vermektedir. Rusya-Ukrayna savaşı henüz nihai bir çözüme ulaşamamıştır.

"Hiç kimse bizden, Kuzey Kıbrıs'ı yalnız bırakmamızı beklememelidir"

Suriye'de tek Suriye ve tek ordu adına önemli mesafe alınsa da kırılgan denge Suriye'nin bütünlüğünde dikkatli olmayı gerektirmekte, Gazze'de ise insanlık dramı her geçen gün ağırlaşmaktadır. Pakistan-Afganistan hattında yaşanan gerilimler, Afrika'nın farklı bölgelerinde süregelen çatışmalar ve Latin Amerika'da yükselen siyasi istikrarsızlık dalgası, küresel sistemin çok boyutlu bir kriz sarmalına sürüklendiğini açıkça göstermektedir. Avrupa ülkelerinin silah sevkiyatlarıyla güçlendirdiği Kıbrıs Rum Yönetiminin saldırgan politikalarına göz yumulurken, Türkiye'nin KKTC'ye yönelik meşru ve sınırlı savunma tedbirlerini eleştirenlerin içine düştüğü çifte standart, ibretliktir. Hiç kimse bizden, Güney kesiminin silaha boğulduğu bir dönemde Kuzey Kıbrıs'ı yalnız bırakmamızı, soydaşlarımıza yönelen tehditleri görmezden gelmemizi beklememelidir. Unutulmamalı ki Kıbrıs bizim için alelade bir dış politika konusu değil, milli bir dava, vazgeçilmez bir egemenlik meselesidir. Dünya genelinde yaşanan jeopolitik kırılmalar ve sistemsel dönüşüm dikkate alındığında Türk Devletleri Teşkilatı'nın yeni bir ağırlık merkezi olarak ortaya çıkması, bölgede barış, huzur ve istikrarın güçlendirilmesine önemli katkı sağlayacaktır. Bütün bu gelişmeler bir arada değerlendirildiğinde dünyanın siyasi, ekonomik ve insani bir kırılmanın eşiğinde olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır. Enerji arz güvenliğinden gıda tedarikine, göç hareketlerinden ticaret yollarına kadar uzanan geniş bir alanda belirsizlikler artmakta, riskler çoğalmaktadır.

"Milli meselelerde dış mihrakların aklıyla konuşanların millet vicdanında karşılığı olmayacaktır"

Açıkça ifade etmek gerekir ki bu tablo tesadüf eseri ortaya çıkmış bir sonuç değildir. Küresel kaynakları kontrol etme arzusunda olan yeni emperyalist anlayış, krizleri derinleştirerek hakimiyet alanlarını genişletme çabası içindedir. Ne var ki bu süreçte bedeli ödeyenler yine masumlar, yine mazlumlar, yine sesi kısılmaya çalışılan milletler olmaktadır. Böylesine ağır ve çok cepheli bir küresel tablo ve İsrail'deki bazı çevrelerin Türkiye'nin yeni hedef olduğunu alenen dile getirdiği bir dönemde, Türkiye'nin içeride güçlü, dirençli ve kenetlenmiş olması tarihi ve kaçınılmaz bir zorunluluktur. Bazıları Cumhur İttifakı'nın dirayetinden, devletimizin kudretinden ve Türkiye'nin yükselişinden rahatsız olsa da ülkemiz, bu çalkantılı dönemden büyüyerek çıkacak, huzurlu bir dünyanın neşet etmesine de hizmet edecektir. Açıkça ifade etmek isterim ki; Türkiye'nin iç cephesini zayıflatmaya yönelik her söylem, her eylem, her kışkırtma, doğrudan doğruya milli güvenliğimizi hedef almaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, muhalefetin günübirlik polemikleriyle, ucuz siyasi hesaplarla, sığ tartışmalarla, sorumsuz açıklamalarla yönetilebilecek bir ülke değildir. Hele hele böylesine hassas bir dönemde, devletin yanında durmak yerine karşısında saf tutan, milli meselelerde dış mihrakların aklıyla konuşanların millet vicdanında karşılığı olmayacaktır.

"Hiç kimse dokunulmaz, hiçbir makam sorumsuzluk zırhı değildir"

Her geçen gün yeni bir skandal habere konu olan CHP'li belediyeler, maşeri vicdanı rahatsız etmektedir. Bir biri ardına ortaya saçılan rüşvet, irtikap iddiaları hukuki bir mesele olmaktan çıkmış, siyasi yozlaşmanın CHP'nin her kademesine sirayet ettiğinin açık bir göstergesi haline gelmiştir. Bu vahim tablo, kök salmış bir çarpık zihniyetin, çürümüş bir siyasi anlayışın ve yozlaşmış bir yönetim yapısının CHP'ye egemen olduğu izlenimi vermektedir. Şehrin emini olması gerekenler ne hazindir ki emanete hıyanet etmiş yozlaşmanın zirvesine çıkmışlardır. Büyük düşünür Ziya Gökalp'in dediği gibi 'Milli ahlak, milli kültürün en önemli unsurudur ve milli mefkürenin de temelini teşkil etmektedir'. Görünen o ki Atatürk'ün partisi CHP'nin siyasal ve toplumsal ahlak anlayışı değişmiş, erozyona uğramıştır. İltimas, yolsuzluk ve bunlarla iç içe geçmiş çarpık ilişki ağları derinleşmiştir. Ancak hiç kimse dokunulmaz, hiçbir makam sorumsuzluk zırhı değildir. Hukukun üstünlüğü esastır ve bu tür iddiaların sonuna kadar üzerine gidilmesi, sorumluların hesap vermesi kaçınılmazdır.

"Gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için uygun iklim oluşmuştur"

Terörsüz Türkiye süreci Türkiye'de huzur ve barış ortamını kalıcı kılarken aynı zamanda bölgesel istikrara da katkı sağlamayı hedeflemektedir. Terörsüz Türkiye milli birlik ve kardeşlik projesidir. TBMM bünyesinde kurulan ve önemli bir görev ifa eden Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu çalışmalarını tamamlamış, ortak komisyon raporu kabul edilmiş, bir toplumsal mutabakat zemini ortaya çıkmıştır. Gerekli yasal düzenlemelerin yapılması için uygun iklim oluşmuştur. Bundan sonraki ilk hedef amaca hizmet edecek yasaların hızla çıkarılmasıdır. Çevresi savaşın tüm ağırlığıyla kuşatılmışken bir huzur ve güven adası olmasından iftihar ettiğimiz ülkemizde birlik ve beraberliğimiz hasmane girişimlere mukabelede en etkili silahımız olacaktır. Terörsüz Türkiye böylesi bir ortamda doğru zamanda atılmış doğru adım olarak devlet ve millet hayatımızda kutup yıldızı gibi ufkumuzu aydınlatmıştır. Gelinen kritik aşamada Terörsüz Türkiye yolunda tüm siyasi aktörlerin ve toplum kesimlerinin titizlikle hareket etmek, süreci provoke edecek eylem ve söylemden kaçınmak mecburiyeti vardır. Milletçe huzur iklimi inşa etmeye çalıştıkça öfkeden köpüren bazı başkentlerin, bazı gizli servislerin ülkemiz içindeki gönüllü ve ücretli devşirmeleri, toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Amacımız provokasyonlara aldırmadan daha demokratik, etkin, istikrarlı ve müreffeh bir Türkiye'dir. Gayemiz ve gayretimiz oyunları bozarak, kendi yazdığımız senaryoda milletimizin rol aldığı bir iklimde emperyalizmin bilindik hedeflerini çöpe atmaktır.

"Fitne tohumu ekmeye, Terörsüz Türkiye'yi sabote etmeye kalkmasın"

Ülkemiz hatta bölgemiz için tarihi bir fırsat olan Terörsüz Türkiye hedefi güçlü bir toplumsal katkı ve siyasi iradeyle tartışmasız gerçekleştirilecektir. Devletimiz bir, milletimiz birdir. Vatanımız bir, bayrağımız bir, İstiklal Marşı'mız birdir. Kimse yanlış hesap yapmasın, tahriklere meyletmesin. Huzurun, barışın, umudun, kardeşliğin, yeşerdiği günlerde bölücü emellere heves etmesin. Fitne tohumu ekmeye, Terörsüz Türkiye'yi sabote etmeye kalkmasın. Devletimizin şefkati gibi kudreti de her yere ve herkese yetişecek güçtedir. Milli birliğimizden asla geri durmayacağız. Milli varlığımızdan kesinlikle taviz vermeyeceğiz. Milli ülkülerimizle geleceği kucaklayacak, hep birlikte Türkiye olacağız. Tam bağımsız, güçlü ve lider Türkiye'yi inşa etme, ülkemizi muasır medeniyet seviyesinin üzerine çıkarma ülküsü doğrultusunda milletimizin beklenti ve özlemlerini gerçekleştirme kararlılığındayız. Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'yle yakaladığı demokratik yönetim istikrarı, sağlanan uzlaşma zemini ve milli dayanışma sayesinde zorlukların üstesinden gelerek milli hedeflerine ulaşma iradesinden ödün vermeyecektir.

"Ortada büyük bir ekonomik ve insani maliyet bulunmaktadır"

Yaşanan savaş kuşkusuz küresel ekonomi gibi Türkiye ekonomisini de etkileme potansiyeline sahiptir. Hükümet ve kurumlarımız gelişmeleri yakından takip etmektedir. Alınan tedbirler, uygulanan doğru ve kararlı politikalar sayesinde Türkiye ekonomisinin makro temelleri sağlamlaşmış, dışsal şoklara karşı önemli ölçüde güçlenmiştir. Bununla birlikte savaş, enerji sektörü başta olmak üzere tüm ekonomik faaliyetleri etkilemekte, küresel ölçekte ekonomik belirsizlikleri derinleştirmektedir. Ortada büyük bir ekonomik ve insani maliyet bulunmaktadır. Türkiye, ekonomik maliyetin vatandaşlarımıza yansımasını asgariye indirmeye çalışmakta, bunun için destek tedbirleri devreye koymaktadır. Gelişmeler; Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin, Cumhur İttifakının ve Terörsüz Türkiye hedefinin ne denli stratejik hamleler ve Türkiye için kazanım olduğunu gözler önüne sermiştir. Temennimiz bir an evvel ateşkes sağlanması, savaşın, ekonomik ve insani maliyeti daha fazla derinleştirmeden sonuçlanmasıdır. Milli birlikle her zorluğun üstesinden gelecek güçteyiz. Dayanışmayla toplumsal dokumuzu koruyacak ferasetteyiz. Cumhur İttifakı birlikteliğinde Türk ve Türkiye Yüzyılı'nı inşa etme kararlılığındayız.

"Kiraz'ı şehadetinin yıl dönümünde rahmet ve dualarla anıyorum"

11 yıl önce bugün, İstanbul Adalet Sarayı'nda DHKP-C'li teröristler tarafından şehit edilen Cumhuriyet Savcımız Mehmet Selim Kiraz'ı şehadetinin yıl dönümünde rahmet ve dualarla anıyorum. Kendisine has üslubuyla duygu dünyamızda derin izler bırakmış olan merhum Volkan Konak'ı vefatının yıl dönümünde rahmetle yad ediyorum. Vatanımızın her köşesinde, ülkemizin geleceği için ter döken, istiklal ve istikbal mücadelesine omuz veren tüm kardeşlerimi, fitneyi bozan, ihaneti boğan, inançla güçlenen, imanda birleşen, davamız için çarpan samimi yürekleri ve herbirinizi saygı ve muhabbetle selamlıyor, Allah'a emanet ediyorum.

Kaynak: ANKA

Son Dakika Güncel Bahçeli'den Terörsüz Türkiye Vurgusu - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.

Advertisement