Erdoğan'dan komisyon raporuna ilk yorum! Süreç için yeni adres verdi - Son Dakika
Son Dakika Logo

Erdoğan'dan komisyon raporuna ilk yorum! Süreç için yeni adres verdi

18.02.2026 14:54

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde "Valiler Buluşması" programında konuştu. Erdoğan, "Komisyon raporunu tamamladı, tarihi bir adım attık, gövdemizi taşın altına koyduk. Şimdi meclisimizde sürecin yasal boyutuyla ilgili mütalaalar başlayacak. Silah bırakanlarla ilgili bazı adımlar atılacak." dedi.

"Terörsüz Türkiye" hedefi doğrultusunda Meclis'te kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu'nun hazırladığı 60 sayfalık rapor kabul edildi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nde düzenlenen "Valiler Buluşması" programında kabul edilen raporla ilgili açıklamada bulundu.

SÜREÇ YASAL ZEMİNE TAŞINIYOR

Erdoğan, "Yol haritası niteliğindeki bu raporu önemli bir kazanım olarak görüyorum şimdi meclisimizde sürecin yasal boyutuyla ilgili mütaalalar başlayacak. Silah bıraktığını ilan eden terör örgütünün tamamen tasfiyesi noktasında bazı adımlar atılacak. Böylece önce terörsüz Türkiye'yi inşallah ardından da terörsüz bölgeyi coğrafyada kuvveden fiile çıkaracağız. " dedi.

VALİLERE PROVOKASYON UYARISI

Valileri provokasyonlara karşı uyaran Erdoğan, "Sürecin sıhhatli bir şekilde devamı için sınır bölgelerimizdeki valilerimiz başta olmak üzere mülki idare amirlerimize önemli görevler düşüyor. Olası provokasyonların önüne geçilmesi şehirlerimizde uzun ve güven ortamının korunması güvenlik boyutunda en ufak bir zafiyetin olmaması terörsüz Türkiye'ye doğru ilerlediğimiz bugünlerde oldukça mühimdir. Sizlerden bu konuda da azami katkı beklediğimin altını özellikle çiziyor. Merkezi idaremizin yerel yönetimlerimizin sivil toplum kuruluşlarımızın uyum içinde çalışmasıyla inşallah hedeflerimize tek tek ulaşacağız kahraman şehitlerimizin emanetine gazilerimizi ve şehit yakınlarımızın hassasiyetlerine en güçlü şekilde sahip çıkacağız" ifadelerini kullandı.

İÇİŞLERİ BAKANLIĞI'NDA BAYRAK DEĞİŞİMİ

Program kapsamında farklı kategorilerde ödüle layık görülen mülki idare amirlerini tebrik eden Erdoğan, "Birazdan ödüllerini takdim edeceğimiz mülki idare amirlerimizin her birini ayrı ayrı kutluyorum. Sizlerle birlikte vali yardımcılarımıza, kaymakamlarımıza ve mülki idare teşkilatımızın her bir mensubuna Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum." ifadelerini kullandı.

Konuşmasında İçişleri Bakanlığı bünyesinde yaşanan görev değişimine de yer ayıran Cumhurbaşkanı Erdoğan, mülki idare amirlerinin huzurunda eski Bakan Ali Yerlikaya'ya şükranlarını sundu.

Erdoğan, şöyle devam etti;

Biliyorsunuz geçen hafta bakanlığımızda bir nöbet değişimi yaşandı. 2,5 yıl boyunca İçişleri Bakanı olarak görev yapan Ali Yerlikaya'ya bir kez de sizlerin huzurunda hizmetleri için teşekkür ediyorum. İçişleri Bakanlığı görevini devralan Mustafa Çiftçi'ye de aynı şekilde başarılar diliyor, yapacağı hayırlar sebebiyle inşallah milletim adına kendisine şimdiden şükranlarımı iletiyorum. Sizlerle birlikte vali yardımcılarımıza, kaymakamlarımıza ve mülki idare teşkilatımızın her bir mensubuna Rabbimden muvaffakiyetler temenni ediyorum. Şehit mülki idare amirlerimizle birlikte ebediyete irtihal eden valilerimizi, kaymakamlarımızı bilvesile rahmetle yad ediyorum. Hepsinin de ruhları şad, mekanları inşallah cennet olsun.

"RAMAZAN MİLLETİMİZ İÇİN HAYIRLAR GETİRSİN"

Yine bu gece itibarıyla müşerref olacağımız Ramazan-ı Şerif'in milletimiz, Alem-i İslam ve tüm insanlık için hayırlar getirmesini diliyorum. Rahmet kapılarının açıldığı bu mübarek günlerin birlik ve beraberliğimizi güçlendirmesini Rabbimden niyaz ediyorum. Ya Rab, şu muazzam Ramazan hürmetine, kaldır arada vahdete hail ne ise. Ya Rab, şu asırlarca süren tefrikadan, artık ezilip düşmesin ümmet yeise. Merhum Mehmet Akif Ersoy'un bu niyazını bugün bir kez de kalbimizin en derinlerinde hissediyor, İstiklal Marşı şairimizin bu dualarına bizler de gönülden amin diyoruz.

Ramazan-ı Şerif'i derme çatma çadırlarda karşılayan, buna rağmen vakar ve dirayetinden taviz vermeyen Gazzeli kardeşlerime şahsım ve ülkem adına dayanışma mesajlarımızı gönderiyorum. Milletimizin her bir ferdinden dualarında Filistinli mazlumları unutmamasını ayrıca özellikle istirham ediyorum. Bizler birbirimize destek oldukça, birbirimizin yaralarını sardıkça, yekvücud olup dayanışmamızı, muhabbetimizi artırdıkça; bölgemizde ve gönül coğrafyamızda barışın, huzurun ve istikrarın hüküm süreceği o güzel günlerin inşallah çok yakın olduğunu burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. Yeter ki zulmün ve zalimin karşısında dimdik duralım. Yeter ki kardeşliğimize ve kardeşlerimize sımsıkı sarılalım. İnancımıza ve hayallerimize sahip çıkalım. İşte o zaman Cenab-ı Allah'ın izniyle bozamayacağımız hiçbir tuzak, yırtıp atamayacağımız hiçbir plan, hüsrana uğratamayacağımız hiçbir oyun ve senaryo kalmayacaktır.

Rahmetli Nurettin Topçu üstadımız bir yazısında millet, tarih ve kimlik arasındaki rabıtayı şöyle anlatıyordu: Mazinin bittiği yerde millet biter, insan biter, iz'an biter; bunlar nihayet bulurlar. Millet tarihinden ibarettir. Onu tarihinden sıyırınız, insan sürüsü kalır. Milletlerin mazisini teşkil eden bütün eski hareketler, eski eserler ve düşünüşler ona bir zincirin halkaları gibi gelir. Ben babama, o da Kosova'nın kahramanlarına ve Yıldırım Han'a bağlanır. Bunların ruhu ise Yunuslar'la, Alparslanlar'dan geçerek Hz. Muhammed'e kadar uzanan zincirin bize daha yakın bulunan halkalarını teşkil ederler. Bizim bu atalarımızın varlığı, geçmişten ibaret bir bütün teşkil ederek bizim ruhumuz, bizim dimağımız olmuştur. Millet bir büyük dimağın, böyle büyük bir ruhun adıdır. Evet, büyük bir millet olarak bizim büyük dimağımızın, büyük ruhumuzun bir özelliği de devlet mefhumuna yüklediğimiz anlam ve atfettiğimiz önemdir. Biz tarihin hiçbir döneminde devletsiz kalmamış, 'ebet müddet' şiarıyla devletini daima yaşatmış ve sonraki kuşaklara aktarmış bir milletiz. Milli ve manevi değerlerimiz, beşeri ve kültürel kıymetlerimiz, geçmiş ve gelecek tasavvurumuz devlet felsefemize doğrudan dercedilmiştir.

"İNSANI YOK SAYARSANIZ İSTİKRARI SAĞLAYAMAZSINIZ"

İşte bu yüzden devlet, bizde yalnızca idari bir teşkilatlanmayı ifade etmez; aynı zamanda kudret, saadet, şefkat ve merhamet gibi anlamları da ihtiva eder. Binlerce yıllık devlet geleneğimizin temelinde adalet, merkezinde insan, mihverinde ise erdem ve ahlak vardır. Bu bakımdan hükümet, hikmetle iç içe geçmiştir. Devlet-i Aliye'de Sadrazamlık dahil önemli makamlarda bulunmuş Yusuf Kamil Paşa bu hakikati 'Hükümet hikmet ile müşterektir' sözüyle dile getirmiştir. Dolayısıyla adaleti ve iyiliği tesis etmeden idareyi temin edemezsiniz. İnsanı yok sayar, hikmeti dışlarsanız huzur ve istikrarı sağlayamazsınız.

Bakınız burada Nizamülmülk'ün Siyasetname'sinde yer verdiği bir anekdotu sizlerle özellikle paylaşmak isterim. Rivayet olunur ki Humus Valisi, Ömer bin Abdülaziz'e şöyle bir mektup yazdı: 'Humus çarşısının duvarı harap olmuştur. Onu imar etmek lazımdır. Ne buyursunuz?' Ömer bin Abdülaziz aynı kağıda şöyle yazdı: 'Humus çarşısının duvarını adaletle yükselttiğinde, yolları da korku ve zulümden arındırıp tertemiz ettiğinde ortaya çıkacak yapının çamur ve tuğlaya ihtiyacı yoktur.' Evet, mesele bizim için işte bu kadar billurlaşmış, kristalize bir hakikattir. İllerimizde şahsımı ve devletimizi temsilen görev yapan valilerimiz bu yönüyle hayati bir yetki ve sorumluluğu deruhte etmektedir. Vali; kâmil ve müşfik devletin sahadaki yansımasıdır. Adalet, hikmet ve hükümetin eritme potasıdır. Vatandaş ile devletin buluşma noktasıdır. Valilik; sadra şifa olma, derde deva bulma yeri; milletimizle hemhal olma, vatandaşla hemdem ve hemdert olma makamıdır.

Valilerimizden en büyük beklentimiz; sorunlara hızlı ve etkin çözümler üretmeleri, insanımızın gönlüne girmeleri, görev ve sorumluluk dairesinde maksimum verimle vazifelerini ifa etmeleridir. Liderlik de esasen bunları gerektirir. Başarılı bir vali, iyi bir lider demektir. İyi liderlik; yük almayı, sorumluluk almayı, riske girmeyi, idare-i maslahatçılıktan yani yerelde çözülebilecek sorunları Ankara'ya havale etmekten uzak durmayı gerektirir. Suyu akışına bırakan, hazıra konan, selefinden devraldığı mirası tüketen bir yöneticinin ne bulunduğu vilayete ne de riyaset ettiği kamu kurumuna liderlik etmesi mümkün değildir.

"HEPİMİZ AZİZ MİLLETİMİZİN BİRER HİZMETKARIYIZ"

Her birinizden görevinizi yaparken şu hassasiyetleri her daim gözetmenizi özellikle bekliyorum: Devletimizin sizlere emanet ettiği kaynakları; milletimizin ve şehirlerimizin faydasına olacak şekilde çok titiz bir surette kullanmalısınız. Yürüttüğünüz projeleri, yaptığınız yatırımları, verdiğiniz hizmetleri 'Hakk'ın rızasına vasıl olma aracı' olarak görmelisiniz. Bakın her fırsatta vurguluyorum, bugün altını tekrar çiziyorum; unvanımız ne olursa olsun şahsım dahil hepimiz aziz milletimizin birer hizmetkarıyız. Devleti temsil ederken vakur olmak, kibirli olmak anlamına asla gelmez. Vatandaşa tepeden bakılmasına, insanımıza hürmetsizlik edilmesine, insanlarımız arasında ayrımcılık yapılmasına müsamahamızın olmadığını sizler zaten çok iyi biliyorsunuz. Hizmet ederken güç zehirlenmesine kapılmayacak, kariyer mühendisliğine girişmeyecek, hizmetkarı olmaktan şeref duyduğumuz devletimizin ve aziz milletimizin selameti dışında hiçbir menfaat gözetmeyeceğiz.

Son dönemde şikayetlere konu olan bir hususu burada ifade etmekte fayda görüyorum. Sosyal medyanın ve dijital platformların yaygınlaşmasıyla birlikte iletişim ve bilgilendirme faaliyetlerinin önemli bir kısmı bu mecralara kaydı. Kamu kurumlarımız ve görevlilerimiz doğal olarak bu mecraları daha çok kullanmaya başladı. Ancak beğeni almak, etkileşimi artırmak, gündeme gelmek gibi sebeplerle bu mecralarda ölçünün zaman zaman kaçtığına şahit oluyoruz. İnsanların mahremiyeti ihlal edilirken devletimizin ciddiyetine yakışmayan sahneler ortaya çıkmakta, iletişim çalışması ya iletişim kazasına ya da iletişim krizine dönüşmektedir. Bu konuda gerek sizlerin gerekse maiyetinizde çalışan kamu görevlilerinin en üst düzeyde hassasiyet göstereceğine inanıyorum.

Tahir bin Hüseyin'in Rakka ve Mısır valisi olarak atanan oğluna verdiği şu nasihatleri şahsımla birlikte sizlere de hatırlatmak istiyorum, 'Bilesin ki mülk Allah'ındır. Dilediğine verir, dilediğinin elinden ise çeker alır. En hızlı el değiştiren nimet bu nimettir. İdareci ve maiyeti nimete nankörlük eder, halka büyüklük taslarlar ise Allah'ın fazlından lütfettiği bu nimet hızla el değiştirerek başkasının olur. Hırsa kapılma. En büyük hazinen; iyilik, takva, adalet, halkın maslahatını gözetmek, memleketini imar etmek, halkın durumunu araştırıp soruşturmak, onların muhafazası ve mazlumlara yardım etmek olsun.' Bu hikmet dolu sözlerin vazifenizi yaparken her biriniz için birer pusula işlevi görmesini temenni ediyorum.

"HANELERLE BİRLİKTE ASIL GÖNÜLLERE MİSAFİR OLACAĞIZ"

Geçtiğimiz hafta belediye başkanlarımıza ifade ettiğim bazı hususları siz valilerimizin de dikkatine getirmek istiyorum. Ramazan-ı Şerif'i hem ülkemizde hem de sınırlarımızın ötesinde dolu dolu geçirmek amacıyla iftar ve sahur sofralarına konuk olacak, vatandaşlarımızla aynı çorbaya kaşık sallayacak, aynı ekmeği bölüşecek, hanelerle birlikte asıl gönüllere misafir olacağız. Özellikle istikbalimizin teminatı olan yavrularımızın bu mübarek günlerin farkında olmalarını sağlayacak okullarımızda düzenleyeceğimiz çeşitli etkinliklerle bu bereket ikliminden faydalanmalarını temin edeceğiz.

Kendi hayat tarzlarına 23 yıldır hiçbir müdahale olmadığı, Türkiye'de laiklik tartışması yokken özgürlük alanları hiçbir surette kısıtlanmadığı halde milletimizin inancını özgürce yaşamasına tahammül edemeyen azgın güruhun hezeyanlarına kulak asmadan doğru bildiğimizden asla ayrılmayacağız. Yayınladıkları bildirilerle 86 milyonun ramazan sevincine gölge düşürmek isteyenlerin, milletimizin arasına nifak sokmasına, birlik ve kardeşlik ayı Ramazan-ı Şerif'te insanımızı kutuplaştırmasına eyvallah demeyeceğiz.

Son Dakika Güncel Erdoğan'dan komisyon raporuna ilk yorum! Süreç için yeni adres verdi - Son Dakika


Advertisement