
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, seçim sürecinde Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, sanatçı ve bürokratların dinlendiği anlattıklarını kaydederek, "Nihayet kendilerinin de dinlendiği fark edince Adana'da bazı yürekli savcı ve hakimlerimizin olaya el attığını görüyoruz. İşte ben şimdi buradan bu ülkenin vicdanı ve cesareti olan yürekli hakim ve savcılarına sesleniyorum. Bu işte size çok önemli görev düşüyor. Allah'a olan sevdanızı ortaya koyun, vicdanınızın sesini duyun, cesaretinizle bu paralel yapının temsilcilerini siz çökertin, siz. Bize düşen neyse biz bunu yapacağız. Ne düşüyorsa yapacağız. Kararlılığımız var, bu millet için yapacağız, bu vatan için yapacağız" dedi.
Başbakan Erdoğan, İstanbul Kongre Merkezi'nde Hukukçular Derneği tarafından organize edilen Avukatlar Haftası Programı ve Hukuk Okulu 2. Sertifika Töreni'ne katılarak burada bir konuşma yaptı. Konuşmasında avukatlar için kullanılan çok anlamlı bir ifade olduğunu belirten Erdoğan, "Avukatlar tarih boyunca köle kullanmadılar ama hiçbir zaman efendileri de olmadı" dedi. Vicdan ve cesaretin adalet için önemli olduğuna vurgu yapan Erdoğan, Mısır'da demokratik ve insani haklarını kullanan, Mısır'da verdikleri oyların peşine düşen insanların gösteriler sırasında katledildiği, tutuklandığını ve mahkum edildiğini belirtti. Erdoğan, Mısır'da verilen idam kararlarına ilişkin olarak ise "Mısır'da yerel mahkemenin verdiği kararın uygulanmayacağını, hukuk tarihine geçecek bir cinayetin işlenmeyeceğini, bu kararın bozulacağını ümit ediyorum veya ümit etmek istiyorum. Ancak bir kez daha altını çiziyorum. Vicdanı, cesareti olmayan, halkını köle gibi gören üzerinde efendileri olan bir hukuk sistemi her an cinayet işlemeye hazır bir hukuk sistemidir. Bangladeş'te olduğu gibi, bunun örneği çok. Yakın tarihimizde millet olarak biz bunun çok acı örneklerini tecrübe ettik" dedi.
-"SİYASET ÜZERİNDE DEMOKLES'İN KILICI GİBİ HER AN SALLANDIĞINI GÖRÜRSÜNÜZ"-
Bu acı örneklerin, 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerinde ortaya koyulduğunu belirten Erdoğan, " 28 Şubat'ta aynı şekilde hukuk cinayetlerine şahit olduk. Şahsen söylemek istemem ama yeri geldi, Siirt'te okuduğum, ders kitaplarında yer alan bir şiirden dolayı dava açtılar, her ne hikmetse dava çok hızlı sonuçlandı ve beni mahkum ettiler. Bunda bile hayır varmış. Şuanda bile 28 Şubat'ın üniformalılar önünde selam duran yargısı nedeniyle bedel ödeyen kardeşlerimiz var. Son 12 yıl içinde defalarca benzeri hukuk cinayetlerine şahit olduk. Kendi iktidarımız döneminde, partimizin kapatılmak istenmesi, başörtüsü kararı, diğer bazı idari yargı kararları vicdandan neşet ederek değil, Türk milleti adına değil, belli odak ve çevrelerin çıkarları adına verilen kararlardır" diye konuştu.
27 Mayıs darbesinin etkilerinin o denemle sınırlı kalmadığını belirten Erdoğan, " Yargı, yasama ve yürütmeyle birlikte 3. bir erk olması gerekirken yasama ve yürütmenin üzerinde bir erk olarak konumlandırılmıştır. Şuanda bunu halen yaşıyoruz. 1960 ihtilalinden bu güne bakın. Yargının siyasete her ana müdahale ettiğini, siyaseti şekillendirdiğini, siyaset üzerinde Demokles'in kılıcı gibi her an sallandığını görürsünüz. Yargıtay, Danıştay, Anayasa Mahkemesi, HSYK gibi kurumlar çoğu zaman adaletin hızlı ve güvenilir bir şekilde tecelli etmesini bir kenara bırakmış, siyaseti sınırlandırmak, siyaseti kendilerinde hizaya sokmak gibi bir vazife yüklenmiştir" diye konuştu.
-"17 ARALIK OPERASYONU BAL GİBİ DARBE GİRİŞİMİDİR"-
Silahların gölgesinde darbe yapma dönemi kapanınca vesayet düzeninin aktörlerinin yargı üzerinde bir kısım müdahalelerde bulunmak istediğini anlatan Erdoğan, "17 Aralık'ta yapılan operasyona "darbe' dediğimizde içeriden veya dışarıdan bunu kabullenemiyorlar. Evet 17 Aralık operasyonu bal gibi darbe girişimidir. Yargı eliyle yapılmak istenen bir müdahale girişimidir. Yargı içine sızmış bazı çete mensupları tarafından adeta esir alınmış, siyasete karşı, iktidara karşı, halkın oylarıyla iş başına gelmiş hükümete karşı apaçık bir darbe girişiminde bulunulmuştur. Operasyonun hazırlık safhası, uygulama safhası tamamen hukuk dışıdır. Hukuksuz dinlemeler yapılmış, sahte deliller oluşturulmuş; ardından da hukuk çiğnenerek, yasalar çiğnenerek belli bir senaryo çerçevesinde hükümete karşı alçakça bir saldırı başlatılmıştır. 17 Aralık, 25 Aralık operasyonları karşısında dik durmasaydık, inanın şuanda Türkiye Cumhuriyeti'nin halkın oylarıyla seçilmiş hükümeti devrilecek, koalisyondan oluşan bir darbe hükümeti iş başına getirilecekti" diye konuştu.
Kapalı kapılar ardında bu planın senaryosunun hazırlandığını belirten Erdoğan, bu konuda medyaya, iş verenlere ve iş veren örgütleri ile muhalefet partilerine belirli görevler verildiğini kaydetti. Kendilerinin dik durarak ince hazırlanmış bu senaryoyu yok ettiklerini belirten Erdoğan, "Eğer milletimiz bizimle beraber bu senaryoyu alt üst etmede bu rolü üstlenmemiş olsaydı işimiz gerçekten ülke olarak, millet olarak bir felaket olabilirdi. Darbe girişimi akamete uğrayınca seçimi gölgelemek istediler. Bütün aktörler 30 Mart'a gölge düşürmek istediler. O tuzağı da 30 Mart'ta milletimiz bozdu. Milletimiz oynanan oyunu gördü tuzağı gördü. Ülkesine istiklaline yapılan saldırıyı gördü ve yüzde 45 buçuk oy oranıyla bu senaryoyu da alt üst etti" ifadelerini kullandı.
-"YARGI İMAMIMIN TALİMATIYLA DAVA AÇIYOR"-
Devlet ve bürokrasi içinde 35 yıldır gizlice, sinsice paralel bir yapılanmanın oluştuğunu kaydeden Erdoğan, "Şuanda yargı içindeki o korkunç yapılanmanın detayları tek tek ortaya çıkıyor. "Yargı imamı' diye bir şey olabilir mi? bir savcı düşünün vicdanıyla değil Pensilvanya'dan gelecek emir ve talimatla dava açıyor. Bir hakim düşünün delillere bakarak değil, vicdanla değil, hukukla değil yargı imamının kendisine vereceği talimatla karar veriyor. Göreceksiniz çok çarpıcı gerçekler ortaya çıkacak. İşte Adana'da "şunları şunları dinleyeceğiz' diye hakimlerin önüne liste koyuyorlar. O listenin içinde hakimlerin telefonları var. Bu senaryo bir yerlerde yazılıyor. Emniyet ve yargı içindeki paraleller tarafından bu senaryo adım adım uygulanıyor. Aynı adliye binası içinde hatta aynı oda içinde paralel hakimler, savcılar arkadaşlarını dinletiyor, zaaflarını kaydediyor ve bunu da bir tehdit ve şantaj aracı olarak kullanıyorlar. Aylardır bu yargı içindeki korkunç yapılanmadan bahsediyoruz. Delilleri ortaya koyuyoruz" dedi.
-"ÜLKENİN VİCDANI VE CESARETİ OLAN YÜREKLİ HAKİM VE SAVCILARINA SESLENİYORUM"-
Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı, sanatçı ve bürokratların dinlendiği anlattıklarını kaydeden Erdoğan, "Nihayet kendilerinin de dinlendiği fark edince Adana'da bazı yürekli savcı ve hakimlerimizin olaya el attığını görüyoruz. İşte ben şimdi buradan bu ülkenin vicdanı ve cesareti olan yürekli hakim ve savcılarına sesleniyorum. Bu işte size çok önemli görev düşüyor. Allah'a olan sevdanızı ortaya koyun, vicdanınızın sesini duyun, cesaretinizle bu paralel yapının temsilcilerini siz çökertin, siz. Bize düşen neyse biz bunu yapacağız. Ne düşüyorsa yapacağız. Kararlılığımız var, bu millet için yapacağız, bu vatan için yapacağız. Çünkü biz bir meşrebin bir mizacın bu ülkede egemen olmasına asla müsaade edemeyiz. Bu ülke 77 milyon ve 77 milyonun üzerinde şantajlarla egemenlik tesis etmeye çalışanlara eğer müsaade edersek biz sorumluğumuzu idrak edememiş bir iktidar oluruz" şeklinde konuştu.
-"BUNUN TEMİZLENMESİ İÇİN TÜM VATANSEVER YARGI MENSUPLARIMIZDAN DESTEK BEKLİYORUZ"-
"Yargı buna daha ne kadar sessiz kalacak?" diye soran Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Hakimlerimiz, savcılarımız Türkiye adına gerçekten çok ciddi bir tehdit olan bu paralel yapıya karşı daha ne kadar tepkisiz kalacak? Ben yine sesleniyorum; bu güne kadar bu Pensilvanya'nın peşine takılanlara da sesleniyorum. Ne olur iradenizi kiraya vermeyin, aklınızı kiraya vermeyin. Bize Allah'a kulluktan başka hiç kimseye kulluk asla emredilmemiştir. Tüm hukukçularımıza açık açık çağrıda bulunuyorum; kime şantaj, kime tehdit varsa gelsin izah etsin, devlet olarak tüm imkanlarımızla biz bunların üzerine gideceğiz. Hiç kimse korkmasın. Yargı mensupları özellikle cesur olmalı. Ülkemiz, milletimiz, istiklalimiz ve istikbalimiz adına son derece önemlidir. Biz bütün kurumlarımızdan bu paralel yapı ürünlerini temizlemeye başladık, temizliyoruz. Asla durmayacağız. Sonuna kadar üzerine üzerine gideceğiz, tabi ki hukuk içinde. Ama bu öyle bir ur ki adeta vücutta metastaz yapmış. Buna artık tabi kemoterapi, radyoterapi bunlarda kar etmiyor. Öyle bir durum var. Onun için bu operasyon çok ciddi, çok kararlı sürmesi gereken bir operasyon. Tabiyi ki yargı içinde içinde olan çok ciddi bir tehlike, tehdit. Bunun temizlenmesi için tüm vatansever yargı mensuplarımızdan destek bekliyoruz, aksiyon bekliyoruz. Paralellerin yargıyı felç etmelerine, esir almalarına, milletin bu kuruma olan güveni sarsmalarına inanıyorum ki en başta yargı mensupları karşı çıkacaklardır. Hangi düşünceden olursa olsun buna karşı çıkmaları gerekir. Bu bir siyasi mesele değildir. Bu bir partinin, bir kesimin, belli bir zümrenin meselesi değildir. Bu bir Türkiye meselesidir. Bu bir istiklal meselesidir. Hukuk, vicdan, adalet meselesidir. En başta yargının bu meselenin üzerine gideceğine ben yürekten inanıyorum. Hiç kimsenin korkusu endişesi olmasın."
-"HİÇ MERAK ETMESİNLER ORTADA BIRAKMAYACAĞIZ, HUKUK İÇİNDE HESABI MUTLAKA SORACAĞIZ"-
17 Aralık sürecinde kendisine ve çevresindekilere medya ve sosyal medyadan ahlaksızca saldırıldığını anlatan Erdoğan, "Hiç birisine boyun eğmedik. Hiç bir iftiraya, yalana, ithama pabuç bırakmadık. Dimdik durduk. Yapılanları milletimize şikayet ettik ve 30 Mart'ta milletimiz bunlara gereken cevabı verdi. Çünkü bunlara inanmadı milletimiz. Şu anda inanın sokağa çıkacak, arkadaşlarının, hatta eşlerinin, çocuklarının dahi yüzüne bakacak yüzleri yok. Ne diyorlardı biliyor musunuz? "Bunlar yüzde 30'un üzerine çıkamaz, bunları çökerttik, bitirdik' diyorlardı. Biz ne diyorduk meydanlarda; "hesapların üzerinde bir hesap var.' Ama onlar bu hesabı göremiyorlar. İşte o hesap tecelli etti. Yaptıkları ahlaksızlıkla, edepsizlikle, alçaklıkla öylece ortada kaldılar. İşbirlikçileri de gerek muhalefet partileri gerek medya gerek o malum çevre aynı şekilde milletten aldıkları cevapla ortada kala kaldılar. Ama biz onları hiç merak etmesinler, ortada bırakmayacağız. Hukuk içinde bu saldırıları yapanlardan, onlara yardım ve yataklık yapanlardan hesabı mutlaka soracağız" diye konuştu.
Türkiye'de 30 Mart'la birlikte artık yeni bir süreç başladığını belirten Erdoğan, bu yeni süreçte en çok da yargının kendini hesaba çekmesini, özeleştirisini yapmasını, yeniden yapılanmasını beklediklerini söyledi. Yasama, yürütme ve yargının demokratik bir ülkede hangi sınırlar içinde hareket ediyorsa, yargının da o sınırlara çekilmesini dilediklerini kaydeden Erdoğan, "Siyasetin yargıya müdahale etmesine her zaman karşı olduk. Yargının da siyasete müdahaleden artık elini çekmesi için ne gerekiyorsa bunu cesaretle yapacağız. Bunu yargı için yapacağız, adalet için, ülkemiz için, milletimiz ve istikbalimiz için yapacağız. Yaşanan acı tecrübelerden ders çıkararak 27 Mayıs'tan, 12 Eylül'den, 28 Şubat'tan, 17 Aralık'tan ders çıkararak, yargının siyaseti engelleyen değil, siyasete güç veren bir konuma gelmesi için reformlarımızı yapacağız" diye konuştu.
-MUHALEFETE UZLAŞILAN MADDELERİ "GENEL KURUL'DAN GEÇİRELİM" ÇAĞRISI-
12 yıl boyunca yargıda çok önemli reformlar yaptıklarını belirterek, özellikle 12 Eylül anayasa değişikliğinin, yargının sağlıklı ve hızlı işlemesi, büyük Türkiye'ye adım uydurması açısından hayati derecede önemli olduğunu söyledi. Paralel yapının bu reformları etkisiz kılmak için elinden geleni yaptığını dile getiren Erdoğan, "Türkiye'deki artık son çete paralel çetedir. Bunu da tasfiye ederek, Türkiye'nin ayağına takılmış tüm prangaları inşallah ortadan kaldırmış olacağız" dedi.
2023'e yeni bir anayasa ile yürümeyi istediklerini anlatan Erdoğan, "Muhalefetin uzlaşmaz tutumu nedeniyle maalesef bu gerçekleşmedi" diye konuştu.
Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda üzerinde uzlaşılan maddelerin TBMM Genel Kurulu'ndan geçirilmesi için diğer partilere teklifte bulunduğunu kaydeden Erdoğan, bugün de Hukukçular Haftası'nda aynı teklifi yine yapacağını belirterek, "Anamuhalefet partisi varsa, bu üzerinde 4 partinin de mutabık kaldığı 60 maddeyi çıkarmaya biz varız. İşi yoluna bir koyalım, girelim. 60 maddeyi bir defa halledelim. Ondan sonra da çalışalım. Diğerleri katılmıyor, gel beraber çalışalım. İlla 4 parti olacak diye bir şey yok. Madem ki katılmıyorlar, varsın katılmasın, netice almak değil mi bizim derdimiz. Netice almak. Eğer 3. parti de geliyorsa o da gelsin. Ama bir diğeri gelmiyor, varsın gelmesin. Biz yola bakalım, yola girelim. Millet bizden bunu bekliyor, söz verdik millete. Hukukçular haftasında bunu tekrar söylüyorum. Ama gelmezler. Onlar bunalımdan yana, onlar huzursuzluktan yana, gelmezler gelemezler. Bakın benim ağzımdan çıkan söz tamamen parti grubumun sözüdür. Biz varız, yeter ki onlar da bu işe "evet' desinler. Sadece anamuhalefetle beraber bunu yapmaya muktediriz. Zaten ikimiz "evet' dersek, üçüncü bir parti gelir, belki dördüncüsü gelmeyebilir, varsın gelmesin. Biz umudumuzu yine de yitirmiş değiliz" açıklamasında bulundu.
-"SEÇİMLERİN MUHALEFETİ YENİDEN YAPILANDIRACAĞINA DAİR UMUTLARIMIZ VAR"-
Seçim sürecindeki tutumları nedeniyle muhalefet partilerini de eleştiren Erdoğan, "17 Aralık darbe girişiminin ve 30 Mart seçimlerinin muhalefeti yeniden yapılandıracağına, muhalefeti Türkiye vizyonuyla buluşturacağına dair de inşallah umutlarımız var. Türkiye, inanın böyle bir muhalefetle geleceğe yürüyemez. Biz 2023 derken, 2053 derken, 2071 derken, biz torunlarımızın hesabını yaparken, bunlar hiçbir şeyin hesabını yapmıyor. 27 Mayıs 1960'ı aşamamış bir muhalefet zihniyeti var karşımızda, inanın öyle. İşte bu seçimlerde gördük. "Biz İstanbul'u geri götüreceğiz' diyor. Bunu diyen bir muhalefetten ne olur? İşte İstanbullu da şamarını atar. Çünkü eğer "geri götüreceğiz' derseniz, geri olan İstanbul'un akıbetini herkes biliyor. O İstanbul susuzdu, çöp dağlarıyla dayalı döşeliydi, hava kirliliği ile nefes alınamaz haldeydi. Böyle bir İstanbul'u İstanbullu ister mi? İstemez. Gereken cevabı da verdi. 30 Mart'ta hezimete uğrayan muhalefet, inanıyorum ki tabandan gelen taleple artık yeni bir yapılanmanın da içine girecektir. Sürekli kaybeden, sürekli başarısız olan bir muhalefet Türkiye'ye umut veremez. Pensilvanya'nın kuyruğuna takılacak kadar ilkelerinden, ideallerinden taviz veren bir muhalefet Türkiye'ye vizyon çizemez. 17 Aralık ve sonrasında muhalefet aldatıldı. Adeta bir maşa gibi kullanıldı ve 30 Mart'ta da bunun bedelini ödedi. Muhalefet genel başkanları da ortaya bir bedel koymak zorundadırlar" dedi.
Son Dakika › Güncel › Erdoğan'dan Hakim ve Savcılara: Paralel Yapıyı Siz Çökertin - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.