Ömer Çelik CNN TÜRK'e Konustu - Son Dakika
Son Dakika Logo

Ömer Çelik CNN TÜRK'e Konustu

04.05.2012 00:24

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Hande Fırat'ın sorularını yanıtladı.

Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, CNN TÜRK Ankara Temsilcisi Hande Fırat'ın sorularını yanıtladı.

Çelik, Suriye'de tampon bölge iç savaş çıkartır, en kolay mekanizma insani koridor dedi.

Tiyatrolarla ilgili polemik de Çelik'in gündemindeydi.

HF: Ankara stüdyolarından iyi günler. Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik CNN TÜRK Ankara stüdyolarında konuğumuz hoşgeldiniz. Biz burada aslında Suriye ile başlayacağız, denizi beraber izledik ama iki önemli son dakika gelişmesi oldu. CHP'de Gürsel Tekin istifa etti, ana muhalefet partisinde böyle bir istifa bekliyor muydunuz? Nasıl değerlendiriyorsunuz? Tabi ilk sizden tepki almış olalım.

ÖÇ: Tabi Chp ilk meselesi ama şöyle bir problem var, ideolojisi konusunda nasıl yönetilmesi gerektiği konusunda halkla nasıl diyolog kurulması gerektiği konusunda uzun zamandır birkaç kanadın birden mücadele ettiği görülüyor. zaten bu parti içerisinde temel konularda da işte anayasa konusunda, kürt sorunu konusunda birtakım akriel siyasi meselelerde çok açık net bir şekilde görülüyor. Yeni kendi içerisinde parçalı bir yapı gösteriyor. Eskiden belki çok totaliter bir yapıydı, şimdi bir tür mikro derebeylikler halinde, tabi güçlü olmayan bir genelbaşkanlık grubu var, dolayısıyla her olayda bakıyorsunuz birden çok derebeylik halinde görüş ortaya çıkıyor.

Dünkü eğitim meselesinde olduğu gibi CHP Ak Partisi Genel Başkanı'nın görüşleri zıttına birtakım Chp milletvekilleri basın toplantısı yapabiliyorlar. dolayısıyla parti disiplini parti içi demokrasi demeyeceğimiz, bu tip kavramlarla tartışamayacağımızı savrukluk var. Dolayısıyla bu tip gelişmeler CHP'nin geçmişinde de var ama gerçek sebebi nedir tabi o hem bizi ilgilendirmiyor iç meseleleri hemde öğreniriz daha sonra.

HF: Şimdi bir son dakika daha girdi ondan devam edelim. Çünkü sonra Suriye'ye döneceğim. Tutuklu vekiller konusu. Şimdi aslında üç önemli açıklama etti Mustafa Elitaş dedi ki "Karayılan bile vekil olur. Yalçın Akdoğan'ın bugün zaman gazetesinde bir açıklaması var Kandil'den Ankara Metro hattı döşemektir bu düzenleme dedi. Başbakan Yardımcısı Bozdag muhalefetin önerisi hukuki sakıncalar taşıyor dedi. Şu tablo ortaya çıkmıyor mu sanki artık bir düzenleme yapmayacak bir çabaydı, geçti gitti. Ak Parti destek vermeyecek mi rafa mı kalktı, tutuklu vekillerle ilgili çaba,

ÖÇ: Şimdi hatırlarsanız meclis açıldığında şöyle bir şey demiştik, yani bütün bu meseleyi bizim önümüzde milli irade bu tutuklulara oy verdi bnuhnların içerde kalması doğru değildir gibisinden getiriyorsunuz. Hiçbirimiz hiçbir milletvekilinin içerde olmasını istemeyiz. yani belli bir oyla seçilmiş hiçkimsenin içerde olmasını istemeyiz.

Ama şimdi bir sorun getiriyorsunuz ortaya ve bu sorunun çözümünü bulmakta zorlanıyor herkes. Nedir o? O zamanda şöyle bir sakıncaya dikkat çekmiştim meclisteki konuşmamda, hükümet programıyla ilgili konuşmada. yani meclis insanların tutukluluk ortamından kurtulmasının mekanizması haline getirilmesin. bu sakıncalı durumu meclis ortamına getiren ler çözümünü de düşünmeliydiler. Şimdi şöyle bir tablo var önümüzde tutuklu vekiller denildiğinde batılılara bunu anlatmakta zorluk çekiyorsunuz.

Sanki milletvekiliyken tutuklandı. Bir milletvekili nasıl tutuklanır gibi bir tablo çıkıyor. Netice itibariyle bugün bu insanlar milletvekili seçilmişler. Bunların mecliste olması tabidir diye düşünüyoruz. Bunun mekanizmasını bulmakta zorluk var. Bununla ortaya getirilen mekanizmaların başka sakıncalar, kamu oyunu incitecek, bizim hukuk mekanizmasını altust edecek başka sakıncalar doğurmaması gerekir. Demek ki burada bütün bu sakıncaları ortadan kaldıracak bir mekanizmaya ihtiyaç var. Bununla ilgili bir zorluk var.

HF: Yok mu böyle bir mekanizma?

ÖÇ: Şu ana kadar muhalefet partilerin uzlaşarak getirdiği metinler daha çok tutuklu vekilleri çıkaralım fakat çıkardığınızda bu bir model olduğunda , uygulanacağı veya bu modelin örnek teşkil edeceği bir takım unsurlar yani bir takım teröristlerin etkilenmesi.

HF: Murat Karayılan milletvekili olur iyi de başka şartları da var milletvekili olmanın. Yani bu biraz abartmak olmuyor mu işi?

ÖÇ: Tabi hukuki detaylarını çok bilmiyorum. Yani başka hangi tür senktomlar doğurur veya bizim hukuk sistemimizce içerisindeki şeyi nasıl etkiler. Hukuki dengeleri nasıl etkiler bunu bilmiyoruz. Tabi ki siyasi olarak ortaya konulan temennilerin birde hukuki altyapısı olması gerekiyor. Dolayısıyla bu konuda daha çok çalışılması gerektiği görülüyor. Sadece şuanda milletvekilleri serbest bırakılsına odaklanılmış bir düzenleme getirildiği zaman bu düzenlemenin sağına soluna arkasın a önüne de bakmak gerekiyor.

Zaten hiç kimse bu durum hoş bir durumdur bu şekilde devam etsin diye bir niyeti yok. Ak Parti'nin de buradaki pozisyonu belli. Muhalefetten bir çalışma getirilsin bakalım. Ancak bakıldığında bu tip sakıncalar çıkıyorsa önümüzde böyle bir tablo var. Bu tablonun birbiriyle uyumlu hale getirilmesi gerekiyor.

Bir yandan tamam tutuklu vekillerin olması gibi bir tablo hoş değil. Öte yandan da bu süreci doğuran şey, bile isteye muhalefet partileri tarafından, böyle bir çıkmaza girileceği de gözetilmemiştir diyemeyiz. Çünkü bu meseleyi siyasi sitemin önüne siyasi sistemi çıkmaza sokacak şekilde bir teşebbüste bulundular. Şimdi bu kişiler oy aldılar ve millletvekili sıfatı kazandılar. Şimdi buna bir çözüm aranıyor. Dolayısıyla yanlış başlamış yanlış yönetilmiş bir işe doğru çözüm aramak gibi bir tabloyla karşı karşıyayız.

HF: Rafa kalktı diye biliyor musunuz? Yoksa daha erken mi?

ÖÇ: Rafa kalktı diyemem. Çünkü bu tablo önümüzde duruyor. Daha anlamlı bir, bütün bu sakıncaları ortadan kaldıracak bir düzenleme gelirse ona yeniden bakılır tabiki.

Hf: Hemen Suriye'ye geçeceğim. Çünkü gündeme ilişkin başka sorularda var onlarıda sorucam. Kilis'te Deniz Kilislioğlu'nu birlikte izledik. Elli bin bir sınır mıdır? Çünkü 5000 kişilik hazırlandı yoksa bu sınır gelişmelere göre daha farklı bir noktaya gelebilir mi? ve tabi sınırın diğer tarafında kamplar kurulması yani bir tampon bölge, bölüm bölüm tampon bölge gündemde midir?

ÖÇ: Burada çok açık ve net bir tablo var. Bu rakam bile fazla bir rakam yani bir ülkenin içerisinde elli bin değil şuan ki rakam bile çok yönetilebilir bir rakam değil. Bunun insani maliyeti var burada çıkan insani sorunlar var, siyasi sorunlar Türkiye'nin iç ortamıyla ilgili birtakım tartışmalara vesile oluyor. Geçende Suriye konusunu tartışıyoruz mecliste. Muhalefet partisi sözcüsü diyor ki siz önce konteynır kentleri kurdunuz daha sonra bu muhalifleri davet ettiniz. Bu şekilde Suriye'ye karşı bir şey içerisindesiniz ,operasyon

HF: Bir müdahale gibi algılanıyor sanki?

Öç: Evet . Bu söz Velit Muhallim'in sözüdür. Suriye dış işleri bakanlığı'nın sözüdür. Hangi ülke ister ki kendi içerisinde böyle büyük bir insani dram tablosu çıksın, yani hoş bir tablo mudur konteynır kentlerde insanlar yaşayacaklar bununla ilgili olarak uluslararası toplum sürekli olarak dikkati burada olacak. Ve Türkiye bu insani tabloyu en iyi şekilde yönetmek zorunda kalacak. Bu rakam bile fazladır. Bu rakamın üstünde çok daha yükseklere çıkmış.

Bu şuanda Türkiye'nin meselesi olmaktan çok uluslararası toplumun meselesi olarak alınmalıdır. Türkiye burada insani olarak üzerine düşeni yapıyor. Bu insanları sınırın öbür tarafında bırakamayız. Bu insanlara ekmeğimizide paylaşırız suyumuzu da. Ama bunun doğurduğu siyasi tablonun yönetilmesi gerekiyor. Şuanda problem şu, dört aşamali insiyatif geliştirdik ülkesel bir insiyatif geliştirdik, Suriye'de reformun yapılması için , başbakanımız Esat'la yoğun görüşmeler yaptı.

Bunun sonunda Esat bu fırsatı kaçırıp da, katliyamlara başlayınca bölgesel bir insiyatif ortaya koyduk. arap birliğiyle birlikte hareket ettik. sonra küresel bir insiyatif ortaya koyduk, Arap Birliği'nin ortaya koyduğu BM'ler güvenlik konseyine getirdiği tasarıya destek verdik. Şimdi alternatif bir strateji takip ediyoruz, Suriye'nin dostları grubu üzerinden Annan Planı üzerine destek verdik.

HF: Toplantının tarihi belli oldu mu? Fransa'da bir isteksizlik mi var? Fransa'da yapılacak herhalde değil mi?

ÖÇ: Tam tarihini bilmiyorum ama üçüncü toplantı Fransa'da olacak. Birinci Tunus ikinci İstanbul. ama gelinen noktada şu aşamadayız Annan Planı işlemedi, katliyamlar devam ediyor, BM güvenlik konseyinde veto kullanan Çin'in ve Rusya'nın bundan sonra veto kullanması için hiçbir gerekçe kalmadı .Çünkü tüm gerekçeler denendi. şimdi gözlemciler gönderilecek. Norveçli bir generalin gözetiminde. Ama üç yüz değil üç bin gözetimcide gönderseniz Suriye rejimi bu katliyamlara devam edicek. çünkü biz

HF: Ne olucak peki tam da bu noktada. Gülten Kışanak Amerika'dan döndükten sonra demişler ki Türkiye'nin Suriye'ye olan yüksek profili endişe yaratıyor. Yani Türkiye daha yüksek bir noktadan mı bakıyor olaya.

ÖÇ: Şimdi tabi kimle görüştü bilemeyiz. Ama şunu gözlemliyorum. Türkiye içindeki empati sana haber ajansında bile yok. Bizim için önemli olan görüş Başkan Obama ve dışişleri başkanının görüşüdür. Başbakanın Obama'yla Seul'de yaptığı görüşmedede esadın meşruiyetinin bittiği çok net ortaya konmuştur. Uluslararası toplumda da 170'ten fazla ülke esadın bu tutumunu kınayan bildiriye imza attılar. Bütün mesele meşruiyetin bittiği noktasından ki bu mütabakatın Suriye'de açı çeken insanlara merhem olmasıdır.

Bu konuda problem var. O noktada da tampon bölge çok mantıklı değil. Çünkü bu ayrışmaya gettolaşmaya neden olabilir. İç savaşa neden olabilir. Ya da Esad gibi belli bir ideolojiye sahip birinin insanları iç çatışmaya götürebilir. En kolay mekanizma insani koridorun açılması olabilir. Bundan daha fazla buna tahammül edilemez.

HF: Yani şu anda Türkiye'nin bulunduğu pozisyon insani koridorun açılması. Başbakanla Genelkurmay Başkanı üç buçuk saate yakın bir görüşme yaptı. Siz başbakanın en yakınındaki isimlerdensiniz. Şu anda Türkiye insani koridorların açılması için her türlü hazırlığını mı yaptı?

ÖÇ: Türkiye'nin her durum için hem başbakanımız hem genelkurmay başkanımızın görüşmeleri, her durum için hazırlığımızı yapmaktadır. bundan kastım Türkiye savaş taraftarı bir ülke değildir. Türkiye uluslararası toplumda bağımsız olarak Suriye'ye ağır güç kullanacak bir tutum içerisinde değil. Türkiye egemen bir devlettir. Bugün Türkiye'nin sınırlarına bir tecavüz söz konusu olursa

HF: Daha önce çünkü bir ihlal olmuştu. Bir kere daha olursa ne olacak.

ÖÇ: E sınır namustur. Bu namus korunur. Bu milletin devletin emanetidir. Ordu devlet bunun için var. Türkiye'yi bir şey gibi göstermeye çalışıyorlar. Sanki biz bütün toplumu bir kenara bırakmışız Esad rejimiyle savaşa girmek için çok iştahlı davranıyoruz. Bakın biz Esad'ın meşruiyetinin bittiğini söyleyen ülkeler içerisinde en temkinli davranan ülkeyiz. Bütün dünya Esad'a tavır almışken biz 2001 - 2003 yıllarında reformları teşvik etmek bakımından bütün müzakere yöntemlerini kullandık.

Hf: Çok yakın ilişkilerin kurulması da buna dahil? Çünkü çok eleştirildi bu konu.

ÖÇ: O Türkiye'nin bölgesel insiyatifidir. O zaman batı buna karşı çıktığında Türkiye Esad'a bir kanal açmak istedi. Baas rejimini ve olağanüstü hali sona erdir, meşruiyetini kur diye ama Esad bu fırsatı değerlendiremedi. diyorlar ki Esad'la o zaman çok iyiydiniz şimdi neden böyle oldunuz. O zaman reformları yapacağını söyleyen olağanüstü hali kaldıracağını söyleyen demokrasiye geçeçeğini söyleyen bir Esad vardı. Bugün kendi halkını katleden bir Esad var. Bugün sorulması eleştirilmesi gereken soru eğer yapsaydık bu haliyle Esad'la geçmiş dönemde kurduğumuz iyi ilişkileri devam ettiriyor olmamız olurdu. Şuan ki pozisyonumuzun eleştirilmesi söz konusu olmazdı.

HF: İnsani koridorla ilgili Türkiye tek başına mı insiyatif alacak. Ne konuşuldu?

ÖÇ: Türkiye hiç bir şekilde tek başına insiyatif almayacak. Bunun planı programı yapıldı ama hükümetimiz değerlendiriyor. Ama şu ana kadar görünen nokta Türkiye hiçbir şekilde tek başına insiyatif almayacak. Uluslararası toplumla birlikte olacak. Bugün birinci dereceden yapmaya çalıştığımız şey Suriye'nin dostları toplantısı ve Annan planı, Annan planı çökmüşken uluslararası toplumun esad rejimine olabilecek en güçlü mesajı vermesidir. Yani burada da biz ilk baştan itibaren arap birliği ligi insiyatifini destekledik.

HF: Ya Esad kalırsayı hiç düşündünüz mü? Bu kadar köprüler Türkiye tarafından atılmışken...

ÖÇ: Esad'ın kalması diye bir durum olamaz. Esad gider ama mesele şu hep şu getiriliyor önümüze işte Esad kalırsa ne olur giderse ne olur. Mesele o değil. Eski çıkar anlayışı sona ermiştir. Geçmişte batıyı siz bir takım çıkarlarınızı için gari-meşru rejimleri destekliyorsunuz diye eleştirirdik. Bu rejim artık gayrimeşru bir rejimdir. Bu kanın üstü örtülmez. Esad kalırsa düşünmesi gereken Türkiye değil Suriye olur. Uluslararası toplum biraz daha geç kalırsa şöyle bir tablo ortaya çıkacak.bakın mısırda rejimin eski unsurlarını değiştirip kazanımları korumaya çalıştılar. Şimdi Suriye'nin kazanımları çökmek üzere. Uluslararası toplum biraz daha geç kalırsa Suriye'nin kazanımları ölecek.

HF: İran Suriye'nin arkasında durduğu sürece gerçekçi buluyor musunuz sorunun çözüleceğini?

ÖÇ: İran'ın Suriye'nin arkasında durması da dışarıya yansıttıkları retorikle birebir uyumlu değil. Aslında veto kullanan bütün ülkeler esadın gidici olduğunu biliyorlar. Bunların bölge ile ilgili farklı stratejileri var. İran Beyrut hattının açık kalmasını istiyor. Bağdat Beyrut hattı kapanırsa bunun İsrail'in işine yarayacağını düşündüğü için milli çıkarlarına aykırı olacağını düşünüyor. Rusya bu olayda bende varım demek istiyor. Çin'de aynı şekilde. Ama herkes Esad'ın kalıcı değil gidici olduğunu biliyor. Herkes çıkarlarını garanti altına almaya çalışıyor. Ama bu sırada olan Suriye halkına oluyor.

HF: Bir diğer önemli gelişme ve gerilen ilişkiler Irak konusu? Maliki'nin son sıcak açıklaması. Barzani'nin Ameriya çağrısı F-16 konusundaki. Maliki o f16 Kürtleri Türklere karşı koruyacağını da söyledi. Ne oldu bu Maliki'yle bütün köprüler atıldı bütün ilişkiler gerildi.

ÖÇ: Şimdi bakınız Maliki başbakanlığa gelirken yardım istedi. Enteresan bir şekilde Maliki üzerinde İran ve Amerika mütabakat sağladı. O zaman Türkiye'nin güçlü görüşü Irakiye grubunun yani bütün ırağı temsil eden bir hükümet kurulması düşüncesindeydi. Amerika ıraktan çekilmeye başladıktan sonra Maliki gücü tekeline almaya çalıştı.burada da iki starateji güttü. Birincisi Sünni unsurları dışarı atmak Kürt unsurları da ekonomik gücün dışına atmak.

Maliki bunu Şiilik adına yapıyormuş gibi görünse de ya da İran'ın uydu siyasetini takip ediyormuş gibi görünse de aslında bu Irak içindeki Şiileri de rahatsız etti. Şii gruplar Irak yüksek İslam konseyi grubu Maliki'ye eleştirilerde bulundular. Sizin bahsettiğiniz gibi son toplantıda da sadır grubu Şii'dir. Irakiye grubu Barzani beraber Malikiye karşı GÜÇLÜ MESAJ VERdiler.

Hf:Bu saatten sonra güven oylaması erken seçim yoksa yepyeni bir yapılanmanın mı ortaya çıkması lazım?

ÖÇ: Kuzey Irak'ta toplanacak Irak konferansını önemsiyoruz. Bütün Iraklıların temsil edileceği yani Türkiye'nin baştan beri şikayet edip işlemeyeceğini söylediği bu pozisyondan kurtulunması ve daha geniş bir yapılanma oluşturulması gerekli. Eğer bu daha geniş yapılanma kurulmazsa Maliki güç tekeline almak için yola çıktığı süreçte Irak'ı bölebilir.

HF: Ama konferans diyorsunuz ama Haşimi'nin tutuklama kararı çıktığından beri bir türlü toplanamıyor. Toplanamayacak öyle görünüyor.

ÖÇ: Takip ediyoruz..... Bu son gelişme Sadrın Irakiye ve Barzani'nin bir araya gelmesi o kongrenin bir küçüğü. Bu bir şekilde mekanizma sağlanmış durumda.

HF: Bölünme dediniz. Barzani'nin önemli açıklaması var eylül ayını işaret ediyor.ırakta aslında bir bölünmeye gidilmiyor mu? Eylül ayında üç parçalı dört parçalı bir Irak mı göreceğiz?

ÖÇ: Barzani'nin açıklamasının bağlamı şu Malikiye diyor ki Irak'ın diğer unsurlarını dışarıda bırakırsan güce dayalı bir siyaset güdersen aynısını biz de yaparız. Biz merkezi hükümetin Irak'ın tüm unsurlarını alarak bir siyaset yapmasını umuyoruz.

Bugün çok daha vahim bir tablo ile karşı karşıyayız, Maliki'nin belki bizzat içinde diyemeyiz resmi olarak teyit edemeyiz ama, Irak içerisinden Suriye'ye destek verildiği şeklinde çok ciddi ahberler çıkıyor

HF: Silah yardımından bahsediyorsunuz ?

ÖÇ: Silah geçişi gibi bir takım şeyler kontrol edilemiyorsa, bunlar resmi olarak yapılıyor diyemeyiz

Hf: Türk hükümetine ulaşan duyumlar ?

Ö Ç : başka yerler de de çıkıyor. Suriye ile ilgili konularda da çıkıyor. Eğer Irak'ı Esat'la ilgili konularda yan yana getirirseniz o zaman Irakı Saddam dönemine geri getirmiş olursunuz. Yani Saddam tipi bir diktatöre Irak'ın bütün kazanımlarını feda etmiş olursunuz. Bunun tabi bütün bölgede doğuracağı siyasi senktomlar var. Bunu Irak kaldıramaz. Şuanda biz bir tek Türkiye gizli ajandası olmadan Irak'ın bütün unsurlarının Irak'ın sahip olduğu, birlik içerisinde refah içerisinde bir Irak istiyoruz. Bunun Maliki'yi rahatsız etmemesi gerekir. Birde eğer maliki kendi Irak'ın silahlanmasını Türkiye'ye karşı olduğunu iddia ediyorsa bu akıl tutunmasının ötesindedir. Çünkü bugün allah korusun Irak'ın başına bir iş gelse Irak'ın yardımına koşacak ilk ülke Türkiye'dir.

HF: Hala bugun böyle diyorsunuz?

Öyledir tabiki. Oradaki tüm unsurların yardımına koşarız. Şiilerin de yardımına koşarız Sunnilerin de yardımına koşarız, Kürtlerin de, tabiki Türkmenler her zaman için ajandamızın birinci maddesi. Dolayısıyla Türkiye'yi kendine tehdit olarak gören bir Irak başbakanı, Irak başbakanı gibi konuşmuyordur. Çünkü biz Irak'ın bütün unsurlarının dostuyuz.

tiyatrolar....

HF: Dışarıdaki konuların dışında içeride çok önemli tartışmalar var . En güncel olanı tiyatrolar. Tiyatrolar üzerine yapılacak düzenlemelerden çok, başbakanın üslubu ve kullandığı ifadeler çok tartışıldı. O zavallılara acıyoruz , o despot ailelerin bize nasıl akıl vermeye kalktığını görüyoruz. Şimdi bu ifadeler çok tartışılıyor. Siz bu ifadeleri biraz fazla yüksek tonda buluyor musunuz? Bir de hükümete yönetilen eleştiri ve iktidara yöneltilen. Gazetelerde şu yazılar yazılsın, tiyatrolarda şu oyunlar oynasın, ülke şu dizileri izlensin, iktidarın demediği şeyler de yapılmasın gibi bir duruma mı gelindi?

ÖÇ: Bakın, biz pratik hayata bakalım. Siyaset bilimler tasnifi içinde bile pratik felsefenin içinde alınır. 10 YIL İÇİNDE TÜRKİYENİN MEDYA SEKTÖRÜ DAHA GELİŞMİŞTİR, ZENGİNLEŞMİŞTİR.BURADA KİLİT KAVRAM NE BİLİYOR MUSUNUZ? TÜM MEKANİZMALARI BİR KENEARA BIRAKIN. KİLİT KAVRAM ÇOĞULCULUK. BUGÜN BU ÜLKENİN TİYATROCULARI DA BİZİM İNSALARIMIZ, AYDINLARI SANATÇILARI. BİZ BU İNSANLARA DÜŞMAN YADA MUHALİF OLARAK BAKMIYORUZ.

Tablo var. 30 yıl içerisinde Tarık Buğra'nın Necip Fazıl'ın, kaç tane oyunları oynanmıştır devlet tiyatroları içinde. kendileri iddia ediyor ki 30 yıl içerisinde 2 tane oyun oynanmış. Burada kilit kavram çoğulculuk. Demokrat olan çoğulculuktan yana olur. Türkiye'de pek çok alanda çoğulculuğu gerçekleştiriyoruz. Ancak sanat alanda hala bir tekelci mantık var. Şöyle bir suçlama var üslubumuzun sertleşmesi ondandır.

HF : Başbakan çok kızgın, başbakan ipleri geriyor gibi eleştiriler geliyor.

Sayın Başbakan Belediye başkanlığından itibaren, bizim hükümetimizin partimizin sanatla standartları düşürecek hiçbir uygulaması olmamıştır. Bizde biliyoruz bu kavramları. Rafine sanatın devlet sponsorluğuna destek duyduğunu.

HF:Sanatla ilgili alıp veremediğiniz var mı hep bu soruluyor.

ÖÇ: Sanatla neden alıp veremediğimiz olsun. Tam tersine biz sanatın Türkiye'de sanata uygulamalarının tekniklerinin daha iyi seviyesine gelmesini istiyoruz. Bizim hükümetimiz döneminde destek verilen filmler, projeler bakıldığı zaman bunlar çok yüksek miktarlar tutuyor. Mesela şu açık bir şekilde söyleyeyim Türkiye'de geçmişte hükümetlere karşı

HF: Sanatla ilgili alıp veremediğiniz var mı hep bu soruluyor.

ÖÇ:SANATLA NEDEN ALIP VEREMEDİĞİMİZ OLSUN. Tam tersine biz sanatın Türkiye'de sanata uygulamalarının tekniklerinin daha iyi seviyesine gelmesini istiyoruz. Bizim hükümetimiz döneminde destek verilen filmler, projeler bakıldığı zaman bunlar çok yüksek miktarlar tutuyor. Mesele şu; açık bir şekilde söyliyim Türkiye'de geçmişte hükümetlere karşı muhalif tutum sergileyen birtakım oluşumların zihniyeti bugün sanattada da devam ediyor. NEYİ KASTEDİYORUM? BU UYGULAMAYLA BİRLİKTE SHAKESPEARE'İN BEKAT'IN ÇEHOV'UN, BU OYUNLAR OYNANMAYACAK MI? NE BİLİYORSUNUZ OYNANMAYACAĞINI?

HF: Belki sizden duymaları bile bazı isimleri şaşırtıyor olabilir. İstediğiniz oyunları mı oynatacaksınız ya da destekleyeceksiniz

ÖÇ: Shakespeare, Çehov, Backed, insanlığın temel varoluşuyla ilgili temel soruları sormuş. Bu sorulara kendi oyunlarında cevap aramış. İnsanlık mirasının, sadece batı mirasının değil, insanlık mirasının bu mirası Ak Parti'nin mirasının da parçaları. Milli olan ile evrensel olan ile ilgili Ak Parti bir çatışma görmüyor.

Bizim ilk ortaya çıktığımız andan itibaren bunu söylüyoruz. Yerli olanla evrensel olan arasında arasında çatışma görmüyoruz. Hatta Başbakan yabancı kelimesini yasaklamıştır. Yani yerli ve yabancı ikilemini kullanmayın demiştir birçok olayda. Çünkü yabancı kelimesi dışsallaştırıcı ve ötekileştirici bir anlamda. Bunun yerine küresel ya da evrensel kullanın demiştir.

HF: Son 2 dk. hem bu tiyatro işi, açıklama yaptınız ama. Hem de son bu bayramlar ile ilgili tartışmalar, Bahçeli'nin de bayramları kaşımak rejim değişikliğini hayata geçirmektir gibi eleştirisi . Hem bu hem bu. Size karşı Ak Parti'ye karşı iktidara karşı hala bir endişe mi var. Bu endişeyi yerinde buluyor musunuz? Amacınız rejim değişikliği mi?

ÖÇ. BEN SİYASET BİLİMCİYİM AMA. BU REJİM DEĞİŞİKLİĞİYLE İLGİLİ TARTIŞMALAR,BİZİM REJİM DEĞİŞİKLİĞİ PEŞİNDE OLDUĞUMUZ İDDİLARI.BENİM ALANIMA GİRMİYOR. BU PSİKİYATRİSTLERİN ALANI. TÜRKİYE'NİN ne bir rejim değişikliği, kendi sentezini geri götürecek yada bunu bozacak bir arayış söz konusudur. Türkiye'nin sentezini toplumun kendisi kurmuştur zaten.

Birde MHP tabanına mesajım var. Rejim değişikliği iddiası ile en çok hırpalanmış zulüm görmüş tabanlardan biri MHP'dir. Onlara mı kalmış, onların genel başkanlığının rejim değişikliği istiyorlar diyerekten, geçmişte kendilerine zulüm eden hırpalayanların safhında taraf tutmasını MHP değerlendirsin. Türkiye'de kültürü, medyayı çoğulculaştırmamız lazım siyasetin de çoğulculaşması lazım.

Çoğulculaşma zenginliktir. çoğulculaşmanın olmadığı yerde çoğunluk diktatörlüğü azınlık diktatörlüğü ,dilemması içinde kalırız. Sanatta çoğulculaşacak. Bugün komik olan. Çoğulculaştırma için bir düzenleme yapılıyor. Zannediyorlar ki Shakespeare, Çehov, Backed oynanmayacak. Destek verilmeyecek. Bunlara da destek verilecek. Eskisinden daha zengin repertuarlara da destek verilecek.

Kaynak: Bültenler

Son Dakika Güncel Ömer Çelik CNN TÜRK'e Konustu - Son Dakika


Advertisement