Haber: Beril KALELİ/Kamera: Belçim KILIÇKIRAN
(İSTANBUL) 15 yaşındaki kızları Yağmur Pehlivanlı'yı geçen yıl Kastamonu'da yolun karşısına geçerken bir aracın çarpması sonucu kaybeden aile, hala dava açılmamasına isyan ediyor. Bir gün bile tutuklu kalmayan sürücünün önceki dönem Kastamonu Belediye Başkanı Rahmi Galip Vidinlioğlu'nun kızı olduğunu belirten Esin Pehlivanlı, "Eğer arabayı kullanan kişi Yağmur Pehlivanlı olsaydı, çarpılan kişi de Fatma Nevra Vidinlioğlu olsaydı o gün Yağmur gözaltına alınır, dava şu ana kadar defalarca açılır hatta belki 2'nci mahkemesi görülmüş olunur muydu, olunmaz mıydı?" sorusunu yöneltti. Pehlivanlı, "Ben yanlışlıkla belediyeye ait bir elektrik direğine çarpsam anında kamu davası açılıyor. Benim kızımın canının bir direk kadar hükmü yok mu? Nasıl dava açılmaz? Bu nasıl bir düzen?" diye isyan etti.
21 Ağustos 2025'te Kastamonu'da yolun karşı tarafına geçerken bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitiren Yağmur Pehlivanlı'nın anne babası kızlarının ölümüne ilişkin adalet arayışını sürdürüyor. Hız sınırının üstünde seyrettiği belirlenmesine rağmen "dikkatinin sürekli olarak hız göstergesi üzerinde yoğunlaşmasının beklenemeyeceği" gerekçesiyle sürücünün kazada kusurunun bulunmadığı yönündeki Adli Tıp Kurumu raporu nedeniyle soruşturmanın hala davaya dönüşmemesine tepki gösteren anne Esin Pehlivanlı sürücünün önceki dönem Kastamonu Belediye Başkanı'nın kızı olmasına dikkat çekerek, "Siyaset, adalet birbirine karıştı" ifadelerini kullandı.
Olayın ardından karakolda ifadesi alınan sürücünün savcının talimatıyla serbest bırakıldığını da anımsatan Pehlivanlı, "Savcı, kızımın hayatı tehlikesi olduğu halde çarpan kişi için 'İfadesi alınsın ve serbest bırakılsın' diye belirtmiş. Sormak istediğim şey, eğer arabayı kullanan kişi Yağmur Pehlivanlı olsaydı, durum aynen bu şekilde gerçekleşseydi, çarpılan kişi de Fatma Nevra Vidinlioğlu olsaydı o gün Yağmur gözaltına alınır, dava şu ana kadar defalarca açılır hatta belki 2'nci mahkemesi görülmüş olunur muydu, olunmaz mıydı? Aslında cevabı biliyoruz... Türk adaletine olan inancımı tamamen kaybetmek istemiyorum" şeklinde konuştu. Esin Pehlivanlı olayın ardından yaşananları ve son durumu ANKA'ya anlattı.
15 yaşındaki Yağmur Pehlivanlı, 21 Ağustos 2025'te Kastamonu'da yolun karşı tarafına geçmek isterken bir aracın çarpması sonucu ağır yaralanarak hastaneye kaldırıldı. Olayın ardından hayati tehlikesi bulundan Yağmur Pehlivanlı yoğun bakım servisinde tedavi altına alınırken sürücü karakolda ifadesinin alınmasının ardından Cumhuriyet Savcısı'nın talimatıyla serbest bırakıldı.
Olaydan 1 gün sonra, 22 Ağustos'ta Kastamonu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın görevlendirmesiyle Kastamonu İl Emniyet Müdürlüğü'nde görevli, adli trafik uzmanlık alanında bilirkişi olarak kayıtlı bir polis memurundan bilirkişi raporu talep edildi. Raporu tamamlaması için bilirkişiye 3 gün süre verildi. Bilirkişi raporu 1 günde hazırlayarak 23 Ağustos'ta teslim etti. Öte yandan Başsavcılık tarafından re'sen görevlendirildiği belirtilen bilirkişinin, süresinde raporunu teslim etmediği dosyasının bulunması nedeniyle Bilirkişilik Yönetmeliği'ne göre yeni görevlendirme yapılamadığından sistem üzerinden hazırlanamayan bilirkişi teslim tutanağı savcının da imzasıyla haricen hazırlandı. Raporda, çarpan aracın hızının "55 km'den fazla olmadığı" değerlendirmesine yer verilerek, hız sınırının altında seyrettiği değerlendirilen sürücünün kusurunun bulunmadığı belirtildi.
Yağmur Pehlivanlı 23 Ağustos gecesi yaşamını yitirdi. Pehlivanlı'nın ölümünün ardından 24 Ağustos'ta dosya adli kontrol tedbiri talebiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği'ne sevk edildi. Mahkemede Vidinlioğlu'nun avukatları alınan bilirkişi raporuna atıfta bulunarak aracın tespit edilen hızının 50-55 kilometre olduğu şeklinde savunma yaptı. Vidinlioğlu, yurt dışı çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanarak serbest bırakıldı.
Dosya 26 Ağustos'ta dosya Adli Tıp Kurumu (ATK) Ankara Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderildi. ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan ve dosyadaki bilirkişi raporu üzerinden raporda hız tespiti yer almazken, aracın hızının 55 km'den fazla olmadığının belirtildiği bilirkişi raporu dikkate alınarak sürücünün kusurunun bulunmadığı iddia edildi, Yağmur Pehlivanlı'nın ise asli kusurlu olarak belirlendi.
"Biz çocuğumuzu gömerken dosya eksik gedik ATK'ya gönderilmiş. Bu dosyada daha yeterli deliller toplanmamıştır, eksiktir; bu şekilde ATK'ya gidemez denmemiş ve gönderilmiş" diyen Esin Pehlivanlı bu raporun ardından kendi araştırmalarını yapmaya başladıklarını söyledi. Yaptıkları incelemeler sonucu çizilen olay yeri krokisinin de dosyaya eklenen bilirkişi raporunun da gerçeği yansıtmadığını gördüklerini belirten Pehlivanlı rapora itiraz etti. Ayrıca, çarpma neticesinde kızlarında oluşan travmaların 55 km hızla gerçekleşemeyeceğini savunan aile, kapsamlı değerlendirme yoluyla hız tespiti yapılmasını talep etti. Ailenin itirazı üzerine dosya bu kez İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'ne gönderildi."
Bu sırada aile olaya ilişkin "adli tıbbi mütalaa" talebiyle Hacettepe Üniversitesi'ne başvurdu. Üniversite tarafından hazırlanan ve Pehlivan'nın vücudunda oluşan travma ve yaralanmaların değerlendirildiği "adli tıbbi mütalaa" raporunda, çarpmanın çok yüksek bir hızda gerçekleştiği ve aracın hızının 80 km'nin üzerinde, 90 km/s dolaylarında olduğu belirtildi. İstanbul Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan raporda da sürücünün hızının 75 ila 83 km arasında olduğu tespitine yer verildi. Ancak sürücünün 70 km'lik hız sınırının üzerinde seyrettiği tespit edilmekle birlikte raporda, "sürücü dikkatinin sürekli olarak hız göstergesi üzerinde yoğunlaşmasının beklenemeyeceği" yorumuna yer verilerek sürücünün kusurunun bulunmadığı belirtildi.
Kaza noktasına 5 metre mesafede "dur" levhası, 2 metre mesafede ise kontrolsüz kavşak levhası bulunmasının sürücüye yavaşlama yükümlülüğü getirmesinin değerlendirmeye alınmaması, ayrca ATK raporlarının, hatalı olduğu tespit edilen kaza tespit tutanağı ile yerel bilirkişi raporununun temel alınarak hazırlanması nedeniyle aile İstanbul Trafik İhtisas Dairesi'nin raporuna da itiraz etti. Ailenin itirazı üzerine hazırlanan ek raporda ise yine olay günü düzenlenen tutanaktaki bilgilere dayanılarak, "Tutanakta olay yeri mahalli gerisinde sürücünün seyir yönüne hitaplı kavşak levhasının bulunduğuna dair veri bulunmamaktadır" denilerek kazanın yaşandığı vakitte kaza mahallinin gerisinde kavşak yaklaşım levhasının bulunup bulunmadığı konusunda kesin kanaate varılamadığı belirtildi. Ancak raporun sonuç kısmında kavşak levhasının bulunması durumunda sürücünün olayda tali kusurlu olacağı belirtildi.
Bu gelişme üzerine savcılık 20 Mayıs'ta kavşak tabelasının bulunup bulunmadığına ilişkin olay yerinde keşif gerçekleştirdi. Yapılan keşif sonucu olay yerinde kavşak levhasının bulunduğu belirlendi. Olayın oluş biçime ilişkin keşif yapılması yönünde defalarca talepte bulunmalarına rağmen bunun yapılmadığını belirten anne Esin Pehlivanlı olay yerine gelen ekibin kendilerine sadece levhaya bakmaya geldiklerini söylemesine rağmen yeni bir olay yeri krokisi çizmelerine, "Olay yeri krokisi gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü 8,5 ay sonra geldikleri için olay yerine bu arada çok değişiklikler yapıldı" diyerek tepki gösterdi.
Adalet arayışını sürdüren Esin Pehlivanlı mücadelelerine ilişkin ANKA'ya şu bilgileri verdi:
"Biz olay yerinde keşif yapılmasını talep etmiştik. Keşif, canlandırma olacak sanıyorduk ama 'Biz sadece tespit için geldik, Burada bir kavşak tabelası olup olmadığına bakmak için geldik' dediler. ve olay yerinde bir kavşak tabelası olduğunu gördüler. Sadece kavşak tabelasına bakacağız dedikleri halde bir olay yeri krokisi çizmişler. Olay yeri krokisi gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü 8,5 ay sonra geldikleri için olay yerine bu arada çok değişiklikler yapıldı. Yağmur'un vefatından 4 ay sonra yaşlı bir çift de orada bir kaza geçirdi. Hatta ilk müdahalesini ben yaptım. ve bu olaydan sonra Karayolları'ndan talepte bulundum 'Buraya bir tedbir alınması lazım' diye. CİMER'e de başvurulmuş ve bunun akabininde bu yolda değişiklikler yapıldı. Yaya geçitlerini değiştirdiler, eskisini kazıdılar yenisini çizdiler, oraya sinyalizasyon direkleri diktiler... 'Biz, burada kavşak tabelası var mı yok mu sadece ona bakmaya geldik' dediler ama bir de kroki çizmişler. Israrla bu krokinin gerçeği yansıtmadığını, yani Yağmur'un çarpıldığı tarihte bu yolun bu şekilde olmadığını, yaya geçitlerinin bu şekilde olmadığını, ortadaki demir parmaklıkların olmadığını belirttik ama yine de böyle bir kroki çizildi."
Olay günü kızıma çarpılan yerde bir çok insan, otobüsün içindeki, dışarıdaki insanlar, 'Burada çarptı' diyebilecek durumda insanlar varken kızıma çarpılan nokta işaretlenmemiş, çarptıktan sonra sürüklenip alındığı yer işaretlenmemiş. Olay yerine gelen polis titizlikle davranmamış, yeterli delil toplamamış. Bunlar olsaydı, MOBESE'ye girdiği yerden çarpma noktasından yüzde 100 emin olabildiğimiz zaman hız çok daha net belirlenebilirdi.
Olay günkü savcı, kızımın hayatı tehlikesi olduğu halde çarpan kişi için 'İfadesi alınsın ve serbest bırakılsın' diye belirtmiş. Sormak istediğim şey, eğer arabayı kullanan kişi Yağmur Pehlivanlı olsaydı, durum aynen bu şekilde gerçekleşseydi, çarpılan kişi de Fatma Nevra Vidinlioğlu olsaydı o gün Yağmur gözaltına alınır, dava şu ana kadar defalarca açılır hatta belki 2'nci mahkemesi görülmüş olunur muydu, olunmaz mıydı? Aslında cevabı biliyoruz. Siyaset, adalet birbirine karıştı. Ben kızıma bunu borçluyum, bu yüzden uğraşıyorum. Türk adaletine olan inancımı tamamen kaybetmek istemiyorum.
Ben yanlışlıkla belediyeye ait bir elektrik direğine, bir şeye çarpsam anında kamu davası açılıyor. Benim kızımın canının bir direk kadar hükmü yok mu? Nasıl dava açılmaz? Bu nasıl bir düzen? Artık bu açıklamaları yapmaktan çok yoruldum; ama kızımın adaletinin bu dünyada tecelli ettiğini görmek için kendimi zorlayarak devamlı bunları anlatıyorum"
Kızlarının ölümünden sonra kendilerini olayın aydınlanmasına ve adaletin tecelli etmesine adadıklarını belirten anne Pehlivanlı şöyle konuştu:
Burası bir meskun mahal ama 70 hız sınırı yazmışlar. Ben oradaki aile sağlığı merkezinde çalışıyorum. Her gün camdan kızımın çarpıldığı yeri görüyorum. Orada bir yaya geçidi yok. Herkes oradan geçiyor. Bebek arabasıyla aşıya gelen de, yaşlı da, ben de, diğer çalışanlar da. Yani yolun diğer tarafında 18 bin hasta kayıtlı bir aile sağlığı merkezi var. Aile sağlığı merkezinin alt katı 112 komuta binası, devamlı ambulans çıkıyor. Karşıda eczane var. Yolun diğer tarafında kafeler, marketler var. Gayet aktif bir yol. Üstelik Yağmur'a çarpılan yere 5 metre uzaklıkta bir kavşak var. Kavşağa girerken de zaten yavaşlaması gerekiyor.
Kastamonu'da tutulan ilk bilirkişi 'Hızı 50-55 civarındadır' diyor...Eşim ve ben 25 yıldır sağlık camiasının içindeyiz. Eşim acilde çalıştı yıllarca. A sınıfı iş güvenliği uzmanlığı yapıyor. Epikriz raporları, tomografiler içinde; bunlar 50-60 km hızla olacak şeyler değil. 50 km ile bunu yapamazsınız.
Olay yerinde keşif yapılmadı defalarca istememize rağmen savcılıktan... Yağmur henüz yaşıyorken 22'si günü sabahı Kastamonu'da bir bilirkişiye gönderiliyor savcılık tarafından ve 23'ünde bilirkişi raporu tamamlayıp veriyor. Hız şudur diyor, bilmem ne budur diyor. Kiminle görüştün, şahit var mıydı, hangi bilgilere ulaştın da buraya vardın? Yağmur öldükten sonra 26'sında Ankara ATK'ya (Adli Tıp Kurumu) gönderildi dediler. Yaklaşık 40 gün sonra Ankara ATK'dan sonuç geldi, Yağmur Pehlivanlı tam ve tek kusurludur diye.
İtiraz ettik, tekrar bilirkişi raporu istedik. İstanbul ATK'ya gitti. İstanbul ATK'dan bu sefer demişler ki, hız 78 (-+4) olabilir. Yani her türlü hız limitinin üzerinde. 'Ama' demiş, 'Sürücünün de devamlı kadrana bakması beklenemez' demiş. Yorum belirtmiş, sadece yapıp bırakmamış. 'Sürücünün de devamlı kadrana bakması beklenemediğinden' yine 'yüzde 100 Yağmur Pehlivanlı kusurlu' demiş.
ATK raporu geldiğinde beynimden vurulmuşa döndüm. Avukata gittim görüntüleri görmek istiyorum dedim. Bilgisayarda 0,5 hızında izledim. Yağmur iki adımda falan çarpılmıyor. Bilgisayar mühendislerinden görüntü netleştirmelerini istedik. Yağmur çoktan güvenli alana geçmiş. Ama o gün olay yerine gelen polis, hiç bir işaretleme yapmamış olay yerinde. İlk kroki tamamen saçma sapan. Bir işaret koysalardı MOBESE'ye girdiği yerle çarpma anı arasındaki mesafe ölçülüp bile hızı bulunabilirdi. İki üç tane dükkanın kamera görüntüsünü alıp, iki dükkandan ifade alıp, dosya eksik gedik, biz çocuğumuzu gömerken ATK'ya gönderilmiş.
Ortadaki ağaçların boyutunu ölçtük, aralıklarını ölçtük; ağaçlar çit bitkisi gibi değil, yolun görülemeyeceği bir şekilde değil. 150 metre geriden bile yol görünebiliyor. Yaya geçidinden geçmediği hususuna gelince, zaten yaya geçidi yok orada. En yakın yaya geçidi 124 metre uzakta demiş polis tutanağında. Karayolları Trafik Kanunu'na göre yayaya 100 metreden daha yakında bir yaya geçidi yoksa, yaya yolun en güvenli bulduğu yerinde direkt karşıya geçebilir. Hem yaya geçidi Yağmur'a 100 metreden uzakta hem de bu tarafında da zaten bu tarafında da bir kavşak var ve durup beklemekte olan yolu daraltmış bir dolmuş var orada.
Bana diyorlar ki, 'Dava ne durumda'. Biz henüz dava açamadık. Çünkü, yüzde 10 bile bir kusur karşı tarafa verilmediğinde dava açılamıyormuş."
Son Dakika › Güncel › Yağmur Pehlivanlı'nın Ailesi Adalet Arıyor. - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?