GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ :
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik'in partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenlemesi AK PAK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Sözcüsü Çelik: (2)
"Başka ülkelerin ulusal güvenliği ne kadar kıymetliyse bizim ülkemizin ulusal güvenliği onlardan çok daha kıymetlidir. Ulusal güvenliğimiz konusunda aldığımız bir tedbirin, meşru bir tedbirin, meşru müdafaa anlamında bir tedbirin hiçbir şekilde bunlar tarafından eleştirilmesine doğru gözle bakmayız"
"Büyük kara propaganda yürütülüyor, özellikle Rusya medyasında çıkıyor. İşte bir üçüncü dünya savaşı ihtimali ya da Türkiye ile başka ülkeler arasında çatışma ihtimali gibi şeyler. Türkiye'nin aldığı bütün bu tedbirler, etrafındaki savaştan uzak durmaya dönük tedbirlerdir"
"Yeni anayasanın Türkiye'nin en önemli meselesi olduğunu, Türkiye'nin demokrasisinin güçlenmesi daha da güçlenmesi, temel insan hak ve hürriyetlerinin daha çok garanti altına alınması, yargı bağımsızlığının daha çok garanti altına alınması, kuvvetler ayrılığının daha yerleşik ve güçlü hale getirilmesi için yeni anayasa çalışmalarının sürmesi gerektiğini bir kere daha altını çiziyoruz"
"(HDP'li milletvekilinin terörist için kurulan taziye çadırını ziyaret etmesi) Zannediyorum, herhangi bir şekilde Türkiye'de zaten görülmemiş bir olay ama dünyada böyle bir şeyin görülmüş olabileceğini düşünemiyorum, yani halkın oylarıyla seçilmiş birisinin evrensel değerleri, insan haklarını, hukuk devleti ilkesini koruması gereken birinin, caninin, katilin taziyesine gitmesi kendisini insani değerlerden arındırmak olduğu gibi bütün temel siyasi değerlere, bütün demokratik değerlere karşı tutumdur"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Başka ülkelerin ulusal güvenliği ne kadar kıymetliyse, bizim ülkemizin ulusal güvenliği onlardan çok daha kıymetlidir.Ulusal güvenliğimiz konusunda aldığımız bir tedbirin, meşru bir tedbirin, meşru müdafaa anlamında bir tedbirin hiçbir şekilde bunlar tarafından eleştirilmesine doğru gözle bakmayız" dedi.
Çelik, AK Parti Genel Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısında, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Ömer Çelik, terör örgütü YPG'nin herkesin gözü önünde büyük devletlerle oyun oynayan bir durumda olduğunu belirterek, terör örgütü YPG'nin, Azez'in batısı ile Fırat'ın doğusunda bir tarafta ABD bir taraftan da Rusya iş birliği yaparak, adeta onların Suriye politikasındaki belirsizliklerinden kendisine göre fiili durum çıkarmaya çalıştığını ifade etti.
Çelik, şöyle konuştu:
"Buna dünyanın göz yummaması gerekir. Şimdi bu, Türkiye'nin kendi güvenliği açısından ulusal güvenliği tehdit olarak gördüğü bu örgüte karşı, Azez bölgesinde Minniğ Havaalanı bölgesinde güvenliği açısından aldığı tedbirler, buraya dönük olarak operasyonlar yapması karşısında söylenen nedir: 'Türkiye topçu atışını durdursun', peki bu terör örgütünün ilerleyişini ve orada fiili durumlar oluşturmasını, kantonlar meydana getirmesini, orada fiili durum oluşturarak demografik yapıyı değiştirmesini, orada toprak elde etmesini nasıl durduracaksınız? 'Biz onlara da bunu telkin edeceğiz'. Hiçbir ülke, kendi ulusal güvenliğini, başkalarının 'telkin edeceğiz' gibi bir cümlesine emanet etmez. Başka ülkelerin ulusal güvenliği ne kadar kıymetliyse, bizim ülkemizin ulusal güvenliği onlardan çok daha kıymetlidir. Ulusal güvenliğimiz konusunda aldığımız bir tedbirin, meşru bir tedbirin, meşru müdafaa anlamında bir tedbirin hiçbir şekilde bunlar tarafından eleştirilmesine doğru gözle bakmayız."
"Büyük kara propaganda yürütülüyor"
Türkiye'nin savaş senaryolarının bir parçası gibi gösterilmeye çalışıldığına işaret eden Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Büyük kara propaganda yürütülüyor, özellikle Rusya medyasında çıkıyor. İşte bir üçüncü dünya savaşı ihtimali ya da Türkiye ile başka ülkeler arasında çatışma ihtimali gibi şeyler. Türkiye'nin aldığı bütün bu tedbirler, etrafındaki savaştan uzak durmaya dönük tedbirlerdir. Türkiye demokrasini işleten, ekonomik büyümesini devam ettiren, daha yeni seçimlerden çıkmış güçlü hükümetin önünde 4 yıllık zaman dilimi olan, bu 4 yıl içinde demokratik alanda, ekonomik alanda, siyasal alanda çok ciddi reformlara imza atmak üzere kararlı şekilde yönetilen bir ülkedir. Herhangi bir şekilde bir savaş senaryosunun parçası değildir. Dolayısıyla Türkiye'nin, sanki bu senaryoların içinde, bir savaş senaryosunun içinde gösterilmesi, tamamıyla Türkiye'yi algılamakla ilgili gerçeklerden uzak bir yaklaşım olur. Bu sık sık gündeme gelen dış medyadaki bu spekülasyonlara karşı hiç kimsenin kulak asmaması gerekir. Türkiye güçlü bir hükümet tarafından önümüzdeki 4 yılı kapsayacak bir reform planı çerçevesinde ekonomik ve siyasi bir eylem planı çerçevesinde hatta 2019-2023'ü gözetecek politikalara imza atacak şekilde yönetilmektedir. Tabii ki tedbir alacağız."
Ankara'daki terör saldırısı
Ankara'da 29 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına da değinen Çelik, "Bu Ankara saldırısının pek çok veçhesi olabilir. Bunlardan bir tanesinin Türkiye'nin istemediği bir senaryonun içerisine sokulması gibi fiili durum yaratma taşıdığını da gözlemleyebiliyoruz. Yani zaman zaman bu eylemler ortaya çıktığı zaman ya Türkiye'yi bölgesindeki gelişmelerden koparmak üzere yapılıyor, 'Türkiye içine kapansın, bölgesinde oynayacağı büyük rolü oynamayasın' diye ya da başka bir amaçla 'Türkiye bölgedeki birilerinin çatışma senaryolarının parçası osun, acele adımlar atsın' diye bunlar yapılıyor" değerlendirmesinde bulundu.
"Türkiye'de görülmemiş bir olay"
Terör karşısında siyasi partilerin aldığı konuma da dikkati çeken Ömer Çelik, "TBMM'de 4 partinin atması gereken bildiriye HDP imza bile atamadı. Bu insanlık dışı saldırıyı lanetleyen ve orada hayatını kaybedenlere rahmet dileyen bir bildiriye imza atamayacak kadar terör konusunda kafası karışık, temel insanı değerler konusunda savrulma yaşayan bir kadro. En son bunlardan bir milletvekilinin, bu terör eylemini gerçekleştiren canlı bombanın taziyesine katılması, taziyede bulunması ise TBMM üyeliğiyle bağdaşmadığı gibi insanlıkla da bağdaşmaz" dedi.
"Siz bir katilin taziyesine gidiyorsanız sizin bu insani değerlerle herhangi bir alakanız olduğu şeklinde değerlendirme yapmak mümkün değildir" diyen Çelik, sözlerine şöyle devam etti:
"Zannediyorum, herhangi bir şekilde Türkiye'de zaten görülmemiş bir olay ama dünyada böyle bir şeyin görülmüş olabileceğini düşünemiyorum, yani halkın oylarıyla seçilmiş birisinin evrensel değerleri, insan haklarını, hukuk devleti ilkesini koruması gereken birinin, bir caninin, katilin taziyesine gitmesi kendisini insani değerlerden arındırmak olduğu gibi bütün temel siyasi değerlere, bütün demokratik değerlere karşı tutumdur. Bunu son derece şiddetli bir biçimde kınıyoruz. Bu şahsın ait olduğu partinin, bu şahsa dönük güçlü kınama içinde olmamasını güçlü bir dışlama olmamasını da not ediyoruz ve bunu da kınıyoruz. Bu çok temel bir biçimde insanlığa karşı suçun parçası olmaktır. Lanetli terör eyleminin arkasında olmaktadır. Zihnen, ruhen, ahlaken, siyaseten herhalde bu kadar savrulma hiçbir zamanda görülmemiştir. Lanetli terör eylemi karşısında o katilin taziyesine gidenlerin herhangi bir şekilde insanlıktan nasibini aldığını düşünmek mümkün değildir. O nedenle bu şahsın ortaya koyduğu tutum ve ayrıca TBMM'de terörü kınayan bildiriye imza atılmaması siyasi hayatımızda görülmüş en gayri ahlaki ve anti demokratik tutumlardan birisi olarak kayda geçmiştir."
Yeni anayasa çalışmaları
Yeni anayasa çalışmalarıyla ilgili de görüşlerini paylaşan Çelik, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Yeni anayasa çalışmaları çerçevesinde CHP masadan kaçtı. Baştan beri bir yeni anayasadan, darbe hukukunu temizlemek şeklinde bir komisyon kurulmasından bahsettiler. Biz de kendilerine darbe hukukunun esas kaynağının bu anayasa olduğunu, 12 Eylül Anayasası'nın herhangi bir şekilde teknik olarak, siyasal olarak ve anayasal hukuk açısından bir anayasa olarak değerlendirilemeyeceğini, 12 Eylül Anayasası'nın bir ferman niteliğinde olduğunu birçok değişiklik yapılmasına rağmen ruhunun bu şekilde devam ettiğini, bir vesayet odağı tarafından millete deklare edilmiş bir ferman olarak ruhunu koruduğunu... O sebeple 'öncelikle yeni anayasa yapılmalı, ruhuyla da biçimiyle de bu şekilde olmalıdır' diye baştan beri söylüyoruz. Cumhuriyet Halk Partisi'nin 'Burada başkanlık konuşulacak' diye masadan kalkması, doğrusunu söylemek gerekirse kendisine siyasi parti diyen bir organizasyonun, çok büyük iddiasızlığı olarak gündeme gelmiştir."
"Türkiye'de meşruiyetin sınırını CHP çizmiyor"
Başkanlık sisteminin parlamenter sistem gibi meşru olduğunu anlatan Çelik, "Dolayısıyla siz meşru sistemler arasında parlamenter sistemini tercih ediyorsanız, gelirsiniz komisyona tezini komisyona kabil ettirmeye çalışırsınız, en önemlisi de millete kabul ettirmeye çalışırsınız ama bir başkasının gündemine, üstelik o gündem evrensel değerler açısından meşru bir gündemken müdahale edemezsiniz, yani Türkiye'de meşruiyetin sınırını CHP çizmiyor, Türkiye'de meşruiyetin sınırı evrensel değerlerle, demokratik değerlerle çiziliyor. Dolayısıyla CHP'nin buna bir alt yazı yazarak her türlü meşruiyetin kaynağını kendi politikaları görmesi eski bir hastalığın devamı olarak değerlendirilmeli" diye konuştu.
"Komisyondan çekilmesi siyaseti reddetmek durumudur"
"Anamuhalefet partisinin yeni anayasa yapmak üzere kurulmuş komisyondan çekilmesi demek tam siyasetsizleşme durumudur, siyaseti reddetmek durumudur, siyaset sahasının dışına çıkma durumudur" ifadesini kullanan Ömer Çelik, şunları söyledi:
"Bir kere daha yeni anayasa çalışmalarının sürmesi gerektiğini, yeni anayasanın Türkiye'nin en önemli meselesi olduğunu, Türkiye'nin demokrasisinin güçlenmesi, daha da güçlenmesi, temel insan hak ve hürriyetlerinin daha çok garanti altına alınması, yargı bağımsızlığının daha çok garanti altına alınması, kuvvetler ayrılığının daha yerleşik ve güçlü hale getirilmesi için yeni anayasa çalışmalarının sürmesi gerektiğinin bir kere daha altını çiziyoruz. Aksi takdirde bu çalışmalardan çekinenler bu sistemin aksaklıklarından memnun demektir. Modern ve çağdaş standartlarda bir yönetim modeli istemiyorlar demektir. O sebeple biz bir kere daha AK Parti olarak yeni anayasa yapma konusundaki irademizin en yüksek düzeyde olduğunu, bu temel değerler çerçevesinde bütün siyasi partilere ortak çalışma şeklindeki çağrımızı bir kere daha yinelemiş oluyoruz."
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Çelik: (3)
"(Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Piri'nin açıklamaları) Bir barış projesinin kurumlarını temsil eden bir raportörün Türkiye'ye gelip de terör örgütü üyeleriyle vakit harcaması, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni suçlaması en hafif tabirle tarafsızlığını yitirmesinin ötesinde haddini bilmezliktir"
"(Yeni anayasa çalışmaları) Komisyon kurulamıyorsa biz partide yaptığımız çalışmaları iki hat üzerinden sürdüreceğiz. Bir tanesi yeni anayasa talebinin toplumda daha da kökleşmesini sağlamak, yeni anayasa talebini Anadolu'da daha çok anlatmak. İkincisi de tabi ki biz Türkiye'nin en büyük siyasi partisiyiz, bizim tabi ki yeni anayasa konusunda söyleyeceğimiz söz sadece gündelik tartışmalarla sınırlı değil, bir anayasa perspektifimiz var"
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Avrupa Parlamentosu (AP) Türkiye Raportörü Kati Piri'nin açıklamalarına ilişkin "Bir barış projesinin kurumlarını temsil eden bir raportörün Türkiye'ye gelip de terör örgütü üyeleriyle vakit harcaması Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni suçlaması en hafif tabirle tarafsızlığını yitirmesinin ötesinde haddini bilmezliktir" dedi.
Çelik, AK Parti Genel Merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmeler yaparak, gazetecilerin sorularını yanıtladı.
AP Türkiye Raportörü Piri'nin Diyarbakır'a gerçekleştirdiği ziyareti "enteresan bir ziyaret" olarak nitelendiren Çelik, Avrupa Birliği (AB) komisyonlarının çeşitli ziyaretler yaptığını, Türkiye'de gizli saklı yapılan bir iş olmadığını söyledi.
Çelik, "Ankara'ya uğramadan direkt Diyarbakır'a giderek, üstelik orada terör örgütüne yakın unsurlarla görüşerek, bütün mesaisini orada harcayarak, arkasından da yaptığı açıklamada sadece devleti suçlayan, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni suçlayan, bu terör örgütüne, terör örgütünün eylemine, terör örgütünün mensuplarına hiçbir söz söylemeyen ifadelerini açık bir biçimde reddediyoruz" diye konuştu.
Avrupa Birliği'nin organlarına da çağrıda bulunduğunu bildiren Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Türkiye-AB ilişkileri bu tip vizyonsuz, Türkiye'de ne olup bittiğini anlamayan, gerçekliği görme konusunda problemleri olan raportörlerle yürütülemez. Sağlıklı bir şekilde değerlendirme yapabilen, objektif değerlendirme yapabilen insanlara ihtiyaç var. Zaten bu şahıs bu tavrıyla ve bu ön yargılı tavrıyla, tamamen örgütün kullandığı dili kullanarak bir açıklama yaparak da Türkiye konusunda raportör olma konusundaki tarafsızlığını bize göre yitirmiştir. Avrupa Birliği gibi 2. Dünya Savaşı'nda birbirine kıymış, birbirini katletmiş devletlerin 'ortak bir barış dünyası kuralım, küresel değerler üzerinden bir entegrasyon sağlayalım, terörü ve şiddeti dışlayalım, şiddetin her türlüsünü kendi siyasal alanımızın dışına atalım' diye kurduğu bir organizasyonun, bir barış projesinin kurumlarını temsil eden bir raportörün Türkiye'ye gelip de terör örgütü üyeleriyle vakit harcaması Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni suçlaması en hafif tabirle tarafsızlığını yitirmesinin ötesinde haddini bilmezliktir. Bunu açık bir şekilde söylüyoruz. Bu şahsın bütün davranışlarını kınıyoruz ve bu şahsın Türkiye raportörü olma gibi bir vasfının bütün objektifliğini kaybettiğini belirtiyoruz."
AB-Türkiye ilişkileri ve Türkiye'nin AB'ye tam üyelik perspektifinin bir devlet politikası olduğunu vurgulayan Çelik, "Biz AK Parti olarak AB projesini, AB'ye Türkiye'nin tam üyelik perspektifini en önemli politikalarımızdan birisi olarak görüyoruz. Bu çerçevedeki uyum yasaları, fasıllar konusundaki reformların yapılması konusunda en yüksek iradeye sahip parti biziz" ifadelerini kullandı.
"Sadece sığınmacı krizine indirgenmiş bir AB ilişkisi de istemiyoruz"
AK Parti döneminde tam müzakere takviminin alındığını ve AB ile ilişkilerin en yüksek düzeye çıkarıldığını dile getiren Çelik, "Hatta söylüyoruz, sadece sığınmacı krizine indirgenmiş bir Avrupa Birliği ilişkisi de istemiyoruz. Biz Avrupa Birliği'ne en geniş çerçevede, temel değerler çerçevesine bloke edilen fasılların açılmasını ve bunların Türkiye tarafından ne kadar hızlı yerine getirildiğinin herkes tarafından görülmesini istiyoruz. Avrupa Birliği'ne, ilişkilerimize bu kadar temel politikalarla yaklaşırken o organizasyonun kurumları tarafından gönderilen kişilerin terör örgütünün ağzıyla Türkiye Cumhuriyet Devleti'ni suçlamasını asla kabul edemeyiz, bu haddini bilmezliği de kınıyoruz, bir kere daha. Terör insanlık suçudur, terör bütün insanlığa karşı bir tehdittir, bu konudaki kırmızı çizginin hiç kimse tarafından çiğnenmemesi gerekir" değerlendirmesinde bulundu.
Yeni anayasa
Çelik, bir gazetecinin, anayasa konusunda diğer partilere çağrıda bulunduklarını hatırlatarak, "Bu çağrı sonrasında 'şayet sonuç alamazsak teklifimizi Meclis'e veririz' demiştiniz. Bunun için bir süre var mı, ne zaman olabilir AK Parti'nin teklifi" sorusu üzerine, kendilerinin anayasayla ilgili çağrı yaptıklarını, TBMM Başkanı İsmail Kahraman'ın da kendi temaslarını yürüttüğünü söyledi. Ömer Çelik, "Bununla ilgili bir olumlu cevap aldık, almadık o zaten ortada, herkesin gözü önünde gerçekleşiyor ama bizim partide kurduğumuz yeni anayasayla ilgili büyük komisyonumuz çalışmalarına ara vermeksizin devam ediyor. Dolayısıyla biz o komisyonu şunun için kurmuştuk, yeni anayasa sürecinde Meclis'te uzlaşma komisyonunda çalışacak arkadaşlarımıza bir 'think tank' gibi arkadan siyasi desteği vermek, AK Parti'nin yeni anayasa konusundaki açılımlarını onlarla paylaşmak, kamuoyuyla paylaşmak gibi" şeklinde konuştu.
Yeni bir komisyon kurulması halinde bu görevin devam edeceğini belirten Çelik, "Bu komisyon kurulamıyorsa biz partide yaptığımız çalışmaları iki hat üzerinden sürdüreceğiz. Bir tanesi yeni anayasa talebinin toplumda daha da kökleşmesini sağlamak, yeni anayasa talebini Anadolu'da daha çok anlatmak. İkincisi de tabii ki biz Türkiye'nin en büyük siyasi partisiyiz, bizim tabii ki yeni anayasa konusunda söyleyeceğimiz söz sadece gündelik tartışmalarla sınırlı değil, bir anayasa perspektifimiz var" dedi.
"Siyaset toplumdan gelen talebi temsile çevirmek için yapılır"
Anayasa taslağı yazabilmek için yeterli kadrolara sahip olduklarını ve bunun geçmişte de yapıldığını anımsatan Çelik, şunları kaydetti:
"Bu çerçevede vatandaşımızla paylaşmak, bu paylaşmaların neticesinde tabii ki Meclis'e bir anayasa taslağı getirmek, Meclis'in gündemine bunu sokmak ve bunu diğer partiler destek vermese de tarihin kaydına, Türkiye'nin siyasi hafızasına nakşetmek isteriz. Ama dediğim gibi bizim için önemli olan bunun bizim profesyonel talebimiz olarak değerlendirilmesi değil vatandaşın talebi olarak biz bunu değerlendiriyoruz. Toplumdan bir talep geliyor, toplumdan yükselen bu talebi biz siyasette bir temsile çeviriyoruz. Dolayısıyla esas olan vatandaşın talebidir.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin ve Cumhuriyet Halk Partisi ile aynı dalga boyunda hareket edenlerin sıkıntısı şuradadır. Siyaset toplumdan gelen talebi temsile çevirmek için yapılır. Ondan sonra toplumdan gelen yeni anayasa talebine karşı ellerini itiyorlar. Bunun gerekçesi diyor ki 'Darbeyle ilgili, darbe yasasından arındırmakla ilişkili bir komisyon kuralım.' Zaten onunla ilgili bir problem yok, bizim elimizde mevzuatın tamamından darbe yasalarını arındırmakla ilgili bir çalışma var. Sayın Genel Başkanımız onları ziyaret ettiğinde de bunu söyledi, 'bu çalışmayı da sizle paylaşacağız, Meclis'te bunu mutabakatla çıkaralım' diye. Ama şöyle bir şey yaparlarsa, 'yeni anayasa gündemden kalksın, biz darbe mevzuatını temizlemekle ilgili bir çalışma yapalım' derlerse o zaman aslında darbe mevzuatını temizlemekle de ilgili samimi olmadıkları ortaya çıkar. Çünkü darbe mevzuatının anası anayasadır. O zaman 'bunlar darbe mevzuatını temizlemeyi bir araç olarak sadece yeni anayasayı yaptırmamak üzere kullanıyorlar' şeklinde bir değerlendirmemiz olur bizim. Dolayısıyla bizim kendi çalışmalarımız açısından, bunu biz siyasi partilerle yaparsak bunu arzu ederiz, bunun doğru olduğunu düşünürüz. Siyasi partilerle yapamıyorsak yeni anayasa çalışmalarımıza kendimiz devam ederiz."
Son Dakika › Güncel › Çelik: 'Yeni Anayasa Çalışmalarının Sürmesi Gerektiğini Bir Kere Daha Altını Çiziyoruz' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.