DHA YURT BÜLTENİ - 3 - Son Dakika
Son Dakika Logo
Güncel

DHA YURT BÜLTENİ - 3

DHA YURT BÜLTENİ - 3
13.11.2019 09:53

9 yıl önce kaybolan kadını, kuzeninin öldürdüğü ortaya çıktıKonya'nın Akşehir ilçesinde 9 yıl önce kaybolan Zehra Özkan'ın (34), teyzesinin oğlu Ramazan Ç.(43) tarafından 14 yerinden bıçaklanarak öldürüldüğü ortaya çıktı.

9 yıl önce kaybolan kadını, kuzeninin öldürdüğü ortaya çıktı

Konya'nın Akşehir ilçesinde 9 yıl önce kaybolan Zehra Özkan'ın (34), teyzesinin oğlu Ramazan Ç.(43) tarafından 14 yerinden bıçaklanarak öldürüldüğü ortaya çıktı. Suçunu itiraf eden Ramazan Ç.'nin aralarındaki ilişki nedeniyle kuzeni Zehra'nın evlenmek istediğini, kendisinin evli olması nedeniyle bu istediği reddetmesi üzenine çıkan tartışma sonucu bıçaklayıp öldürdüğünü söylediği öğrenildi.  Ramazan Ç., öldürdükten sonra  cesede sarılıp, başında ağladığını, sonra da ormanlık alana attığını anlattı.

Akşehir'in eskiden belde statüsünde olan Ortaköy  Mahallesi'nde anne ve babasıyla yaşayan eşinden boşanmış olan 2 çocuk annesi  Zehra Özkan, 2010 yılının Temmuz ayında gezmek için çıktığı eve dönmemesi üzerine ailesi tarafından jandarmaya kayıp başvurusunda bulunuldu. Olayla ilgili çalışma başlatan jandarma ekipleri o dönem Özkan'ın izine rastlayamadı.

7 AY ÖNCE DOSYA POLİSE DEVREDİLDİZehra Özkan'ın bulunması için savcılık kararıyla dosya 7 ay önce polise devredildi. Konya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi Cinayet Büro Amirliği ekipleri de özel ekip kurdu.  Özel ekip, Zehra Özkan'ın yakınlarıyla yaptığı görüşmelerde Özkan'ın iki kez evlenip boşandığı ve o dönem teyzesinin oğlu olan Ramazan Ç. ile gönül ilişkisi yaşadığını öğrendi.ORMANDA BULUNAN KADIN CESEDİCinayet Büro Amirliği ekipleri,  Zehra Özkan'nın kaybolduğu dönemde ilçeye yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Afyonkarahisar'ın Bolvadin ilçesine bağlı Akar mevkiinde ormanlık alanda  yabani hayvanlar tarafından parçalandığı için tanınmayacak halde olan kadın cesedinin bulunduğunu belirledi. Bulunan cesedin, Zehra Özkan olabileceği üzerinde  durup çalışmasını o yönde yoğunlaştırdı. Kuzeni olan Ramazan Ç. de teknik ve fiziki takibe aldı. Yapılan çalışmalar sonucu Ramazan Ç.'nin kadın cesedinin bulunduğu dönemlerde Bolvadin ile ormanlık alana gittiğini tespit etti.  GÖZALTINA ALINDIKTAN 13 DAKİKA SONRA İTİRAF ETTİDelillerin Ramazan Ç.'yi göstermesi üzerine dün gözaltına alındı. Konya götürülmek üzere ekip otosuna konulan Ramazan Ç., 13 dakika sonra Zehra Özkan'ı öldürdüğünü itiraf etti.EVLENELİM DEDİDİĞİ İÇİN ÖLDÜRMÜŞPolisteki ilk ifadesinde o dönem kendisinin de evli olduğunu belirten Ramazan Ç., "Zehra iki kez evlenip boşanmıştı. İlişkimiz vardı. Zehra'yı alıp Antalya'daki ağabeyimin evine götürdüm. Orada bir gün kaldıktan sonrada bir akrabamızın evine götürdüm. Ailesi kayıp başvurusunda bulunmuş. Benden şüphelenmemeleri için Akşehir-Antalya arasında sürekli gidip geldim. 5 gün sonra Zehra'yı ailesinin yanına götürmek için geri yola çıktık. Zehra bana, 'Beni eve götürme, dönmek istemiyorum, artık evlenelim' dedi. Bende evli ve çocuklarımın olduğunu bunun için zaman gerektiğini söyledim. Ancak Zehra'yı ikna edemedim. Aramızda tartışma çıktı. Bende Zehra'yı bıçakladım " dedi.CESEDE SARILIP, BAŞINDA AĞLAMIŞZehra Özkan'ı kaç sefer bıçakladığını bilmediğini öne süren Ramazan Ç. "Zehra'yı defalarca bıçakladım. Bıçağı 4 sefer vurduğumu biliyorum, gerisini hatırlamıyorum. Zehra can çekişirken ona sarılıp, ağladım. Kendi boğazımı kesip ölmek istedim. Ancak çocuklarım aklıma gelince vazgeçtim. Daha sonra arabayla oradan ayrıldım. Zehra'nın arabadaki valizde bulunan eşyalarını da yaktım. Ben onu çok seviyordum." diye konuştu.TELEFONUNUN ŞİFRESİ 'Z' HARFİKendi cep telefonunun ekran açma şifresini  'Z' harfi yaptığını belirten Ramazan Ç. " Telefonu elime her aldığımda aklıma Zehra geliyordu" dedi. Cinayet ekipleri tarafından ormanda bulunan kadının cesedinin fotoğrafı gösterilen Ramazan Ç., cesedin Zehra Öztan'a ait olduğunu söyledi.Ramazan Ç'nin, Zehra Özkan'ın ailesinin katıldığı ulusal bir kanalda yayınlanan televizyon programına da katıldığı ve programda Zehra Özkan'ın kayıp olmasıyla ilgili kendisinin hiçbir alakasının olmadığını söylediği belirtildi. Gözaltına alınan  Ramazan Ç., kendisini görüntüleyen gazetecilerin 'Niçin öldürdünüz?' sorusuna da " Benim ailemi dağıtmak istedi. Ben engel oldum. Ben onu çok seviyordum"dedi.  Şüphelinin sorgusu sürüyor.

Görüntü Dökümü --------------------Şüphelinin Asayiş Şube'den çıkartılması -Ölen kadının fotoğrafı

Haber- Kamera: Tolga YANIK KONYA DHA))

=======================

Van Gölü'nde bereketli sezon

Van Gölü'nde 15 Temmuz'da sona eren av yasağının ardından açılan balıkçılar, yaklaşık 4 ay içerisinde geçmiş yıllara oranla daha verimli bir sezon geçiriyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, suyu tuzlu ve sodalı olduğu için dünyada sadece Van Gölü'nde yaşayan endemik balık türü inci kefalinin bölgeye ayrı bir önem kazandırdığını ifade etti. Havaların soğuması ile birlikte Van'da da balık tezgahları dolup taşmaya başladı. Her türlü deniz mahsulünün bulunduğu Van'da en fazla tercih edilen ise dünyada sadece Van Gölü'nde yaşayan endemik balık türü inci kefali oluyor. Deniz balığı olarak da Vanlılar ilk tercihlerini hamsiden yana kullanıyor. Van'daki balık tezgahlarında İnci kefali 7,5 liradan alıcı bulurken, çupra ve levrek 30, hamsi 10, istavrit 12,5, palamut 20, mezgit 15, Karadeniz somonu 30, Norveç somonu 60, Lüfer 35-40, barbun ise 40 liradan satılıyor. VAN GÖLÜ'NDE 2 BİN 500 TON İNCİ KEFALİ AVLANDIVan Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş, Van Gölü'nden dolayı Van'da balık kültürünün olduğunu söyledi. Akkuş, Van'ın denize uzaklığının 700 kilometre olduğunu belirterek, "Balık kültürü dediğimiz zaman hep aklımıza denize kıyısı olan iller geliyor. Fakat Van, ülkemizin en büyük gölü olan ve 800 bin yıllık bir geçmişe sahip Van Gölü'nün kenarında bulunuyor. Dolayısıyla Van'da bir balık kültürü oluşmuş durumda. Başta Van Gölü'nde yaşayan inci kefali olmak üzere, burada deniz balıkları da önemli oranda tüketiliyor. 15 Temmuz 2019'da Van Gölü'ndeki inci kefali av yasağının sona ermesinden günümüze kadar geçen süre içerisinde, Van Gölü'nde 2 bin 500 tona yakın inci kefali avlandı ve Van başta olmak üzere bu bölgelerde tüketildi. İşte bu aslında bize balık kültürünün ne derece gelişmiş olduğunun bir göstergesi. İnci kefali av yasakları bittikten sonra, Vanlı balıkçılar ağlarını göle atıyorlar ve buradan çıkarttığı balıkları burada yaşayan insanlar sabırsızlıkla bekliyor. Van'da fırınlara gittiğiniz zaman tepsi tepsi inci kefali balığı pişirildiğini, hamsi tavalarının verildiğini görüyorsunuz. Bu da hem balıkçılığın, hem de inci kefalinin bölgemiz ve ülkemiz için ne kadar önemli olduğunu gösteriyor" dedi.BALIK BİR İSTİHDAM SEKTÖRÜDr. Öğretim Üyesi Akkuş, ülkedeki nüfus artışıyla birlikte gıdaya olan ihtiyacın da arttğına dikkati çekerek, "Nüfus artıyor, yeni istihdam alanları oluşturmamız gerekiyor. İşte başta inci kefali olmak üzere ülkemizdeki balık stokları hem gıda, hem istihdam alanında çok çok önemli bir yer işgal ediyor. Çünkü buradaki balıklar sadece balık değil, hem gıda kaynağımız hem de istihdam alanları oluşturuyor. İnci kefali bölgedeki 14 bin insanı istihdam ediyor ve geçim kaynağını oluşturuyor. Ülkemizdeki iç sulardan avcılık yoluyla elde edilen toplam ürünün tek başına üçte birini oluşturuyor. Yani bu çok çok büyük bir rakam. İç sulardan yaklaşık 30 bin ton balık avcılığıyla balık elde ediyoruz. Bunun tek başına 10 bin tonunu inci kefali oluşturuyor. Böylesi bir kaynağı kullanmamız çok büyük bir öneme sahip. İşte bu noktada Van Gölü'ndeki inci kefalinin sürdürülebilirliği üreme dönemindeki kaçak avcılığın önüne geçmemize bağlı. Kaçakçılığın önüne geçildiği zaman göldeki balıkçılığın çok iyi olduğunu görüyoruz. Eğer bu sene balık geçen yıllara göre çok daha fazla. Şu anda Van Gölü'nde her bir balıkçı yaklaşık 100 metre ağdan 30-40 kilo arasında balık elde ediyor. Çünkü balığı koruduğunuz zaman size ekmek ve iş olarak geri dönüyor" diye konuştu.EN ÇOK İNCİ KEFALİ VE HAMSİ SATILIYORBalıkçı Burhan Usta da tezgahlarında değişik bölgelerden getirilen bir çok balık türü olmasına rağmen en çok İnci kefali ile hamsinin rağbet gördüğünü belirterek, "Vatandaşlar havaların soğumasıyla birlikte balığı daha çok tercih ediyor. Bizde bütün balık çeşitleri mevcut. Bu yıl balık sezonu çok iyi gidiyor. Vatandaşlar kırmızı et ve tavut eti yemek yerine, balığı daha çok tercih ediyor. En çok da inci kefali ve hamsi satıyoruz. Bu yıl balık bereketi var. İsteyen müşterilerimize balıkları pişirip teslim ediyoruz. Onlar da bu hizmetimizden çok memnun kalıyor" dedi.

Görüntü Dökümü----------Balıkçı dükkanına balık almak için gelen müşteriler-Balık alırlarken-Balıklardan genel ve dataylar-DHA Muhabirinin anonsu-Tezgahlardaki İnci kefali ve hamsi balıkları-Balıkçı dükkanına gelen bir müşteri-Balık alması-Hasan Duran adlı vatandaşla röportaj-Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Akkuş ile röportaj-Balıkçı dükkanın sahibi Burhan Usta ile röportaj-Talat Yıldız isimli vatandaşla röportaj-Maşallah Minnaz ile röportaj-Balıkları alan vatandaşlar-Balıkları gösterirken-balıklardan detaylar-Balıkların içlerinin temizlenmesi-Tavada pişirilmesi-Pişirilen balıkları yiyen vatandaşlar-Detaylar

Haber-Kamera: Behçet DALMAZ/VAN, -

=================

Domuz bağıyla bağlanarak öldürülen anne-kızın davasında tahliye çıktı

Bursa'da, eşi Hayat Meşail (29) ve kayınvalidesi Sabah Meşail'i (61), arkadaşı Khaled Jarad (21) ile birlikte domuz bağı ile bağlayarak öldürdüğü iddia edilen Suriyeli Ali Hattab'ın (28) tutuklu yargılandığı davanın duruşmasında çiftin oğulları tanık olarak dinlendi. Çocuk, cinayeti görmediğini, annesi ile babasının kavgalarına şahit olmadığını söyledi. Mahkeme, Khaled Jarad'ı suç vasfının değişme ihtimaline karşı yurt dışı yasağı ve adli kontrol getirerek, tahliye etti.Çifte cinayet, Nisan ayında Bursa'nın merkez Yıldırım ilçesi Zümrütevler Mahallesi'nde meydana geldi. Mahalle sakinleri, 4 katlı apartmanın giriş katından gelen çığlık sesleri üzerine polisi aradı. Adrese gelen polis, kapısı açık olan daireye girdiği sırada bir kişi pencereden atlayarak, kaçtı. Polis, evde el ve ayakları domuz bağı ile bağlanmış, ağzı ve burnu koli bandıyla bantlanmış kadın cesedi buldu. Yapılan detaylı aramada ise üzeri parke parçaları, halı ve valiz gibi eşyalar ile kapatılmış, yine el ve ayakları domuz bağı ile bağlanmış, ağzı bantlı ikinci kadın cesedi bulundu. Kadınların Suriye uyruklu Hayat Meşail ve annesi Sabah Meşail olduğu belirlendi. Görgü tanıklarının ifadelerinden anne-kızın katil zanlılarının Hayat Meşail'in eşi Ali Hattab ve arkadaşı Khaled Jarad olduğu ortaya çıktı.Şüphelilerden Khaled Jarad, olay yerine yakın bir bölgede, Suriye'ye kaçacağı belirlenen Ali Hattab ise Adana'da yakalandı. Üzerinden eşi Hayat Meşail'e ait 12 bin 400 TL ile 5 bin TL değerindeki altınlar çıkan Ali Hattab ve arkadaşı, tutuklanarak cezaevine gönderildi. 2 şüpheli hakkında 'kasten adam öldürmek' suçundan 2'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı.'3 GÜN İZİN İSTEDİ'İki tutuklu sanık hakkında açılan davanın görülmesine Bursa 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı Funda Mine Akdoğan ile tutuklu sanıklar Ali Hattab ve Khaled Jarad katıldı.Duruşmada çiftin oğlu M. tanık olarak dinlendi. Cinayetleri görmediğini belirten çocuk, anne babası arasında herhangi bir kavga ya da tartışmaya şahit olmadığını söyledi.Diğer tanık Aydın Osmanlar da "Olay tarihinde Sabah Meşail benim yanımda çalışıyordu. Cumartesi günü öğle saatlerinde gitti. Pazartesi günü Ali Hattab, sabah saat 08.30 gelerek kayınvalidesi İstanbul'a gideceğinden üç gün izin istedi" dedi.Tanık ifadelerinin ardından söz verilen Ali Hattab, "Kimseyi öldürmedim. Karakolda beni dövdüler, bu yüzden cinayeti kabul etmiş gibi ifade verdim. Olay günü eşim, annesiyle beraber olduğunu ve gelmeyeceğini bana mesaj attı. Ben de arkadaşım Khaled'i arayarak, alkol ve sigara alıp bize gelmesini söyledim. Evin odasına girdiğimde karımın cesedini gördüm. Telaşlandığım için kaçmaya başladım. Eşim ve kayınvalidemi akrabaları öldürmüş olabilir. Onlardan şüpheleniyorum" diye konuştu. Hattab, "Eşim Hayat, işyerinden kayınvalidem için izin almamı istemişti" dedi.CEP TELEFONU İNCELENECEKDiğer tutuklu sanık Khaled Jarad da, "Ali, akşam saatlerinde beni arayarak, alkol ve sigara alıp evlerine gitmemi istedi. Eve girmemle birlikte polisler geldi. Ali, kaçmaya başladı. Beni iki polis yakaladı. Cinayetlerle ilgim yok" diyerek, tahliyesini istedi.Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatının iki sanığın da cezalandırmasını istediği duruşma sonunda Khaled Jarad suç vasfının değişme ihtimaline karşı, yurtdışı yasağı ve adli kontrol getirilerek, tahliye edildi. Ali Hattab'ın da tutukluluk halinin devamına karar veren mahkeme, olay yerinde fotoğraf çektiği iddia edilen Khaled Jarad'ın cep telefonun incelenmesini isteyerek, duruşmayı erteledi.

Görüntü Dökümü--------------Olaya ilişkin ARŞİV görüntüler

HABER: Halil ÖZÇOBAN/BURSA,

==========================

Rizelinin hatalı parka dikkat çektiği anonsa sosyal medyada yoğun ilgi gördü

Rize'nin Fındıklı ilçesinde Muhammet Ermiş, sürücülerin hatalı parklarına dikkat çekmek amacıyla kurgulayarak kayda aldığı görüntüler, yayınlandığı belediyenin sosyal medya hesabında ilgi gördü. İzleyenlerin kendini gülmekten alamadığı görüntü kaydı ile ilçede hatalı parklar azaldı.  Fındıklı ilçesinde Muhammet Ermiş, sürücülerin hatalı parklarına dikkat çekmek amacıyla kurgulayarak kayda aldığı görüntüler, yayınlandığı sosyal medyada ilgi gördü. Fındıklı Belediyesi anons merkezinde kayda alınan görüntülerde hatalı park yapan bir sürücü için sözde belediye hoparlörlerinden anons yapan zabıta görevlisinin elinden mikrofonu alan Muhammet Ermiş, yöre şivesi ile anons yapıyor. Ermiş anonsunda "Bu arabayı kaldırın ya gözünüzü seveyim. Millet helak oldu. Dozer giremiyor caddeye seni mi bekleyeceğiz ' Halen daha oturuyorsun. Kaldır arabayı, haydi çabuk. Senimi bekleyeceğiz ' Anahtarı ver ben kaldıracağım. Belediye iş yapamıyor" ifadelerini kullandı. Fındıklı Belediyesi'nin sosyal medya hesabından yayınlanan görüntüler, en çok izlenen videolar arasına girdi. Görüntüler üzerine ilçede hatalı parklar da azaldı.  'HATALI PARKLARA DİKKAT ÇEKMEK İSTEDİM'İlçede hatalı park eden sürücülerin dikkatini çekmek için böyle bir olayı kurguladığını anlatan Muhammet Ermiş, "Sokakta üst üste yanlış parkla ilgili anonslar duydum. Ne yapabileceğimi düşünerek belediyeye gittim. Zabıta ofisinde baktım çok sevdiğim zabıta memuru bir ağabeyim orada. Ona durumu anlattım. Böyle bir video çekmek istediğimi söyledim. Önce 'yok' dedi ama sonra ikna ettim. Sesi dışarı vermeden bu çekimi gerçekleştirdik. Başladı anonsu yapmaya öyle bir nazik konuşuyor ki kimse arabayı kaldırmaz. Bende ilk anonstan sonra aldım elinden mikrofonu ve içimden ne geliyorsa yöre şivesi ile söyledim. Videoyu çekerken ben rahatladım" dedi. Görüntülerde mikrofon elinden alınan Zabıta Memuru Çetin Toraman da "Dışarıya sesi vermeden mikrofon aldık, şakadan bir çekim yaptık. Ben ilk anonsumu yaptım tam tekrar edecekken 'çok kibarsın amca' dedi. Elimden mikrofonu aldı. Başladı anons etmeye. Video çok izleniyor. Bu bir doğaçlama görüntüydü ama tabii ki halkımızla her zaman kibar konuşmamız gerekiyor" diye konuştu. Videonun kısa sürede çok kişiye eriştiğini, mizah içinde bir sorunun anlattığını dile getiren Fındıklı Belediye Başkanı Ercüment Şahin Çervatoğlu da "Arkadaşlar güzel bir mizansen yapmışlar ve farkındalığı yükselttiler. Bizim ilçemizde de engelli yurttaşlarımızın otoparklarına engelsiz yurttaşlarımız da park ediyor. Türkiye'nin gerçeği bu, bunu da güzel bir mizansen ile arkadaşlarımız anlatmışlar" diye konuştu.KAYDI İZLEYEN KENDİNİ GÜLMEKTEN ALAMIYOR Görüntü kaydını izleyenler kendini gülmekten alamıyor. Videoyu izleyen Devrim Murat Uzunhasanoğlu, "Çok güzel olmuş. Bu videoyu izleyerek eğleniyoruz. İkinci anons espri olarak yapılmış. Ama insanlar bunun espriyi anlayabilirseler güzel tabi. Ama ilk anons olması gereken" dedi. Ertuğrul Serdaroğlu da, "Zabıta anonsu her zaman ki gibi ama ikinci anons insanımızın anlayacağı dilden olmuş. İzlerken eğlendim" diye konuştu. Hamdi Bakır ise "Bende çok güzel buldum. Zabıta amirinin anonsundan sonra arkadaşımız güzel bir şekilde izah etmiş. İnsanlarımız dediğini anladıysa ne mutlu ona" ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ--------------Paylaşılan video-Belediye binasınsan detay-Sokak detay-Vatandaşlardan detay- Vatandaş röp-Muhabir anonsu-Belediya başkanı Röp.-Zabıta amirinden Röp.-Videoyu çeken genç röp.

HABER: Arzu ERBAŞ KAMERA: Mehmet Can PEÇE BOYUT: 713 MB FORMAT HD DHA

==========================

Hüseyin'in at yarışı tutkusu şaşırtıyor

Sivas'ın İmranlı ilçesinde yaşayan Hüseyin Bulut (13), 5 yaşından itibaren at yarışlarına merak saldı. Evde annesinin çantasını at eyeri, yemek kepçesini kamçı, kanepeyi ise at yapan Bulut, hayali yarışlar yapıyor. Yarışların seslendirmesini de kendi üslubu ile yapan ve çevresinde yoğun ilgi gören Hüseyin, jokey olmayı hayal ediyor.İmranlı ilçesinde Rıza-Tülay çiftinin tek çocuğu olan Hüseyin Bulut, 5 yaşlarındayken babasının ilgisi nedeniyle at yarışmaları izlemeye başladı. Zaman içerisinde at yarışı izlemek Hüseyin'in en sevdiği ve keyif aldığı şeylerin başında gelmeye başladı. Jokeylere özenen Hüseyin, evde bulduğu eşyalarla hayali yarışlar yapmaya başladı. Annesinin çantasını at eyeri, yemek kepçesini kamçı, kanepeyi de at yaparak oyunlar oynayan Hüseyin, seslendirme konusundaki başarısıyla da dikkat çekmeye başladı. Zamanının belirli kısımlarını geçirdiği babasının bakkal dükkanında ise sandalyeye bağladığı ipi eyer yapan Bulut, tabureyi semer, temizlik fırçasını da kamçı yaparak at yarışı oynuyor. İlçede binebileceği bir at olmadığı için şimdilik, eşyalarla kendini avutuyor. Sadece Sivas kent merkezine gittiği zaman gerçek ata biniyor. At sahiplerini, at isimlerini ve jokeylerin isimlerini ezbere bilen Hüseyin Bulut, at yarışı oynarken kendi hipodromda gibi hissederek yarışı profesyonel bir spiker gibi anlatıyor. Ünlü Sivaslı Jokey Halis Karataş'ın hayranı olan Hüseyin Bulut, kendisini at yarışının Cristiano Ronaldo'su olarak görüyor. İleride jokey olmayı isteyen Bulut, Gazi ve Cumhuriyet koşularında yarışmayı ve Türkiye'yi Dubai'de düzenlenen at yarışlarında temsil etmeyi hayal ediyor.'TÜRKİYE'NİN YENİ HALİS KARATAŞ'I OLMAK İSTİYORUM'At yarışlara ve atlara olan merakının babasından esinlenerek ortaya çıktığını söyleyen Hüseyin Bulut, "Arkadaşlarım daha çok futbol oynuyor. Ben de futbolu seviyorum ama at yarışını daha çok seviyorum. Sivaslı Halis Karataş ve Selim Kaya hayranıyım. Özcan Yıldırım'ı da çok seviyorum ve onun kamçı vurma stili hoşuma gidiyor. Jokey ağabeylerim bana destek olsun ki ben de benden sonra gelecek çocuklara destek olayım. Evde koltuğu, sandalyeyi at yapıp sürüyorum. İlerleyen zamanlarda jokey olduğumda onu profesyonel bir şekilde yapmak istiyorum. Allah izin verirse Türkiye'nin en iyi jokeyi yeni Halis Karataş olmak istiyorum. Jokeyliği çok istiyorum. Annemin kepçelerini de çok kırdım. Koltuklarda at yapıp sürüyorum ve çok koltuk kırdım. Ben jokey olduğumda anneme bir sürü koltuk ve kepçe alacağım. Arkadaşlarım bana 'sen jokey olamazsın' diyorlar. Cristiano Ronaldo'da top oynamayı bilmiyormuş ama şimdi dünyanın en iyi futbolcusu. İnşallah ben de jokeyliğin Ronaldo'su olurum. Gazi koşusunu ve Türkiye'de Cumhurbaşkanlığı koşusunu da kazanmak istiyorum" dedi. 'BÜTÜN HAYALİ JOKEY OLMAK'Çocuğunun 5-6 yaşından itibaren at yarışlarını kendisiyle birlikte takip ettiğini belirten baba Rıza Bulut ise, "Hüseyin atlara bir sempati duydu. Jokey olmaya çok hevesi var. Türkiye Jokey Kulübü'nün de böyle bir gence sahip çıkmasını istiyoruz. Mahalledeki diğer çocuklar maç yapıp, bebekle oynarken, oğlum Hüseyin at yarışlarını takip ediyor. Bütün hayali jokey olmak. Spikerlik yaparak yarışmaları kendi kendine canlandırıyor. Sokakta, evde ve işlettiğim bakkalda sandalye ve ipler ile at yaparak oynuyor. Özellikle Selim kaya hayranıdır. Ağabeyi bir elinden tutarsa çok seviniriz. Türkiye Jokey Kulübü Başkanımız Serdar Adalı'dan destek bekliyoruz. Küçük yaşlarda at yarışı sporuna hevesli genç çok az çıkıyor" diye konuştu.'SİVAS'TAN YENİ HALİS KARATAŞ ÇIKSIN'Oğlunun evdeki eşyaları at yarışı için kullandığını söyleyen anne Tülay Bulut ise, "Kaç tane çekyatımı, koltuğumu ve sandalyemi kırdı. Hiç bir şey bulamıyorsa kaşıkları alıp kamçı yapıyor. Çocuğumdan herkes gibi illa okuyup da doktor, mühendis ol diye bir şey istemiyorum. Meraklı olduğu meslek dalında ilerlemesini istiyorum. Ben de diğer kadınlar gibi dizi izlemek istiyorum. Ama izleyemiyorum. Atları ben de çok seviyorum. Küçükken ben de ata binmeyi çok seviyordum. Çocuğum evde gece gündüz at yarışı izliyor. Sivaslı ünlü jokeyimiz Halis Karataş var. Öncelikle onun destek çıkmasını çok isterim. O Gürünlü biz de İmranlılıyız. Destek çıksın ve yeni bir Halis Karataş çıksın. Halis Karataş kolay dönemlerden geçerek jokey olmadı. Benim çocuğuma da destek verilsin istiyorum" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü--------------Evinden görüntü-At yarışı izlerken görüntüleri-Kanepeyi at yaparak hayali yarışması-Seslendirme yapması-Bakkal dükkanından görüntüler-Bakkalda sandalyede yarışması-Konuşmaları-Anne ve babasının konuşmaları

Haber-Kamera: Yasin KIRAS/İMRANLI(Sivas),

========================

Taka görünümlü restoran ilgi görüyor

Ordu'nun Ünye ilçesinde güvertesi bulunan, can simitleri ile donatılan iki katlı ve 40 metre uzunluğundaki taka görünümlü balık restoran, ilgi çekiyor.Ordu'nun Ünye ilçesinde girişimci Ufuk Taslı, güvertesi bulunan, can simitleri ile donatılan iki katlı ve 40 metre uzunluğundaki taka görünümlü balık restoranı açtı. Sahile sıfır noktada yapılan alt katında günlük taze balık satışı, üst katında ise restoran hizmeti verilen yapı, müşterilerine her çeşit balığı sunuyor. Taka görünümlü restoran ilgi görüyor. Restoran işletmecisi Ufuk Taslı, restoranın yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çektiğini belirterek, "Konsept olarak çok hoşlarına gidiyor. Denize sıfır bir mekan ve manzarası da çok güzel, bu nedenle tercih ediliyorö dedi.Taka görünümlü balık restoranın menüsünde özel balık çıtlama da bulunuyor. Balık çıtlamanın püf noktalarını anlatan aşçı Hakan Taslı, "Balık çıtlama yemeğini çeşitli bölgelerde yapıyorlar. Biz burada farklı bir tarif uyguluyoruz. Soğan, sarımsak, kırmızı ve yeşil biberden oluşan malzemelerimizi tavaya serdikten sonra balığın kılçıklarını alarak yerleştiriyoruz. Bu yemeği önemli kılan bir diğer şey ise tereyağı. Tereyağında, su koyarak pişirdiğimiz yemeğimizi servis ediyoruz. Bu yemeği de misafirlerimiz tercih ediyorö ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü: -----------Drone ile detaylar-Restoranın dıştan görüntü detayları-Restoranın mutfağında balık hazırlama detayları-Müşteri detayları-Restoran İşletmecisi Ufuk Taslı ile röportaj-Restoran Ustası Hakan Taslı'dan balık çıtlamanın püf noktaları

(SURE: 06.02 DK) (BOYUT: 446 MB)

Haber-Kamera:  Turgut DAĞDEVİREN/ÜNYE (Ordu),

======================

Liseye 'Edebiyat Sokağı' kurdu

Bayburt'ta, Milli İrade Anadolu Lisesi'nde görev yapan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Muharrem Daştan, 3 yıldır hayalini kurduğu 'Edebiyat Sokağı' projesini hayata geçirdi. Okulun koridor duvarları ve merdivenlerine edebiyat dönem ve topluluklarının birbirinden güzel örneklerini işlendi, şair ve yazarların fotoğrafları ile şiirleri, edebi kişilikleri ve sözlerinin yazılı olduğu materyalleri asıldı.Bayburt'ta, Milli İrade Anadolu Lisesi'nde görev yapan Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni Muharrem Daştan, öğrencilerin edebiyatla iç içe olması için 'Edebiyat Sokağı' projesini hayata geçirdi. Bir yıllık çalışmanın ardından okulun birinci katının koridor duvarlarına ve merdivenlerine 'Divan, Tanzimat, Servet-i Fünun, Çağdaş Türk Dünyası ile Batı Edebiyatı' gibi dönem ve toplulukların birbirinden güzel örnekleri işlendi. Çeşitli şair ve yazarların fotoğrafları, şiirleri, edebi kişilikleri ve sözlerinin yazılı olduğu materyaller duvarlara asıldı. Okulun koridoru, tavan resimleri, levhalar, banklar, çiçekler ve sokak lambalarıyla donatıldı, bir köşesine de kitaplıklar yerleştirildi, 'Kitap Okuma Köşesi' oluşturuldu.  Projenin maliyeti ise 'Bal Gibi' adı altında yayımlanan derginin satışından elde edilen gelirle karşılandı.'AMACIM EDEBİYATI SEVDİRMEK'Öğrencilere edebiyatı sevdirmeyi amaçladığını anlatan Muharrem Daştan, "3 yıldır bu proje benim hayalimdi. Geçen sene çıkardığımız 'Bal Gibi' adlı okul dergisinden elde ettiğimiz gelirle ve okulumuzun da katkılarıyla bu eğitim-öğretim yılının başında 'Edebiyat Sokağı'nı açtık. Tek amacımız; öğrencilere edebiyatı sevdirmek ve onlara ilham kaynağı oluşturmak. Öğrencilerimiz, bu sokak sayesinde Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda karşılarına çıkabilecek yüzlerce edebiyat ve Türkçe sorusunu yapabilecek. Bu proje Bayburt'ta bir ilk oldu ve umarım bütün okullara da örnek olur. Ayrıca okulun diğer koridorlarında da tarih sokağı, coğrafya sokağı, fen bilimleri sokağı olmasını temenni ediyorum. Öğrencilerimiz de projeden oldukça memnunlar. Güzel geri dönüşler alıyoruzö dedi.Proje sayesinde edebiyatla iç içe olduklarını belirten öğrenciler ise öğretmenlerine teşekkür etti.

Görüntü Dökümü----------Lise detaylarıEdebiyat sokağı detaylarıMuharrem Daştan ile röp.

Detaylar

Haber-Kamera: Murat SÖYLEMEZ BAYBURT DHA


Kaynak: DHA

Son Dakika Güncel DHA YURT BÜLTENİ - 3 - Son Dakika


Advertisement