Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP'nin genel başkanlık koltuğunda oturan gerçekten genel başkan mı emanetçi mi belli değil. Onu oraya oturtan efendilerinin... - Son Dakika
Son Dakika Logo

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP'nin genel başkanlık koltuğunda oturan gerçekten genel başkan mı emanetçi mi belli değil. Onu oraya oturtan efendilerinin...

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP\'nin genel başkanlık koltuğunda oturan gerçekten genel başkan mı emanetçi mi belli değil. Onu oraya oturtan efendilerinin...
15.11.2023 13:23

Cumhurbaşkanı Erdoğan: "CHP'nin genel başkanlık koltuğunda oturan gerçekten genel başkan mı emanetçi mi belli değil. Onu oraya oturtan efendilerinin bir sonraki adımı da meçhul"

Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan Netanyahu'ya: Sende atom bombası var mı, yok mu (3)

'VESAYET HEVESLERİNE HİÇBİR ZAMAN SET ÇEKEMEDİLER'

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 1950'den beri tarihin yanlış yerinde konumlanan muhalefetin İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarında da gayrı insani bir yerde durmasının kesinlikle tesadüf olmadığını belirterek, "Milletin ruh ve değer dünyasından kopukluk bunların genlerinde vardır. 27 Mayıs'ı alkışlarla karşılayanlar, darbeyi 'hürriyet ve anayasa bayramı' diye millete zorla kutlatanlar, halkın vermediği yetkiyi vesayet odaklarının lütfunda arayanlar, gerektiğinde iktidar için terör örgütleri ve emperyalist güçler ile iş tutanlar; bunların hepsi de CHP yönetiminin farklı dönemlerdeki temsilcileriydi. Biz bu zihniyeti 40 yılı aşan siyasi hayatımızın her bir aşamasında defalarca karşımızda bulduk. 27 Nisan bildirgesinden 367 garabetine, partimize yönelik kapatma davasından MİT krizine, FETÖ'nün 17-25 Aralık girişiminden 15 Temmuz ihanetine kadar demokrasiyi, milli iradeyi ve milletin egemenliğini hedef alan tüm teşebbüslere aleni destek verenler hep bunlardı. Çünkü bunlar vatandaşa tepeden bakma hastalığından bir türlü kurtulamadılar. İçlerindeki vesayet heveslerine hiçbir zaman set çekemediler" dedi.

'GERÇEKTEN GENEL BAŞKAN MI YOKSA EMANETÇİ Mİ BELLİ DEĞİL'

CHP'nin faşist kodlarında en ufak bir değişim olmadığını söyleyen Erdoğan, "Atatürk'ün partisi kimi zaman mezhepçi fanatiklerin, kimi zaman marjinal örgütlerin, kimi zaman jakobenlerin, kimi zaman da siyasi ikbali için her kılığa giren bukalemun tiplerin elinde adeta oyuncağa döndü. Bu gerçeğe CHP'nin son kurultayında bir kez daha şahitlik ettik. 'Değişim' dediler, 'yenilenme' dediler. Bir sürü albenili kavramı arka arkaya sıraladılar. Ancak kurultaylarında Selo'sundan Kavala'sına, ne kadar demokrasi düşmanı varsa tekmiline birden selam çaktılar. CHP'nin genel başkanlık koltuğunda oturan gerçekten genel başkan mı yoksa emanetçi mi belli değil. Onu oraya oturtan efendilerinin bir sonraki adımı ne olacak o da meçhul. Ama genel başkanın da onu oraya getirenin de iplerini ellerinde tutanların amaçlarının asla değişmediğini gayet iyi biliyoruz. Dikkat ederseniz son seçimler öncesinde iyice ayyuka çıkan Kandil ve Pensilvanya ile iş birliklerini sonlandırma adına hiçbir emare göstermediler" diye konuştu.

'KİMİN KİME İHANET ETTİĞİ BİZİM MESELEMİZ DEĞİLDİR'

Erdoğan, konuşmasının devamında, "Seçim hezimetinin tüm faturasını sabık genel başkanlarına keserek, kendilerini temize çekmeye çalıştılar. Ziya Paşa'nın, tüm bunları anlatan çok meşhur bir beyiti var; 'En ummadığın keşf eder esrar-ı derunun, sen herkesi kör, alemi sersem mi sanırsın?' Evet, bunlar da vatandaşı kendileri gibi balık hafızalı sanıyor. Oysa hepsi oradaydı. Bugün Meclis kürsüsünden millete siyasi etik dersi verenlerin tamamı o gün çevrilen dolapların tam göbeğindeydi. Bizim o dönem 'Frankeştayn ittifakı' dediğimiz, ruhsuz, insicamı olmayan, ucube yapıyı millete umut diye pazarlayanlar kendileriydi. Bugün recmettikleri sabık genel başkanları galiba ofis açmış, inşallah mutfağı da unutmamıştır. Daha 5-6 ay öncesine kadar yere göğe sığdıramayan yine bunlardan başkası değildi. Elbette CHP ve 7'li koalisyonda kimin kimi hançerlediği, kimin kime ihanet ettiği bizim meselemiz değildir. Daha düne kadar Türkiye'yi yönetmeye layık gördükleri cumhurbaşkanı adaylarını bugün günah keçisi ilan etmelerindeki çelişki de bizi ilgilendirmez. Hatta genel başkanlık koltuğunda oturan yeni şahsın selefi gibi çarkçı olması da bizi alakadar etmez. Tüm bunlar CHP'nin iç meselesidir, iç hesaplaşmasıdır. O dönem yol yürüdükleri ortaklarıyla kendi aralarında açıklığa kavuşturması gereken hususlardır. Bizim için önemli olan ellerinde hançerle gezen bu kifayetsiz muhterislerin o hançerleri milletimize saplamasının önüne geçmektir" ifadelerini kullandı.

'ÇÜRÜYEN ŞEHİRLERİMİZİ BU İŞ BİLMEZLERİN ELİNDEN KURTARACAĞIZ'

Erdoğan, 14 ve 28 Mayıs seçimlerinden zaferle ayrıldıklarını hatırlatarak, "Şimdi bunu 31 Mart'ta inşallah bir adım öteye taşıyacağız. Tüm vatandaşlarıma sesleniyorum; 31 Mart'a hazır mıyız? Başta İstanbul ve Ankara olmak üzere büyükşehirlerimizi yeniden toparlayarak gerçek sahiplerine inşallah teslim edelim. Zira benim milletim bunlardan çok çekti. İstanbullu çok çekti. Ankaralı çok çekti. Hatta hatta İzmirli çok çekti. Şimdi bunu yeniden sahiplerine teslim edelim ve yeniden bir doğumu gerçekleştirelim. CHP'nin beceriksiz belediye başkanlarının idaresinde günden güne çürüyen şehirlerimizi aziz milletimizin de desteğiyle inşallah bu iş bilmezlerin elinden kurtaracağız. Tarih önünde bu ülkeye ve millete verdikleri zararın hesabını vermeden bunların hiçbirine rahat huzuru yoktur. Biz kendi adımıza sonuna kadar bunun takipçisi olacağız" dedi.

'ÜLKEDE DARBE OLSA, EN BÜYÜK DESTEKÇİSİ CHP OLACAKTIR'

21 yıl boyunca güven veren ve erişilebilir bir adalet sistemi tesis etmek için çalıştıklarını ve gayret gösterdiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Elbette bu süreçte en büyük direnci yargı içinde kümelenmiş FETÖ vari yapılanmalar ile CHP'nin başını çektiği muhalefetten gördük. Devri iktidarları döneminde yargıyı militanlaştıranlar, yargının bağımsız ve tarafsız hale gelmesini asla istemedi. Atılan her adımı, mümkünse önce Meclis'te sabote etmeye çalıştılar. Bunda muvaffak olamayınca, bu sefer mahkeme kapılarında nöbet tuttular. Böylece Meclis'te engelleyemedikleri hukuki düzenlemeleri, mahkemeler yoluyla akim bırakmaya uğraştılar. Başörtüsüne özgürlük getiren düzenleme başta olmak üzere yasakları kaldıran, hak ve hürriyetleri genişleten hangi adım varsa, CHP istisnasız hepsine karşı çıktı. Sadece milletin iradesine değil, Türkiye'nin de ayağına pranga vuran darbe anayasasının değişmemesi için her yolu denediler. Bireysel başvuru hakkı da bunlardan bir tanesidir. CHP, bireysel başvuru hakkını da içeren anayasa değişikliğine 'Hayır' dedi. Hatta her zaman yaptıkları gibi değişikliklerin iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu. Dolayısıyla CHP'nin bugün bireysel başvuru konusunda söyleyecek hiçbir sözü yoktur ve olamaz. İki yüksek yargı organı arasında ortaya çıkan içtihat farkını, 'darbe' olarak nitelemek ise bir başka utanmazlıktır. Şu gerçeği biz de milletimiz de çok iyi biliyor, Allah korusun bu ülkede darbe veya kalkışma olsa, en büyük destekçisi CHP olacaktır. 1960'tan beri milli iradeye, Meclis'e, anayasal düzene karşı girişilen tüm antidemokratik senaryoların başaktörü, yapımcısı ve yönetmeni CHP'dir. 21 yılda hükümetimizi hedef alan her türlü vesayet girişiminde CHP daima vesayetçilerin safında yer almıştır. Cumhuriyet mitinglerinden Gezi kalkışmasına, Çukur eylemlerinden 15 Temmuz ihanetine kadar birliğimizi, dirliğimizi, demokrasimizi yok etmeye hedefleyen tüm saldırılarda CHP'nin silueti vardır. Şayet bugün de Türkiye'de bir kalkışma ve darbe olsaydı CHP anında darbecilerin safında konumlanırdı. Sadece bu kriter bile meselenin ne olduğunu açıklamaya yeterlidir. Tüm bunlar apaçık ortadayken CHP ve ortaklarının afaki söylemlerinin hiçbiri kıymetiharbiyesi yoktur."

'İÇTİHAT FARKLILIKLARININ GİDERİLMESİ İÇİN GAYRET GÖSTERECEĞİZ'

Anayasa Mahkemesi ile Yargıtay arasındaki meselenin iki yüksek yargı organının görev alanlarıyla ilgili görüş farklılığından ibaret olduğunu kaydeden Erdoğan, şöyle konuştu:

"Bizim dönemimizde Anayasamıza kazandırılan bireysel başvuru hakkının kullanımı noktasında yaşanan sorun bir süredir zaten ifade ediliyordu. Her iki yüksek yargı organı, başkanları da dahil hem görüşmelerimizde hem de kamuya açık toplantımızda bu konudaki şikayetlerini dile getiriyorlardı. Anayasa Mahkemesi'nin 130 bin dosya sayısına ulaşan bir iş yükünün altından kalkması mevcut şartlarda mümkün değildir. Bu kadar başvuru dosyasının sağlıklı bir şekilde değerlendirilemeyeceği açıktır. Tabi bir de bu hakikate verilen kararlarla ilgili eleştirilerin giderek artmasını eklemek gerekiyor. Yargıtay'ın yaptığı açıklamalarda dile getirdiği serzenişleri elbette göz ardı edemeyiz. Ama devlet başkanı sıfatıyla bize bu tartışmada hüküm vermek değil, hakem olmak düşer. Anayasamızın 104'üncü maddesine göre devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını temin etme görevi bizdedir. İnşallah biz de bu sorumluluğumuzu hakkıyla yerine getireceğiz. Kişisel eleştirilerimizi baki tutarak iki yüksek yargı organımız arasındaki içtihat farklarının kalıcı bir şekilde giderilmesi için gayret göstereceğiz. Sorunun acil çözümü konuyla ilgili anayasal ve yasal değişikliklerin süratle yapılmasından, kalıcı çözümü ise yeni ve sivil bir anayasadan geçmektedir. Bunun adresi de millet iradenin tecelligahı olan yüce Meclis'tir."

MECLİS'TE SORULARI YANITLADI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, grup toplantısının ardından Meclis'ten ayrılırken, basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Erdoğan, İsveç'in NATO üyeliğine ilişkin kanun teklifinin yarın Dışişleri Komisyonu'nda görüşüleceğinin hatırlatılması üzerine, "Şu anda bizimki komisyonda, bir yandan plan bütçe çalışmaları devam ediyor. İsveç ne yapıyor ne ediyor onu da takip ediyoruz" dedi.

Erdoğan, bir gazetecinin, 'Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay arasında bireysel başvurulara bir sınırlandırılma getirilmesi gibi bir durum söz konusu olabilir mi? İş yüküne işaret ettiniz ama böyle bir düzenlemeden mi bahsediyorsunuz? Bireysel başvurular mı sınırlandırılır? Nasıl bir düzenleme gelebilir?' sorusu üzerine de, "Bizim şu anda bireysel başvuru noktasında geçmişte bu bireysel başvuruyu süratle azaltacak diye adımlar atıldı. Ama şu anda bireysel başvuruyla ilgili dosya sayısı 130 bin. Demek ki beklenen netice alınamadı. Herhalde bunun üzerinde de Anayasa Mahkemesi çalışacak. Bizimle alakalı bir iş değil" ifadelerini kullandı.

Erdoğan, yakın zamanda Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan ile görüşüp görüşmediklerine ilişkin soruya da, "Hayır, görüşmedim" diye yanıt verdi.

Kaynak: AA

Son Dakika Politika Cumhurbaşkanı Erdoğan: 'CHP'nin genel başkanlık koltuğunda oturan gerçekten genel başkan mı emanetçi mi belli değil. Onu oraya oturtan efendilerinin... - Son Dakika


Advertisement