Ortadoğu'daki Savaş ve Türkiye'nin Cari Açığı - Son Dakika
Son Dakika Logo
BBC

Ortadoğu'daki Savaş ve Türkiye'nin Cari Açığı

Ortadoğu\'daki Savaş ve Türkiye\'nin Cari Açığı
20.03.2026 20:45

Hürmüz Boğazı'ndaki savaş, enerji fiyatlarını artırarak Türkiye’nin cari açığını 40 milyar dolara yükseltebilir.

Ortadoğu'da devam eden savaş küresel petrol ticaretinin kilit noktalarından biri olan Hürmüz Boğazı'nın uzun süre kapalı kalması riskini de beraberinde getirdi.

Savaşla birlikte enerji fiyatlarının artmasının yanısıra Ortadoğu ile ticaret de büyük ölçüde aksadı.

Çatışmalar, Türkiye'nin gübre, alüminyum ya da helyum gibi önemli girdilere erişimini zorlaştırırken, bu ürünleri işlemek için gereken enerjinin fiyatını da artırdı.

Ancak krizler bazen fırsatlarla birlikte gelebilir.

BBC Türkçe'ye konuşan uzmanlar ABD-İsrail ve İran arasındaki savaş için de benzer bir senaryonun mümkün olduğunu söylüyor.

'Cari açık 40 milyar dolara kadar yükselebilir'

Hürmüz Boğazı'ndan petrol ve doğalgaz sevkiyatının durma noktasına gelmesi ve İran'ın bölgedeki petrol rafinerilerini hedef almasının da etkisiyle petrol fiyatları savaş öncesine göre yaklaşık %50 arttı.

Fiyatların 100 doların üzerinde seyretmesi çoğu ülke gibi Türkiye'de bütçeden enflasyon raporlarına birçok hesaplamayı altüst ediyor.

Türkiye'nin mevcut hesaplamalarında petrol fiyatları varsayımı varil başına 60-65 dolar arasında değişiyordu.

Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek de 12 Mart'ta yaptığı açıklamada, savaşın etkisiyle artan enerji fiyatları nedeniyle 2026 yılında cari açığın program öngörülerinin üzerinde gerçekleşebileceğini söyledi.

Cari açık, bir ülkenin ithal ettiği mal ve hizmetler için ödediği döviz miktarının, ihracattan elde ettiği gelirden daha fazla olması anlamına geliyor.

Türkiye için enerji ithalatı, açığı büyüten; turizm gelirleri ise açığı kapatan en önemli kalemler.

BBC Türkçe'ye konuşan Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, enerji ithalatının maliyeti artarken, Ortadoğu'ya seyahat endişelerinin turizmi olumsuz etkileyebileceği öngörüsüyle cari açığın 40 milyar dolar civarına kadar yükselebileceğini tahmin ediyor.

Türkiye'nin cari dengesi 2025 yılında 25,8 milyar dolar açık vermişti.

Bütçe üzerinde ek yük günlük yaşamı nasıl etkileyebilir?

İktisatçılar savaşın Türkiye bütçesi üzerine ciddi bir ek yük getirebileceğini öngörüyor.

Türkiye'de enerji fiyatlarının iç piyasaya etkisinin sınırlanması amacıyla Mart ayı başından itibaren eşel mobil sistemi devreye alındı.

Kozanoğlu sistemin, fiyatlar belirli bir seviyeyi geçinceye kadar, geçici bir rahatlama sağlayabileceğini belirtiyor.

Ancak bu süreçte bütçede akaryakıttan ve enerjiden elde edilmesi beklenen yaklaşık 650 milyar liralık ÖTV kaleminde "ciddi bir aşınma" yaşanacağını vurguluyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek de sistemin geçici olduğunu vurgulayarak "Kalıcı olursa bu sürdürülebilir değil. Çünkü bunun bütçe etkisi çok büyük, bizim önemli bir gelir kalemimiz" dedi.

Diğer yandan Kozanoğlu, savaşla birlikte Türkiye'de Hazine'nin borçlanma maliyetindeki beş puanlık artışın, bütçeye 400 milyar liralık ek yük getireceği tahmininde bulunuyor.

Bunların günlük yaşama, sosyal hizmetlerde aksamalar, ücretlerin enflasyon oranından daha az artması gibi etkileri olabileceğini belirtiyor.

Kozanoğlu, buna ek olarak savaşın dünya ekonomisinde durgunluğa yol açma olasılığının giderek arttığını, bunun da enflasyon ve büyümede yavaşlama gibi sorunları beraberinde getirebileceğini söylüyor.

Başta Avrupa Birliği olmak üzere gelişmiş ülkelerde yavaş seyreden büyümenin iyice yavaşlaması, hatta durmasının Türkiye'nin de gelir kaybı yaşamasına neden olabileceği uyarısında bulunuyor.

Ticaret Bakanlığı verilerine göre Türkiye 2025 yılında tüm ihracatının yaklaşık %40'ını AB ülkelerine yapmıştı.

Kozanoğlu, Türkiye'nin hem enflasyon yoluyla hem de bütün dış dengeleri olumsuz etkileyecek, cari açığa yansıyacak gelişmeler dolayısıyla "bu süreçten en olumsuz etkilenecek ülkeler arasında olduğunu" savunuyor.

'Farklı bir kriz'

Mevcut savaş ortamını 90'lardaki Körfez ve 2000'lerdeki Irak savaşlarıyla kıyaslayan İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi'nden Dr. Tuğçenur Ekinci Furtana, "Bugün biraz daha farklı bir krizden bahsediyoruz" diyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan uluslararası ticaret uzmanı, Ortadoğu'daki son savaşta yalnızca petrol arzı değil, aynı zamanda LNG, tanker sigortası, liman güvenliği, siber risk ve insansız hava aracı saldırıları gibi sivil gemi güvenliğinin de devreye girdiğini vurguluyor.

Körfez'in Türkiye'nin dış ticarette çok önemli pazarlarından biri olduğunun altını çizen uzman, pazarın daralmasının Türkiye ekonomisini gerçekten olumsuz etkileyebileceği yorumunda bulunuyor.

Plastikten alüminyuma hammadde şoku

Türkiye ekonomisinin genel görünümünün yanı sıra, savaşın taşımacılık maliyetleri ve teslimat sürelerini artırarak Türkiye'nin dış ticaretine de darbe vurması endişeleri var.

Furtana, tanker, konteyner, sigorta, savaş primi, aktarma limanı ve alternatif rota maliyetlerinin de artışının Türkiye'yi zorlayabileceği uyarısında bulunuyor.

"Körfez'deki ilaç sanayi girdilerinin yeniden yönlendirildiği, alternatif limanlara sıkışma yaşandığı ve ek maliyetlerin hızla yükseldiği bir durum mevcut" diyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan TEPAV Enerji ve İklim Çalışmaları Merkezi Direktörü Mühdan Sağlam'ın paylaştığı verilere göre, savaşla birlikte LNG taşıyan gemilerin navlunu % 600 arttı ve 300 bin dolar seviyesinin üzerine çıktı.

Aynı verilere göre sevkiyat ücretlerinde %10'luk bir yükseliş var, bazı ürünlerde artış %400'ü buluyor.

Bunun özellikle tekstil, otomotiv yan sanayisi, makine ve beyaz eşya sektörlerini etkilediğini söylüyor.

Büyük petrol üreticileri arasında yer alan Körfez ülkeleri plastik ve petrokimya ürünleri gibi petrol yan sanayinin başlıca tedarikçileri arasında.

Mühdan Sağlam, Türkiye'nin polyester lif ve PET üretimi için kullanılan girdilerde Körfez bölgesine bağımlılığının %35 ile 40 arasında olduğunu söylüyor.

Bu girdiler, tekstil ve ambalaj gibi sektörler için oldukça kritik.

Hürmüz krizinin Türkiye'ye etkileriyle ilgili TEPAV araştırmasına liderlik eden Sağlam, benzer bir durumun alüminyum için de geçerli olduğunu belirtiyor.

Türkiye'nin alüminyum ihtiyacının %15-20'lik bir kısmını Körfez'den uygun fiyata aldığını söyleyen Sağlam, "Burada yeni bir tedarikçi bulmamız gerekecek gibi görünüyor" diyor.

Gıda fiyatları ve teknolojik üretim

Ortadoğu üre de dahil olmak üzere gübre bileşenlerinin önemli bir kaynağı. Bu durum savaşın küresel gıda enflasyonuna katkısıyla ilgili kaygıları artırıyor.

Gübre tedarikinde olası sorunlara karşı Tarım ve Orman Bakanlığı 13 Mart'ta yayımladığı genelgeyle, 2016'dan bu yana yasaklı olan amonyum nitrat gübresinin tarımda kullanımına yeniden izin verdi.

Üre gübresinde gümrük vergisi sıfırlandı ve bazı gübre türlerinin ihracatı durduruldu.

Diğer yandan savaşın başlangıcından bu yana gübre fiyatları artmaya devam ediyor.

Mühdan Sağlam, "Buğday, mısır, ayçiçeği gibi stratejik ürünlerin hem maliyetleri artıyor hem de başka tedarikçilere yönelmek durumunda kalıyoruz" diyor.

Sağlam'ın hayati önemde olduğunu söylediği bir diğer girdiyse helyum gazı.

Bu gazın küresel üretiminin yaklaşık üçte biri savaş öncesinde Katar'da yapılıyordu. Ancak ülkeye saldırılardan sonra üretimi durdu.

Helyum, yarı iletken üretimi, tıbbi görüntüleme (MR), havacılık ve uzay araştırmaları gibi yüksek teknoloji üretimi için kritik bir arz.

Sağlam, Türkiye'nin Körfez'den uygun fiyatlara aldığı bu gaz için ABD gibi başka pazarlara yönelmek zorunda kalabileceğini öngörüyor.

Krizden fırsat çıkar mı?

Geçmişte birçok bölgesel kriz, Türkiye için şoklarla birlikte dönem dönem fırsatları da beraberinde getirdi.

Uzmanlara göre İran ile başlayıp bölgeyi etkisi altına alan savaşın benzer etkileri olabilir.

Tuğçenur Ekinci Furtana, Covid-19 pandemisinde olduğu gibi, Türkiye'nin tedarik ve üretim merkezi rolünün devreye girebileceğini söylüyor:

"Çünkü özellikle hızlı teslim gerektiren tekstil, hazır giyim, gıda işleme, beyaz eşya, yan sanayi, makine ve bazı kimya alt dallarında yakın tedarikçi avantajı elde edebilir."

Buna ek olarak Türkiye'nin diplomatik ve ticari arabuluculuk kapasitesinin güçlenmesinin de fırsatlar yaratabileceği öngörüsünde bulunuyor:

"Türkiye hem enerji ithalatçısı hem transit ülke hem de Körfez–Avrupa–Asya arasında bir ticaret köprüsü olduğu için kriz yönetimi, tahliye, ikmal, sigorta, yönlendirme ve ticari koordinasyon gibi alanlarda daha görünür bir rol oynayabilir."

Furtuna, bunun kısa vadede doğrudan gelir yaratmasa da orta ve uzun vadede ticaret koridorları ve siyasi ağırlık açısından Türkiye'ye sıçrama etkisi sağlayabileceğini belirtiyor.

Mühdan Sağlam ise "Piyasa aktörleri, özellikle sigorta şirketleri, büyük armatörler, gemi filoları bir krizi unutmazlar. Genelde hafızalarından not ederler bunu... Dolayısıyla Hürmüz bugün açılsa dahi altyapının toparlaması aylar belki yıllar alacak" diyor.

Bunun Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji merkezi haline gelme planlarına katkıda sağlayabileceğini belirtiyor:

"Hürmüz'deki yıkım, örneğin Irak'ın petrolünü artık daha fazla Türkiye üzerinden Akdeniz'e ve oradan dünyaya ulaştırmasını teşvik edebilir; bu durum diğer aktörler için de geçerlidir."

Kaynak: BBC

Son Dakika Dünya Ortadoğu'daki Savaş ve Türkiye'nin Cari Açığı - Son Dakika

Sizin düşünceleriniz neler ?

    SonDakika.com'da yer alan yorumlar, kullanıcıların kişisel görüşlerini yansıtır ve sondakika.com'un editöryal politikası ile örtüşmeyebilir. Yorumların hukuki sorumluluğu tamamen yazarlarına aittir.
BBC

Advertisement