(TBMM) - CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ara seçim çağrısına ilişkin olarak, "İddiam şudur: Bu ara seçim yapılacak. Yapılmasına görevi olan TBMM Başkanı da görevini yapacak, komisyon da yapacak, Genel Kurul da yapacak. ya da AK Parti ara seçimden kaçan, sandıktan korkan; Afyon'un, Kastamonu'nun, İstanbul'un, Kocaeli'nin, Hatay'ın karşısına çıkamayan, milletten kaçan korkaklar olarak tarihe geçecek. Bu ara seçim, erken seçimi getirecek. Bu ara seçim ya yapılacak ya korkaklar tarihe yazılacak. Hodri meydan" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, TBMM'de partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
"Partimize yönelik tüm saldırılara rağmen bu ülke için iyi olan her sürecin yanında olduk, olmaya devam ediyoruz. Tarihsel bir tutarlılık içinde Türkiye'nin iç barışını savunuyoruz. Silahlar sussun, terör bitsin, barış gelsin, kardeşlik gelsin istiyoruz. Sadece Türkiye'deki değil Suriye'deki, İran'daki, Irak'taki Kürtleri de kardeşimiz, akrabamız biliyoruz. Türkiye'deki Kürtler kardeşimizdir. Onun kardeşinin akrabası, sana da akrabadır. Ne Suriye'de ne İran'da ne Irak'taki Kürtlere ne savaş ne zulüm asla temenni etmiyoruz. Bu konuda doğru, kararlı, o ülkelerin toprak bütünlüklerini savunan, o ülkedeki Kürtlerin de o ülkede en iyi şartlarda yaşamasını savunan bir noktadan meseleye hep baktık, bundan sonra bakmaya devam ediyoruz. CHP, Meclis'teki komisyona girerken korkanlara, 'Girdiğimiz değil, girmediğimiz komisyondan; olduğumuz değil, olmadığımız masalardan korkun' dedik. Süreç bizi haklı çıkardı, çok önemli görev yaptı 11 arkadaşımız orada. ve ilk gün ne dediysek yani, bu süreç başladığında da şehit aileleriyle iftarda, 'Bize güvenin, sizin gözünüzün içine bakamayacak bir şey olmayacak' dedik. Süreç tamamlandı, komisyon raporu tamamlandı, aynı iftarda aynı memnuniyetleri duyduk, aynı özgüvenle konuştuk."
"Ahmet'ler göreve dönemiyor, bu pazar seçim olsa cumhurbaşkanı olacak İmamoğlu, hapiste tutuluyor"
Aradan bir yıl geçti, bir rapor yazıldı, altına herkes imza attı. O sürecin, o raporun teminatı Meclis Başkanımız Numan Kurtulmuş Bey. Beşinci, altıncı ve yedinci kısımlar; yani 'Terörsüz Türkiye' ve 'Demokratik Türkiye' kısımları. Buralarda herhangi bir adım atılmadığı gibi, hala daha bugün nihayet pek çoğunun tutukluluğu bitti ama bir yıl boşu boşuna tutuldular. Emrah Şahan aynı dosyadan tutukluydu, yedeklenerek tutuldu. Kürtlerin belediye meclislerine girmesini suç sayan 'kent uzlaşısı' soruşturmaları devam ediyor. Türkiye'de 13 belediyede kayyum var. Belediye başkanları terör soruşturması geçirdi diye üçü CHP'li; Ovacık, Şişli, Esenyurt, 10'u DEM'li, 13 belediyede kayyum var. Ahmet'ler göreve dönecekti, dönemiyor. Selahattin Demirtaş'tan Figen Yüksekdağ'a kadar birçok siyasetçi hapiste tutuluyor. Bu pazar seçim olsa cumhurbaşkanı olacak olan Ekrem İmamoğlu, bir yıldır haksız yere hapiste tutuluyor. Her gün bir seçilmiş belediye başkanımıza operasyon yapılıyor.
"Bu adamla mı yürüteceksiniz süreci"
Ve işin en kötüsü, 'Tutuksuz yargılama esastır' bu kadar netken tutuksuz yargılamanın düşmanı Adalet Bakanlığı koltuğunda oturuyor. 'Anayasa Mahkemesi (AYM) kararı herkesi bağlayıcıdır' derken bu karara uymamanın mimarı Adalet Bakanlığı koltuğunda oturuyor. ve bütün bu süreçlerde Adalet Bakanlığı demokratikleşmeyle ilgili bu süreçlerde mevcut uygulamaları hukuka uygun yapsa sorunun yüzde 60'ı çözülecekken o olmadığı gibi, adalet reformu konuşuluyor veya yargıyla ilgili bir şeyler konuşuluyor, adam diyor ki 'Hazırlığı yaptık, Külliye'ye yolladık, oradan gelene göre Meclis'e yollayacağız.' Kendinize gelin. Sayın Meclis Başkanı, AK Parti'nin Grup Başkanı, hatta Genel Başkanı bir kendinize gelin. Bu, 'Çok hukuk biliyor' dediğiniz adam, 2018 yılında Anayasa değişirken biz dedik ki 'Hükümet kanun tasarısı verir. Bu düzenlemeye göre veremez.' Dediniz ki 'Bitti o iş. Yasama, milletvekilinin tekelindedir. Münhasıran milletvekili verecektir. Asla bakanlar böyle bir şey yapmayacaktır. Bakanlar haddini aşmayacaktır.' Bugün gelmiş Bakan, en çok bu işi bilmesi gereken Bakan, kanun teklifinin milletin vekilinin görevi olduğu halde, 'Hazırladım, oraya yolladım, gelince Meclis'e yollayacağım' diyen hadsizliktedir, cahilliktedir, cahil cesareti içindedir, şımartılmıştır, milletin başına bela edilmiştir. Bu adamla mı yürüteceksiniz bu süreci?
"Bu baskı ortamını aşmak ancak demokratların birlikteliğiyle mümkündür"
Bu darbe rejimi demokrasiyi, adaleti sakat bıraktı. Çünkü biliyorlar ki adalet olsa iftiraları boşa düşecek, suçlarından kaçamayacaklar. Demokrasi olsa bir daha asla sandıktan çıkamayacaklar. O yüzden adaleti ve demokrasiyi baskılıyorlar. Bu baskı ortamını aşmak ancak demokratların birlikteliğiyle mümkündür. Bunu durduramazsak demokrasimiz buzdağına çarpacak, siyasi partiler tabela partisine dönüşecek. Eğer başaramazsak güya bir Meclis olacak ama hiçbir anlamı kalmayacak. Tasarlanmış seçimler seçilmiş rakiplerle yapılacak, seçime katılım oranı düşecek, millet sandıktan umudunu kesecek. Onun için otoriterliğin hedefi buyken panzehiri çoğulculuktur. Onun için çok olmak, birlikte olmak, dayanışma içinde olmak, hep birlikte mücadele etmek durumundayız. Herkes şunu bilsin ki Ekrem İmamoğlu'nu hedefe koyan müesses nizamın çarkına soktuğu çomaktır. Onların istediği adayla yarışmak değil, onları her seferinde yenen adayla yarışmamak için Ekrem İmamoğlu bugün Silivri'ye konmuştur. CHP'nin evinde yangın çıkarsa yangın apartmanı yakar, hepimiz komşuyuz. Ulu çınar yanarsa orman yanar. O orman yandığında geriye sadece gözyaşı kalır. Onun için sözüm dayanışmasını gösteren muhalefet partileriyle, demokratik yapılara elbet ama daha çok şu ana kadar yaşananlara 'Bana bir zararı yok' diye bir kenardan bakan ama demokrasinin ne demek olduğunu bilenlere ya da unutanlaradır. Milletin sandığa gidip iktidar değiştirmesinin adı demokrasidir, o ihtimalin adıdır demokrasi. O ihtimale savaş açanların millete savaş açtığını görmek lazım.
"Toplam 12 siyasi parti ziyareti planlanmıştır"
Ekonominin de Türkiye'nin de güvenliği demokrasiye bağlıdır. Dünyada bütün darbeler, bütün iç karışıklıklar, bütün düzensizlikler demokrasinin gerçek anlamda olmadığı ya da hiç olmadığı coğrafyalara kaymıştır. Gerçek demokrasiler keyif çatmakta ama demokratların yerini otokratların aldığı, demokrasi yerine tek adam rejimlerinin olduğu yerler karışmaktadır. O yüzden herkes bu noktada doğru bir hattı tutturmak durumundadır. Bu düşünce, bu görüşlerle Merkez Heyetimizin, partimizin aldığı bir kararla muhalefet partilerini ziyaret etmeye başladık. Dün DEM Parti'yi ziyaret ettik. Yarından itibaren cumartesi hariç, haftaya salı gününe kadar, pazar dahil toplam 12 siyasi parti ziyareti planlanmıştır. Mümkün olan en çok sayıda siyasi partiye, muhalefet partisine bu ziyaretlerimizi gerçekleştireceğiz. İran Savaşı'nı, Türkiye dış politikasında yapılan yanlışları, Trump'a teslimiyetin yarattığı zorlukları, ekonomi noktasında Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin önerilerini paylaşıyoruz.
"İddialı bir Siyasi Etik Yasası'nı öneriyoruz"
Ayrıca Siyasi Etik Yasası'nı dün Sayın Eş Genel Başkanlar ile paylaştım. Siyasi Etik Yasası önemlidir. Bugün Tuncer Bakırhan bu konuda hem tam destek hem bir çağrı yaptı. Dün ben de ifade ettim bir daha söylüyorum: Ben ve bütün siyasi partilerin genel başkanlarından başlayarak ne Cumhurbaşkanı ne Bakan ayırmadan, üst düzey bürokratları bir kenara bırakmadan Siyasi Etik Yasası'yla siyasetin finansmanı, siyasetçilerin açık mal varlıkları ve açıkça söylüyorum mal varlığımızı nasıl edindiğimizin ispatına kadar iddialı bir Siyasi Etik Yasası'nı öneriyoruz. ve önüne gelene 'hırsız', 'yolsuz' deyip 18 tapunun ID numarası ortadayken... Murat Kurum, 18'inciye söylüyorum, 'O ID'lerin bakıldığında o malın-mülkün bir dönem ya da hala Akın Gürlek'in elinde aktif ya da satılmış pasif olarak göründüğünü görmüyoruz' de de bir duyayım be adam.
"İmamoğlu'na da kendime de güveniyorum. Bakanına güvenen, kendine güvenen, mahdumuna güvenen çıksın karşımıza"
O tapu ID'leri açıkça oradadır. O mallar Akın Gürlek tarafından alınmıştır. Hala daha şimdi ispata muhtaç yeni 90 milyonluk, 80 milyonluk projeler, ailenin diğer üyelerinin üzerine kayıtlı yazlıklar, kışlıklar, çok katlılar, tek katlılar gelmektedir. Görülmemiş bir işle karşı karşıyayız. Üzerine gitmeye devam edeceğiz. Her türlü haysiyet suikastına karşı. Takvim gazetesi utanmadan 83 yaşındaki babamı yapay zekaya çizdirip oradan babama kadar saldıracak kadar; gerçi bir tane de destekçi bulamadı, rezil etti bütün o yazıyı o paylaşımı görenler. Baskıya giremediler. Ama Allah'ından bulacaklar. Şimdi çok net olarak söylüyorum: En iddialı Siyasi Etik Yasası'nı çıkaralım, ortaya her şey saçılsın, dökülsün. Eğer Ekrem İmamoğlu mal varlığında belediye yönetiminden sonra izah edemeyeceği bir kuruşu varsa, bir metrekare toprağı varsa Ekrem İmamoğlu bu ülkenin cumhurbaşkanı adaylığına layık değildir. Mevcut Cumhurbaşkanı da yüzükle başladığı siyasette kendinin ve birinci derece, ikinci derece yakınlarının Türkiye'de ve yurtdışında izah edemeyeceği bir kuruşu varsa o da bu vakitten sonra Cumhurbaşkanlığına layık değildir. Açık söylüyorum: Ekrem İmamoğlu'na da kendime de güveniyorum. Bakanına güvenen, kendine güvenen, mahdumuna güvenen çıksın karşımıza göreyim. Hodri meydan.
"Bu milletin önüne bir sandık getireceğiz"
Zira biz bu süreçlerin tamamında bu kadar saldırı olunca dedik ki 'Böyle rejim olmaz. Sen birini seçeceksin, beş yıl sonra her şeyi o seçecek, her şeyi o yapacak, hesap vermeyecek. Ne sözlü soru kalmış ne güvenoyu kalmış. Sen birini seçiyorsun, onun seçtiği Bakanın döneminde 78 kişi cayır cayır otelde yanıyor, hesabını soramıyorsun. Yeni doğmuş bebekler küvezlerde ölüyor, hesabını soramıyorsun. Her türlü yalan yanlış iş oluyor, hesabını soramıyorsun. Bu milletin önüne bir sandık getireceğiz.' Biz bunu söyledik ve dedik ki 'Siyasi partileri gezeceğiz. Meclis Başkanı'na gideceğiz. Onun yapacağı bir şey var, ondan sonra biz de bir şey yapacağız.' Hemen yandaş basın, bilgi hem eksik hem de işine öyle geldiğinden; 'CHP 22 milletvekili istifa ettirecek. Sayıyı 30'a çıkaracak. Ama Erdoğan bu seçime izin vermez.' Düşün, istifa ediyorsun istifayı kabul etmiyor, o kadar korkuyor seçimden. 'Ara seçim yaptırmaz.' Bunları tartıştılar. Biz durduk. Dün DEM'e gidince anlatacaktık, 12 kere daha anlatacağız. Dün Erdoğan çıkıyor, diyor ki 'Gündemimizde ara seçim de yok erken seçim de yok.' Daha sonra biz DEM Parti'ye gittik konuştuk, orada anlattık, şimdi de devam edecek.
"Ara seçim 1960'dan beri yapıldı. Bundan İnönü, Demirel, Ecevit, Özal, Erbakan kaçmadı; Erdoğan kaçacak"
Net bir durum var ortada. Önce bir ara seçim yapılacak mı, yapılmayacak mı görelim. O ara seçimin yapılması için 30 milletvekiline, yani yüzde 5'in boşalmış olmasına ihtiyaç, ilk 30 aydaydı. O tartışma dönemi bitti. Şimdi ara seçimin kaçınılmaz olarak yapılacağı dönemdeyiz. Son bir yıl olursa yapamayız. Bu ara seçim 1960'dan beri yapıldı. 1960'dan beri bundan İnönü kaçmadı, Demirel kaçmadı, Ecevit kaçmadı, Özal kaçmadı, Erbakan kaçmadı; Erdoğan kaçacak. Ne diyorlar? 'Ara seçim son zamanlarda yapılmıyor ya...' Yapılmıyor, zira -ilk dönemleri hariç- milletvekili seçim yılını dörde indirdiği için, o özensizlik içinde de 'İlk 30 ay yapılmaz', 'Son bir yıl yapılmaz' maddesi durduğu için arada bu kırmızı dönemde ara seçim yapılacak beş ay kalıyordu. Karar alsan, üç ayda yapsan, zaten bir manası kalmıyordu. Şimdi yine beş yıla çıktı. O kısa dönemler bitti. Şimdi ara seçimin zamanı ve bu ara seçimin yapılacağı yerler belli. Ara seçimin en geniş coğrafyada yapılmasını ister miyim, isterim. Adımlar atar mıyım, atarım. Ama sen bundan korktuğun için, yani 'Ya Özgür Özel biz ara seçime gidince İstanbul'da, Bursa'da, Aydın'da, Adana'da, Antalya'da, Adıyaman'da sandığı koyarsa, operasyon çektiğim şehirleri çok daha güçlü olarak kazanırsa, milletin darbeye tepki verdiği görülürse, bir de Türkiye'nin yüzde 70'inde birinci parti olup farkı bana sekiz puan atarsa nasıl oturacağım o koltukta' diye bakıyorsun.
Ama başka bir yere bakacağız şimdi. Şimdi, günün en keyifli yerine geldik. Anayasa Madde 78; 'TBMM üyeliklerinde boşalma olması halinde ara seçime gidilir. Ara seçim her seçim döneminde bir defa yapılır.' 'Yapılabilir' demiyor, yapılır. 'Genel seçimden 30 ay geçmedikçe ara seçime gidilemez. Ancak boşalan üyeliklerin sayısı üye tamsayısının yüzde 5'ini bulursa ara seçim üç ay içinde yapılır.' Yani o yüzde 5 ve 30, olağanüstü ara seçim hiç beklemeden. '30 kişi boşalmış parlamentodan, ne bekleyeceksin 30 ay? Hemen yap' diyor. Ama zorunlu ara seçim, dönemde bir kere ve bu üyeliklerde boşalma olduğu halinde gidilir. Sorumluluk kimin? Bütün Meclis'in. Başta Meclis Başkanı. Dün DEM Parti'ye gittik, durumu anlattık, DEM Parti dedi ki 'Ara seçim talebi meşrudur, Anayasaldır, destekliyorum.' Ara seçim iradesi ortaya çıksın, örneğin hiç seçilmeyecek yerden; Şanlıurfa'dan Mahmut Tanal ilk sabah başvurdu: 'İstifa edeyim, kararlılığımızı gösterelim.' Nereden kimin istifa ettirileceği, ettirilip ettirilmeyeceği her partinin kendi işi. MHP de belki gücünü Osmaniye'de sınamak ister, oradan istifa ettirir. Tayyip Bey en güçlü olduğu yerlerden ettirir, ettirir ya da ettirmez. Ama ara seçim yapılacak. Tayyip Bey dün ne dedi? 'Ara seçim yapmayacağım.' Anayasa diyor 'yapılır', Tayyip Bey diyor 'Yapılmaz. Ben Anayasa'ya uymayacağım.' Peki Anayasa Madde 78 mi? Bir madde geri gidiyorum. 77 ne diyor: TBMM ve Cumhurbaşkanlığı seçimleri beş yılda bir yapılır. Birinci turda gerekli oy alınamazsa ikinci oylama yapılır.' Beyefendi, sen Anayasa burada 'yapılır' deyince 'yapmayacağım' diyorsan, burada 'yapılır' deyince beş yıl sonunda o seçimler nasıl olacak? 'Beş yılda bir yapılır' denen Cumhurbaşkanlığı seçimi yapılacak, milletvekilliği seçimi yapılacak; orada şüphe yok, burada mı şüphe var? Burada şüphe yok.
Buradan bütün basın mensuplarına söylüyorum, bilhassa havuz medyasına söylüyorum: Tartışacaksanız doğru yerden tartışın. Anayasa'da 'yapılır' denen bir seçim Cumhurbaşkanı korkuyor diye, Tayyip Bey 'Kastamonu'da belediye gitti, şimdi ikinci bir yenilgi' diye, 'Afyon'da CHP yüzde 50 oy aldı, nasıl gideyim seçime' diye, 'Hatay'da seçilmiş adam var. Onu getirip yemin mi ettireceğiz, bir daha seçime mi sokturacağız? 'Bir daha gireceğim' derse 'Aday olamazsın, vekilsin' mi diyeceğiz, seçime sokmazsak nasıl getireceğiz?' Yaşar ne yaşar ne yaşamaz mı diyeceğiz Can Atalay'a mesela? Bu soruların cevabını, bu ülkeyi yönetenler veremez hale gelmiş. Murat Kurum istifa etti İstanbul 1, Sırrı Süreyya rahmetli oldu İstanbul 1. İstanbul 1 diyor ki 'Boşalan ikinin yerine milletvekili getir. Benim milletimin vekilini getir.' Soruyorum: Tunceli'de bir milletvekili var, boşalsa 90 gün sonra seçim, boş kalamaz çünkü seçen seçmiş. Artvin'de iki var, boşalsa seçmenin yarısının seçtiği yok, senin keyfine nasıl kalabilir? Geçmiş dönemde kısaltıp da kendi yaptığın yanlıştan yapılamayan ara seçimi, bu dönemde kaçıramazsın.
"Bu ara seçim ya yapılacak ya korkaklar tarihe yazılacak"
Buradan iddiam şudur: Bu ara seçim yapılacak. Yapılmasına görevi olan TBMM Başkanı da görevini yapacak, komisyon da yapacak, Genel Kurul da yapacak. ya da AK Parti ara seçimden kaçan, sandıktan korkan, Afyon'un, Kastamonu'nun, İstanbul'un, Kocaeli'nin, Hatay'ın karşısına çıkamayan, milletten kaçan korkaklar olarak tarihe geçecek. Hodri meydan. Haydi bakalım. Bu ara seçim, bu ara seçim erken seçimi getirecek. Bu ara seçim ya yapılacak ya korkaklar tarihe yazılacak. Hodri meydan."
Son Dakika › Güncel › CHP Grup Toplantısı... Özgür Özel: 'Bu Ara Seçim ya Yapılacak ya Korkaklar Tarihe Yazılacak' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?