Haber: Hakan KAYA-KAMERA: Umut Emre GÖKBULUT
(İSTANBUL)- CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın 'Demokrasi ve Özgürlük Yürüyüşü'ne binlerce kişi katıldı. "Kayyımlar gidecek biz kalacağız" sloganları atılan yürüyüşte CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, "Bir iktidar ne zaman milletle kavga eder hale gelmişse o iktidarın sonu gelmiştir demektir. Bu iktidar da milletle kavga etmeye başlamıştır. Sandık günü geldiğinde bu millet bu iktidarı bir demokrasi tokadıyla gönderecektir." dedi.
CHP İstanbul İl Başkanlığı, Şişli'de kayyumlara karşı 'Demokrasi ve Özgürlük Yürüyüşü' gerçekleştirdi. Şişli Atatürk Müzesi önünde binlerce kişinin katıldığı yürüyüşte "Şişli uyuma iradene sahip çık", "Kayyımlar gidecek biz kalacağız" sloganları atıldı.
Yürüyüşe, CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, Esenyurt'un CHP'li seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer, Ovacık'ın CHP'li seçilmiş Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, Parti Meclis Üyeleri, Baran Seyhan, Tolga Sağ, CHP İstanbul İl Kadın Kolları Başkanı Hatice Selli Dursun ve CHP ilçe örgüt yöneticileri ve çok sayıda partili katıldı. Yürüyüş kayyum yönetimindeki Şişli Belediye Binası önünde son buldu.
Burada ilk olarak tutuklu bulunan Şişli'nin seçilmiş belediye başkanı Resul Emrah Şahan'ın gönderdiği mesaj okundu. Mesajda Şahan kendilerini yalnız bırakmayan herkese selamlarını ileterek şu ifadeleri kullandı:
"Beni Şişli'den, sizlerden ve birlikte kurduğumuz halkçı ve demokratik belediyecilik anlayışından koparmaya çalışıyorlar. Ama ben bugün hala Şişli'deyim. Kurtuluş'tayım, Okmeydanı'ndayım, Paşa'dayım, Kuştepe'deyim, Halide Edip'teyim, Feriköy'deyim, Teşvikiye'deyim. Şişli'nin sesini duyuyorum. ve inanıyorum ki sizler de Silivri'nin duvarlarını aşan bu dayanışmayı hissediyorsunuz. Bir Cumhuriyet kenti olan Şişli'nin hafızasına da vicdanına da kazınacak günlerden geçiyoruz. Bugün gerçekleştirdiğiniz Demokrasi ve Özgürlük Yürüyüşü bu yüzden çok kıymetli."
Çünkü bugün Şişli'de yürüyenler yalnızca belediye başkanlarına sahip çıkmıyor. Halkımızın oyuna, Cumhuriyet'in temel ilkelerine, sandığın iradesine ve anlamına sahip çıkıyor. Daha dün, Şişli'ye yeni bir kayyum atandı. Hatta bir adım öteye gidildi, Türkiye siyasal tarihinde ilk kez bir kayyuma, kayyum atandı! Bakın, bunu sıradan bir görev değişimi gibi anlatmaya çalışacaklar. Bir memur gitmiş, başka bir memur gelmiş gibi davranacaklar. 1 Oysa hepimiz gerçeği biliyoruz. Şişli'de yaşanan şey basit bir 'idari' tercih değil; halk iradesinin tamamen tasfiye edilmesidir. Seçimle gelen herkesi Şişli'nin yönetiminden silinmek istenmesidir! Halkın oyuyla seçilmiş belediye başkanı tutsak edildi, belediye meclisi devre dışı bırakıldı, Şişli'nin iradesine kayyum atandı. Şimdi ise bu haksız düzen değil, kayyum değişiyor. Artık mesele, geçici bir uygulama değil. Dertleri belli: Kayyum düzenini normalleştirilmek, bu düzeni kurumsallaştırmak! Şişli halkının emaneti olan makamlar, halk adına değil siyasi biat için dağıtılıyor.
Seçilmişlerin yerine atanmışların geçirildiği, halkın kararının değersizleştirildiği bir düzen inşa edilmek isteniyor. Biz buna itiraz ediyoruz. Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi'nin, Cumhuriyet'in ve bu ülkenin demokrasi birikiminin bize öğrettiği çok temel bir gerçek var: Egemenlik, kayıtsız şartsız milletindir. Değerli komşularım, yol arkadaşlarım Birkaç gün sonra 19 Mayıs'ı kutlayacağız. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Samsun'a çıkarak Milli Mücadele'yi başlattığı günü… Bu ülkenin kaderini değiştiren o büyük yürüyüşü… Unutmayın, o mücadeleye hazırlanan Gazi Mustafa Kemal'in en önemli duraklarından biri Şişli'ydi. Milli Mücadele'nin planları bu ilçede yapıldı. Harbiye'de yetişen genç bir subay, bu ülkenin bağımsızlık fikrini burada büyüttü. Cumhuriyet'in yolu bu sokaklardan geçti. O yüzden Şişli, yalnızca bir ilçe değildir; Cumhuriyet fikrinin hafızasıdır.
Şimdi soruyorum: Millet egemenliği üzerine kurulmuş bir Cumhuriyet'te, 10 kişiden 7'sinin seçtiği bir belediye başkanının yerine atanmışların geçirilmesini bu ülkenin hangi vicdanı kabul edebilir? 2 Bakın mesele yalnızca Şişli değildir. Türkiye'de yıllardır halkın sandıkta kurduğu iradeyi tanımayan bir anlayış, seçimle kazanamadığı yerleri kayyum siyasetiyle yönetmeye çalışıyor. Bugün Şişli'de yaşanan da budur. Demokratik bir düzende esas olan halkın iradesidir. Eğer bir belediye başkanı görev yapamayacak durumdaysa, belediyeyi yönetecek kişi yine halkın seçtiği meclis üyeleri arasından belirlenir. Ama kayyum anlayışı tam da bunu ortadan kaldırmaya çalışıyor. Hele ki Türkiye yeniden barışı, demokrasiyi ve toplumsal uzlaşıyı konuşurken, kayyum anlayışında ısrar edilmesi bu ülkeye kaybettirir. Ama ne yaparlarsa yapsınlar, Şişli halkının 31 Mart 2024'te ortaya koyduğu iradeyi silemeyecekler. Çünkü o gün insanlar yalnızca bir belediye başkanı seçmedi; nasıl bir Şişli'de yaşamak istediklerini de ortaya koydu.
Biz 31 Mart seçimlerinde yalnızca bir seçim kazanmadık. Şişli'de yaşayan milyonlara, farklı kimliklere, farklı siyasi görüşlere rağmen birlikte yaşamanın mümkün olduğunu gösterdik. İnsanlar bize parti rozeti taşıdığımız için değil; adil, şeffaf ve halkçı bir belediyecilik sözü verdiğimiz için destek oldu. ve biz o güveni boşa çıkarmadık. Görevde olduğumuz 350 gün içinde 150 projeyi hayata geçirdik. Bu kentte dayanışmayı, sosyal adaleti ve eşitlik temelli hizmetleri büyüttük. Gençlere alanlar yarattık. Kadın dayanışmasını büyüttük. Sosyal destekleri artırdık. Kültür-sanat etkinliklerini mahallelere taşıdık. Çünkü biz bu kenti, birilerinin rant hesabıyla değil; kamusal sorumlulukla, vicdanla ve halkın hakkını koruma iradesiyle yönettik.
Bunun ne anlama geldiğini ise belki de en iyi, ben Silivri'deyken belediyemizin yanı başında yükselmeye başlayan o inşaat anlatıyor. Bugün içeride olmamın gerçek nedeni de budur. Onlar hizmet eden bir belediyeden değil; itaat eden bir düzenden yana oldular. Bu meydandan özellikle Şişli Belediyesi'nin emekçilerine seslenmek istiyorum. Şişli'yi ayakta tutan şey makam odaları değil; sabah erkenden işine gelen emekçilerin alın teridir. Kreşte çocuklara bakan emekçidir. Sokakta çalışan işçidir. Yaklaşık 14 aydır 3 büyük bir baskı altında çalışıyorsunuz. Önce birlikte üreten bir belediyenin parçası oldunuz, şimdi ise kayyum anlayışının yarattığı baskıyla, siyasi mobingle ve güvencesizlik hissiyle karşı karşıyasınız. Ama bilin ki verdiğiniz emeğin, gösterdiğiniz onurun farkındayım. Burada toplanan Şişli'nin vicdanı da bunun farkında. Bu düzeni hep birlikte yeneceğiz!
Sevgili komşularım, Bugün burada attığınız her adım tarihe yazılıyor. Çünkü halkın iradesine sahip çıkmak yalnızca bugünün değil, yarının da meselesidir. Kimse moralini bozmasın. Kimse kendisini yalnız hissetmesin. Bu ülkenin tarihinde halkın iradesinin karşısına kurulan hiçbir düzen kalıcı olmadı. Çünkü bu topraklar, yüzyıldır kendi sözüne, kendi oyuna, memleketin geleceğine her koşulda sahip çıkar. Biz yine buluşacağız. Yine Şişli sokaklarında yan yana yürüyeceğiz. Yarım bırakılmak istenen her şeyi tamamlayacağız. ve o gün geldiğinde, bu karanlık dönemi değil; dayanışmayı, cesareti ve halkın iradesine sahip çıkanları hatırlayacağız. Silivri'den sevgiyle, mücadeleyle ve umutla."
Resul Emrah Şahan'ın mektubunun okunmasının ardından kürsüye Esenyurt'un CHP'li seçilmiş Belediye Başkanı Ahmet Özer çıktı.
20 den fazla belediye başkanın tutuklu bulunduğunun altını çizen Özer kürsüden çağrıda bulunarak şöyle konuştu:
"Tutuklu bulunan arkadaşlarımız tutuksuz yargılansın. 20'nci yüzyılda uzayda insanlığın mekan tuttuğu bir dönemde Esenyurt'a, İstanbul'un kalbi Şişli'ye, Ovacık'a ve 10 tane Doğu ve Güneydoğu'daki belediyeye kayyum atamak demokrasi ayıbıdır. Bu ayıptan kurtulalım. Kayyumlara son verelim. Hasta tutuklular ve hükümlüler var. Onları serbest bırakalım. Bu siyasi değil, insani ve vicdani bir durumdur. AYM ve AHİM kararlarını uygulayalım. Selahattin Demirtaş serbest kalsın. Osman Kavala, Can Atalay, Tayfun Kahraman bunların zaten yasalarla serbest kalmaları gerekiyor. Ülkenin yarısını öteleyerek barış sağlayamayız."
"Cumhuriyet Halk Partisi'ne yapılan bu operasyonların artık durması gerekir." diyen Özer, "Artık adil yargılama istiyoruz. Hz. Ali'nin çok sevdiğim bir sözü var. Diyor ki; 'Devletin dini adalettir. Adalet zaafa uğrarsa devlet zaafa uğrar' ve diyor, 'Haksızlığın karşısında susan sadece hakkını değil, şerefini de kaybeder' Biz şerefli varlıklarız. Hakkımızı da, şerefimizi de korumak istiyoruz. Kamu düzenin sağlanabilmesi için toplumsal huzur için bunlar gereklidir. Biliyorum zor bir zamandan geçiyoruz ama inanın ki özgürlük ve demokrasi mücadelesi bir insanın en onurlu mücadelesidir. Siz bugün o onuru yaşıyorsunuz." ifadelerini kullandı."
Son olarak kürsüye CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik çıktı.Her yeni doğan güne bir operasyonla uyandıklarını söyleyen Çelik, 1,5 yıldır İstanbul sokaklarında kesintisiz büyük bir direniş sergilediklerini belirtti.
Kürsüden, Şişli'nin CHP'li seçilmiş Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan'a, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve tüm tutsak yol arkadaşlarına selam yollayan Çelik, Türkiye'de toplam 13 ilde 2024 seçimlerinde başarılı olan seçilen belediye başkanlarının yerine kayyumlar atadılar. O kayyumlar anti demokratik uygulamalarla ilçeleri yönetiyor. Ancak bir şey daha yaptılar. Kayyum atadıkları yerlerde meclis üyelerini de işlevsiz hale getirdiler. Meclisler toplanmıyor. Meclisler belediye çalışmalarını yürütemiyor. Ancak hem Şişli'de hem Esenyurt'ta meclis üyelerimiz sahada, sokakta, yurttaşlarımızla birlikte güçlü bir mücadele veriyorlar" dedi.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin bugüne kadar görülmemiş bir biçimde kesintisiz bir direnişin ve mücadelenin içerisinde olduğuna dikkat çeken Çelik, "Bu aşamadan itibaren mücadelemizi başka bir boyuta taşıyoruz. İstanbul İl Başkanlığı olarak, ilçelerimizde, sandık görevlilerimizle sahada olacağız. İlçe başkanlıklarımız sahada olacak. Hem partimize yeni üyeler kazandıracağız hem de çarşıda, pazarda, sokakta vatandaşla buluşacaklar. Biz de İstanbul İl Başkanılığı olarak her pazartesi, salı günü Silivri'de kumpas davalarını takip etmiş olacağız. Her çarşamba günü İstanbul'un operasyon yapılmış bir ilçesinde yürüyüş gerçekleştireceğiz. Bugün kayyuma karşı yürüdük, önümüzdeki hafta demokrasi ve özgürlük yürüyüşleri başlığı altında tutuksuz yargılama haktır diye yürüyeceğiz, tutuksuz yargılama esastır diye yürüyeceğiz. ve her perşembe cuma günü pazarda emeklilerle, esnaflarla buluşacağız" diye konuştu.
Çelik, "Adalet, özgürlük ve demokrasi mücadelesi ekmek mücadelesiyle bir bütündür. İstanbul'un dört bir yanında Türkiye'de genel başkanımız Özgür Özel ile adaletin mücadelesini, özgürlüğün mücadelesini, ekmeğin mücadelesini kararlı bir biçimde vermeye devam edeceğiz." diye konuştu.
Kayyumların CHP'li belediyelere neden atadıklarını da anlatan Çelik, "Ne yapmaya çalışıyorlar? Sandıkta kazanamadık, transferlerle, tehditle, şantajla, meclis çoğunluğuyla, meclis üyesi transferleriyle sandıkta kaybettikleri belediyelere yargı eliyle çökmeye çalışıyorlar" dedi.
Çelik, Şişli'nin seçilmiş Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan tarihi bir oy farkıyla belediye başkanı seçildiğini hatırlatarak, "Resul Emrah Şahan'ı önce bizim adına İstanbul İttifakı dediğimiz, başka siyasi partilerin adına Kent Uzlaşısı dediği bir soruşturmayla gözaltına alıp tutukladılar. O tutuklama metnine öyle bir cümle yazdılar ki, 'Kürtlerin batıda seçim kazanamayacak olsalar bile belediye meclis listelerine yazılarak yerel yönetimlerde söz sahibi yapılması..' Bu kadar ırkçı, bu kadar faşizan bir yaklaşım olamaz. 86 milyon yurttaş, birlik ve beraberlik içerisinde yaşayan bir milletiz. Ne demektir ki batı illerinde Kürtlerin belediye meclislerine sokularak söz sahibi yapılması. Bu işte asıl bölücülük budur. Bu toplumu ortadan ikiye bölmek bu anlayışla olur. Baktılar ki buralardan bir şey çıkartamadılar 2025 yılının Eylül ayında yedek bir tutuklamayla Emrah Şahan'ı bir kez daha tutukladılar. ve halen o kayyum orada oturuyor."
Resul Emrah Şahan'nın 350 günde 150 projeyi hayata geçirdiğinin altını çizen Çelik, "Çocuk kreşleri açtı. Öğrencilere destekler sundu. Üniversite öğrencilerine burs verdi. İlkokul, ortaokul öğrencilerinin beslenme çantalarını doldurdu. Şişli'de plazalarla gecekondular arasına sıkışmış ve rant alanı olarak görülen bir yerde Şişli'nin yeniden imar planlarını çıkarttığı, kentsel dönüşüm adımlarını başlattığı, buralarda ücretsiz ring seferleri başlattığı, insanların ulaşım imkanlarına ulaşmasını sağladı. Kadınlarla, gençler ve çocuklarla ilgili çok önemli çalışmalar yaptı. Gelen kayyum ne yaptı? O projelerin bir bölümünü durdurdu ve buradaki sosyal destekleri yüzde 50 oranında azalttı. Kayyumlar burada halkın hizmet almasını engelliyorlarmış" dedi.
Çelik sözlerini şöyle sonlandırdı:
"Bir iktidar ne zaman milletle kavga eder hale gelmişse o iktidarın sonu gelmiştir demektir. Bu iktidar da milletle kavga etmeye başlamıştır. Sandık günü geldiğinde bu millet bu iktidarı bir demokrasi tokadıyla gönderecektir."
Son Dakika › Güncel › CHP İstanbul Örgütü'nden Kayyumlara Karşı 'Demokrasi ve Özgürlük Yürüyüşü' - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?