Karadeniz'de ani dere taşkınları 'erken uyarı sistemi' ile öğrenilecek
Karadeniz Bölgesi'nde sellere neden olan ani taşkınların önüne geçebilmek için dere yataklarına 'erken uyarı sistemi' kurulması amacıyla çalışma başlatıldı. Bu amaçla pilot bölge seçilen Trabzon ve Rize'deki 2 dereye 'erken uyarı sitemi' yerleştirildi. Sistem ultrasonik sensörün uyarı göndermesi ile ani su yükselmelerini anında bildirecek, ekipler de o alanlara hızla müdahale edecek. Devlet Su İşleri Trabzon 22'nci Bölge Müdür Vekili Dr. Emre Akçalı, "Bu sisteme geçildikten sonra derelerimiz çok daha güvenli hale gelecek" dedi.
Karadeniz'de son 40 yıldır haziran ayı ortalaması 19 derece civarında olan deniz suyu sıcaklığının bu yıl aniden 26 dereceye yükselmesiyle ısınan suyun, yükselerek atmosferin dengesini bozduğu, oluşan lokal şiddetli yağışlarla birlikte de can ile mal kayıplarına neden olan sel ve heyelanları tetiklediği belirlendi. Bu tespit üzerine harekete geçen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Karadeniz Bölgesi'ndeki 6 ili kapsayan 15 maddelik 'İklim Değişikliği Eylem Planı'nı açıkladı. Ardından da Tarım ve Orman Bakanlığı, sel ve taşkın olaylarına neden olan derelerdeki ani su yükselmelerinin erken haber alınmasına yönelik proje geliştirdi.
Projeyle, Devlet Su İşleri'nce (DSİ) dere yataklarına erken uyarı sistemi kurulması planlandı. Bu amaçla pilot il seçilen Trabzon'daki Fol Deresi ile Rize'deki Gündoğdu Deresi'ne erken uyarı sistemi yerleştirildi. Sel baskınları ve taşkınlara karşı daha hızlı tedbir alınması amacını taşıyan erken uyarı sistemi, ultrasonik sensörün uyarı göndermesi ile ani su yükselmelerini anında bildirecek, ekipler de o alanlara hızla müdahale edecek. AFAD ekipleri ve iş makinelerinin sevk edileceği alanın tehlike halinde tahliyesi sağlanacak.
'DEREDE ANİ SU YÜKSELMELERİNİ SİSTEM HABER VERECEK'
DSİ Trabzon Bölge Müdür Vekili Dr. Emre Akçalı, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin Türkiye'de en çok yağış alan ve en çok taşkınların yaşandığı bölge olduğunu söyledi. Taşkınlara karşı koruma tesisleri ile rüsubat kontrol testleri yaptıklarını anlatan Akçalı, bir adım daha ileri geçerek erken uyarı sistemini de hayata geçirmeyi planladıklarını söyledi. Bakanlığın ve genel müdürlüklerinin projeye büyük destek verdiğini söyleyen Akçalı, "Dere yataklarının memba kısmına yani şehir girişlerine su seviyesini ölçecek ani yükselmeleri belirleyecek sistemler kuracağız. Bunlar ultrasonik sensörlü sistemler. Derelerde ani yükselmeleri sistem bize iletecek. Biz de gerekli tedbirleri alarak iş makineleriyle seddeleme tedbirleri hayata geçireceğiz. AFAD ve ilgili kurumlarla irtibata geçerek, gerekirse o yerleşim yerlerinin boşaltılması anlamında bir çalışma yürüteceğiz. Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz zaten yağışı uyarıları veriyor. Hem radarlardan, hem otomatik meteoroloji gözlem istasyonlarından hem de uydudan yararlanıyorlar. Ancak biz bunu bir adım ileriye götürmek istiyoruz. Bu sayede çok daha etkili bir taşkın koruma yöntemi getirmiş olacağız" dedi.
'DERELER ÇOK DAHA GÜVENLİ OLACAK'
Bölgede 74 bin dere yatağı olduğunu belirten Akçalı, sözlerinişöyle sürdürdü: "Bu derelerin her birinin tehlike sınırı farklı. Kimisinde taşmaya 50 santim kala alarm verilecek, kiminde 1 metre kala. Bu sistemi derelerimizde geliştirmeyi planlıyoruz. Trabzon'un Vakfıkebir ilçemizde ilk istasyonu geçen ay kurduk. Bu ayda Rize Gündoğdu ikinci istasyonumuzu kurduk. Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Dr. Bekir Pakdemirli ve Devlet Su İşleri Genel Müdürü Sayın Mevlüt Aydın tüm derelere bu sistemin yaygınlaştırılması konusunda büyük destek veriyorlar. Bu sistem geçtikten sonra derelerimiz çok daha güvenli bir hale gelecek. Vakfıkebir'deki ilk istasyonumuzda bir ay içinde çok ciddi bir taşkın olmadı, 50 santimlik su seviyesi artışları oldu. Bu seviyeleri sistem anında bize iletiyor. Hem sms hem bilgisayarlarla bunları takip ediyoruz ve riskli bir durum olduğunda ilgili birimlere iletiyoruz. Bu iki yerde kurduğumuz sistemleri yaklaşık 2 ay kadar gözlemleyeceğiz. Her iki dere üzerinde de farklı sistemler var. Hangisinin daha etkili olduğuna karar vereceğiz. DSİ olarak araştırma-geliştirme çalışması ile kendimiz de bir sistem geliştirmeye çalışıyoruz. Bunun denemelerini tamamladıktan sonra bölgemizde yaygınlaştırmayı planlıyoruz."'TAŞKIN MÜZESİ KURACAĞIZ'Doğu Karadeniz Bölgesi'nde çok fazla görülen rüsubat hareketlerinin taşkınlara neden olduğunu ifade eden Akçalı, "Bu malzemeler geliyor, köprüleri ve menfezleri tıkıyor. Bunları önlemek adına da geçirgen bentlerle ilgili çalışmalar yapıyoruz. Halkı bilinçlendirmek adına da çalışmalar yapıyoruz. Çünkü derelerimizde insan müdahalesi çok fazla. Bunlar da ilave taşkına neden oluyor. Halkımızı bilinçlendirmek için taşkın müzesi çalışmamız var. Herkesi bilinçlendirip taşkına neden olmama anlamında bir katkı sağlamak istiyoruz. Müze ile ilk amacımız taşkına nasıl sebep olduğunuzu öğreteceğiz. İnteraktif maketler olacak, geçmiş taşkın görüntüleri, taşkın anında yapılması gerekenler ne şekilde davranılması gerektiğini gösteren modeller, hidrolik model deneyi, üç boyutlu simülasyon merkezi olacak. Bu tür yapılarımız müze içerisinde çok etkili şekilde fayda sağlayacaktır" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
Erken uyarı sistemi detayları
Sistemin bilgisayardan alarm vermesi
DSİ Bölge Müdür Vekili Emre Akçalı ile röp.
Muhabir anonsu (Arzu ERBAŞ)
Dere yatakları detayları
Drone ile taşkın alanı detayları
Taşkınlardan detay
Haber: Arzu ERBAŞ - Kamera: Mehmet Can PEÇE RİZE-DHA
===============================Reyhan öğretmen, görmeyen öğrencisine ışık oldu
Hakkari'nin Şemdinli ilçesine bağlı Güzelkonak köyündeki Yatılı Bölge Ortaokulu'nda resim öğretmeni olarak görev yapan Reyhan Karaçavuş, görme engelli olan öğrencisi Kayser Taş'ın (11) karanlık dünyasını aydınlatıyor. 6'ncı sınıf öğrencisi Kayser Taş'a, Braille Alfabesi'yle ders vererek, eğitimine destek olan Karaçavuş, bir taraftan da hayatını kolaylaştırmak için bastonla yürümeyi, saçlarını tarayıp toplamasını ve yemek yapmasını öğretti.
Şemdinli ilçesine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Yufkalı köyünde, 2'si kendisi gibi görme engelli 5 kardeşi ile birlikte yaşayan Kayser, her gün taşımalı eğitimle köylerine 5 kilometre uzaklıkta bulunan Güzelkonak Yatılı Bölge Ortaokulu'na geliyor. Anne ve babası akraba evliliği yapan 6'ncı sınıf öğrencisi Kayser, gösterdiği çaba ve derslerindeki başarısı ile herkes tarafından seviliyor. En büyük desteği ise 1 yıl önce İstanbul'dan Şemdinli'ye gelen resim öğretmeni Reyhan Karaçavuş'tan alıyor. Kayser, karanlık dünyasına ışık olan öğretmeniyle yaşadığı dostluğun mutluluğunu yaşarken, idealist öğretmen Karaçavuş, bu diyaloğun daha önce görme engellilere yönelik aldığı eğitimlerden kaynaklandığını söyledi. Kayser'in ilk dersine girdiğinde ona yardım edebileceğini hissetiğini anlatan Karaçavuş, dersler de Braille Alfabesi'yle başladığını anlattı.
'İLK TANIŞMA İÇ AÇICI DEĞİLDİ'
Kayser'in içinde bulunduğu durumundan dolayı daha önce hiçbir şey öğrenemediğini, bildiklerinin ise sadece öğretmenlerinden duyduklarından ibaret olduğunu ifade eden Karaçavuş, bunun üzerine okul idaresi ile görüşüp Kayser'le özel olarak ilgilenmeye başladığını kaydetti. Kısa zamnda çok yol aldıklarını belirten Karaçavuş, "İzin verilmesi üzerine ve gönüllü olarak hafta sonları evde derslerimize başladık. Tabi bunun öncesi var. Kayser'le ilk tanışmamız çok da iç acı değildi. Ben görsel sanatlar öğretmeniyim ve bununla birlikte Kayser bana 'Bütün öğretmenler bana bir şeyler öğretiyor. Ama sen bana bir şey öğretmiyorsun benim eksiklerimi çok fazla yüzüme vuruyorsun' demişti. Bu da benim çok zoruma gitmişti. Kayser için bir şeyler yapmalıydım ve yapmaya başladım. Hafta sonları evde derslere başladık. ve adım adım ilerledik" dedi.
ÖĞRENDRİKÇE ÖZGÜRLEŞİYOR
Karaçavuş, bu yıl Kayser'e bastonla yürümeyi, saçlarını tarayıp toplamasını ve yemek yapmayı öğrettiğini, Kayser'in ise öğrendikçe özgürleştiğini belirterek, "Kayser'in kendisini tamamen idame etmesini istiyorum. Kayser'e gerek yemek yapabilme, saçlarını toplama, tırnaklarını kesebilme, ayakkabı bağcıklarını bağlayabilme gibi gündelik işleri de öğretmeye başladım. Kayser, bana öğrendikçe 'Kendimi daha özgür hissediyorum' demişti. Bunlar benim Kayser'e kattıklarım. Bunların dışında Kayser'in de bana öğrettikleri var. Umudu, umutla sarılmayı, hayata devam etmeyi ve sürekli olarak yılmadan öğrenmeyi bana Kayser öğretti. Biz yetişkinler, çocuklardan çok şey öğreniyoruz. Aldığım duyumlar da beni çok mutlu ediyor. Benim insanlara söylemek istediğim ise şu; elinizi taşın altına koymaktan korkmayınız. Çekinmeden, usanmadan, yılmadan, üşenmeden iyiliğe devam etmeliyiz ve biz iyiliğe devam ettikçe arkamızda kitleler oluşacaktır. Bununla birlikte iyilik yayılacak ve çoğalacaktır. ve dünya daha güzel bir hale gelecektir" diye konuştu.
ÖĞRETMEN OLMAK İSTİYOR
Kardeşleri 2 yaşındaki Mevlana ile 14 yaşındaki ablası Kevser'in de kendisi gibi görme engelli olduğunu anlatan Kayser ise okuyup, öğretmen olmak istiyor. Kayser, "Eskiden arkadaşlarımdan bana hikaye okumalarını istiyordum. Şimdi kimseden hikaye okumalarını istemiyorum. Kendim okuyorum, çok özgürüm, Reyhan hocama teşekkür ediyorum. İnşallah benim de bir mesleğim olur. Benim gibi görme engelli kardeşime yardım etmek istiyorum. Hayata geç başlamasın ve hiç ağlamasın. Evde elinden tutuyorum yürütüyorum. O da bana güvenerek rahat rahat yürüyebliyor. Kardeşim 5 yaşına gelmeden ona okumayı ve bastonla yürümeyi öğreteceğim. Bazen de kardeşimi güldürüyorum" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Okuldan detay
-Kayser'in okul bahçesindeki oturaklara oturması
-Kayser den detay
-Arkadaşları tarafından elinden tutulması
-Bastonuyla yürümesi
-Okul merdivenlerinden tek başına yürümesi
-Sınıfa girmesi
-Ders dinlemesi
-Şarkı söylemesi
-Sınıftan genel detaylar
-Reyhan öğretmenin ders vermesi
-Kayser'in parmaklarıyla Braille alfabesini okuması
-Kayser ile röportaj
-Resim Öğretmeni Reyhan Karaçavuş ile röportaj
-Genel detaylar
Yaşar KAPLAN/ŞEMDİNLİ (Hakkari), -===============================
O okulda özel öğrenciler derste Aksaray'da Mehmetçik İlkokulu'nda diğer öğrencilerin velileri tarafından sınıflarının kapatılmasını istediği öne sürülen özel eğitim öğrencileri, bu sabah da okula gelerek, derslerine girdi. Milli Eğitim Bakanlığı, konunun incelenmesi için müfettiş görevlendirirken, TBMM Down Sendromu, Otizm ve Diğer Gelişim Bozukluklarının Yaygınlığının Tespiti Araştırma Komisyonu'nun da pazartesi günü okulda inceleme yapacağı belirtildi.
Mehmetçik İlkokulu'nda, 42'si özel eğitim öğrencisi olmak üzere toplam 334 öğrenci eğitim görüyor. Aralarında otizmli öğrencilerin de bulunduğu 42 özel eğitim öğrencisinin, iddiaya göre diğer öğrencilerin velileri tarafından sınıflarının kapatılıp, başka okula gönderilmesi istendi. Özel eğitim öğrenci velileri de buna tepki gösterdi. Veliler arasında yaşanan tartışmalar da cep telefonu kameralarına kaydedilerek, sosyal medyada paylaşıldı.
Bunun üzerine soruşturma başlatan Milli Eğitim Bakanlığı tarafından müfettiş görevlendirildi. İnceleme başlatan Aksaray Valiliği de, özel eğitimli öğrencilerin 5 yıldır okullarında öğrenim gördüklerini ve görmeye devam edeceklerini açıkladı. Olası bir olayın çıkmasına karşın okulda polis görevlendirildi. İki gündür yaşanan gerginliğin ardından özel eğitimli öğrenciler de diğer öğrenciler gibi bugün okullarına devam etti. Okulda yaşanan tatsızlıktan üzüntü duyduğunu belirten öğrenci velisi Yasemin Kal, "Okulumuz kaç yıllık okul. Bir olay yaşanmadı. Bu olay yaşanınca veliler de tepki gösterdi. Otizmlilerin itilip, kakılması gibi bir durum yok. Niye yapalım biz de anneyiz" dedi.
'OKUL HEPİMİZE YETER'
Özel eğitimli öğrenci velilerinin kendi çocuklarını istemediklerini öne süren Kal, "Çocukları istemiyorlar. Sınıf bizim olsun, sizin maddi durumunuz iyi, siz çocuklarınızı başka bir yere servis edin diyorlar. O gün de arkadaşlarla geldik, valiyi bekledik. Otizmli öğrenciler daha önce arka kapıdan girmiyorlardı. Önceden hep buradan girerlerdi. Okulun bahçesinde oynuyorlardı. Sorun yoktu. Okul hepimize yeter. Niye biz iteleyelim, kakalım. Onlar da çocuk, aile. Benim otizmli çocuğum yok ama üzülüyorum. Böyle olmasını istemiyorum. Onların da bizim de gönlümüz olsun. Kimse üzülmesin."
Otizmli öğrenci annesi Dilber Bolakar, "Veliler istemiyor, şikayet var. Biz de buradan gitmek istemiyoruz. İnşallah da gitmeyiz" dedi.
Görüntü Dökümü ---------------------Öğrencilerin okullarına gelmesi Öğrenci ve okuldan detayVeliler röp.Haber- Kamera: Erkan ALTUNTAŞ AKSARAY DHA))========================
Yürüteçli köpeğe bedensel engelli Mustafa, en iyi dost oldu İzmir'de öğretmenlik yapan Mehmet Tanrıverdi, öğrencileri ile birlikte bir proje başlatarak, oyuncak tekerleklerden yaptığı protez yürüteç ile bir kazada bacağını kaybeden köpeğe umut oldu. Tanrıverdi'nin, doğuştan bedensel engelli birinci sınıf öğrencisi Mustafa ise 'Fıstık' adını verdikleri köpekle özel bir bağ kurarak, ona dost oldu.
İzmir'in Güzelbahçe ilçesindeki Ali Bayırlar İlkokulu'nda sınıf öğretmenliği yapan Mehmet Tanrıverdi, 6 yıl önce trafikte önündeki aracın bir sokak köpeğine çarptığını görünce köpeği veterinere götürdü. Veterinerin, köpeğin bacaklarının kırıldığını söylemesi üzerine onu sahiplendiren Tanrıverdi, bu olaydan çok etkilendi. Türkiye'de ve Almanya'da yürüteç yapan firmaları araştıran duyarlı öğretmen, fiyatların çok yüksek olduğunu fark edince yürüteçleri kendi yapmaya karar verdi. Tanrıverdi, öğretmenlik yaptığı birinci sınıf öğrencilerini de projeye dahil ederek, onlarda hayvan sevgisi yaratmayı amaçladı. Minik öğrenciler, evlerindeki oyuncaklarının tekerleklerini getirdi, Mehmet öğretmen ise, Güzelbahçe İl Milli Eğitim Müdürü Öznur Çetin'in de desteğiyle, bir hayvanseverin çalıştığı fabrikada 3 gün okul çıkışlarında çalışarak yürüteç yaptı. Alüminyum galvanizli boruları ısıtarak büken ve nalburdan aldığı parçaları birleştiren Tanrıverdi, Fıstık isimli, arka bacaklarından birini kazada kaybetmiş olan köpeğe ayak oldu. Yürüteç takıldıktan sonra çok daha rahat yürüyebilen Fıstık, öğrencilerin de en sevdiği can dostları oldu. 30 kişilik sınıfın başkanı, doğuştan fiziksel engelli öğrenci Mustafa Emir Özbay ise, Fıstık'la özel bir bağ kurarak, sokak hayvanlarına olan ön yargısından kurtuldu.
'EN GÜÇLÜ BAĞI BEDENSEL ENGELLİ MUSTAFA KURDU'
Projeye geçen sene başladığını anlatan Mehmet Tanrıverdi, şunları söyledi:
"Bu sene proje aktifleşti. Projede fabrika sahibi bir hayvansever fabrikasını bize açtı, makine mühendisi bir arkadaşımız yürütecin çizimlerini yaptı. Kesim, statik denge ve ayarları fabrikaya gidip hazırladık. Malzemeleri alüminyum galvanizli borular bulduk, onları yüksek derecede ısıtıp büktük. Nalburlardan malzeme aldık, öğrencilerim oyuncaklarının tekerleklerini getirdi. Benim en büyük hevesim çocuklarda bir farkındalık yaratmaktı, onlara dokunabilmekti. Bunlar sahipsiz sokak hayvanları, çok acı çekiyorlar. Onların hayatını biraz da olsun kolaylaştırmak istedim. Proje çocukları çok etkiledi, artık resim çizin dediğimde hepsi yürüteçli kedi, köpek çiziyor. Demek ki onlara dokunabilmişiz. Sınıfımızda bir de doğuştan fiziksel engelli özel bir öğrencimiz var. Mustafa akademik anlamda çok başarılı ve akıllı bir çocuk. O da köpekle farklı bir bağ kurdu, Fıstık ona çok alıştı. Mustafa'nın dünyasında bir değişiklik yarattı Fıstık. Ailesi bana çok güzel şeyler söyledi, teşekkür etti."
'BAZEN BENDEN HIZLI YÜRÜYOR, ONUNLA YÜRÜMEYİ SEVİYORUM'
Okulun öğrencilerinden doğuştan fiziksel engeli bulunan Mustafa Emir Özbay ise Fıstık'la çok farklı bir bağ kurduğunu vurgulayarak, "Hayvanları seviyorum. Sokak hayvanlarına çok fazla yaklaşamıyordum, çünkü arabama saldırabileceklerinden korkuyordum. İçten onları çok seviyorum fakat dokunmuyordum. Fıstık'la tanıştıktan sonra bakış açım değişti. O bana saldırmıyor, üstüme çıkmıyor. O yüzden korkmuyorum. Benimle beraber yürüyebiliyor, bunu çok seviyorum. Hatta benden biraz hızlı yürüyor, bazen zinciri elimden kaçıyor. Önceden çok zor yürüyormuş şimdi daha özgür" dedi.
'FISTIK'A YÜRÜTECİ İLK TAKTIĞIMIZDA YÜZÜNDEKİ İFADEDEN MUTLULUĞUNU GÖREBİLİYORDUK'
Güzelbahçe İlçe Milli Eğitim Müdür Öznur Çetin, "Benim zaten köpeklere inanılmaz bir sevgim var. Mehmet hocamın projesini duyunca hemen dahil olmak istedim. İmkansızlıklardan dolayı ara verilmiş olan bir projeydi. Projeyi hızlandırdık, Mehmet hocamla fabrikaya gittik. Orada 2-3 gün boyunca yürüteç üzerinde çalıştık. Köpeğimizde denedik. Yürüteçler normalde çok pahalıya mal oluyor. Biz daha ucuza mal ederek, Türkiye'nin her yerindeki engelli hayvanlarımıza destek vermeye çalışacağız. Tüm hayvanlara yapacağız, çünkü onlar çok değerli varlıklar. Bu canların yürümeye başlaması, onlara bir nebze de olsa umut olmak inanılmaz bir duygu. Fıstık'a yürüteci ilk taktığımızda yüzündeki ifadeden mutluluğunu görebiliyorduk" dedi.
Öğrencilerden Yiğit Yıldız ise, "Bu projeyi yapmamız bence iyi oldu. En azından o hayvan yürüyebiliyor. Ben hayvanları severim. Köpekler de en sevdiğim hayvanlardan biridir. Sakat bir köpeğe umut olduk" şeklinde konuştu.
BERGAMA'DAN SİPARİŞ VAR
Tanrıverdi, Bergama'daki felçli bir köpeğe de aparat yapacağını "Bergama'dan bir ablamız aradı, felçli bir köpeği varmış. Ona üç aşamalı farklı bir sistem yapacağız. Bunun dışında gelecekte, Doğu'da anne babasının kucağında okula götürdüğü fiziksel engelli öğrenciler için de tekerlekli sandalye yapmayı planlıyoruz. Hayırsever vatandaşlarımız da akü bağışlayabilirse, imkanımız olursa o çocukları da sevindirmek istiyoruz" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜKöpekten ve öğrencilerden genel ve detay görüntülerAnonsMehmet Tanrıverdi ile röp.Öznur Çetin ile röp.Mustafa Emir Özbay ile röp.Öğrencilerle röp.
Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Tekin GÜRBULAK/İZMİR,
===============================
Sapanca'da hayvanların kafeste tutulduğu iddiası
Sakarya'nın Sapanca ilçesindeki restoranın bahçesinde, hayvanların kafeste tutulduğu görüntüler, sosyal medyada tepkilere neden oldu. İşletme sahibi Fikret Şahin, sıpa, hindi, kedi, köpek, keçi ve tavus kuşunun gündüz serbest dolaştığını, sadece geceleri başıboş hayvanlara karşı kafeste tutulduğunu öne sürdü.
Mahmudiye Mahallesi'nde, ormanda yer alan ve restoranı olan Sopeli Doğal Yaşam Köyü'nde sıpa, hindi, kedi, köpek, keçi ve tavus kuşunun kafes içindeki görüntüleri sosyal medyada paylaşılınca tepki çekti. Kafesteki hayvanların fotoğraf ve görüntülerini çekip, sosyal medya hesaplarında paylaşanlar, yetkili kuruluşlara yönelik notlar da yazdı.
İŞLETME SAHİBİ: AMACIMIZ VAHŞİ HAYVANLARDAN KORUMAK
İşletme sahibi Fikret Şahin, hayvanların gündüz serbest dolaştığını, sadece geceleri başıboş hayvanlara karşı kafeste tutulduğunu ileri sürdü. Şahin, "Bölge yaban hayatına uygun olduğundan geceleri yırtıcı hayvanlar işletmemizin sınırlarına kadar gelebiliyor. Dolayısıyla burada bulunan hayvanlarımız barınağı olan herkesin bakabileceği sıpa, hindi, kedi, köpek, keçi ve birkaç kuş türünden oluşmaktadır. Bu hayvanlar gündüz işletmemizin çeşitli yerlerinde serbestçe dolaşır, geceleri ise vahşi hayvanlardan korumak amacıyla korunaklı kafeslerine konulur. Ertesi sabah tekrar salınır" dedi.
'EZİYET SÖZ KONUSU DEĞİL'
Hayvanlara eziyetin söz konusu olmadığını kaydeden Fikret Şahin, "Hayvanlarla tesisimize gelen misafirlerimizin çocuklarına, annelerine, babalarına, büyüklerimize ve arkadaşlarımıza hayvan sevgisini yakından ulaştırıyoruz. Bu hayvanlara eziyet etmek, bu hayvanların üzerinden rant sağlamak gibi düşünce söz konusu değildir. Kaldı ki bu hayvanların bakımının üstlenilmesi maddi ve manevi yüktür. Bu kendimizden kaynaklanan hayvan sevgisi ile ilgili bir durumdur. Dolayısıyla bu sevgimizi tesisimize gelen misafirlere aşılamak arzusundayız" diye konuştu.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜİşletmede serbestçe gezinen tavus kuşuMasaların üzerine çıkan ve çimlerde otlayan hindilerOrmanlık alanda gezinen keçiler ve sıpalarİşletmeden genel görüntülerİşletme sahibi Fikret Şahin ile röportaj
HABER-KAMERA: İsa ÇİÇEK/SAPANCA(Sakarya),
Son Dakika › Güncel › DHA YURT BÜLTENİ-4 - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.