Dışişleri Bakanı Fidan, televizyon programında gündemi değerlendirdi Açıklaması - Son Dakika
Son Dakika Logo

Dışişleri Bakanı Fidan, televizyon programında gündemi değerlendirdi Açıklaması

28.03.2026 00:21

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "ABD-İsrail ve İran savaşı 3'üncü haftasındayken, bu 5 yıldır devam eden savaştan (Rusya-Ukrayna Savaşı) daha fazla etkisi oldu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, "ABD-İsrail ve İran savaşı 3'üncü haftasındayken, bu 5 yıldır devam eden savaştan (Rusya-Ukrayna Savaşı) daha fazla etkisi oldu." dedi.

Bakan Fidan, katıldığı A Haber yayınında gündemi değerlendirdi, Haktan Uysal ve Banu El'in sorularını yanıtladı.

İran'ın Hürmüz Boğazı'nı kapatarak stratejik bir üstünlük elde ettiğini belirten Fidan, İran petrolünün yüzde 70 veya 80'inin ihraç edildiği Ada'nın ele geçirilmesi durumunda, ABD'nin de stratejik bir avantaj kazanacağını söyledi.

Fidan, karşı tarafa daha fazla baskı uygulamak ve savaşta stratejik üstünlüğü elde tutmak için bu gibi hamlelerin sürekli yapıldığına işaret ederek, bunun "savaşın doğasında olduğunu" dile getirdi.

Kalıcı etki yaratacak operasyonlar devreye girmeden önce ateşkes ve barış müzakerelerinde ilerleme sağlanmasının önemine dikkati çeken Fidan, bu tür askeri adımların atılması halinde sürecin geri dönüşünün zorlaşabileceği ve müzakere masasındaki dengelerin ciddi şekilde etkilenebileceğini belirtti.

Fidan, tarafların sahadaki güç dengelerine bağlı olarak söylem ve taleplerini yeniden şekillendirdiğini vurgulayarak, "Kim o anda daha büyük kartı elinde tutuyorsa kullandığı dil, ortaya koyduğu şartlar değişiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye'nin siyasi çizgisi

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başbakan olduğu günden itibaren devlet içerisinde sorunları çözmeye yönelik çok farklı yaratıcı yaklaşımlar geliştirdiğinin altını çizen Fidan, bu yaklaşımların ağırlıklı olarak sonuç odaklı olduğunu söyledi.

Fidan, Türkiye'nin coğrafi konumundan dolayı farklı kültürlerle etkileşim halinde olduğunu ve hepsine ilişkin bölgesel analiz, duruş ve eylem geliştirmesi gerektiğini vurgulayarak, "Şimdi bizim durduğumuz yerde, siyasal çizgimiz belli. Türkiye'nin tarihi yolculuğu, bu coğrafyadaki kültürlerle, milletlerle, halklarla kurduğu ilişki belli ve dünyadaki modern olaylardan çıkardığımız dersler ortada. Dünyanın başka yerinde olan yani kalkınma, refah, mutluluk, istikrar, huzur bizim yaşadığımız bölgelerde niye olmasın?" diye konuştu.

Türkiye'nin çevresindeki tüm ülkelerin kendilerine has imkanları, fırsatları, krizleri ve sıkıntıları olduğuna işaret eden Fidan, Türkiye'nin kendisini bunlardan ayıramayacağını dile getirdi.

Fidan, Türkiye'nin siyasal kültüründe dominasyona değil her alanda işbirliğine gittiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

"İşbirliği ve barış çağrısı politikalarımızın kıymet kazanmasındaki en önemli sebep şu; güçlü bir ülkesiniz, bu türden olayları başka araçlar kullanarak yapma imkanınız da var. Diğer ülkelerin olduğu gibi. Kaba güç ve daha hilekar yollar, daha örtülü faaliyetlerle...Ama biz bunu istemiyoruz. Daha açık, daha şeffaf, herkesin faydasına olacak. Herkesin gönüllü katılımıyla. Çünkü açıkçası baktığınız zaman, bölgemizdeki ülkelerin hepsi kendi menfaatlerini düşünmek zorundalar."

Hem kendisinin hem de Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bölgedeki diğer aktörleri uzun süredir tanıyor olmasının önemine işaret eden Fidan, şu ifadeleri kullandı:

"Bu devamlılık, bölge liderlerinin Cumhurbaşkanımızı yıllardır tanıyor oluşu, orada oluşan güven, istikrar, bu gerçekten ulusal ilişkilere çok fazla etki eden bir faktör. İnsanların gelip sözünü dinlediği, güven duyduğu, tırnak içinde 'racon kesmesini istediği' veya 'Reis, sen bize söyle' dediği, ben bunları yüzlerce kez duydum, 'siz ne derseniz biz onu yapacağız' diye çok gelindiği, ülkelerin tabii ki adını vermek doğru olmaz, yani bu Afrika'dan olur, başka bir yerden olur, oradan olur. Cumhurbaşkanımız da gerçekten büyük bir mütevazilikle bu sorunlara vukufiyetle eğilerek çözme iradesi her zaman göstermiştir ve bu da Türkiye'yi bölgede güvenilir ve istikrarlı bir aktör yapmıştır. Eğer görseler ki, biz belli olayları kendi lehimize eğip büküyoruz, buradan ucuz çıkarlar veya sürekli suistimaller peşindeyiz, halkları birbirine kırdırma, mezhep savaşı çıkartma, etnik savaş çıkartma peşindeyiz veya birini diğerine tercih edip öbürünü ezme peşindeyiz, bu politikaların hiçbiri başarılı olmazdı. Yani sözümüz neyse, amelimiz de yıllardır o."

Türkiye, Filistin konusunda tek ses

Türkiye'deki tüm siyasi partilerin, Gazze ve Filistin konusunda aynı görüşü paylaştığını belirten Fidan, "Türkiye'de her konuda bir görüş ayrılığı, ihtilaf olabilir ama gerçekten insanın gurur duyduğu bir manzara. Bütün renklerden siyasi partilerin hepsi bu konuda tek bir ses oluyorlar." dedi.

Fidan, demokraside eleştiri yapılması gerektiğini vurgulayarak, "Muhalefetin aslında eleştiri dışında bir silahı olmayabiliyor haklı olarak. Onu da nitelikli yapıldığı zaman başımızın üstünde yeri var. Ama benim söylediğim bir cümlenin yarısını alıp, yarısını kesip diğerine bakmadan muhalefet yapanların...Bu, başka bir konu. Bu oluyor dediğim gibi ama genel itibarıyla ben hem Filistin meselesinde hem bölgesel diğer konularda ortak duruş olduğunu görüyorum. Bu bize daha fazla mesuliyet veriyor." ifadelerini kullandı.

Riyad'daki toplantıda da bu durumu dile getirdiğini aktaran Fidan, "Yani bizim milletimiz, İsrail'in ortaya çıkardığı fitnenin büyüklüğü karşısında çok ciddi bir duruş içerisinde. Aynı zamanda Pakistanlılar da var. Yani burada siz, eğer bir duruşa geçecekseniz, bunu Müslüman kamuoyuna çok ciddi anlatmanız, ikna etmeniz, kazanmanız lazım." dedi.

Fidan, Türkiye'nin bu konuda hemfikir olmasından memnuniyet duyduğuna işaret ederek, "Umarım Türkiye, hayati birçok konuda bu birlikteliği yakalar. Güzel olan şey, fikir birlikteliğimiz var. Biraz da eylem birlikteliğine, anlayış birlikteliğine gidersek daha fazla etki üreteceğiz diye düşünüyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Gazze gündemi

Fidan, Barış Kurulu kapsamındaki Komite'nin Gazze konulu çevrim içi toplantısına katıldığı bilgisini paylaşarak, atılacak adımları görüştüklerini bildirdi.

İnsani yardımlar, barınma ve sınır kapıları gibi konulara ilişkin bazı hususların hayata geçmesi gerektiğini vurgulayan Fidan, Gazze'nin hiçbir zaman Türkiye'nin gündeminden düşmediğini kaydetti.

Fidan, "Bizim için Gazze'deki bir numaralı tehlike Gazze'nin insansızlaştırılması, Filistinsizleştirilmesi." diyerek, bunun önüne geçmek için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarının altını çizdi.

İsrail'in "Hizbullah ile savaşma" adı altında Lübnan'da düzenlediği saldırılarla bölgesel yayılmacı politikalarını sürdürdüğüne değinen Fidan, uluslararası kamuoyunun Lübnan'da yaşananlara dikkatini vermesi gerektiğini kaydetti.

Fidan, Lübnan ve Gazze konusuna ilgi gösteren Suudi Arabistan, Katar, Umman ve Ürdün gibi ülkelerin kendilerini "başka bir ateşin içinde" bulduğunu dile getirerek, Körfez bölgesindeki ülkeleri, "İsrail'in işini kolaylaştıracak konulara girmemesi" ve kriz alanlarını dikkatinden kaçırmaması konusunda uyardığını aktardı.

Bir Dürzi liderin, Türk Büyükelçi'yle temasa geçerek Suriye'ye geri dönen Dürzilere Türkiye'nin konteyner göndererek yardım etmesi konusunda talepte bulunduğunu açıklayan Fidan, bu konuda çalışmaları olduğu bilgisini verdi.

Avrupa ülkelerinin tutumu

Fidan, Avrupalıların İsrail'in Gazze'den itibaren başlayarak bölgede yürüttüğü politikaların küresel krizlere yol açtığını tecrübe ettiğini dile getirerek, "Gazze'deki soykırımın Avrupa başkentlerinde nasıl bir sosyal kırılmaya yol açtığını, fay hatlarını harekete geçirdiğini, siyaset üzerinde etki oluşturduğunu gördüler. İran'da devam eden operasyonların, savaşın, Hürmüz Boğazı'nın kapanmasının nasıl bir enerji maliyetine dönüştüğünü gördüler." diye konuştu.

"ABD-İsrail ve İran savaşı 3'üncü haftasındayken, bu 5 yıldır devam eden savaştan (Rusya-Ukrayna Savaşı) daha fazla etkisi oldu." diyen Fidan, enerji piyasasındaki sorunlar ve ticari konuların bu duruma etkisine işaret etti."

Fidan, İsrail'in eylemlerinin tüm dünyayı etkilediğine dikkati çekerek, "Bu Siyonist şebekenin bir noktada azgınlığının küresel bir birliktelikle durdurulması gerekiyor." dedi.

Bölgedeki mezhepler arası çatışma riski

Irak'ta Haşdi Şabi'nin bazı unsurlarının, İran'ın yanında savaşa girme konusunda tavır aldığını belirten Fidan, "Tabii savaşa girdiğiniz zaman da mukabele ediliyorsunuz. Dolayısıyla İsrail ve Amerika'nın hedefi olmuş durumdalar. Böyle bir karşılıklı şey var. Özellikle Irak'a komşu Arap ülkelerine atılan füzelerin çoğu buralardan atılıyor. İnşallah burada bir an önce ateşkes ilan edilir de Irak'taki bu sıçrama daha fazla olmaz." ifadelerini kullandı.

Fidan, mezhep savaşlarının artık geçmişte kalması gerektiğini, Amerikalı, Kürt, Arap ve İranlı liderlerin yanı sıra Haşdi Şabi liderleriyle temas ederek savaşın yayılmasını önlemeye çalıştıklarını anlattı.

Türkiye'nin bölgedeki hedefinin savaş öncesi ile aynı olduğunu vurgulayan Fidan, işbirliğinin önemine dikkati çekti.

Fidan, bölgesel hedeflerle ilgili şunları kaydetti:

"Şimdi biz, İran'ın Körfez'de, Körfez'in kendi içerisinde, Türkiye'nin, Pakistan'ın ve Mısır'ın da yer aldığı büyük bir coğrafyada aslında bir işbirliği, bir güvenlik havzasının, bir istikrar havzasının olabileceğine yürekten inanıyoruz. Bunun imkanları mevcut. Bunun olması durumunda ortaya çıkacak birliktelik muazzam bir ekonomik güç üretecek, siyasi güç üretecek ve askeri yeterlilik üretecek. Enerji altyapıları, market genişliği, coğrafi genişlik, çeşitlilik inanılmaz olacak. Hem kendi bölgesel istikrarımızın hem de küresel istikrarının katkısına muazzam bir destek vermiş olacağız. Buna biz aslında, şu anda uzak gözüküyoruz ama bir o kadar da yakınız. Olmaması için hiçbir sebep yok."

Kaynak: AA

Son Dakika Güncel Dışişleri Bakanı Fidan, televizyon programında gündemi değerlendirdi Açıklaması - Son Dakika


Advertisement