Haber: Zuhal ÇİLOĞLAN
(İSTANBUL) - İBB Davası'nın 60'ıncı gününde savunmasına devam eden tutuklu sanık Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, firari sanık Emrah Bağdatlı'nın "örgütün kasası", "gayriresmi ortak", "organizasyonun merkezindeki isim" olarak gösterildiğini ifade ederek, MASAK ve BDDK raporlarının bu iddiaları doğrulamadığını savundu. Ongun, "Topladım, karşıma 34 milyon liralık mal varlığı çıktı. Yaklaşık 700 bin dolar. Milyarlarca liralık ihaleleri organize ettiği söylenen, onlarca firmanın gayriresmi sahibi olduğu iddia edilen, medyayı ve trolleri fonladığı ileri sürülen Emrah Bağdatlı'nın toplam mal varlığı bu" dedi.
CHP'nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da arasında bulunduğu 59'u tutuklu, 414 sanıklı İBB Davası İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nin 1 No'lu Duruşma Salonu'nda görülüyor. Duruşmada dün savunmasına başlayan Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun'un dinlenmesine devam edildi.
Ongun, savunmasında sanıklardan Emrah Bağdatlı'ya ilişkin suçlamalara değindi. Bağdatlı'nın kendi şirketleri ve bağlantılı firmalar üzerinden elde ettiği gelirlerin dosyada abartıldığını savunan Ongun, BDDK raporuna göre Bağdatlı'nın 5 yılda toplam 10 milyon liralık iş yaptığını anlattı.
Bağdatlı'nın kişiliğine ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Ongun, "Emrah abartmayı çok seven bir çocuktur. Bana bir şey anlatırken 'Abi sana bir şey anlatıyorum ama benim abartma payımı düş, öyle anla' der" dedi ve bazı tanık anlatımlarının da bu abartılı sohbetlerden beslendiğini savundu.
İtirafçı Orçun Yılmaz'ın ifadelerine değinen Ongun, "Orçun'un anlattığına göre Emrah aynı anda özel uçak alıyor, gemi alıp armatör oluyor, yurt dışında hara alıp at işine giriyor, bir yandan da lahmacuncu açıyor. Bunların hepsi aynı anda. Emrah anlatmıştır, buna adım kadar eminim. Ama bunları ciddiye almak bana komik geliyor" dedi.
Ongun, iddianamede Emrah Bağdatlı'nın adının geçtiği sayıya dikkati çekerek, bu durumu "orantısız" bulduğunu söyledi. "30 iştirak şirketinden sorumlu olduğu iddia edilen Ertan Yıldız'ın adı iddianamede 1455 kez geçiyor. Adem Soytekin 999 kez, Murat Gülibrahimoğlu 900 kez geçiyor. Emrah Bağdatlı ise 2 bin 915 kez geçiyor. İki tane Ertan Yıldız bir Emrah Bağdatlı ediyor. Allah aşkına böyle bir saçmalık olabilir mi?" ifadelerini kullandı.
Bağdatlı'nın 2020 öncesinde de varlıklı ve aktif bir iş hayatı olduğunu savunan Ongun, Orçun Yılmaz'ın, "Emrah'la 2020'de samimi oldum. Son derece lüks ve şatafatlı bir hayatı vardı. Hemen her akşam pahalı restoranlarda arkadaşlarıyla yemek yerdi" sözlerini aktardı.
Bir başka tanık Adnan Bıçakçı'nın ise "Emrah'ı 15 yıldır tanırım. Kıbrıs'ta kumarhanede tanıştık. Dostluğumuz yurt dışı seyahatleri ve kumar üzerine gelişti" dediğini anlatan Ongun, "Bu ifadeler ve MASAK kayıtları gösteriyor ki Emrah zaten Porsche, Range Rover gibi araçlara sahip, iş yapan, para kazanan biri. Yani ağaç kovuğundan çıkmadı" diye konuştu.
Bağdatlı hakkında iddianamede yer alan suçlamaları okuyan Ongun, savcılığın çizdiği portrenin gerçek dışı olduğunu söyledi.
İddianamedeki suçlamaları tek tek sıralayan Ongun, Bağdatlı'nın "Murat Ongun'un kasası", "Kültür ve Medya AŞ yöneticilerine talimat veren kişi", "işe alımlara karar veren kişi", "ihaleleri yöneten kişi", "rüşvet görüşmelerini yürüten kişi", "trolleri ve medyayı fonlayan kişi" olarak tarif edildiğini belirtti.
Ongun, "İnanın Emrah bile kendisini savcılar kadar abartamazdı" dedi.
Bağdatlı ile 25 yıldır tanıştıklarını bildiren Ongun, "Bir tane banka transferi, bir tane para hareketi gösterebilirler mi? Yok. Ben bütün arkadaşlık ilişkilerini para, ihale ve ticaret üzerinden okuyan zihniyeti anlamıyorum. İki insan dost olamaz mı?" ifadelerini kullandı.
Ongun, Emrah Bağdatlı hakkında hazırlanan iki ayrı MASAK raporuna dayanarak, Bağdatlı'nın aktif iki tapusu bulunduğunu belirtti. Bunlardan birinin Acıbadem'de 1 artı 1 mesken, diğerinin ise İğneada'da bir köyde 60 metrekare dubleks ev olduğunu ifade eden Ongun, Bağdatlı'nın altı aracı bulunduğunu ancak bunların toplam değerinin yaklaşık 8,5 milyon lira olarak hesaplandığını, bir de 6,5 milyon lira değerinde teknesi olduğunu anlattı.
Ongun, "Topladım, karşıma 34 milyon liralık mal varlığı çıktı. Yaklaşık 700 bin dolar. Milyarlarca liralık ihaleleri organize ettiği söylenen, onlarca firmanın gayriresmi sahibi olduğu iddia edilen, medyayı ve trolleri fonladığı ileri sürülen Emrah Bağdatlı'nın toplam mal varlığı bu" dedi.
Ongun, dosyada adı geçen diğer sanıkların mal varlıklarını da örnek göstererek iddianamedeki suçlamalarla ekonomik veriler arasında uyumsuzluk bulunduğunu savundu.
Barış Kılıç'ın aracı olmadığını, yalnızca krediyle alınmış bir konutu bulunduğunu söyleyen Ongun, "Kültür AŞ'nin 7 aracını Barış Kılıç'ın mal varlığı gibi yazmışlar" dedi.
Özge Bağdatlı'nın tapusu bulunmadığını, yalnızca 2012 model aracı olduğunu belirten Ongun, OMR sahibi Ömür Yılmaz'ın da adına kayıtlı tapusu bulunmadığını aktardı.
Murat Ongun, "Büyük vurguncu dedikleri insanların mal varlığı ortada. Buna karşılık bir gecede şirket kurup 5 ayda 600 milyon liralık iş alanlar var" diye konuştu.
İddianamedeki iki ihalenin alt yüklenici süreçlerinin kendi tutukluluğu sonrasına denk geldiğini söyleyen Ongun, "Ben 19 Mart 2025'te gözaltına alındım ve cezaevine girdim. Buna rağmen savcılık bu ihaleler üzerinden oluştuğunu iddia ettiği 130 milyon ve 204 milyon liralık kamu zararını bize yazdı. Biz cezaevindeyken gerçekleşen süreçten nasıl sorumlu tutuluyoruz?" diye sordu.
Ongun, savunmasının sonunda eylem 13 kapsamında yöneltilen suçlamalara geçti.
İstanbul Senin ve İBB Hane projelerine ilişkin bugüne kadar 14 tutuklu sanığın dinlendiğini hatırlatan Ongun, bu kişilerin hiçbirinin kendi adını anmadığını çünkü bu konularla ilgisi bulunmadığını söyledi.
Ongun, İstanbul Senin projesinde kendi rolünün yalnızca uygulamanın tanıtımıyla sınırlı olduğunu savundu ve "2022-2024 arasındaki süreçte sorumlu kişi Ertan Yıldız'dı. Madem öyle, Ertan Yıldız neden sanık değil?" diye sordu.
Savcılığın veri sızıntısı iddiasına ilişkin çok ağır isnatlarda bulunduğunu söyleyen Ongun, iddianamedeki, "Vatandaşların verilerini hukuka aykırı şekilde toplama ve işleme, verileri siyasi manipülasyon amacıyla kullanma, İBB verilerini Ekrem İmamoğlu lehine yönlendirme, kişisel verilerin darkweb'de satılmasına, verilerin yurt dışına gönderilmesine, 11 milyon vatandaşımızın sandık verilerini çalıp İBB Hane isimli uygulamaya işledikleri, soruşturma dosyası kapsamında şüpheli Erol Naim Özgüner ile irtibatlı olduğu tespit edilen Çekino Savunma Elektrik ve Bilişim AŞ'ye sızdırdıkları anlaşılmıştır" kısmını okudu.
Ongun, şöyle devam etti:
"Özet, her şeyi Çekino AŞ'ye sızdırmışız. Vay be. Bu bir demeç değil, yorum değil. Savcılarımız bunu iddianameye yazıyor. Böyle ağır bir iddia varsa doğal olarak soruşturmanın merkezinde Çekino olması gerekir. Peki Çekino firmasının sahibi ya da bilişim yetkilileri ifadeye çağrılmış mı? Hayır. Normalde ne olur? Şirket basılır, serverlara el konulur, bilişim uzmanları sorgulanır, şirket yöneticileri gözaltına alınır. İnandırıcı bulunmazsa başka yöntemler devreye girer. Ama burada bunların hiçbiri yok."
Hüsnü Can Şen'i Çekino yetkilisi gibi göstermişler. Okuyun ifadesini; Çekino'nun yetkilisi değil, alt taşeron firma sahibi. Şunları biz yapıp Çekino'ya sızdırdıysak, Çekino nerede? Çekino'dan çekinen mi var? Savcılarımız merak etmeyince ben merak ediyorum. Küçücük hücremden imkanlar ölçüsünde araştırma yapıyorum."
Çekino'nun Ankara merkezli, savunma sanayi alanında faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, şirketin arkasında çok güçlü bir ismin bulunduğunun konuşulduğunu ifade eden Ongun, "Bir isim zikrediliyor ama bunu şayia düzeyinde duyduğum için burada telaffuz etmeyeceğim. İspatlayamayacağım şeyi konuşmam. 20 yaşındaki kız çocuğu burada yattı, aylarca cezaevinde kaldı. Burada titredi. Hepimiz gördük. Ama bu kadar ağır suçlamanın merkezindeki şirkete dokunulmadı" dedi.
İddianamedeki Eylem 16'nın Ekrem İmamoğlu'na ait eski bir telefonun saklandığı iddiasıyla ilgili olduğunu hatırlatan Ongun, bu dosyada Kadriye Kasapoğlu, Burcu Ciner ve Melih Geçek'in suçlandığını söyledi. İddianamede, "Kadriye Kasapoğlu'nun örgütün gizlilik unsuru kapsamında hareket edip, delillerin ele geçirilmesini engellemek amacıyla örgüt liderinin gayrimeşru işlerinde kullandığı değerlendirilen telefonu teslim etmediği, saklanması için gönderdiği, bu suretle örgütsel bağlılık sergilediği ve suç delillerini gizlediği anlaşılmıştır" suçlamasını nakleden Ongun, bu suçlamaların Burcu Ciner ve Melih Geçek'e de yöneltildiğini belirtti.
Kadriye Kasapoğlu'nun yaklaşık bir yıl tutuklu kaldığını, Melih Geçek'in ise halen tutuklu olduğunu anımsatan Ongun, tek bir telefonun dosyada çok ağır sonuçlar doğurduğunu ifade etti.
Ongun, Eylem 18'de ise Ertan Yıldız'ın şoförü ve itirafçı Bayram Yıldırım'ın ifadeleri üzerinden dört şoförün yedi ay tutuklu kaldığını söyledi.
Bayram Yıldırım'ın ifadesine göre, Fatih Keleş'in Florya'daki konutuna araçlarla yemek sepetleri getirildiği ve bu sepetlerde para taşındığı iddiasını hatırlatan Ongun, bu iddiaların yalnızca bir beyana dayandığını vurguladı. Ongun, "Bayram bunu söyledi. Dört şoför de 'Böyle bir şey yok' dedi. Ama bir Bayram, dört şoförü tutuklatmaya yetti" dedi.
Bayram Yıldırım'ın bir başka iddiası üzerine cep telefonları ve tabletlerin rüşvet sayıldığını anlatan Ongun, ancak bunları verdiği söylenen Fatih Türk'e soru sorulmadığını bildirdi.
Duruşmada Ongun'un savunmasının alınmasına devam ediliyor.
Son Dakika › Güncel › Ongun: Bağdatlı'nın mal varlığı sadece 700 bin dolar - Son Dakika
Masaüstü bildirimlerimize izin vererek en son haberleri, analizleri ve derinlemesine içerikleri hemen öğrenin.
Sizin düşünceleriniz neler ?